<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Yedi Krallık Türkiye Forumları - Maegor Hisarı]]></title>
		<link>https://sevenkingdoms.tr/</link>
		<description><![CDATA[Yedi Krallık Türkiye Forumları - https://sevenkingdoms.tr]]></description>
		<pubDate>Sat, 09 May 2026 15:37:23 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Hollywood Reporter Söyleşisi "George R.R. Martin Ölmüyor"]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=27</link>
			<pubDate>Sun, 22 Feb 2026 12:47:36 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=2">The Wolf Pack</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=27</guid>
			<description><![CDATA[<div align="center"><img src="https://pbs.twimg.com/media/G-udyfLaAAArOly?format=jpg&amp;name=small" loading="lazy"  alt="[Resim: G-udyfLaAAArOly?format=jpg&amp;name=small]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">(GRRM'in <a href="http://redirect.viglink.com/?key=71fe2139a887ad501313cd8cce3053c5&amp;subId=7226066&amp;u=https%3A//www.hollywoodreporter.com/tv/tv-features/george-rr-martin-interview-thrones-winds-dragon-knight-1236473519/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Hollywood Reporter</a>'da Ocak ayında bir söyleşisi yayımlandı. X'den <a href="https://asoiaftr.boards.net/user/212" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">snow</a>, söyleşiyi çevirip, <a href="http://redirect.viglink.com/?key=71fe2139a887ad501313cd8cce3053c5&amp;subId=7226066&amp;u=https%3A//x.com/kingcrow283/status/2011875156180791486" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">ekledi</a>. Arşiv olması amacıyla buraya da koyuyorum.)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
2015’te George R.R. Martin, geleceğini belirleyecek ve fantezi eğlence dünyasını sonsuza dek değiştirecek iki endişeye sahip olduğunu itiraf etmişti.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Game of Thrones’un beşinci sezonunun HBO’daki prömiyer etkinliğinden önce San Francisco’da kahvaltı yapıyorduk. Martin, 1977’de yayımlanan ve büyük övgü alan ilk romanı Dying of the Light’tan bu yana bilimkurgu ve fantezi türünde profesyonel olarak yazıyordu. 1980’lerde Los Angeles’ta televizyon dizileri için senarist olarak kısa bir dönem çalışmayı denedikten sonra, Game of Thrones’a temel oluşturan çok satan Buz ve Ateşin Şarkısı romanlarını yazmaya başladı. Bu kitaplar, yüksek fantezi kalıplarını alıp, Ortaçağ Avrupa’sındaki siyasetin ve savaşın acımasız, +18 tarihinden ilham alan bir hikâyeyle birleştiriyordu. Bu süreçte Martin; kabarık beyaz sakalı, balıkçı şapkası, gözlükleri ve askılarıyla “adeta 1920’lerden çıkma steampunk bir Noel Baba gibi” kendine has görünümüyle bir ünlü figüre dönüşmüştü. Eggs Benedict’ten bir lokma alırken, South Park’ta ve Saturday Night Live’da parodisinin yapılmasına inanamadığını söyledi. Sadece birkaç yıl içinde Martin, Stephen King dışında ülkedeki en tanınmış yazar hâline gelmişti. Bu, kariyerine okul arkadaşlarına tanesi 10 sente canavar hikâyeleri satarak başlayan, New Jerseyli bir liman işçisinin oğlu için olağanüstü bir başarıydı.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin bana ilk endişesinin, HBO’nun Taht Oyunları evrenine dayanan başka bir dizi yapmaması ihtimali olduğunu söyledi. “100 tane başka diziye yetecek malzemem var,” diyordu ama HBO yöneticileri o dönem yan hikâyeler (spin-off) yapmaya pek sıcak bakmıyordu. Martin, Hollywood’da tek iş yapıp unutulan biri olmak istemiyordu. Yaratmış olduğu fantezi dünyasının, onu nesiller boyunca yaşatacak bir seriye dönüşmesini umuyordu.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin’in ikinci endişesi ise 2011’den beri taşıdığı bir kaygıydı: Taht Oyunları’nın yayımlandığı ve Buz ve Ateşin Şarkısı serisinin son kitabı olan Ejderhaların Dansı’nın çıktığı yıl. Destanı tamamlamak için hâlâ iki kitap daha yazması gerekiyordu: Kış Rüzgârları ve Bahar Düşü. Ve zaman daralıyordu. HBO dizisinin hikâyesi, kitaplarının anlatısını geçmek üzereydi.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">“Bir sonraki kitabı bitirmem gerekiyor,” diye dert yanıyordu Martin. “Asıl yazma süreci [giderek] zorlaşıyor. Yeniden yazıyorum. Zorlanıyorum. Belki de bunları ne kadar hızlı yazabileceğim konusunda fazla iyimserim. Her ne yapıyorsam kısmaya çalışıyorum, önüme çıkan her şeyi temizleyip bunu bitirmek istiyorum…”</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">10 YIL SONRA …<br />
<br />
</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin, Santa Fe’deki barında bir tabureye oturuyor. Mekânın adı Milk of the Poppy (Taht Oyunları’ndaki afyonlu şuruba bir gönderme) ama res olarak diziye dayalı bir yer değil. “Westeros’u 2007’de Warner Bros’a sattım,” diye hatırlatıyor.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bar, onun Beastly Books adlı kitabevinin hemen yanında; o da Jean Cocteau Cinema adlı sinemasının yanında; sinema ise ejderha gibi boyanmış, günübirlik turlar yapan bir trenin neredeyse taş atımı mesafesinde. Yerel halk Martin’i sık sık durdurup, şehir için yaptıklarından dolayı ona teşekkür ediyor (yazarın servetinin yaklaşık 120 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor ama oldukça mütevazı bir hayat sürüyor).</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Birçok açıdan Martin hâlâ eskisi gibi görünüyor. Zeki ve etkileyici. Sesi canlı. Ancak sakalı seyrelmiş ve yürümekte daha çok zorlanıyor. Kilo da vermiş, fakat internette yapılan karamsar yorumların aksine, bunun herhangi bir sağlık sorunuyla ilgisi yok.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">“77 yaşıma kadar yaşayacağımı hiç düşünmezdim,” diyor Martin. “Yaşlandım, yani yaşlılığa dair bazı şeyler var. Bazen belim ağrıyor. Ayakta uzun süre durmayı sevmiyorum. Ama kendimi iyi hissediyorum. Belki de manşetin bu olmalı: ‘George R.R. Martin Ölmüyor.’”</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin’in Westeros krallığının ayakta kalıp kalamayacağına dair endişesi yersiz çıktı. İlk Taht Oyunları yan dizisi (Martin’in Fire &amp; Blood kitabına dayanan ön hikâye House of the Dragon) HBO için büyük bir başarı oldu ve bu yıl üçüncü sezonuyla ekrana dönecek. Yakında başlayacak bir diğer ön hikâye olan A Knight of the Seven Kingdoms ise Martin’in Dunk ve Egg novellalarına dayanıyor. HBO’da Westeros evrenine ait başka birçok hikâye de geliştirme aşamasında; ayrıca Londra West End’de sahnelenecek The Iron Throne adlı tiyatro oyunu, Kral Robert’ın İsyanı’nı sahneye taşıyacak.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin, en bilinen markasının dışında da popüler işlere imza attı. AMC’nin övgü toplayan Navajo Kabile Polisi dizisi Dark Winds’ün yürütücü yapımcısı. Ayrıca çok satan fantezi oyunu Elden Ring’in geliştirilmesinde de yer aldı. 2016’da Santa Fe’de açılan ve daha sonra dört şehre daha yayılan yenilikçi, sürükleyici sanat deneyimi Meow Wolf’un kurucu yatırımcılarından biri.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin bir imparatorluk kurmak istiyordu ve kurdu. Ama “üretken” kelimesi, hiçbir Taht Oyunları hayranının onu tanımlamak için kullanacağı son kelimedir. Yazarın Kış Rüzgârları’nı bitiremeyeceği yönündeki kaygısı, neredeyse inanılmaz bir ölçüde gerçekleşti. İnternetteki kalabalıkların sürekli “Kitabı bitir artık, George!” diye takılmasıyla ünlenen bu sancılı bitirememe hâli, kendi tarzında, onun diğer her şeyi başarma konusundaki başarısı kadar etkileyici.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ama önce, GoT ya da Dragon’a kıyasla daha salaş, daha düşük profilli bir havaya sahip olan yeni diziyi konuşuyoruz. Aksiyonun neredeyse tamamı, Westeros’un kırsal bir ücra köşesindeki bir mızrak dövüşü turnuvasında geçiyor ve parasız bir şövalye olan Uzun Ser Duncan (Peter Claffey) ile onun 10 yaşındaki ufak tefek yaveri (Dexter Sol Ansell) turnuvaya girerek talihlerini düzeltmeye çalışmalarını konu alıyor. Altı bölüm boyunca bu sevimli ikili, güçlü rakip lordlarla karşı karşıya geliyor. HBO’nun drama programlama başkanı Francesca Orsi, “Dunk ve Egg, Westeros’ta tam anlamıyla Shakespearevari büyük tehlikelerle yüzleşiyor ama yol boyunca bolca mizah ve kalp de var,” diyor. Dizinin çok farklı bir tür olması amaçlanmış. Dizinin ortak yaratıcısı ve yürütücü yapımcısı olan Martin ise, “Ortaya çok iyi bir iş çıktı ve birinci sezondan çok memnunum. Oyuncu seçimi tam isabet oldu. [Dizi sorumlusu Ira Parker] harika ve benimle aynı önceliklere sahip gibi görünüyor — karakterlere çok sadık bir iş yapmaya çalışıyor,” diyor.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin’e göre dizi, HBO’nun “bütçeyi biraz daha kontrol altına alabileceğimiz” bir proje arayışı sayesinde ortaya çıktı. (Dragon bölüm başına yaklaşık 20 milyon dolara mal oluyor ve kanal, pahalı bir savaş sahnesini üçüncü sezona itmek için ikinci sezonu daha kısa tutmuştu.)</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">“Bunda ejderha yok, büyük savaşlar yok,” diyor Martin. “Bir tarla var, bir sürü çadır var ve birkaç at var.”<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Proje iki yıl önce duyurulduğunda, HBO’nun basın bülteninde dizinin Martin’in senaristliğe dönüşü olacağı yazıyordu. Ama o, Thrones’un dördüncü sezonundan beri hâlâ bir TV bölümü yazmış değil. “Her zaman dizide yazma ihtimalim vardı,” diyor. “Ama sonra bir şeyler oluyor ve bir bakıyorsun başka önceliklerim çıkmış.”<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Buna rağmen Martin yaratıcı olarak son derece işin içinde. Knight ve Dragon için, Martin başlangıçta diziyi şekillendirmek amacıyla Santa Fe’de bir senaryo zirvesi düzenledi. “Dizi sorumlusunu, dünyayı gerçekten bilen — bazıları TV yazarı, bazıları fantastik roman yazarı — dört beş yazarla bir araya getiriyorum ve bir hafta boyunca toplanıyoruz,” diyor. Parker bu zirveyi “kariyerimde geçirdiğim en eğlenceli, en yaratıcı haftalardan biri” diye tanımlıyor ve bölümler yazılırken, “George her adımda oradaydı. Harika davrandı. Artık onu bir arkadaşım gibi görüyorum,” diye ekliyor.<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Thrones ve Dragon’a kıyasla oldukça mütevazı bir yapım ve ölçekte olan dizinin, hayranlar tarafından benimsenip benimsenmeyeceği konusunda Parker endişeli olduğunu kabul ediyor: (En azından ilk eleştiriler oldukça olumlu; bizim eleştirmenimiz diziyi seleflerinden “daha küçük ölçekli, daha akıllı ve daha eğlenceli” olarak tanımladı.) “Günün sonunda biz, tüm o fazlalıklar olmadan Game of Thrones’uz,” diyor Parker. “Bizde o malzemelerden biri var — Arya ile Tazı ya da Brienne ile Podrick gibi, yan yana gelen iki sıra dışı karakter ve onların sohbetleri. Umarım Taht Oyunları’nı işe yarayan da buydu. Benim için onun büyük bir parçası buydu.”<br />
