Westeros’un Gizli Kodları 2 : Tarihsel Paralellikler

Hisar | Buz ve Ateşin Şarkısı evreni hakkında arşivlik bilgi paylaşımlarını burada yapabilirsiniz. Alt bölümlerde yer almayan konular hakkında ana bölümde(hisar) başlıklar açabilirsiniz.
Aenar Targaryen 8 Yorum 377 Okunma 0/5 - 0 oy
Konuyu Oyla:
#1
Westeros’un Gizli KodlarI 2: Tarihsel Paralellikler

Sevgili ASOIAF severler, hepinize selamlar! Geçen haftalarda daha çok evrenin coğrafyası hakkında konuştuğum "Westeros’un Gizli Kodları" yazımın ikinci partını okumaktasınız. Özellikle Avrupa tarihini okumuş olanlarımız fark edecektir ki Martin; pek çok farklı kaynaktan ilham aldığı gibi, tarihten de birçok ilham almış ve bunları serisinde kullanmıştır. Kendim görebildiğim paralellikleri sizlerin de görmesi amacıyla bu yazıyı yazma kararı aldım finale ise iki küçük kuram ekledim ve işte huzurlarınızda: Westeros’un Gizli Kodları - Tarihsel Paralellikler.
Hisar Hisar

Martin’in Karakterleri ve Tarih Sahnesinin Aktörleri
Nasıl resim çizerken başka bir resmi referans alıp ona göre çizim yaparsak, Martin de karakterlerini yazarken tarihi figürleri referans almış gibi görünüyor. Bu başlıkta karakterleri ve onların referans alındığı tarihsel figürleri işleyeceğiz.

Westeros’un Doğuşu: Fatih Aegon ve Norman Fatih William
George R.R. Martin’in Buz ve Ateşin Şarkısı evrenini kurgularken tarihin tozlu sayfalarından, özellikle de 1066 yılındaki Norman Fethi’nden ilham aldığını duymuşsunuzdur. Martin; fethin en kilit iki figürü olan Fatih William ve üvey kardeşi Odo’yu, Yedi Krallık'ın kurucusu Fatih Aegon Targaryen ve Orys Baratheon olarak adeta yeniden canlandırmıştır.

I. İki Fatih: Aegon Targaryen ve I. William
Westeros takviminin "Fetih Öncesi" ve "Fetih Sonrası" (F.Ö. / F.S.) olarak ikiye ayrılması, İngiliz tarihinin "1066 öncesi ve sonrası" olarak keskin bir çizgiyle bölünmesine dayanır.
Yabancı Bir Gücün İstilası: Tıpkı William’ın bir "Norman" (Viking soyundan gelen Fransızlaşmış bir dük) olarak denizi geçip Anglo-Sakson İngiltere’sine ayak basması gibi; Aegon da kadim Valyria’nın son varisi olarak Ejderha Kayası’ndan yola çıkmış ve Westeros için tamamen "yabancı" bir fatih olarak karaya çıkmıştır.

Parçalanmışlığı Bitirmek: William gelmeden önce İngiltere rakip kontluklar arasındaydı; Aegon geldiğinde ise Westeros birbirini boğazlayan "Yedi Krallık"tan ibaretti. Her iki lider de bu kaosu merkezi bir otorite ve tek bir taht altında birleştirmeyi başardı.

Askeri Üstünlük ve Teknoloji: William’ın zaferini sağlayan şey, Anglo-Saksonların yaya savaş taktiklerine karşı durdurulamaz olan ağır zırhlı Norman süvarileriydi ki dönemin Avrupa'sında at ile savaşmak pahalı bir şeydi. Aegon’un elinde ise dönemin "nükleer silahı" sayılan ejderhalar (Balerion, Meraxes, Vhagar) vardı. Ateş Tarlası, teknik olarak Hastings Muharebesi’nin fantastik bir izdüşümüdür.

Sembolik Başkentler: William, fethini kalıcı kılmak için Londra’da Tower of London’ı inşa ettirirken; Aegon, ilk karaya çıktığı yere Kralın Şehri’ni kurmuş ve düşmanlarının kılıçlarından Demir Taht’ı dövdürmüştür.

II. Gölgedeki Güç: Orys Baratheon ve Odo of Bayeux
Bir fethin başarısı, hükümdarın arkasındaki "sağ kol"un sadakati ve gücüyle ölçülür. Martin, tarihteki en güçlü ikinci adam figürlerinden biri olan Odo of Bayeux’yu, Orys Baratheon karakterinde kusursuzca işlemiştir.

Gayrimeşru Kardeşlik Bağı: Odo, Fatih William’ın anne bir, baba ayrı üvey kardeşiydi. Orys Baratheon’un ise Aegon’un gayrimeşru kardeşi olduğu tüm Westeros’ta konuşulan, kanıtlanmasa da herkesçe kabul gören bir sırdır. Yalnız tarihte piç olduğu söylenen kişi Odo değil William'dır; bizim serimizde ise piç olan karakter Orys'tir. Bu kan bağı, hükümdarın bu isimlere duyduğu sınırsız güvenin temelidir.

Savaş Alanındaki Dehşet: Odo, ünlü Bayeux İşlemesi’nde askerlerini topuzuyla yönetirken (kendisi bir din adamı olduğu için kan döken bir kılıç kullanması yasak, bu yüzden topuz kullanır) tasvir edilir. Orys Baratheon ise "Son Fırtına" savaşında Fırtına Kralı Argilac’ı teke tekte devirerek rüştünü ispatlamıştır. Her iki isim de ordunun en kritik kanatlarını komuta eden, savaşçı ruhlu liderlerdir.

Yeni Hanedanların Temeli: William, fetihten sonra Odo’yu Kent Kontu yaparak devasa topraklarla ödüllendirmiştir. Aegon ise Orys’e, devirdiği Durrandonların kalesi olan Fırtına Burnu’nu vermiş; Orys burada eski kralların armasını ve sözlerini devralarak Baratheon Hanedanı’nı kurmuştur.
Tarihin İlk "Kral Eli": William Normandiya’ya gittiğinde İngiltere’yi Odo’ya emanet ederdi. Bizler ise Orys'i ilk kral eli olarak kabul ederiz.

Tyrell Hanedanı ve Tyrrell Hanedanı?

Evet, Martin Tyrell hanedanını tarihteki Tyrrell hanedanından ilham almış görünüyor.  Tarihteki Tyrrell hanesi, William'ın fethinde onun tarafında olmuş, fetih sonrası mevki ve toprak sahibi olmuşlardır. Bizim Tyrell hanemiz ise Aegon, Gardener ailesinin soyunu kuruttuğunda Highgarden kalesinin kâhyası olan bu aile kapıları Aegon için açmış ve ona diz çökmüştür. Aegon sadakatleri karşılığı onlara büyük bir ödül vermiştir. Peki, paralellikler burada bitti mi? Hayır elbette. Tarihteki Tyrrellerin üzerinde bir de kral katili lekesi vardır; aynı bizim Tyrelller gibi. 1100 yılında Walter Tyrrell’in fırlattığı iddia edilen ok bir geyikten sekerek Kral II. William’a (Fatih William’ın oğlu) isabet etmiştir; bizim Tyrellerimiz ise Joffrey Baratheon’u zehirlemiştir.


Zalim Maegor ve VIII. Henry: Tahtın ve İnancın Cellatları
Westeros tarihinde Maegor I ne kadar korkutucu ve acımasızsa; İngiliz tarihinde VIII. Henry de o kadar sarsıcı bir figürdür. Bu iki hükümdarı birbirine bağlayan üç ana sütun vardır:

Kilise ile Savaş ve Mutlak Otorite: Her iki kral da kendi otoritelerinin üzerinde hiçbir güç tanımamıştır.
Maegor: "İnanç Militanları" ile yıllarca süren kanlı bir savaşa girdi. Septleri yaktı, dindarları kılıçtan geçirdi ve ejderhası Balerion ile dini otoriteyi tamamen ezmeye çalıştı.
VIII. Henry: Boşanma isteğine karşı çıkan Katolik Kilisesi ile bağlarını tamamen kopardı. Kendisini "İngiltere Kilisesi'nin Yüce Başkanı" ilan etti. Manastırları yağmaladı ve kendisine itaat etmeyen din adamlarını idam ettirdi.

Vâris Takıntısı ve Çok Sayıda Eş: Maegor’un "Kara Gelinler" olarak bilinen çok sayıda eşi vardı ve tek amacı sağlıklı bir erkek vâris bulmaktı. Ancak doğan çocukları hep "canavarca" veya ölü doğdu. VIII. Henry de aynı kaderi paylaştı; altı kez evlendi, eşlerinden ikisini (Anne Boleyn ve Catherine Howard) idam ettirdi ve bir erkek vâris bulmak için krallığı altüst etti.

Fiziksel Heybet ve Değişim: Gençliklerinde her ikisi de uzun boylu, yakışıklı ve yetenekli savaşçılardı. Ancak zamanla her ikisi de paranoya ve öfke nöbetlerine hapsolmuş, çevrelerine dehşet saçan devasa, korkutucu figürlere dönüştüler.

Akraba Katilliği: Maegor’un yeğenleri ile yaptığı savaşlar malumunuzdur. Kral Henry, Maegor’dan aşağı kalır mı? Tabii ki hayır; kendisi de akrabalarını siyasetten tasfiye etmiş, uzak kuzenlerini bile idam ettirmiştir.

Arabulucu Jaehaerys: Altın Çağ’ın Mimarı ve Tarihsel İzdüşümleri
Zalim Maegor’un bıraktığı enkazın ardından tahta çıkan Jaehaerys I, 55 yıllık saltanatı boyunca Westeros’u yalnız kılıçla değil, akılla da yönetmiştir. Martin, bu karakteri kurgularken tarihin en başarılı "kurumsallaşma" dönemlerinden ilham almıştır.

Roma’nın Barışı: İmparator Augustus (Pax Romana)
Jaehaerys’in en büyük benzerliği Roma İmparatorluğu'nun ilk imparatoru olan Augustus’tur.

Yolların İnşası: Augustus, imparatorluğun her yerine devasa bir yol ağı kurdurmuştu. Jaehaerys de Westeros’un yedi krallığını birbirine bağlayan Kralyolu ve diğer büyük ana yolların inşasını başlatmıştır.

Pax Jaehaerysia: Tıpkı Augustus’un 200 yıl sürecek barış dönemini (Pax Romana) başlatması gibi, Jaehaerys de iç savaşları bitirmiş ve halkın "Ejderhaların Barışı" dediği refah dönemini kurmuştur.

Hukuk Reformu: I. Justinianus ve I. Edward
Jaehaerys, Westeros’un parça parça olan yasalarını birleştirip bir düzene koymuştur.

Yasal Birleşme: Bu yönüyle Roma hukukunu sistemleştiren Bizans İmparatoru Justinianus’a ve İngiliz ortak hukukunun temellerini atan I. Edward’a benzer. Yerel derebeylerin keyfi yasaları yerine, tüm kıtada geçerli olan merkezi bir hukuk sistemi getirmiştir.

Elizabeth Dönemi ve Kraliçe Alysanne (The Good Queen)
Jaehaerys’in saltanatı, İngiltere’nin Altın Çağı (Elizabethan Era) ile büyük benzerlikler taşır. Ancak burada en kritik figür, kralın eşi Kraliçe Alysanne’dir.

Alysanne Targaryen: Jaehaerys ve Alysanne, ejderhalarıyla tüm diyarı dolaşıp yerel lordların sorunlarını dinlerlerdi. Bu, halkın sevgisini kazanan ve "Halkın Kraliçesi" olan güçlü kadın figürlerini (I. Elizabeth veya Kraliçe Victoria gibi) anımsatır.