<br />
</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Birinci sezon, Martin’in Dunk ve Egg hakkındaki ilk öyküsü olan The Hedge Knight’a sadık. Yeşil ışık yakılmış olan ikinci sezon ise onun The Sworn Sword adlı novellasına (kısa roman) dayanacak.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ancak dizinin geleceği için potansiyel bir sorun var. “Büyük mesele şu ki, sadece üç novella yazdım ve Dunk ile Egg hakkında kafamın içinde bir sürü hikâye var,” diyor Martin, biraz mahcup bir ifadeyle. “Bunları kâğıda dökmem gerekiyor. Geçen yılın çeşitli dönemlerinde iki tanesine başlamıştım. Biri Winterfell’de geçiyor, biri de Nehir Toprakları’nda…”<br />
<br />
</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Impact;" class="mycode_font">GENİŞLEYEN KRALLIK<br />
</span><br />
</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin’in tüm kitapları, dizileri, etkinlikleri ve işleri, kendi dikkat dağıtıcı unsurlarını da beraberinde getiriyor. Bunların hepsi bir yığının içine ekleniyor ve onun ilgisi için birbiriyle yarışıyor. Bazıları, henüz açıklanmamış olası Taht Oyunları projeleri üzerinde yazarlarla çalışmayı içeriyor.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Daha önce haber yapılmış fikirlerden biri, Dragon’daki denizci karakter Deniz Yılanı üzerine kurulu. Bu proje, maliyeti düşürmek için sessizce canlı çekimden animasyona kaydırıldı. Bir diğeri ise Kral Aegon Targaryen’in Westeros’u fethi üzerine kurulu ve HBO tarafından olası bir drama dizisi olarak, Warner Bros.’un sinema ekibi tarafından da Dune büyüklüğünde dev bir sinema filmi olarak geliştiriliyor.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ama bir fikir var ki, Taht Oyunları sonrası ortaya atılan en ilgi çekici projelerden birinin “iptal edilen Jon Snow devam dizisinin” bir uzantısı. Martin uzun süredir Thrones’a devam hikâyeleri yazmaya karşı çıkıyordu; çünkü kendi Buz ve Ateş kitaplarının sonu dizininkiyle uyuşmayacak ve dizinin tartışmalı finalini daha da “kanonlaştırmak” istemiyordu üstelik kendi sonunu henüz yazmamışken. <a href="https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=22" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">“[Kitapların sonu] farklı olacak,” diyor Martin. “Kitabımda hayatta olan bazı karakterler dizide ölü olacak, dizide yaşayan bazıları ise kitapta ölü olacak.”</a></span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin, Jon’un (Thrones’ta Kit Harington’ın canlandırdığı) bir devam hikâyesi için en güvenli karakter olacağını düşünüyordu çünkü dizinin finalinde Sur'un kuzeyine sürgün edilmişti ve onun hikâyesini sürdürmek, güneydeki diğer büyük karakterlere ne olduğunun açıklanmasını gerektirmeyecekti. THR, projenin geliştirilmekte olduğunu 2022’de duyurdu ama spoiler vermemek için hikâye detaylarını saklı tuttu. Harrington, kendi dizisi Gunpowder’dan iki yazarla birlikte çalışarak, Snow’un travma sonrası stres bozukluğu (PTSD) yaşayan, kırık bir adam olarak tek başına yaşadığı bir hikâye kurgulamakla ilgileniyordu. Kurt yoldaşı Ghost’u kovmuş, kılıcı Longclaw’u bir kenara atmış olan Jon, vaktini kulübeler yapıp sonra onları yakarak geçiriyordu. Harrington ayrıca Jon’un ölmesini ve bir kahraman olmaktan kaçınmasını istiyordu.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu hikâye, bazı yönleriyle Harington’ın kişisel mücadelelerini de yansıtıyordu — Thrones’taki yoğun çekim sürecinin ardından rehabilitasyona girmesi gibi. (“Bazı ruhsal zorluklar yaşadım,” demişti oyuncu. “Bunun doğrudan dizinin doğasıyla ilgili olduğunu düşünüyorum.”)</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">HBO, “kırık Jon Snow” fikrini fazla karamsar buldu ve sonunda bir kenara bıraktı. Ancak son günlerde kaynaklar, yeni bir yazarın (Drops of God dizisinden Quoc Dang Tran) projeye katılarak devam fikrini yeniden canlandırmaya çalıştığını söylüyor. Hikâye hâlâ şekillenme aşamasında olsa da, olası seçeneklerden biri olayları Akdeniz’i andıran Essos diyarına taşımak ve bir başka çok sevilen eski karakteri — Arya Stark’ı (Thrones’ta Maisie Williams canlandırmıştı) — kadroya eklemek.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bununla birlikte bu proje çok erken geliştirme safhasında ve HBO doğal olarak son derece temkinli davranıyor. “Bir devam fikri ihtimali bizi çok heyecanlandırıyor ve çok ilgimizi çekiyor ama aynı zamanda çıtanın ne kadar yüksek olması gerektiğinin de fazlasıyla farkındayız,” diyor bir kaynak. Şu an için hiçbir oyuncu anlaşma imzalamış değil ve özellikle Harrington’ı ikna etmek oldukça zor olabilir. Nitekim oyuncu kısa süre önce Jon Snow’a yeniden dönmek istemediğini, “onun yanına bile yaklaşmak istemediğini” söylemişti. Martin, geliştirme aşamasındaki projeler hakkında ne doğrulayabileceğini ne de yorum yapabileceğini söylüyor. Ancak bu başlıkların hiçbiri, herkesin zaten bildiği bir dizi hakkında konuşması kadar hassas değil: House of the Dragon.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Impact;" class="mycode_font">SARAY entrikaları<br />
</span><br />
</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">“Bir egom var,” demişti Martin bir keresinde.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yıllar içinde Martin’le neredeyse bir düzine kez röportaj yapmış biri olarak, bu söz hep aklımda kaldı; çünkü neredeyse tüm yaratıcı insanların bir egosu vardır — çoğu zaman devasa — ama bunu bu kadar açık açık söyleyen pek olmaz. Oysa Martin her zaman açık sözlü, dürüst ve kırılgan olmaktan çekinmeyen biri gibi görünür. Aynı zamanda algıladığı kabalıklara ya da küçümsemelere karşı da çok çabuk öfkelenebilir. Warner Bros. hukuken Westeros’un sahibi olabilir ama bu dünya hâlâ Martin’in yaratımıdır ve onun saygı görmek ve sürece dâhil hissetmek istemesi son derece anlaşılırdır.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin’in sürekli olarak net biçimde vurguladığı bir başka şey daha var: Kitap uyarlamalarının (sadece kendi eserleri için değil) mümkün olduğunca aslına sadık kalması gerektiğine inanıyor. Martin’in çocuğu yok ve karakterlerini kendi çocukları olarak gördüğünü söylüyor. Eğer başka bir yazar, bu “evlatlarından” birinde büyük bir değişiklik yapmak (ya da onu hikâyeden tamamen çıkarmak) isterse, bunun nedenini bilmek istiyor ve bu gerekçenin mantıklı olması gerektiğini düşünüyor.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Knight dizisinin sorumlusu Parker, Martin’in HBO ve dizi sorumlularına kendi vizyonuna saygı duyulması konusunda baskı yapmasının, “bu dizilerin bu kadar başarılı olmasının” sebeplerinden biri olduğunu düşündüğünü ve yazarın “her zaman sadece fayda sağladığını” söylüyor.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">“George’la yaptığım ilk toplantıda, daha resmen işi almadan önce, onun istemediği hiçbir şeyi koymayacağıma söz verdim ama buna hiç gerek kalmadı,” diyor Parker. “Birçok şeye itiraz etti. Ben de bir şeyi neden yapmak istediğimi anlatıyorum, o da bana neden benim aptal olduğumu anlatıyor.”</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin’in HBO projeleri üzerindeki yetkisinin tam olarak ne kadar olduğu her zaman biraz belirsiz olmuştur (bazen Martin’e bile öyle görünüyor). HBO’dan Orsi’ye Martin’in kontrol düzeyi sorulduğunda şöyle cevap veriyor: “Yazarları seçerken, yeni yan diziler için ele aldığımız alanlarda ve GoT evrenindeki her projenin geliştirilmesinde onun görüşlerine her zaman değer veriyoruz. Ama bir dizi inşa etmek, üretmek ve yürütmek devasa bir iştir. George’un ve dizi sorumlularımızın bakış açılarını çok önemsesek de, nihayetinde en iyi diziyi ortaya çıkaracak kararları biz veririz.”<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin’e dikkatlice soruyorum: Bunun hakkında çok şey söyleyemeyeceğini biliyorum ama Ryan Condal ile ilişkin nasıl bu kadar bozuldu, merak ediyordum.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">“Bozulmaktan da kötü,” diyor Martin, perişan bir ifadeyle. “Berbat durumda.”<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Spoiler’a girmeden, Martin’in Dragon hakkındaki şikâyetleri, kitabındaki karakterlerde yapılan ve önemli olay örgüsü noktalarını etkileyen değişikliklerden kaynaklanıyor.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">“Ryan’ı ben işe aldım,” diyor Martin. “Ryan’la ortak olduğumuzu düşünüyordum. Ve ilk sezon boyunca öyleydik. Senaryoların ilk taslaklarını okurdum. Notlar verirdim. Bazı şeyleri değiştirirdi. Çok iyi gidiyordu en azından ben öyle sanıyordum.”