Bilgelik ve Diplomasi: Kral Süleyman
Jaehaerys, sadece bir savaşçı değil, aynı zamanda bir arabulucudur. Dini otoritelerle Maegor gibi savaşmak yerine onlarla anlaşmış, ejderha gücünü masada bir koz olarak kullanmıştır. Bu bilge ama güçlü kral imajının, tarih ve mitolojideki Kral Süleyman arketipiyle örtüştüğünü düşünüyorum.

II. Charles ve IV. Aegon: Şehvetin Gölgesindeki Krallıklar
Tarihçiler II. Charles’ı "Merry Monarch" (Neşeli Hükümdar) olarak anar; Hisar’ın üstatları ise IV. Aegon’u "Unworthy" (Değersiz) unvanıyla tarihe kaydetmiştir. İkisini birbirine bağlayan temel unsur; devlet işlerinden ziyade kişisel zevklerine olan düşkünlükleri ve bu zevklerin doğurduğu "piç çocuklar" krizidir.

Saray Hayatı ve Ahlaki Çöküş
II. Charles: Püriten baskı döneminden sonra tahta çıkan Charles, sarayını tiyatrolar, partiler ve sayısız metresle doldurdu. Onun dönemi, İngiliz sarayının en "serbest" ve skandallarla dolu dönemiydi.

IV. Aegon: Aegon da benzer şekilde, krallığın hazinesini metreslerine ve anlamsız zevklerine harcadı. Erdemli bir kral olmaktansa, arzularının kölesi olmayı tercih etti.

"Resmen Kabul Edilen" Piçler ve Meşruiyet Sorunu
Bu iki kralın en büyük ortak noktası, evlilik dışı çocuklarına duydukları aşırı (ve tehlikeli) ilgidir.
II. Charles: Charles’ın meşru bir varisi yoktu, ancak en az 12 gayrimeşru çocuğunu resmen tanıdı ve onlara dükalık unvanları verdi. En sevdiği piç oğlu Monmouth Dükü James, tıpkı Daemon Blackfyre gibi yakışıklı, savaşçı ve halk tarafından çok sevilen bir figürdü.

IV. Aegon: Aegon, ölmeden hemen önce tüm piçlerini (Great Bastards) meşrulaştırarak tarihin en büyük kaosuna imza attı. Bu hamle, krallığı meşru varis Daeron ile karizmatik piç Daemon Blackfyre arasında ikiye böldü.

Ölüm Sonrası Çıkan İsyanlar: Monmouth ve Blackfyre
Benzerlik sadece karakterlerle sınırlı kalmaz, arkalarında bıraktıkları yıkım da paralellik gösterir:
Monmouth İsyanı: II. Charles öldüğünde, yerine Katolik kardeşi II. James geçti. Ancak Charles'ın piç oğlu Monmouth Dükü, amcasına karşı isyan ederek tahtın kendisine ait olduğunu iddia etti. Bu isyan kanlı bir şekilde bastırıldı ve Monmouth idam edildi.

Blackfyre İsyanları: IV. Aegon öldüğünde, yerine oğlu II. Daeron geçti. Ancak Aegon’un meşrulaştırdığı piç oğlu Daemon Blackfyre, üvey kardeşine karşı "Blackfyre İsyanı"nı başlattı. Daemon, babasının kendisine kralların kılıcı Blackfyre'ı vermesini, kendisinin "Gerçek Varis" olduğunun kanıtı olarak sundu. Sonucunda ise öldürülmüştür.

Kutsanmış Baelor ve Tarihin Dindar Kralları

İngiltere Kralı III. Henry
Baelor’un King’s Landing’in silüetini değiştiren devasa Baelor Septi’ni inşa ettirmesi, tarihteki III. Henry’nin (1216-1272) Westminster Abbey tutkusuyla birebir örtüşür.
İnanç İçin Hazineyi Boşaltmak: III. Henry, Westminster Abbey’i İngiltere’nin en görkemli dini merkezi yapmak için krallığın tüm kaynaklarını seferber etmişti. Baelor da benzer şekilde, halkın karnını doyurmak yerine devasa heykeller ve kristal camlı septler inşa ettirerek krallığın bütçesini "ruhani bir görkem" için harcamıştır.

Ayin Bağımlılığı: III. Henry o kadar dindardı ki, devlet işlerini görüşmesi gereken konsey toplantılarını yarıda kesip günde üç-dört kez ayine katılırdı. Baelor’un da Sept’e kapanıp günlerce dua etmesi, rasyonel yönetimi dini ritüellere feda eden bu kral tipiyle aynıdır.

"Kral Değil Keşiş": Fransa Kralı VII. Louis

Baelor’un dünyevi zevklerden, özellikle de cinsellikten tamamen kaçınması, onu Fransa’nın VII. Louis’si (1137-1180) ile eşleştirir.

Evlilik ve Bekâret: VII. Louis, eşi Eleanor d'Aquitaine tarafından "Bir kralla değil, bir keşişle evliymişim gibi hissediyorum" sözüyle eleştirilmişti. Baelor da kız kardeşi ve eşi olan Daena ile olan evliliğini hiçbir zaman tamamlamamış, hatta günaha girmemek için Daena ve diğer kız kardeşlerini "Bakire Kasrı"na (Maidenvault) hapsetmiştir.

Çilekeşlik: Her iki kral da ipek elbiseler yerine kaba kumaşları, ziyafetler yerine basit yemekleri tercih etmiştir. Baelor’un çıplak ayakla Dorne’a kadar yürümesi, VII. Louis’nin haçlı seferleri sırasında ve sonrasında sergilediği "günah çıkarma" odaklı çilekeş yaşam tarzının fantastik bir yansımasıdır.

Barışçıl Mucizeler: Günah Çıkartan Edward (Edward the Confessor)
Baelor’un kılıç kuşanmayı reddeden pasifist tavrı ve "kutsal" olarak görülmesi, Norman Fethi’nden önceki son büyük Anglo-Sakson kralı olan Edward’a dayanır.

Düşmanla Barış: Baelor, ejderhaların ve orduların yapamadığını yapmış; çıplak ayakla Dorne’a yürüyerek kanlı savaşı barışla bitirmiştir. Günah Çıkartan Edward da askeri bir lider olmaktan ziyade, barışı sağlayan ve "dokunuşuyla şifa dağıtan" ruhani bir lider olarak görülürdü.

Yılan Çukuru ve Mucizeler: Baelor’un kuzeni Aemon’u kurtarmak için zehirli yılanların arasına girmesi ve mucizevi bir şekilde ölmemesi; Edward’ın körleri iyileştirdiğine veya dokunuşuyla hastalıkları defettiğine dair halk efsaneleriyle aynı mantığa hizmet eder. İkisi de halkın gözünde "Tanrı tarafından seçilmiş" kutsal papaz krallardır.

Deli Kral ve Cam Kral
Westeros tarihini trajik bir iç savaşa sürükleyen II. Aerys Targaryen (Deli Kral) ile 14. yüzyıl Fransa'sının talihsiz hükümdarı VI. Charles (Cam Kral) arasındaki paralellik; tıp tarihinin ve monarşi krizlerinin en çarpıcı örneklerinden biridir. Her iki kral da saltanatlarının başında umut vaat eden, karizmatik ve sevilen liderlerken, yaşadıkları ağır travmalar sonrası derin bir akıl sağlığı çöküşü yaşamışlardır. İşte bu iki hükümdar arasındaki dehşet verici benzerlikler:

Görünmez Düşmanlar ve "Dokunulma" Korkusu
Bu iki kralın deliliğinin en belirgin ortak noktası, çevrelerine duydukları aşırı güvensizlik ve fiziksel temas korkusudur.

Cam Kral (VI. Charles): Charles, kendisinin camdan yapıldığına dair bir sanrıya kapılmıştı. En ufak bir temasın kendisini tuzla buz edeceğine inandığı için kıyafetlerinin içine demir çubuklar diktirir ve kimsenin yanına yaklaşmasına izin vermezdi.

Deli Kral (Aerys): Duskendale İsyanı sırasında esir alınıp işkence gördükten sonra Aerys, kimsenin kendisine dokunmasına izin vermemeye başladı. Öyle ki, tırnaklarını kestirmeyi ve saçlarına dokunulmasını reddettiği için bir pençeyi andıran elleri ve dizlerine kadar uzanan kirli gümüş saçlarıyla tam bir canavar görünümüne büründü.

Sadık Dostlardan Gelen "İhanet" Paranoyası
Her iki kral da en yakınındaki isimleri baş düşmanı olarak görmeye başlamıştır.
Aerys ve Tywin: Aerys, bir zamanlar en yakın dostu ve Eli olan Tywin Lannister'ın kendisini devirmek ve yerine oğlu Rhaegar'ı geçirmek istediğine ikna olmuştu. Bu kıskançlık ve korku, krallığın en güçlü iki ismini birbirine düşürerek isyanın fitilini ateşledi.

Charles ve Burgundy: VI. Charles da kriz anlarında kendi ailesini ve danışmanlarını tanıyamaz hale geliyor, onların kendisine komplo kurduğunu düşünerek sarayda kılıçla terör estiriyordu.

Ateş ve Kaosun Getirdiği Yıkım
Her iki hükümdarın deliliği de krallıklarını idari bir felakete ve kanlı bir kaosa sürüklemiştir.
Yıkım: Aerys düşmanlarını (ve hayali düşmanlarını) yakmak için çılgınateş takıntısı geliştirirken; VI. Charles'ın yönetemediği Fransa, İngiliz işgaline ve iç savaşa açık hale gelmiştir. Aerys'in "Hepsini yakın!" çığlığı ile Charles'ın kontrolsüz öfke nöbetleri, mutlak gücün akıl sağlığıyla birleşmediğinde nasıl bir yıkıma dönüştüğünün tarihsel ve kurgusal kanıtıdır.
Hisar Hisar

Ana Seri Karakterleri ve Savaşları: Bunların Tarihsel İzdüşümleri
Martin’in ana serisindeki olayları hepimiz biliyoruz; peki bu olayların aslında tarihteki Güller Savaşı’ndan ilham alındığını söylesem? Güller Savaşı, 1455-1487 yılları arasında İngiltere tahtı için çarpışan iki rakip hanedan —Lancaster ve York— arasındaki kanlı iç savaşlar dizisidir. Bu noktada devam etmek için Güller Savaşı hakkında biraz bilgi edinmeniz gerekiyor. Öncelikle iki ana hanemiz var: Lancaster ve York. Lancaster hanesi adından da belli olacağı gibi Lannisterlardır; York hanesi ise Stark hanesidir. Peki, savaşa neden Güllerin Savaşı diyoruz? Çünkü Lancaster hanedanının arması kırmızı, York hanedanınınki ise beyaz güldür. Savaşın temel sebebine bakacak olursak III. Edward’ın çok fazla çocuğu olmasıdır; Lancaster ve York hanedanı bu kralın soyundan gelir. Yüzyıl Savaşları’nın kaybedilmesi ve baştaki zayıf kral yüzünden devlet zaten bir kaosun içindeydi. Saraydaki düzensizliği gören York Dükü Richard mevcut düzene baş kaldırmış ve savaşın fitilini ateşlemiştir.
Şimdi karakterlere bakalım:

Yorklu Richard vs. Eddard Stark
Tarih: Krallığın en güçlü lorduydu. Kralın beceriksizliğine karşı "protektör" (koruyucu) olarak atandı. Dürüst ve onurlu bilinen bir liderdi ama rakipleri tarafından hain ilan edildi.
Son: Tıpkı Ned Stark gibi kafası kesildi ve bir kale kapısına ibret olsun diye asıldı. Üzerine dalga geçmek için kağıttan bir taç koydular.

Anjoulu Margaret vs. Cersei Lannister

Tarih: Kral VI. Henry’nin eşiydi. Kocası etkisiz olduğu için krallığı o yönetti. Son derece hırslı, zeki ve acımasızdı.

Paralellik: Tek amacı oğlunun taht hakkını korumaktır. Yorkluları (Starkları) baş düşmanı olarak görür ve onları yok etmek için her türlü entrikayı çevirir.