<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ryan, Dragon’ın ilk ortak yapımcısı Miguel Sapochnik’le ters düştüğünde, anlaşmazlıkta Martin’den destek istedi ve aldı (Sapochnik birinci sezondan sonra diziden ayrıldı).</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">“Sonra ikinci sezona girdik ve o, temelde beni dinlemeyi bıraktı,” diyor Martin. “Notlar verirdim, hiçbir şey olmazdı. Bazen neden yapmadığını açıklar, bazen de ‘Tamam, evet, düşüneceğim’ derdi. Gitgide daha kötü oldu ve ben de giderek daha çok sinirlenmeye başladım. En sonunda öyle bir noktaya geldi ki, HBO bana tüm notlarımı onlara vermemi, onların da Ryan’a bizim birleşik notlarımızı ileteceklerini söyledi.”</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">2024’te bir gece, ikinci sezon yayındayken Martin <a href="https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=25" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">“Kelebeklere Dikkat” </a>başlıklı bir blog yazısı yayımladı ve bazı şikâyetlerini açıkça dile getirdi. Ertesi sabah uyandığında ise sanki kendi Kızıl Düğün’ünü yapmış gibiydi. Öfkeli bir HBO yöneticisi Martin’in menajerini aramış, o da Martin’in asistanını aramış ve yazı kaldırılmıştı — ama eğlence siteleri (THR dâhil) Martin’in sözlerini çoktan haber yapmıştı. “Geri koyardım ama o zaman aptal gibi görünürdüm,” diyor. “Üstelik yazının yüzde 80’i övgüydü ama kimse ona odaklanmadı.”<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Oysa bu yazı, yazarın Dragon ile ilgili sorunlarını anlatacağı altı bölümlük bir serinin sadece ilk parçası olacaktı.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin bunun ötesinde bir şey söyleyemeyeceğini belirtiyor ama kaynaklara göre Martin ile Condal arasındaki ilişki daha da kötüleşti ve dizinin yapımcıları ile bazı HBO yöneticilerinin katıldığı bir Zoom toplantısında patlak verdi. Toplantının amacı, Condal’ın üçüncü sezon için vizyonunu sunmasıydı. Condal konuştuktan sonra Martin çok sayıda itirazını sıraladı ve iddiaya göre, “Bu artık benim hikâyem değil,” dedi.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Condal bu röportaj için yorum yapmadı ama <a href="https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=26&amp;pid=48#pid48" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">geçen yıl EW’ye verdiği bir açıklamaya işaret etti:</a> “George’u uyarlama sürecine dâhil etmek için elimden gelen her şeyi yaptım. Gerçekten yaptım. … Ama bir noktadan sonra, karşı karşıya olduğumuz pratik meseleleri makul bir şekilde kabul etmeyi reddeder hâle geldi. … Ben, ekip, oyuncular ve HBO için yoluma devam etmek zorundayım, çünkü işim bu. … Sadece George’la bir gün o uyumu yeniden yakalayabilmeyi umuyorum.” Tartışmalı Zoom görüşmesinin ardından HBO, Martin’den Dragon’dan tamamen geri çekilmesini istedi. Birkaç ay sonra ise yazar yeniden projeye dâhil edildi. “Bunun hakkında konuşamam,” diyor Martin.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bir HBO kaynağı ise şunları söylüyor: “George ve Ryan, üçüncü sezonun yönü konusunda anlaşmazlığa düştü. O noktada, aralarındaki sürecin ve iletişimin bozulduğu ve sıfırlanması gerektiği açıktı. Bu yüzden doğal olarak herkesin bir süre geri adım attığı, yeni bir yol bulana kadar beklediği bir dönem yaşandı.”</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ağustos ayında Martin, WorldCon’da bir yazar panelindeydi ve bir hayran inanılmaz derecede kaba bir soru sordu. Martin normalde bu tür etkinlikleri sever. Diğer yaratıcılarla bir arada olmaktan ve hayranlarla tanışmaktan hoşlanır. Saatlerce imza dağıtır, bin kadar kitabı tek tek imzalar. Martin, yüz yüze tanıştığında hayranların her zaman son derece nazik olduğunu söylüyor.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">WorldCon panelinde seyircilerden soru alınırken biri Martin’e, “Zaten çok uzun süre buralarda olmayacaksın, Kış Rüzgârları’nı bitirmesi için başka bir yazara izin verir misin?” diye sordu.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Salon yuhalamaya başladı. Martin kendini tokat yemiş gibi hissetti. İnternete girip tepkilere baktığında ise bazı hayranların “bunu hak ettiğini” söylediğini görmek onu daha da sarstı. “Diyorlar ki, ‘Bize yalan söyledi, yakında ölecek, bak ne kadar yaşlı,’” diyor Martin. Aylar geçmesine rağmen yazar hâlâ sarsılmış görünüyor. “Buna gerçekten ihtiyacım yoktu,” diyor. “Kimsenin buna ihtiyacı yok.”<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin son dönemde, çok yakın dostu saydığı birçok romancıyı birer birer kaybetti. “Howard Waldrop, Gardner Dozois, Victor Milán, John J. Miller, Edward Bryant…” diye sayıyor. “Hepsi gitti, peş peşe.” Geçen yıl Martin, Dark Winds dizisinde birlikte yürütücü yapımcı olduğu, hayranı olduğu Robert Redford’la bir araya geldi. Redford, oyunculuğu bırakmış olmasına rağmen dizide kısa bir sahne için geri döndü ve Martin’le birlikte kamera karşısına geçti. Sahnedeki ikili bir satranç tahtasının başında oturuyordu ve Redford doğaçlama bir replik ekledi: “George, bütün dünya bekliyor, bir hamle yap.” Bu, Martin’in Winter’ı bitirmesinin ne kadar uzun sürdüğüne dair meta bir şakaydı. Sonra Redford da öldü. Martin’le satranç sahnesi — adeta Yedinci Mühür’den çıkmış gibi — onun son performansı oldu. “Bu inanılmaz derecede tuhaf geliyor,” diyor Martin.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin’in başyapıtı muhtemelen A Storm of Swords’tur. 2000 yılında yayımlanan bu kitap, Thrones’un üçüncü ve dördüncü sezonlarına uyarlandı. 1.000 sayfayı aşan, sürükleyici, kıvrak bir roman; sanki Martin ateşten bir nehir yazıyormuş gibi akar. Daha da inanılmazı, Martin bu kitabı tek bir yılda yazdı. Winter ise 14 yıldır sürüyor ve hâlâ bitmedi. “O kitaba da dönüp bakıyorum,” diye kabul ediyor Martin. “Ve bunu nasıl başardığımı bilmiyorum.”<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin, şu anda yaklaşık 1.100 el yazması sayfasının tamamlandığını söylüyor. Bu rakamı bir süredir tekrarlıyor. Uzun zamandır, tam zamanlı bir yazarken yapımcıya ve ünlüye dönüşmesiyle gelen bitmek bilmeyen dikkat dağıtıcı şeyleri suçluyor. Thrones’un başarısı, Martin’in başına gelebilecek en iyi şeydi — ama aynı zamanda yazdığı en büyük hikâye için olabilecek en kötü şeydi.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Buz ve Ateş’in kökleri, Martin’in çocukluğuna kadar uzanır. Küçükken evcil kaplumbağaları vardı. Bir gün gizemli şekilde ölmeye başladıklarında, kaplumbağaların aslında feodal rakipler olduğunu ve birbirlerini karanlık entrikalarla gizlice öldürdüklerini anlatan hikâyeler uydurdu. Daha sonra Beauty and the Beast ve The Twilight Zone’un yeni versiyonu gibi dizilerde çalışırken, 80’ler televizyonunun sansürcü ve düşük bütçeli yapısından rahatsız oldu; “saçma değişiklikler, düpedüz korkaklık, [yapımcıların] fazla sert olan her şeyden ve birilerinin ‘rahatsız olabileceği’ her şeyden korkması” diye yakınırdı. Buz ve Ateş’i bilerek o kadar geniş ve destansı yazdı ki “sinemaya uyarlanamaz” olsun. Ortaya çıkan seri 100 milyondan fazla sattı. Bugün Martin, Winter üzerinde eski evinde çalışıyor; burası ofisi olarak hizmet veriyor (esas ikametgâhını kısa süre önce Santa Fe’de başka bir eve taşıdı) ve internete bağlı olmayan bir DOS bilgisayarda yazıyor.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yazmak için oturduğunda olan şey şu: “Üzerinde en son çalıştığım bölümü açarım ve ‘Lanet olsun, bu pek iyi değil’ derim. Sonra girip yeniden yazarım. Ya da ‘Bu Tyrion bölümü ilerlemiyor, gel bir Jon Snow bölümü yazayım’ derim ama eğer bölünmezsem, eninde sonunda — en azından eskiden — içine girmeye başlıyorum.”<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sorunlardan biri anlatının karmaşıklığı. Dördüncü Buz ve Ateş kitabı A Feast for Crows, zaten çok karmaşık olan hikâyeye birçok yeni karakter ve büyük olay örgüsü ekledi. Martin kısa sürede, her birinin kendine ait bölüm dizisi olan 21 rakip bakış açısı karakteri arasında gidip gelmeye başladı. (Thrones aynı anlatı noktasına geldiğinde, dizi sorumluları David Benioff ve Dan Weiss büyük ölçüde zaten tanınan karakterlere bağlı kalmaya karar verdi — ama yine de hayranların tatmin edici bulduğu bir finali kotarmakta zorlandılar.)</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Pandemi başladığında Martin, Winter’ı bitirmek için kelimenin tam anlamıyla ormanda bir kulübeye gitti. Bunun çok verimli bir dönem olduğunu, birçok yeni bölüm yazdığını söylüyor. Ama bu, uzun yıllardır birlikte olduğu eşi Parris McBride’dan (1970’lerde tanıştılar, 2011’de evlendiler) uzak kalmasına yol açtı ve bu zorunlu izolasyon bile yaratıcı sorunlara çarptı. “Bir Tyrion bölümü yazdım, bayıldım,” diye anlatıyor. “Sonra baktım ve dedim ki: ‘Bunu yapamam, bütün kitabı değiştirir. Bunu bir rüya dizisine çevireyim. Hayır! O da olmuyor…’”<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin’e hiç kitabı tamamen bırakmayı düşünüp düşünmediğini soruyorum. Hayat senin, George, diyorum. Sana eziyet gibi geliyorsa ömrünü buna harcamak zorunda değilsin.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">“Bundan nefret ederdim,” diyor Martin. “Benim için tam bir başarısızlık gibi olurdu. Bitirmek istiyorum.”<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bazı hayranların istediği gibi projeyi başka bir yazara devretmek olmayacak, diyor Martin. Ayrıca Martin’e bir şey olursa başkasının devralacağı gizli bir acil durum planı da yok. “Eğer başıma yıldırım düşerse, işim bitmemiş kalır,” diyor. “Edwin Drood’un Gizemi gibi olur” — Charles Dickens’ın yarım kalan son romanına gönderme yaparak.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Daha ne kadar yolu var? Martin muğlak. “Eğer kafamdaki her şeyi yaparsam, bu serinin en uzun kitabı olabilir.”<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin’e defalarca Winds hakkında soru sorduktan sonra — muhtemelen onun istediğinden daha fazla — yazar en iyi yaptığı şeyi yapıyor: Bir hikâye anlatıyor.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">1975’te Martin, bir kitap fuarında Dune yazarı Frank Herbert’le tanışmış ve birlikte bir içki içmişler. Buluşma, “Herbert’in hayatının sonlarına yakındı,” diyor Martin. Herbert birçok övgü alan roman yazmıştı ama hayranların istediği tek şey daha fazla Dune’du. Yayıncısı, yazmak istediği başka bir hikâye için ona mütevazı bir avans ya da yeni bir Dune romanı için bunun altı katı kadar para teklif etmişti.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">“Artık Dune’u sevmiyordu ve daha fazla Dune kitabı yazmak istemiyordu,” diyor Martin. “Ama Dune’un başarısı yüzünden kendini kilitlenmiş hissediyordu, bu yüzden yazmaya devam etti.”</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin bitirir… ve bekler.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Soruyorum: Herbert’in hissettikleriyle kendini özdeşleştiriyor musun?</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">“Buz ve Ateş dünyasından ille de bıkmış değilim,” diyor. “O dünyayı ve dünya kurmayı seviyorum ama evet — bir yanıyla, evet.”<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">BUGÜN DEĞİL<br />
<br />
</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin, kendisini eve götürecek arabayı beklerken kitabevinin önünde duruyor. İçeri girdiğinde, ilk birkaç kitaplığın Martin’in yayımlanmış eserleriyle dolu olduğunu görüyorsun — ki buna editörlüğünü yaptığı onlarca antolojiyi (popüler Wild Cards serisi gibi) de ekleyince sayı düşündüğünden bile fazla. Buz ve Ateş kitaplarına ayrılan raf alanı ise, şaşırtıcı olmayan bir şekilde, oldukça küçük.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Az önce iki hayran, Martin’e özel yapım, muhteşem bir ejderha başlı baston hediye etmişti. Martin teşekkür etti ve biraz sohbet ettiler. Baston hediye edilmesi hakkında ne hissettiğini merak ediyorum ama sormuyorum.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin’in düşünceleri, kimse sormadan, Buz ve Ateş’in sonuna kayıyor. Hikâyesinin finaline dair ayrıntıların — destanın büyük kısmı gibi — hâlâ belirsiz olduğu açıkça görülüyor.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">“Daha fazla kişiyi öldürecektim,” diye düşünüyor. “Dizide öldürdükleri kişileri değil. Onlar daha mutlu bir son yaptılar. Tyrion için mutlu bir son görmüyorum. Onun tüm hikâyesi en başından beri trajik. Sansa’yı öldürmeyi planlıyordum ama dizide o kadar sevildi ki belki yaşamasına izin veririm…”<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Asistanının arabası geliyor. Noel’de ne yapacağını soruyorum.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">“Bilmiyorum,” diyor Martin. “Sanırım evde kalırım. Daha fazla Dunk ve Egg yazmam lazım. Bir tane daha Fire and Blood kitabı da olması gerekiyor. Gerçekten, eğer şu diğer işleri biraz sırtımdan atabilirsem, The Winds of Winter’ı oldukça yakında bitirebilirim. Bana açıkça söylendi ki öncelik Winds, ama… bilmiyorum. Bazen canım istemiyor.”</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İç çekiyor.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">“Her şeye çok ama çok geriden geliyorum.”</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"><img src="https://pbs.twimg.com/media/G-udyfLaAAArOly?format=jpg&amp;name=small" loading="lazy"  alt="[Resim: G-udyfLaAAArOly?format=jpg&amp;name=small]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">(GRRM'in <a href="http://redirect.viglink.com/?key=71fe2139a887ad501313cd8cce3053c5&amp;subId=7226066&amp;u=https%3A//www.hollywoodreporter.com/tv/tv-features/george-rr-martin-interview-thrones-winds-dragon-knight-1236473519/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Hollywood Reporter</a>'da Ocak ayında bir söyleşisi yayımlandı. X'den <a href="https://asoiaftr.boards.net/user/212" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">snow</a>, söyleşiyi çevirip, <a href="http://redirect.viglink.com/?key=71fe2139a887ad501313cd8cce3053c5&amp;subId=7226066&amp;u=https%3A//x.com/kingcrow283/status/2011875156180791486" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">ekledi</a>. Arşiv olması amacıyla buraya da koyuyorum.)</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
2015’te George R.R. Martin, geleceğini belirleyecek ve fantezi eğlence dünyasını sonsuza dek değiştirecek iki endişeye sahip olduğunu itiraf etmişti.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Game of Thrones’un beşinci sezonunun HBO’daki prömiyer etkinliğinden önce San Francisco’da kahvaltı yapıyorduk. Martin, 1977’de yayımlanan ve büyük övgü alan ilk romanı Dying of the Light’tan bu yana bilimkurgu ve fantezi türünde profesyonel olarak yazıyordu. 1980’lerde Los Angeles’ta televizyon dizileri için senarist olarak kısa bir dönem çalışmayı denedikten sonra, Game of Thrones’a temel oluşturan çok satan Buz ve Ateşin Şarkısı romanlarını yazmaya başladı. Bu kitaplar, yüksek fantezi kalıplarını alıp, Ortaçağ Avrupa’sındaki siyasetin ve savaşın acımasız, +18 tarihinden ilham alan bir hikâyeyle birleştiriyordu. Bu süreçte Martin; kabarık beyaz sakalı, balıkçı şapkası, gözlükleri ve askılarıyla “adeta 1920’lerden çıkma steampunk bir Noel Baba gibi” kendine has görünümüyle bir ünlü figüre dönüşmüştü. Eggs Benedict’ten bir lokma alırken, South Park’ta ve Saturday Night Live’da parodisinin yapılmasına inanamadığını söyledi. Sadece birkaç yıl içinde Martin, Stephen King dışında ülkedeki en tanınmış yazar hâline gelmişti. Bu, kariyerine okul arkadaşlarına tanesi 10 sente canavar hikâyeleri satarak başlayan, New Jerseyli bir liman işçisinin oğlu için olağanüstü bir başarıydı.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin bana ilk endişesinin, HBO’nun Taht Oyunları evrenine dayanan başka bir dizi yapmaması ihtimali olduğunu söyledi. “100 tane başka diziye yetecek malzemem var,” diyordu ama HBO yöneticileri o dönem yan hikâyeler (spin-off) yapmaya pek sıcak bakmıyordu. Martin, Hollywood’da tek iş yapıp unutulan biri olmak istemiyordu. Yaratmış olduğu fantezi dünyasının, onu nesiller boyunca yaşatacak bir seriye dönüşmesini umuyordu.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin’in ikinci endişesi ise 2011’den beri taşıdığı bir kaygıydı: Taht Oyunları’nın yayımlandığı ve Buz ve Ateşin Şarkısı serisinin son kitabı olan Ejderhaların Dansı’nın çıktığı yıl. Destanı tamamlamak için hâlâ iki kitap daha yazması gerekiyordu: Kış Rüzgârları ve Bahar Düşü. Ve zaman daralıyordu. HBO dizisinin hikâyesi, kitaplarının anlatısını geçmek üzereydi.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">“Bir sonraki kitabı bitirmem gerekiyor,” diye dert yanıyordu Martin. “Asıl yazma süreci [giderek] zorlaşıyor. Yeniden yazıyorum. Zorlanıyorum. Belki de bunları ne kadar hızlı yazabileceğim konusunda fazla iyimserim. Her ne yapıyorsam kısmaya çalışıyorum, önüme çıkan her şeyi temizleyip bunu bitirmek istiyorum…”</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">10 YIL SONRA …<br />
<br />
</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin, Santa Fe’deki barında bir tabureye oturuyor. Mekânın adı Milk of the Poppy (Taht Oyunları’ndaki afyonlu şuruba bir gönderme) ama res olarak diziye dayalı bir yer değil. “Westeros’u 2007’de Warner Bros’a sattım,” diye hatırlatıyor.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bar, onun Beastly Books adlı kitabevinin hemen yanında; o da Jean Cocteau Cinema adlı sinemasının yanında; sinema ise ejderha gibi boyanmış, günübirlik turlar yapan bir trenin neredeyse taş atımı mesafesinde. Yerel halk Martin’i sık sık durdurup, şehir için yaptıklarından dolayı ona teşekkür ediyor (yazarın servetinin yaklaşık 120 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor ama oldukça mütevazı bir hayat sürüyor).</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Birçok açıdan Martin hâlâ eskisi gibi görünüyor. Zeki ve etkileyici. Sesi canlı. Ancak sakalı seyrelmiş ve yürümekte daha çok zorlanıyor. Kilo da vermiş, fakat internette yapılan karamsar yorumların aksine, bunun herhangi bir sağlık sorunuyla ilgisi yok.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">“77 yaşıma kadar yaşayacağımı hiç düşünmezdim,” diyor Martin. “Yaşlandım, yani yaşlılığa dair bazı şeyler var. Bazen belim ağrıyor. Ayakta uzun süre durmayı sevmiyorum. Ama kendimi iyi hissediyorum. Belki de manşetin bu olmalı: ‘George R.R. Martin Ölmüyor.’”</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin’in Westeros krallığının ayakta kalıp kalamayacağına dair endişesi yersiz çıktı. İlk Taht Oyunları yan dizisi (Martin’in Fire &amp; Blood kitabına dayanan ön hikâye House of the Dragon) HBO için büyük bir başarı oldu ve bu yıl üçüncü sezonuyla ekrana dönecek. Yakında başlayacak bir diğer ön hikâye olan A Knight of the Seven Kingdoms ise Martin’in Dunk ve Egg novellalarına dayanıyor. HBO’da Westeros evrenine ait başka birçok hikâye de geliştirme aşamasında; ayrıca Londra West End’de sahnelenecek The Iron Throne adlı tiyatro oyunu, Kral Robert’ın İsyanı’nı sahneye taşıyacak.