Warwick Kontu Richard Neville (The Kingmaker) vs. Tywin Lannister

Tarih: İngiltere'nin en zengin ve en güçlü adamıydı. Kimin kral olacağına o karar verirdi (Önce IV. Edward'ı, sonra tekrar VI. Henry'yi tahta çıkardı).

Paralellik: "Kral Yaratan" lakabıyla anılır. Krallığın gerçek gücü odur ve sadakati her zaman kendi hanesinin çıkarlarına göredir. Ayrıca bizim evrenimizde de "Kral Yaratan" lakabı ile anılan Criston Cole var.

IV. Edward vs. Robert Baratheon
Direkt olarak Robert diyemeyiz fakat çok benzeyen noktaları var, bu yüzden eklemek istedim.

Tarih: Yorklu Richard’ın oğluydu. Genç, çok yakışıklı, devasa boyda ve yenilmez bir savaşçıydı. Lancasterları devirip tahtı aldı.

Son: Saltanatının sonlarına doğru tıpkı Robert gibi kendini içkiye ve eğlenceye verdi, obezleşti ve erken yaşta öldü. Onun ölümü krallığı tekrar kaosa sürükledi.

III. Richard vs. Stannis Baratheon / Tyrion Lannister
Tarih: IV. Edward’ın kardeşiydi. Tıpkı Stannis gibi sadık ve iyi bir komutandı ama abisi ölünce yeğenlerini "gayrimeşru" ilan edip tahtı ele geçirdi. Ayrıca Tyrion’a benzer olarak tarihte "kambur" ve "çirkin" olarak karalanmıştır (Shakespeare sağ olsun).

Paralellik: Stannis gibi "hukuki hak" üzerinden gider ama Tyrion gibi fiziksel kusurlarıyla ve zekasıyla ön yargılara maruz kalır.

Stannis özelinde bir de İmparator Tiberius’tan bahsetmek isterim:
Stannis ile en büyük benzerliği taşıyan isim budur.

Karakter: Tiberius, Roma tarihinin en yetenekli generallerinden biriydi ama asla sevilmedi. Asık suratlı, soğuk, şaka yapmayan ve görev bilinciyle yaşayan bir adamdı.

Diş Gıcırdatma ve Stres: Tarihi kayıtlarda Tiberius’un içsel öfkesini ve stresini dışarı vurduğu, sürekli gergin ve huzursuz bir yapıda olduğu anlatılır. Stannis’in her sinirlendiğinde duyulan o "gıcırdayan dişleri", Tiberius’un bu bastırılmış öfkesinin edebi bir yansımasıdır.

Gölgede Kalmak: Tıpkı Stannis’in karizmatik abisi Robert’ın gölgesinde kalması gibi, Tiberius da efsanevi İmparator Augustus’un gölgesinde büyümüş ve hiçbir zaman onun kadar sevilmemiştir.

Robb Stark — IV. Edward ve V. Henry: Savaş alanındaki yenilmezliği ile V. Henry’ye; ancak stratejik bir evlilik anlaşmasını bozup aşkı seçerek kendi sonunu hazırlamasıyla genç IV. Edward’a benzer.

Sansa Stark — Yorklu Elizabeth: Şahsen tam olarak oturduğunu düşünmüyorum fakat benzer yönleri vardır. York ve Lancaster güllerini evlilik ile birleştirmiştir. Çalkantılı bir siyasi dönemde hayatta kalmayı başarmış ve sonunda kraliçe olmuştur.

Jaime Lannister — Gottfried von Berlichingen: Tarihte "Demir Elli Gottfried" olarak bilinen ünlü bir Alman şövalyesidir. Savaşta elini kaybetmiş ve yerine demir bir protez yaptırmıştır.

Joffrey Baratheon ve Westminsterlı Edward
Sadizm: Joffrey’nin işkence merakı, 13 yaşında "sadece kafa kesmekten" zevk aldığı rapor edilen Edward'dan gelir.
Hırslı Anneler: Joffrey’nin Cersei'si varsa, Edward’ın da krallığı oğul aşkıyla ateşe veren annesi Anjoulu Margaret vardı.
Şaibeli Soy: Joffrey gibi Edward’ın da kralın değil, kraliçenin bir aşığının oğlu olduğu dedikodusu tahtını hep sarstı.
Erken Ölüm: Biri düğününde zehirlendi, diğeri 17 yaşında savaş meydanında öldürülerek (ayrıca serinin taslak hâlinde Joffrey de savaş meydanında ölüyordu) tiranlık hayallerine veda etti.

fAegon ve Perkin Warbeck: Tarihin En Büyük "Sahte Varis" Benzerliği
George R.R. Martin, Genç Griff (fAegon) karakterini kurgularken 15. yüzyıl İngiltere’sinin en gizemli figürü Perkin Warbeck’ten birebir ilham almıştır. İşte iki hikaye arasındaki sarsıcı benzerlikler:

"Ölü" Sanılan Prensin Dönüşü: Tarihte, Londra Kulesi'nde öldürüldüğü sanılan Prensi Richard yıllar sonra "Perkin Warbeck" adıyla ortaya çıkmıştır. Westeros'ta ise, Dağ tarafından öldürüldüğü sanılan Aegon Targaryen yıllar sonra "Genç Griff" olarak geri dönmüştür.

Aynı Kurtuluş Senaryosu: Warbeck, cellatların kendisine acıyıp yerine başka bir çocuğu öldürdüğünü iddia etmiştir. fAegon da Varys’in bebekleri değiştirdiğini ve kendisinin kaçırıldığını iddia etmektedir.

Kusursuz Bir "Kral" Eğitimi: Warbeck, asil tavırlarıyla Avrupa krallarını gerçek prens olduğuna inandıracak kadar iyi eğitilmiştir. fAegon da Jon Connington tarafından "mükemmel hükümdar" olması için her alanda donanımlı yetiştirilmiştir.

Dış Güçlerin Oyunu: Warbeck; Fransa ve İskoçya tarafından İngiltere tahtını karıştırmak için kullanılmıştır. fAegon ise Varys, Illyrio ve Altın Grup tarafından Westeros’u ele geçirmek için sahaya sürülmüştür.

Gerçek mi, Sahte mi?: Tarih, Warbeck’in aslında bir köylü olduğunu kanıtlamış ve onu idam etmiştir. Westeros’ta ise en büyük soru işareti hala aynıdır: fAegon gerçek bir ejderha mı, yoksa tarihteki Warbeck gibi bir "sahte varis" mi?
Hisar Hisar
Şimdi bu noktada hem karakter incelememize devam edeceğiz hem de iki küçük kuramdan bahsedeceğim. Kendim fark ettim fakat ikisine de kefil olamam, sonuçta Martin'in hikayesi çok başka bir yere evrildi artık.

Brienne of Tarth ve Jeanne d'Arc: George R.R. Martin’in "şövalyelik" onurunu bir kadının omuzlarına yüklediği en güçlü tarihsel paralelliktir. Brienne sadece kılıç sallayan bir kadın değil, Jeanne d’Arc’ın 15. yüzyıldaki trajik ve asil ruhunun Westeros’taki yansımasıdır. İşte bu iki "Bakire Savaşçı" arasındaki benzerlikler:

"Bakire" Unvanı (The Maid): Jeanne d'Arc tarihte "La Pucelle" (Bakire) olarak anılırdı; bu onun saflığını ve tanrısal görevine olan adanmışlığını simgeliyordu. Brienne de seride sürekli "Tarth Bakiresi" olarak anılır. Her iki karakter için de bu unvan, alay konusu edilse de aslında onların sarsılmaz onurunu temsil eder.

Erkek Dünyasında Bir Zırh: Jeanne, Tanrı’dan aldığı emirle saçlarını kestirip erkek zırhı giyerek orduların başına geçti. Brienne de toplumun ona biçtiği "hanımefendi" rolünü reddederek zırh kuşanmış ve bir şövalye gibi yaşamayı seçmiştir. Her ikisi de dış görünüşleri nedeniyle toplum tarafından dışlanmış, ancak savaş meydanındaki yetenekleriyle saygı kazanmışlardır.

Sadakat ve Trajik Kader: Jeanne, Kral VII. Charles’a olan sarsılmaz sadakatiyle bilinirdi ama sonunda siyasi oyunlarla ölüme terk edildi. Brienne de Renly Baratheon ve ardından Catelyn Stark’a olan bağlılığıyla bir dizi görevin peşinden sürüklenir.

Fark ettiyseniz Jeanne, İngilizlere bağlı bir şövalye olarak savaşmıştır. Peki ölümü nasıl oldu? Jeanne 1430 yılında bir kuşatma sırasında Fransızlara esir düşmüştür; daha sonra para karşılığı İngilizlere satılmış ve yakılarak idam edilmiştir. Bu bizim Brienne için de bir benzerlik olabilir; belki Daenerys'e karşı savaşırken ejderha ateşi ile ölür.

Henry Tudor ve Kayıp Prens
Henry hayatını İngiltere'den uzakta, Fransa'da geçirmiştir; bu noktada Daenerys ile de benzerlik kurabilirsiniz, kayıp bir prens olması açısından Jon Snow ile de. İlerleyen yıllarda Lancaster hanedanının erkek soyu tükenmesi üzerine tahtın en iddialı varisi olarak kalmıştır. Daha sonra ise denizaşırı topraklardan İngiltere'ye gelmiş, savaşmış ve sonucunda 30 yıllık savaşı bitirmiştir. Henry Tudor bir evlilik ile kırmızı ve beyaz gülü birleştirerek savaşı bitirmiştir (Tudor hanedanının arması kırmızı ve beyaz renktir). Bizim serimiz ile kıyaslayacak olursak; finalde buz ve ateşi birleştirebilecek bir kral veya kraliçe olacak olmasına dayandırabiliriz bunu. Bu kişi için ister Jon Snow deyin ister Daenerys Targaryen, ikisi ile de benzerlik taşıyor bence.
Targaryen
Fire and Blood
1
1
  Cevapla
#2
Hocam güzel bir yazı fakat 7.henry ne jon ne de Daenerys 7.henry 'nin asoiaf eşdeğeri genç griff özellikle genç griffi Blackfyre olarak kabul edersek 7.henryi kitaba aynen geçirmiş gibi benziyor
  Cevapla
#3
(07-04-2026, 10:47 PM) Serrollygc yazdı: Hocam güzel bir yazı fakat 7.henry ne jon ne de Daenerys 7.henry 'nin asoiaf eşdeğeri genç griff özellikle genç griffi Blackfyre olarak kabul edersek 7.henryi kitaba aynen geçirmiş gibi benziyor


Hocam, şimdi Martin bu karakterleri direkt alıp kullanmamış zaten; gördüğün üzere bir karışım durumu var. Ha, sen diyorsan ki 'Bence Henry Tudor fAegon’dur', eyvallah; benlik sıkıntı yok. Fakat tarihte şöyle bir kişilik daha var ki ben onun fAegon’a daha çok uygun olduğunu düşünüyorum. Yazı haddinden uzun olduğu için eklememiştim şimdi sen sorunca ekledim; bir 'Perkin Warbeck' vakası var.
Kimdir bu adam? Yazdıklarımı hatırlarsan; Güller Savaşı sırasında iki küçük prens (V. Edward ve kardeşi Richard), amcaları III. Richard tarafından Londra Kulesi'ne hapsedilmiş ve bir daha onlardan haber alınamamıştı. Herkes onların öldürüldüğünü varsayıyordu. Warbeck, kendisinin kayıp Richard olduğunu iddia etti. Dediğine göre; kardeşi öldürülmüştü fakat ona acımışlar, yurt dışına kaçırmışlardı. Bu noktada Warbeck; hâlihazırda İngiltere’ye düşman olan Fransa ve İskoçya’nın piyonu hâline geldi. Bu ülkeler onu meşru kral olarak tanıdı. İngiltere’ye üç kere saldırdı, üçünde de başarısız oldu; en son teslim oldu. İdamından önce aslında Tournai’li bir köylü olduğunu itiraf etti."