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin, en bilinen markasının dışında da popüler işlere imza attı. AMC’nin övgü toplayan Navajo Kabile Polisi dizisi Dark Winds’ün yürütücü yapımcısı. Ayrıca çok satan fantezi oyunu Elden Ring’in geliştirilmesinde de yer aldı. 2016’da Santa Fe’de açılan ve daha sonra dört şehre daha yayılan yenilikçi, sürükleyici sanat deneyimi Meow Wolf’un kurucu yatırımcılarından biri.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin bir imparatorluk kurmak istiyordu ve kurdu. Ama “üretken” kelimesi, hiçbir Taht Oyunları hayranının onu tanımlamak için kullanacağı son kelimedir. Yazarın Kış Rüzgârları’nı bitiremeyeceği yönündeki kaygısı, neredeyse inanılmaz bir ölçüde gerçekleşti. İnternetteki kalabalıkların sürekli “Kitabı bitir artık, George!” diye takılmasıyla ünlenen bu sancılı bitirememe hâli, kendi tarzında, onun diğer her şeyi başarma konusundaki başarısı kadar etkileyici.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ama önce, GoT ya da Dragon’a kıyasla daha salaş, daha düşük profilli bir havaya sahip olan yeni diziyi konuşuyoruz. Aksiyonun neredeyse tamamı, Westeros’un kırsal bir ücra köşesindeki bir mızrak dövüşü turnuvasında geçiyor ve parasız bir şövalye olan Uzun Ser Duncan (Peter Claffey) ile onun 10 yaşındaki ufak tefek yaveri (Dexter Sol Ansell) turnuvaya girerek talihlerini düzeltmeye çalışmalarını konu alıyor. Altı bölüm boyunca bu sevimli ikili, güçlü rakip lordlarla karşı karşıya geliyor. HBO’nun drama programlama başkanı Francesca Orsi, “Dunk ve Egg, Westeros’ta tam anlamıyla Shakespearevari büyük tehlikelerle yüzleşiyor ama yol boyunca bolca mizah ve kalp de var,” diyor. Dizinin çok farklı bir tür olması amaçlanmış. Dizinin ortak yaratıcısı ve yürütücü yapımcısı olan Martin ise, “Ortaya çok iyi bir iş çıktı ve birinci sezondan çok memnunum. Oyuncu seçimi tam isabet oldu. [Dizi sorumlusu Ira Parker] harika ve benimle aynı önceliklere sahip gibi görünüyor — karakterlere çok sadık bir iş yapmaya çalışıyor,” diyor.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin’e göre dizi, HBO’nun “bütçeyi biraz daha kontrol altına alabileceğimiz” bir proje arayışı sayesinde ortaya çıktı. (Dragon bölüm başına yaklaşık 20 milyon dolara mal oluyor ve kanal, pahalı bir savaş sahnesini üçüncü sezona itmek için ikinci sezonu daha kısa tutmuştu.)</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">“Bunda ejderha yok, büyük savaşlar yok,” diyor Martin. “Bir tarla var, bir sürü çadır var ve birkaç at var.”<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Proje iki yıl önce duyurulduğunda, HBO’nun basın bülteninde dizinin Martin’in senaristliğe dönüşü olacağı yazıyordu. Ama o, Thrones’un dördüncü sezonundan beri hâlâ bir TV bölümü yazmış değil. “Her zaman dizide yazma ihtimalim vardı,” diyor. “Ama sonra bir şeyler oluyor ve bir bakıyorsun başka önceliklerim çıkmış.”<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Buna rağmen Martin yaratıcı olarak son derece işin içinde. Knight ve Dragon için, Martin başlangıçta diziyi şekillendirmek amacıyla Santa Fe’de bir senaryo zirvesi düzenledi. “Dizi sorumlusunu, dünyayı gerçekten bilen — bazıları TV yazarı, bazıları fantastik roman yazarı — dört beş yazarla bir araya getiriyorum ve bir hafta boyunca toplanıyoruz,” diyor. Parker bu zirveyi “kariyerimde geçirdiğim en eğlenceli, en yaratıcı haftalardan biri” diye tanımlıyor ve bölümler yazılırken, “George her adımda oradaydı. Harika davrandı. Artık onu bir arkadaşım gibi görüyorum,” diye ekliyor.<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Thrones ve Dragon’a kıyasla oldukça mütevazı bir yapım ve ölçekte olan dizinin, hayranlar tarafından benimsenip benimsenmeyeceği konusunda Parker endişeli olduğunu kabul ediyor: (En azından ilk eleştiriler oldukça olumlu; bizim eleştirmenimiz diziyi seleflerinden “daha küçük ölçekli, daha akıllı ve daha eğlenceli” olarak tanımladı.) “Günün sonunda biz, tüm o fazlalıklar olmadan Game of Thrones’uz,” diyor Parker. “Bizde o malzemelerden biri var — Arya ile Tazı ya da Brienne ile Podrick gibi, yan yana gelen iki sıra dışı karakter ve onların sohbetleri. Umarım Taht Oyunları’nı işe yarayan da buydu. Benim için onun büyük bir parçası buydu.”<br />
<br />
</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Birinci sezon, Martin’in Dunk ve Egg hakkındaki ilk öyküsü olan The Hedge Knight’a sadık. Yeşil ışık yakılmış olan ikinci sezon ise onun The Sworn Sword adlı novellasına (kısa roman) dayanacak.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ancak dizinin geleceği için potansiyel bir sorun var. “Büyük mesele şu ki, sadece üç novella yazdım ve Dunk ile Egg hakkında kafamın içinde bir sürü hikâye var,” diyor Martin, biraz mahcup bir ifadeyle. “Bunları kâğıda dökmem gerekiyor. Geçen yılın çeşitli dönemlerinde iki tanesine başlamıştım. Biri Winterfell’de geçiyor, biri de Nehir Toprakları’nda…”<br />
<br />
</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Impact;" class="mycode_font">GENİŞLEYEN KRALLIK<br />
</span><br />
</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin’in tüm kitapları, dizileri, etkinlikleri ve işleri, kendi dikkat dağıtıcı unsurlarını da beraberinde getiriyor. Bunların hepsi bir yığının içine ekleniyor ve onun ilgisi için birbiriyle yarışıyor. Bazıları, henüz açıklanmamış olası Taht Oyunları projeleri üzerinde yazarlarla çalışmayı içeriyor.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Daha önce haber yapılmış fikirlerden biri, Dragon’daki denizci karakter Deniz Yılanı üzerine kurulu. Bu proje, maliyeti düşürmek için sessizce canlı çekimden animasyona kaydırıldı. Bir diğeri ise Kral Aegon Targaryen’in Westeros’u fethi üzerine kurulu ve HBO tarafından olası bir drama dizisi olarak, Warner Bros.’un sinema ekibi tarafından da Dune büyüklüğünde dev bir sinema filmi olarak geliştiriliyor.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ama bir fikir var ki, Taht Oyunları sonrası ortaya atılan en ilgi çekici projelerden birinin “iptal edilen Jon Snow devam dizisinin” bir uzantısı. Martin uzun süredir Thrones’a devam hikâyeleri yazmaya karşı çıkıyordu; çünkü kendi Buz ve Ateş kitaplarının sonu dizininkiyle uyuşmayacak ve dizinin tartışmalı finalini daha da “kanonlaştırmak” istemiyordu üstelik kendi sonunu henüz yazmamışken. <a href="https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=22" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">“[Kitapların sonu] farklı olacak,” diyor Martin. “Kitabımda hayatta olan bazı karakterler dizide ölü olacak, dizide yaşayan bazıları ise kitapta ölü olacak.”</a></span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin, Jon’un (Thrones’ta Kit Harington’ın canlandırdığı) bir devam hikâyesi için en güvenli karakter olacağını düşünüyordu çünkü dizinin finalinde Sur'un kuzeyine sürgün edilmişti ve onun hikâyesini sürdürmek, güneydeki diğer büyük karakterlere ne olduğunun açıklanmasını gerektirmeyecekti. THR, projenin geliştirilmekte olduğunu 2022’de duyurdu ama spoiler vermemek için hikâye detaylarını saklı tuttu. Harrington, kendi dizisi Gunpowder’dan iki yazarla birlikte çalışarak, Snow’un travma sonrası stres bozukluğu (PTSD) yaşayan, kırık bir adam olarak tek başına yaşadığı bir hikâye kurgulamakla ilgileniyordu. Kurt yoldaşı Ghost’u kovmuş, kılıcı Longclaw’u bir kenara atmış olan Jon, vaktini kulübeler yapıp sonra onları yakarak geçiriyordu. Harrington ayrıca Jon’un ölmesini ve bir kahraman olmaktan kaçınmasını istiyordu.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu hikâye, bazı yönleriyle Harington’ın kişisel mücadelelerini de yansıtıyordu — Thrones’taki yoğun çekim sürecinin ardından rehabilitasyona girmesi gibi. (“Bazı ruhsal zorluklar yaşadım,” demişti oyuncu. “Bunun doğrudan dizinin doğasıyla ilgili olduğunu düşünüyorum.”)</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">HBO, “kırık Jon Snow” fikrini fazla karamsar buldu ve sonunda bir kenara bıraktı. Ancak son günlerde kaynaklar, yeni bir yazarın (Drops of God dizisinden Quoc Dang Tran) projeye katılarak devam fikrini yeniden canlandırmaya çalıştığını söylüyor. Hikâye hâlâ şekillenme aşamasında olsa da, olası seçeneklerden biri olayları Akdeniz’i andıran Essos diyarına taşımak ve bir başka çok sevilen eski karakteri — Arya Stark’ı (Thrones’ta Maisie Williams canlandırmıştı) — kadroya eklemek.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bununla birlikte bu proje çok erken geliştirme safhasında ve HBO doğal olarak son derece temkinli davranıyor. “Bir devam fikri ihtimali bizi çok heyecanlandırıyor ve çok ilgimizi çekiyor ama aynı zamanda çıtanın ne kadar yüksek olması gerektiğinin de fazlasıyla farkındayız,” diyor bir kaynak. Şu an için hiçbir oyuncu anlaşma imzalamış değil ve özellikle Harrington’ı ikna etmek oldukça zor olabilir. Nitekim oyuncu kısa süre önce Jon Snow’a yeniden dönmek istemediğini, “onun yanına bile yaklaşmak istemediğini” söylemişti. Martin, geliştirme aşamasındaki projeler hakkında ne doğrulayabileceğini ne de yorum yapabileceğini söylüyor. Ancak bu başlıkların hiçbiri, herkesin zaten bildiği bir dizi hakkında konuşması kadar hassas değil: House of the Dragon.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Impact;" class="mycode_font">SARAY entrikaları<br />
</span><br />
</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">“Bir egom var,” demişti Martin bir keresinde.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yıllar içinde Martin’le neredeyse bir düzine kez röportaj yapmış biri olarak, bu söz hep aklımda kaldı; çünkü neredeyse tüm yaratıcı insanların bir egosu vardır — çoğu zaman devasa — ama bunu bu kadar açık açık söyleyen pek olmaz. Oysa Martin her zaman açık sözlü, dürüst ve kırılgan olmaktan çekinmeyen biri gibi görünür. Aynı zamanda algıladığı kabalıklara ya da küçümsemelere karşı da çok çabuk öfkelenebilir. Warner Bros. hukuken Westeros’un sahibi olabilir ama bu dünya hâlâ Martin’in yaratımıdır ve onun saygı görmek ve sürece dâhil hissetmek istemesi son derece anlaşılırdır.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin’in sürekli olarak net biçimde vurguladığı bir başka şey daha var: Kitap uyarlamalarının (sadece kendi eserleri için değil) mümkün olduğunca aslına sadık kalması gerektiğine inanıyor. Martin’in çocuğu yok ve karakterlerini kendi çocukları olarak gördüğünü söylüyor. Eğer başka bir yazar, bu “evlatlarından” birinde büyük bir değişiklik yapmak (ya da onu hikâyeden tamamen çıkarmak) isterse, bunun nedenini bilmek istiyor ve bu gerekçenin mantıklı olması gerektiğini düşünüyor.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Knight dizisinin sorumlusu Parker, Martin’in HBO ve dizi sorumlularına kendi vizyonuna saygı duyulması konusunda baskı yapmasının, “bu dizilerin bu kadar başarılı olmasının” sebeplerinden biri olduğunu düşündüğünü ve yazarın “her zaman sadece fayda sağladığını” söylüyor.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">“George’la yaptığım ilk toplantıda, daha resmen işi almadan önce, onun istemediği hiçbir şeyi koymayacağıma söz verdim ama buna hiç gerek kalmadı,” diyor Parker. “Birçok şeye itiraz etti. Ben de bir şeyi neden yapmak istediğimi anlatıyorum, o da bana neden benim aptal olduğumu anlatıyor.”</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin’in HBO projeleri üzerindeki yetkisinin tam olarak ne kadar olduğu her zaman biraz belirsiz olmuştur (bazen Martin’e bile öyle görünüyor). HBO’dan Orsi’ye Martin’in kontrol düzeyi sorulduğunda şöyle cevap veriyor: “Yazarları seçerken, yeni yan diziler için ele aldığımız alanlarda ve GoT evrenindeki her projenin geliştirilmesinde onun görüşlerine her zaman değer veriyoruz. Ama bir dizi inşa etmek, üretmek ve yürütmek devasa bir iştir. George’un ve dizi sorumlularımızın bakış açılarını çok önemsesek de, nihayetinde en iyi diziyi ortaya çıkaracak kararları biz veririz.”<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin’e dikkatlice soruyorum: Bunun hakkında çok şey söyleyemeyeceğini biliyorum ama Ryan Condal ile ilişkin nasıl bu kadar bozuldu, merak ediyordum.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">“Bozulmaktan da kötü,” diyor Martin, perişan bir ifadeyle. “Berbat durumda.”<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Spoiler’a girmeden, Martin’in Dragon hakkındaki şikâyetleri, kitabındaki karakterlerde yapılan ve önemli olay örgüsü noktalarını etkileyen değişikliklerden kaynaklanıyor.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">“Ryan’ı ben işe aldım,” diyor Martin. “Ryan’la ortak olduğumuzu düşünüyordum. Ve ilk sezon boyunca öyleydik. Senaryoların ilk taslaklarını okurdum. Notlar verirdim. Bazı şeyleri değiştirirdi. Çok iyi gidiyordu en azından ben öyle sanıyordum.”<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ryan, Dragon’ın ilk ortak yapımcısı Miguel Sapochnik’le ters düştüğünde, anlaşmazlıkta Martin’den destek istedi ve aldı (Sapochnik birinci sezondan sonra diziden ayrıldı).</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">“Sonra ikinci sezona girdik ve o, temelde beni dinlemeyi bıraktı,” diyor Martin. “Notlar verirdim, hiçbir şey olmazdı. Bazen neden yapmadığını açıklar, bazen de ‘Tamam, evet, düşüneceğim’ derdi. Gitgide daha kötü oldu ve ben de giderek daha çok sinirlenmeye başladım. En sonunda öyle bir noktaya geldi ki, HBO bana tüm notlarımı onlara vermemi, onların da Ryan’a bizim birleşik notlarımızı ileteceklerini söyledi.”</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">2024’te bir gece, ikinci sezon yayındayken Martin <a href="https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=25" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">“Kelebeklere Dikkat” </a>başlıklı bir blog yazısı yayımladı ve bazı şikâyetlerini açıkça dile getirdi. Ertesi sabah uyandığında ise sanki kendi Kızıl Düğün’ünü yapmış gibiydi. Öfkeli bir HBO yöneticisi Martin’in menajerini aramış, o da Martin’in asistanını aramış ve yazı kaldırılmıştı — ama eğlence siteleri (THR dâhil) Martin’in sözlerini çoktan haber yapmıştı. “Geri koyardım ama o zaman aptal gibi görünürdüm,” diyor. “Üstelik yazının yüzde 80’i övgüydü ama kimse ona odaklanmadı.”<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Oysa bu yazı, yazarın Dragon ile ilgili sorunlarını anlatacağı altı bölümlük bir serinin sadece ilk parçası olacaktı.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin bunun ötesinde bir şey söyleyemeyeceğini belirtiyor ama kaynaklara göre Martin ile Condal arasındaki ilişki daha da kötüleşti ve dizinin yapımcıları ile bazı HBO yöneticilerinin katıldığı bir Zoom toplantısında patlak verdi. Toplantının amacı, Condal’ın üçüncü sezon için vizyonunu sunmasıydı. Condal konuştuktan sonra Martin çok sayıda itirazını sıraladı ve iddiaya göre, “Bu artık benim hikâyem değil,” dedi.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Condal bu röportaj için yorum yapmadı ama <a href="https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=26&amp;pid=48#pid48" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">geçen yıl EW’ye verdiği bir açıklamaya işaret etti:</a> “George’u uyarlama sürecine dâhil etmek için elimden gelen her şeyi yaptım. Gerçekten yaptım. … Ama bir noktadan sonra, karşı karşıya olduğumuz pratik meseleleri makul bir şekilde kabul etmeyi reddeder hâle geldi. … Ben, ekip, oyuncular ve HBO için yoluma devam etmek zorundayım, çünkü işim bu. … Sadece George’la bir gün o uyumu yeniden yakalayabilmeyi umuyorum.” Tartışmalı Zoom görüşmesinin ardından HBO, Martin’den Dragon’dan tamamen geri çekilmesini istedi. Birkaç ay sonra ise yazar yeniden projeye dâhil edildi. “Bunun hakkında konuşamam,” diyor Martin.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bir HBO kaynağı ise şunları söylüyor: “George ve Ryan, üçüncü sezonun yönü konusunda anlaşmazlığa düştü. O noktada, aralarındaki sürecin ve iletişimin bozulduğu ve sıfırlanması gerektiği açıktı. Bu yüzden doğal olarak herkesin bir süre geri adım attığı, yeni bir yol bulana kadar beklediği bir dönem yaşandı.”</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ağustos ayında Martin, WorldCon’da bir yazar panelindeydi ve bir hayran inanılmaz derecede kaba bir soru sordu. Martin normalde bu tür etkinlikleri sever. Diğer yaratıcılarla bir arada olmaktan ve hayranlarla tanışmaktan hoşlanır. Saatlerce imza dağıtır, bin kadar kitabı tek tek imzalar. Martin, yüz yüze tanıştığında hayranların her zaman son derece nazik olduğunu söylüyor.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">WorldCon panelinde seyircilerden soru alınırken biri Martin’e, “Zaten çok uzun süre buralarda olmayacaksın, Kış Rüzgârları’nı bitirmesi için başka bir yazara izin verir misin?” diye sordu.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Salon yuhalamaya başladı. Martin kendini tokat yemiş gibi hissetti. İnternete girip tepkilere baktığında ise bazı hayranların “bunu hak ettiğini” söylediğini görmek onu daha da sarstı. “Diyorlar ki, ‘Bize yalan söyledi, yakında ölecek, bak ne kadar yaşlı,’” diyor Martin. Aylar geçmesine rağmen yazar hâlâ sarsılmış görünüyor. “Buna gerçekten ihtiyacım yoktu,” diyor. “Kimsenin buna ihtiyacı yok.”<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin son dönemde, çok yakın dostu saydığı birçok romancıyı birer birer kaybetti. “Howard Waldrop, Gardner Dozois, Victor Milán, John J. Miller, Edward Bryant…” diye sayıyor. “Hepsi gitti, peş peşe.” Geçen yıl Martin, Dark Winds dizisinde birlikte yürütücü yapımcı olduğu, hayranı olduğu Robert Redford’la bir araya geldi. Redford, oyunculuğu bırakmış olmasına rağmen dizide kısa bir sahne için geri döndü ve Martin’le birlikte kamera karşısına geçti. Sahnedeki ikili bir satranç tahtasının başında oturuyordu ve Redford doğaçlama bir replik ekledi: “George, bütün dünya bekliyor, bir hamle yap.” Bu, Martin’in Winter’ı bitirmesinin ne kadar uzun sürdüğüne dair meta bir şakaydı. Sonra Redford da öldü. Martin’le satranç sahnesi — adeta Yedinci Mühür’den çıkmış gibi — onun son performansı oldu. “Bu inanılmaz derecede tuhaf geliyor,” diyor Martin.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin’in başyapıtı muhtemelen A Storm of Swords’tur. 2000 yılında yayımlanan bu kitap, Thrones’un üçüncü ve dördüncü sezonlarına uyarlandı. 1.000 sayfayı aşan, sürükleyici, kıvrak bir roman; sanki Martin ateşten bir nehir yazıyormuş gibi akar. Daha da inanılmazı, Martin bu kitabı tek bir yılda yazdı. Winter ise 14 yıldır sürüyor ve hâlâ bitmedi. “O kitaba da dönüp bakıyorum,” diye kabul ediyor Martin. “Ve bunu nasıl başardığımı bilmiyorum.”<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin, şu anda yaklaşık 1.100 el yazması sayfasının tamamlandığını söylüyor. Bu rakamı bir süredir tekrarlıyor. Uzun zamandır, tam zamanlı bir yazarken yapımcıya ve ünlüye dönüşmesiyle gelen bitmek bilmeyen dikkat dağıtıcı şeyleri suçluyor. Thrones’un başarısı, Martin’in başına gelebilecek en iyi şeydi — ama aynı zamanda yazdığı en büyük hikâye için olabilecek en kötü şeydi.