Peki sen neden 7. Henry'nin fAegon olduğunu düşündün?
Targaryen
Fire and Blood
  Cevapla
#4
aegonun kadın soyundan gelme blackfyre teorisini doğru kabul ediyorsak karakter henry tudorla çok benzeşiyor. İkisininde taht ile bağlantısı aslında piç olan ama meşrulaştırılmasına rağmen sonradan verasetten çıkarılmış anne tarafı soydan geliyor,Henryi tahta çıkartan isim jasper tudordu(kızıl saçlı)ve ingiltereden taşlı sept savaşına çok benzeyen mortimer cross savaşını kaybedince sürgüne gitti,Jon connington ile benzerlikleri gayet güçlü.henry 'nin babası yarı gal yarı fransızdı yani oğlunun kral olacağı ülkenin ırkına mensup değildi aegon'un da gerçek babası westeroslu değil .henry için ülkede ve sarayda huzursuzluk çıkartan annesi Margaret beafort varken aegon'un hadım varys'i var.henry İngiliz kilisesinin desteğine sahipti taht mücadelesinde ,aegonda inancın desteğine sahip olacak gibi.Henry de ülkeyi paralı asker ordusuyla işgal etti hatta gelirken kendi terleme hastalıklarını da getirdiler,aegon da ülkeyi paralı askerlerle işgal etti potansiyel olarak gri hastalığı da getirdiler.henry de ilk başlarda asabi ve pervasız bir gençti,aegonda asabi ve pervasız bir genç .
  Cevapla
#5
(07-04-2026, 11:26 PM) Serrollygc yazdı: aegonun kadın soyundan gelme blackfyre teorisini doğru kabul ediyorsak karakter henry tudorla çok benzeşiyor. İkisininde taht ile bağlantısı aslında piç olan ama meşrulaştırılmasına rağmen sonradan verasetten çıkarılmış anne tarafı soydan geliyor,Henryi tahta çıkartan isim jasper tudordu(kızıl saçlı)ve ingiltereden taşlı sept savaşına çok benzeyen mortimer cross savaşını kaybedince sürgüne gitti,Jon connington ile benzerlikleri gayet güçlü.henry 'nin babası yarı gal yarı fransızdı yani oğlunun kral olacağı ülkenin ırkına mensup değildi aegon'un da gerçek babası westeroslu değil .henry için ülkede ve sarayda huzursuzluk çıkartan annesi Margaret beafort varken aegon'un hadım varys'i var.henry İngiliz kilisesinin desteğine sahipti taht mücadelesinde ,aegonda inancın desteğine sahip olacak gibi.Henry de ülkeyi paralı asker ordusuyla işgal etti hatta gelirken kendi terleme hastalıklarını da getirdiler,aegon da ülkeyi paralı askerlerle işgal etti potansiyel olarak gri hastalığı da getirdiler.henry de ilk başlarda asabi ve pervasız bir gençti,aegonda asabi ve pervasız bir genç .


"Hocam, VII. Henry - Beaufort hanedanı üzerinden kurduğun soyağacı benzerliği gerçekten takdire şayan, özellikle 'Terleme Hastalığı' ve 'Gri Hastalık' paralelliği çok ince bir detay, tebrik ederim rep verdim.

Fakat Perkin Warbeck tezimin hala fAegon'un özünü daha iyi yansıttığını düşünüyorum sen konuyu biraz sündürmüşsün. Çünkü VII. Henry, günün sonunda 'gerçek' bir hanedan üyesiydi (tartışmalı da olsa kan bağı vardı) ve kazandı. Perkin Warbeck ise bir 'iddia' idi. Eğer Martin, fAegon karakterini sahte prens olarak kurguluyorsa, onun sonu Henry Tudor gibi bir zafer değil, Warbeck gibi bir ifşa olacaktır.
Henry Tudor dediğimiz adam ,Güller Savaşında beyaz gülü ve kırmızı gülü birleştiren kişi rolünü oynuyor.E bizim serimizdeki Buz ve Ateşin savaşında buzu ve atesi birleştiren kişi olacak olması daha mantıklı değil mi?

Birde hocam Jasper Tudor'un kızıl saçlı olması ile ilgili bir kaynağa ulaşamadım benimle paylaşırsanız sevinirim.