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Buz ve Ateş’in kökleri, Martin’in çocukluğuna kadar uzanır. Küçükken evcil kaplumbağaları vardı. Bir gün gizemli şekilde ölmeye başladıklarında, kaplumbağaların aslında feodal rakipler olduğunu ve birbirlerini karanlık entrikalarla gizlice öldürdüklerini anlatan hikâyeler uydurdu. Daha sonra Beauty and the Beast ve The Twilight Zone’un yeni versiyonu gibi dizilerde çalışırken, 80’ler televizyonunun sansürcü ve düşük bütçeli yapısından rahatsız oldu; “saçma değişiklikler, düpedüz korkaklık, [yapımcıların] fazla sert olan her şeyden ve birilerinin ‘rahatsız olabileceği’ her şeyden korkması” diye yakınırdı. Buz ve Ateş’i bilerek o kadar geniş ve destansı yazdı ki “sinemaya uyarlanamaz” olsun. Ortaya çıkan seri 100 milyondan fazla sattı. Bugün Martin, Winter üzerinde eski evinde çalışıyor; burası ofisi olarak hizmet veriyor (esas ikametgâhını kısa süre önce Santa Fe’de başka bir eve taşıdı) ve internete bağlı olmayan bir DOS bilgisayarda yazıyor.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yazmak için oturduğunda olan şey şu: “Üzerinde en son çalıştığım bölümü açarım ve ‘Lanet olsun, bu pek iyi değil’ derim. Sonra girip yeniden yazarım. Ya da ‘Bu Tyrion bölümü ilerlemiyor, gel bir Jon Snow bölümü yazayım’ derim ama eğer bölünmezsem, eninde sonunda — en azından eskiden — içine girmeye başlıyorum.”<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sorunlardan biri anlatının karmaşıklığı. Dördüncü Buz ve Ateş kitabı A Feast for Crows, zaten çok karmaşık olan hikâyeye birçok yeni karakter ve büyük olay örgüsü ekledi. Martin kısa sürede, her birinin kendine ait bölüm dizisi olan 21 rakip bakış açısı karakteri arasında gidip gelmeye başladı. (Thrones aynı anlatı noktasına geldiğinde, dizi sorumluları David Benioff ve Dan Weiss büyük ölçüde zaten tanınan karakterlere bağlı kalmaya karar verdi — ama yine de hayranların tatmin edici bulduğu bir finali kotarmakta zorlandılar.)</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Pandemi başladığında Martin, Winter’ı bitirmek için kelimenin tam anlamıyla ormanda bir kulübeye gitti. Bunun çok verimli bir dönem olduğunu, birçok yeni bölüm yazdığını söylüyor. Ama bu, uzun yıllardır birlikte olduğu eşi Parris McBride’dan (1970’lerde tanıştılar, 2011’de evlendiler) uzak kalmasına yol açtı ve bu zorunlu izolasyon bile yaratıcı sorunlara çarptı. “Bir Tyrion bölümü yazdım, bayıldım,” diye anlatıyor. “Sonra baktım ve dedim ki: ‘Bunu yapamam, bütün kitabı değiştirir. Bunu bir rüya dizisine çevireyim. Hayır! O da olmuyor…’”<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin’e hiç kitabı tamamen bırakmayı düşünüp düşünmediğini soruyorum. Hayat senin, George, diyorum. Sana eziyet gibi geliyorsa ömrünü buna harcamak zorunda değilsin.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">“Bundan nefret ederdim,” diyor Martin. “Benim için tam bir başarısızlık gibi olurdu. Bitirmek istiyorum.”<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bazı hayranların istediği gibi projeyi başka bir yazara devretmek olmayacak, diyor Martin. Ayrıca Martin’e bir şey olursa başkasının devralacağı gizli bir acil durum planı da yok. “Eğer başıma yıldırım düşerse, işim bitmemiş kalır,” diyor. “Edwin Drood’un Gizemi gibi olur” — Charles Dickens’ın yarım kalan son romanına gönderme yaparak.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Daha ne kadar yolu var? Martin muğlak. “Eğer kafamdaki her şeyi yaparsam, bu serinin en uzun kitabı olabilir.”<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin’e defalarca Winds hakkında soru sorduktan sonra — muhtemelen onun istediğinden daha fazla — yazar en iyi yaptığı şeyi yapıyor: Bir hikâye anlatıyor.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">1975’te Martin, bir kitap fuarında Dune yazarı Frank Herbert’le tanışmış ve birlikte bir içki içmişler. Buluşma, “Herbert’in hayatının sonlarına yakındı,” diyor Martin. Herbert birçok övgü alan roman yazmıştı ama hayranların istediği tek şey daha fazla Dune’du. Yayıncısı, yazmak istediği başka bir hikâye için ona mütevazı bir avans ya da yeni bir Dune romanı için bunun altı katı kadar para teklif etmişti.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">“Artık Dune’u sevmiyordu ve daha fazla Dune kitabı yazmak istemiyordu,” diyor Martin. “Ama Dune’un başarısı yüzünden kendini kilitlenmiş hissediyordu, bu yüzden yazmaya devam etti.”</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin bitirir… ve bekler.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Soruyorum: Herbert’in hissettikleriyle kendini özdeşleştiriyor musun?</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">“Buz ve Ateş dünyasından ille de bıkmış değilim,” diyor. “O dünyayı ve dünya kurmayı seviyorum ama evet — bir yanıyla, evet.”<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">BUGÜN DEĞİL<br />
<br />
</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin, kendisini eve götürecek arabayı beklerken kitabevinin önünde duruyor. İçeri girdiğinde, ilk birkaç kitaplığın Martin’in yayımlanmış eserleriyle dolu olduğunu görüyorsun — ki buna editörlüğünü yaptığı onlarca antolojiyi (popüler Wild Cards serisi gibi) de ekleyince sayı düşündüğünden bile fazla. Buz ve Ateş kitaplarına ayrılan raf alanı ise, şaşırtıcı olmayan bir şekilde, oldukça küçük.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Az önce iki hayran, Martin’e özel yapım, muhteşem bir ejderha başlı baston hediye etmişti. Martin teşekkür etti ve biraz sohbet ettiler. Baston hediye edilmesi hakkında ne hissettiğini merak ediyorum ama sormuyorum.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin’in düşünceleri, kimse sormadan, Buz ve Ateş’in sonuna kayıyor. Hikâyesinin finaline dair ayrıntıların — destanın büyük kısmı gibi — hâlâ belirsiz olduğu açıkça görülüyor.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">“Daha fazla kişiyi öldürecektim,” diye düşünüyor. “Dizide öldürdükleri kişileri değil. Onlar daha mutlu bir son yaptılar. Tyrion için mutlu bir son görmüyorum. Onun tüm hikâyesi en başından beri trajik. Sansa’yı öldürmeyi planlıyordum ama dizide o kadar sevildi ki belki yaşamasına izin veririm…”<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Asistanının arabası geliyor. Noel’de ne yapacağını soruyorum.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">“Bilmiyorum,” diyor Martin. “Sanırım evde kalırım. Daha fazla Dunk ve Egg yazmam lazım. Bir tane daha Fire and Blood kitabı da olması gerekiyor. Gerçekten, eğer şu diğer işleri biraz sırtımdan atabilirsem, The Winds of Winter’ı oldukça yakında bitirebilirim. Bana açıkça söylendi ki öncelik Winds, ama… bilmiyorum. Bazen canım istemiyor.”</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İç çekiyor.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">“Her şeye çok ama çok geriden geliyorum.”</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[GRRM, Not A Blog "Kelebeklere Dikkat"]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=25</link>
			<pubDate>Sun, 22 Feb 2026 12:39:49 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=2">The Wolf Pack</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=25</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GRRM, geçen senelerde, katıldığı bir panelde, House Of The Dragon hakkında yapacağını söylediği yazı... daha sonradan sildiği ve sildiğine de pişman olduğu yazı.</span></span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Temmuz ayında, HotD 2. sezonun ilk iki bölümü olan “A Son for a Son” ve “Rhaenyra the Cruel” hakkındaki yorumumdan sonra size Blood and Cheese... ve Maelor the Missing... hakkında daha fazla düşünce sözü vermiştim.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bunlar müthiş bölümlerdi: iyi yazılmış, iyi yönetilmiş, güçlü oyunculuklar. Yeni sezonu başlatmak için harika bir yol. Hayranlar ve eleştirmenler de aynı fikirde görünüyordu. Bölümlerin önemli eleştiriler alan tek bir yönü vardı: Kan ve Peynir'in ele alınışı ve Prens Jaehaerys'in ölümü. İnternette gördüğüm yorumlara bakılırsa, görüşler ikiye bölünmüştü. FIRE &amp; BLOOD okuyucuları bu bölümün beklentilerinin altında, hayal kırıklığı yarattığını ve sulandırıldığını düşünüyorlar. Kitabı okumamış olan izleyicilerin böyle bir sorunu yoktu. Birçoğu bu sahneyi gerçek bir cesaret kırıcı, trajik, dehşet verici, kabus gibi buldu. Bazıları gözyaşlarına boğulduklarını belirttiler.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ben kendimi her iki tarafla da aynı fikirde buldum.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Benim kitabıma göre Aegon ve Helaena'nın iki değil üç çocuğu var. İkizler, Jaehaerys ve Jaehaera, altı yaşındalar. Maelor adında iki yaşında bir erkek kardeşleri var. Kan ve Peynir Helaena ve çocukların evine girdiğinde, ona borç tahsildarı olduklarını ve Prens Lucerys'in ölümünün intikamını almaya geldiklerini söylerler: oğula oğul. Ancak Helaena'nın iki oğlu olduğu için hangisinin öleceğini seçmesini isterler. Helaena direnir ve bunun yerine kendi hayatını teklif eder, ancak katiller bunun bir oğul olması gerektiğinde ısrar ederler. Birinin adını vermezse, üç çocuğu da öldüreceklerdir. Helaena ikizlerin hayatını kurtarmak için Maelor adını verir. Ancak Kan bunun yerine büyük oğlan Jaehaerys'i öldürür, Peynir ise küçük Maelor'a annesinin onun ölmesini istediğini söyler. (Çocuğun bunu anlayacak yaşta olup olmadığı kesin değildir).</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Dizide böyle olmuyor. EJDERHANIN EVİ'nde Maelor yok, sadece ikizler var (her ikisi de altı yaşından küçük görünüyor, ama çocukların yaşlarından emin değilim, bu yüzden kaç yaşında olmaları gerektiğinden emin olamıyorum). Kan ikizleri birbirinden ayıramıyor gibi görünüyor, bu yüzden Helaena'dan hangisinin erkek olduğunu ortaya çıkarması isteniyor (Bir de pijamalarının altına şöyle bir bakınca, annesini dahil etmeden, bunun ortaya çıkacağını düşünürdünüz.). Helaena çocukları kurtarmak için kendi hayatını vermek yerine onlara bir kolye teklif eder. Kan ve Peynir için cazip değildir. Kan, Prens Jaehaerys'in kafasını keser. Bunu görmekten kurtuluruz; bir ses efekti yeterlidir. (Kitapta kafasını bir kılıçla koparıyor).</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kanlı ve vahşi bir sahne olduğuna şüphe yok. Nasıl olmasın? Masum bir çocuk annesinin gözleri önünde katlediliyor.<br />