Belki de Martin burada bir hibrit yapı kurmuştur: fAegon, Henry Tudor gibi bir rota izleyip (sürgün, istila, hastalık), Perkin Warbeck gibi bir sahte prens olabilir. Yazıyı okuduysan Robert ve Robb Stark'ta Tyrion ve Stanniste bu hibritliği kullanmış.
Targaryen
Fire and Blood
  Cevapla
#6
Hocam jasper tudor'un kızıl saçını thomas penn 'in 7.henry'nin hayatını anlattığı winter king kitabında okumuştum ama türkçe baskısı yok yanlış bilmiyorsam, ama o dönemki tudorlar kırmızı saçlarını bakın biz de Plantagenet kanı taşıyoruz diye kanıt olarak kullansalar da gallerli köylü kırmızısı diye dalga geçmeye devam ediyorlar.İnternette de tudorların kırmızı saçı nerden geliyor diye ingilizce tartışmalarda var 7.henry'nin meşru bir hanedan üyesi olmasında da şöyle bir sıkıntı var babası edmund tudor 'un  doğumu gizli bir evlilik sonucu olduğu için(owen tudor-kraliçe dul catherine) dul kraliçelerin evliliği yasak olmasından dolayı üvey kardeşleri henry vi bunlardan haberdar olana kadar  uzun bir zaman diliminde piç olarak yaşıyorlar.Bu evlilik tam meşrutiyetini ancak 7.henrynin saltanatının ortalarında kazanacak.Aslında tahta çıkmasını uygun yaşta olan tek erkek Lancaster akrabası olmasına borçlu .perkin warbeck mevzusuna gelirsek bence de grrm genç griffi ilk planladığında Daenerys westerosu işgal ettikten sonra yine rhaegarın oğlu olduğunu iddia ederek blackfyre isyanları gibi kısa bir savaşta (perkin warbeck gibi)  yenilecekti ama şu an da aegon westerosa ilk gelen ve hanedanı restore edecek kişi de o.(açıkçası Daenerys in hikayesi baya uzun targaryen restarasyonunu yapabilmesi için zaman kalmadı ,jon da yeniden kuramaz targaryenleri)Daenerys ve ikisi arasındaki mücadele de targaryenleri kısmen restore etmiş meşrutiyet sembollerini elinde tutan aegonla ejderhaların dansı 2.0 'a dönüştü.O yüzden aegonun hikayeye ilk perkin warbeck gibi olması için girmişken hikayenin bu kısmında henry vii ye dönüşmüş durumda.yaptığınız iyi yorumlar için de müteşekkirim
  Cevapla
#7
(08-04-2026, 01:04 AM) Serrollygc yazdı: Hocam jasper tudor'un kızıl saçını thomas penn 'in 7.henry'nin hayatını anlattığı winter king kitabında okumuştum ama türkçe baskısı yok yanlış bilmiyorsam, ama o dönemki tudorlar kırmızı saçlarını bakın biz de Plantagenet kanı taşıyoruz diye kanıt olarak kullansalar da gallerli köylü kırmızısı diye dalga geçmeye devam ediyorlar.İnternette de tudorların kırmızı saçı nerden geliyor diye ingilizce tartışmalarda var 7.henry'nin meşru bir hanedan üyesi olmasında da şöyle bir sıkıntı var babası edmund tudor 'un  doğumu gizli bir evlilik sonucu olduğu için(owen tudor-kraliçe dul catherine) dul kraliçelerin evliliği yasak olmasından dolayı üvey kardeşleri henry vi bunlardan haberdar olana kadar  uzun bir zaman diliminde piç olarak yaşıyorlar.Bu evlilik tam meşrutiyetini ancak 7.henrynin saltanatının ortalarında kazanacak.Aslında tahta çıkmasını uygun yaşta olan tek erkek Lancaster akrabası olmasına borçlu .perkin warbeck mevzusuna gelirsek bence de grrm genç griffi ilk planladığında Daenerys westerosu işgal ettikten sonra yine rhaegarın oğlu olduğunu iddia ederek blackfyre isyanları gibi kısa bir savaşta (perkin warbeck gibi)  yenilecekti ama şu an da aegon westerosa ilk gelen ve hanedanı restore edecek kişi de o.(açıkçası Daenerys in hikayesi baya uzun targaryen restarasyonunu yapabilmesi için zaman kalmadı ,jon da yeniden kuramaz targaryenleri)Daenerys ve ikisi arasındaki mücadele de targaryenleri kısmen restore etmiş meşrutiyet sembollerini elinde tutan aegonla ejderhaların dansı 2.0 'a dönüştü.O yüzden aegonun hikayeye ilk perkin warbeck gibi olması için girmişken hikayenin bu kısmında henry vii ye dönüşmüş durumda.yaptığınız iyi yorumlar için de müteşekkirim


Anladım hocam çok teşekkür ederim.
Targaryen
Fire and Blood
  Cevapla
#8
Çok güzel bir yazı, teşekkür ederim. Bazılarını biliyordum ama misal Odo gibi karakterleri bilmiyordum. Kalemine sağlık. Gülümse 

Evet, Martin zaten Stannis'in Tiberius'dan esinlediğini açıklamıştı. Brienne öyle ölürse çok trajik olur ya, ben onun KM olarak hayatına devam edebileceği görüşündeyim, dedesi Dunk gibi ilerliyor onun hayatı kanımca. 


Alıntı:Yolların İnşası: Augustus, "Tüm yollar Roma'ya çıkar" sözünün mimarıydı ve imparatorluğun her yerine devasa bir yol ağı kurdurmuştu. Jaehaerys de Westeros’un yedi krallığını birbirine bağlayan Kralyolu ve diğer büyük ana yolların inşasını başlatmıştır.

Bu kısımda minnak bir itirazım var. Tüm Yollar Roma'ya Çıkar, sözünün Batı Roma vs ile ilgisi yoktur. İstanbul ile ilgisi var, bildiğimiz yol da değil dünyanın merkezi olması anlamında kullanılır.
[Resim: bna71Du.png]

"When the snows fall and the white winds blow, the lone wolf dies, but the pack survives."
  Cevapla
#9
(10-04-2026, 02:50 PM) The Wolf Pack yazdı: Çok güzel bir yazı, teşekkür ederim. Bazılarını biliyordum ama misal Odo gibi karakterleri bilmiyordum. Kalemine sağlık. Gülümse 

Evet, Martin zaten Stannis'in Tiberius'dan esinlediğini açıklamıştı. Brienne öyle ölürse çok trajik olur ya, ben onun KM olarak hayatına devam edebileceği görüşündeyim, dedesi Dunk gibi ilerliyor onun hayatı kanımca. 


Alıntı:Yolların İnşası: Augustus, "Tüm yollar Roma'ya çıkar" sözünün mimarıydı ve imparatorluğun her yerine devasa bir yol ağı kurdurmuştu. Jaehaerys de Westeros’un yedi krallığını birbirine bağlayan Kralyolu ve diğer büyük ana yolların inşasını başlatmıştır.

Bu kısımda minnak bir itirazım var. Tüm Yollar Roma'ya Çıkar, sözünün doğu Roma vs ile ilgisi yoktur. İstanbul ile ilgisi var, bildiğimiz yol da değil dünyanın merkezi olması anlamında kullanılır.



Düzeltmeniz için teşekkür ederim tekrar düzenledim orayı  Gülümse
Targaryen
Fire and Blood
1
  Cevapla


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konu Yazar Cevaplar Görüntüleme Son Mesaj
  Westeros’un Gizli Kodları: Tarihsel ve Coğrafi Bir Analiz Rehberi Aenar Targaryen 5 311 07-04-2026, 12:07 AM
Son Mesaj: Aenar Targaryen

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 2 Ziyaretçi