</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ben hala kitaptaki sahnenin daha güçlü olduğuna inanıyorum. Okuyucuların buna hakkı var. İki katil de kitapta daha acımasız. Dizide katilleri canlandıran oyuncuların mükemmel olduğunu düşündüm... ama karakterler ATEŞ VE KAN'da daha acımasız, daha sert ve daha korkutucu. Dizide, Kan altın bir pelerin. Kitapta ise bir kadını öldüresiye dövdüğü için görevinden alınmış eski bir altın pelerinli. Kitaptaki Blood, bir kadına oğullarından hangisinin öleceğine karar verdirmenin eğlenceli olduğunu düşünebilecek türden bir adam, özellikle de kurtarmaya çalıştığı çocuğu öldürerek ahlaksız zalimliği ikiye katladıklarında. Kitap Peyniri de daha kötü; bir köpeği tekmelemiyor, doğru ama bir köpeği yok ve Maelor'a annesinin onun kellesini istediğini söyleyen de o. Ayrıca Helaena'nın kitapta oğlunu kurtarmak için kendi hayatını teklif ederek daha fazla cesaret, daha fazla güç gösterdiğini öne sürebilirim. Bir mücevher parçası sunmak aynı şey değil.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Gördüğüm kadarıyla “Sophie'nin Seçimi” sekansın en güçlü, en karanlık, en içgüdüsel kısmıydı. Bunu kaybetmekten nefret ettim. İnternetteki yorumlara bakılırsa, hayranların çoğu da aynı fikirde görünüyordu.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ryan Condal bana yıllar önce (2022'de olabilir) ne yapmak istediğini ilk söylediğinde, tüm bu nedenlerden dolayı buna karşı çıktım. Ancak tartışmam uzun sürmedi ya da çok hararetli olmadı. Değişikliğin diziyi zayıflattığını hissettim ama sadece biraz. Ryan'ın da bunun için pratik nedenleri var gibi görünüyordu; başka bir çocuğa, özellikle de iki yaşında bir bebeğe rol vermekle uğraşmak istemediler. O kadar küçük çocuklar kaçınılmaz olarak prodüksiyonu yavaşlatacak ve bütçe sorunları ortaya çıkacaktı. Bütçe zaten EJDERHA EVİ'nde bir sorundu, elimizden geldiğince tasarruf etmek mantıklıydı. Dahası, Ryan bana Prens Maelor'u kaybetmeyeceğimizi, sadece erteleyeceğimizi söyledi. Kraliçe Helaena, muhtemelen ikinci sezonun sonlarında çocuk sahibi olduktan sonra, onu üçüncü sezonda doğurabilirdi. Bu bana mantıklı geldi, bu yüzden itirazlarımı geri çektim ve değişikliği kabul ettim.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bölümü ve genel olarak Blood and Cheese sekansını hala seviyorum. "Helaena's Choice" ritmini kaybetmek sahneyi zayıflattı, ancak büyük ölçüde değil. Sadece kitap okuyucuları bunun yokluğunu fark ederdi; FIRE &amp; BLOOD'ı hiç okumamış olan izleyiciler bile sahneleri yürek parçalayıcı bulurdu. Sonuçta Maelor sahnede aslında hiçbir şey YAPMAMIŞTI. Nasıl yapabilirdi ki? Sadece iki yaşındaydı.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ancak genç prensin kaldırılmasının başka bir yönü daha var.<br />
</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Spoiler'lardan nefret edenleriniz BURADA OKUMAYI BIRAKSIN. En azından aranızdaki okuyucular için spoiler'lar gelecek. FIRE &amp; BLOOD'u hiç okumadıysanız, belki de önemli değildir çünkü burada "spoiler" vereceğim tek şey kitapta olup dizide ASLA olmayabilecek şeyler. Maelor'un kendisiyle başlayarak...</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Maelor'u kaldırma kararının ilk alındığı zaman arasında büyük bir değişiklik yapıldı. Prensin doğumu artık sadece 3. sezona ertelenmeyecekti, hiçbir zaman doğmayacaktı. Aegon ve Helaena'nın küçük oğlu asla ortaya çıkmayacaktı.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Çoğunuz Kelebek Etkisi'ni biliyorsunuzdur sanırım.<br />
</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Evet, birkaç yıl önce bu isimde bir film vardı. Kaos teorisinde de tanıdık bir kavramdır. Ancak çoğu bilimkurgu hayranı bu fikirle ilk olarak Ray Bradbury'nin klasik zaman yolculuğu hikayesi "A Sound of Thunder"da tanışmıştı. Hikayede, günümüzden gelen bir zaman yolcusu panikler ve bir T-Rex avlarken bir kelebeği ezer. Kendi zamanına döndüğünde, dünyanın büyük ve korkutucu şekillerde değiştiğini keşfeder. Ölü bir kelebek tarihi yeniden yazmıştır. Ders, değişimin değişimi doğurduğudur ve bir zaman çizelgesinde veya bir hikayede yapılan küçük ve önemsiz görünen değişiklikler bile, takip eden her şey üzerinde derin bir etkiye sahip olabilir.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Maelor, FIRE &amp; BLOOD'da iki yaşında bir yürümeye başlayan çocuktur, ancak bizim kelebeğimiz gibi, hikaye üzerinde boyutuna kıyasla orantısız bir etkiye sahiptir. Okuyucular arasında Rhaenyra ve siyahlarının King’s Landing’i ele geçirmek üzere olduğu ortaya çıktığında, Kraliçe Alicent’in Helaena’nın kalan çocuklarının güvenliği konusunda endişelendiğini ve onları şehirden kaçırarak kurtarmak için adımlar attığını hatırlayan bilir. Görev, Kral Muhafızları’ndan iki şövalyeye verilir. Ser Willis Fell, Prenses Jaehaera’yı Storm’s End’deki Baratheon’lara teslim etmesi için emredilirken, Maelor, King’s Landing’e giden Hightower ordusunun korumasına Mander’den geçirilmek üzere Ser Rickard Thorne’a teslim edilir.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Willis Fell, Jaehaera’yı Storm’s End’deki Baratheon’lara güvenli bir şekilde teslim eder, ancak Ser Rickard daha az başarılı olur. O ve Maelor, Bitterbridge’e kadar giderler ve burada Hogs Head adlı bir tavernada bir Kral Muhafızı olduğu ifşa olur Keşfedildikten sonra, Ser Rickard genç sorumluluğunu korumak ve onu güvenliğe getirmek için cesurca savaşır, ancak bazı tatar yayları onu yere sermeden önce köprüyü bile geçemez, Prens Maelor kollarından koparılır... ve sonra, ne yazık ki çocuk (Rhaenyra'nın onu yakalayıp geri getirmesi için teklif ettiği büyük ödül için kavga eden kalabalık tarafından) parçalanır.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bunlardan herhangi biri dizide görünecek mi? Belki... ama nasıl olacağını göremiyorum. Kelebekler buna engel oluyor gibi görünüyor. Belki de Ser Rickard'ın vesayeti Maelor yerine Jaehaera olabilir, ancak Jaehaera öldürülemez, Aegon'un bir sonraki varisi olarak oynayacağı büyük bir rol var. Belki Maelor'u iki yaşında bir çocuk yerine yeni doğmuş bir çocuk yapabilir, ancak bu zaten biraz karışık olan zaman çizelgesini altüst eder. Ryan'ın ne planladığına dair hiçbir fikrim yok - eğer gerçekten bir şey planladıysa - ama Maelor'un 2. bölümdeki yokluğu göz önüne alındığında, devam etmenin en basit yolu onu tamamen çıkarmak, Alicent'in çocukları güvenliğe göndermeye çalıştığı kısmı çıkarmak, Rickard Thorne'u çıkarmak veya Willis Fell ile birlikte göndermek olurdu, böylece Jaehaera'nın iki koruması olurdu.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bildiğim kadarıyla, Ryan'ın burada yaptığı şey bu gibi görünüyor. Evet, en basit olanı ve bütçeler ve çekim programları açısından mantıklı olabilir. Ancak daha basit olanı daha iyi değildir. Bitterbridge sahnesinde gerilim, merak, aksiyon, kan dökülmesi, biraz kahramanlık ve çokça trajedi vardır. Rickard Thorne en iyi ihtimalle üçüncül bir karakterdir, çoğu izleyici (okuyucuların aksine) onu hiç tanımadıkları için gittiğini asla bilmeyecek... ancak ona kısa bir kahramanlık anı, siyah ya da yeşil olmalarına bakılmaksızın Kral Muhafızlarının cesaret ve sadakatinin bir tadını vermeyi tercih ettim.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ancak kelebekler henüz bizimle işlerini bitirmedi. Kitapta, Prens Maelor'un ölümü ve korkunç şekilde ölümü haberi (s. 505) Kızıl Kale'ye ulaştığında, Kraliçe Helaena'yı intihara sürükleyen şeyin bu olduğu ortaya çıkıyor. Maelor'a bakmaya bile dayanamıyordu, "Sophie'nin Seçimi" sahnesinde onu ölmesi için seçtiğini biliyordu... ve şimdi o gerçekten öldü, sözleri gerçek olmuştu. Keder ve suçluluk duygusu onun için dayanılmazdı.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ryan'ın 3. sezon taslağında Helaena hala kendini öldürüyordu... belirli bir sebep olmaksızın. Kırılgan genç kraliçeyi alt edecek taze bir korku, tetikleyici bir olay yoktu.<br />
</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ve son kelebek kısa bir süre sonra onu takip eder.<br />
</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Tatlı ve nazik bir ruha sahip olan Kraliçe Helaena, King's Landing'in küçük halkı tarafından çok sevilir. Rhaenyra ise sevilmezdi, bu yüzden Helaena'nın kendini öldürmediği, bunun yerine Rhaenyra'nın emriyle öldürüldüğü söylentileri ortaya çıktığında, halk onlara hemen inandı. "O gece King's Landing kanlı bir isyanla ayağa kalktı," diye yazmıştım FIRE &amp; BLOOD'un 506. sayfasında. Rhaenyra'nın şehir üzerindeki hakimiyetinin sonunun başlangıcıdır ve en sonunda Dragonpit'in Baskınına ve Rhaenyra'yı şehirden kaçmaya ve Dragonstone'a dönmeye iten Shepherd'ın çetesinin yükselişine yol açar... ve ölümüne.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Maelor tek başına pek bir şey ifade etmez. Küçük bir çocuktur, tek bir diyalog cümlesi bile söylemez, önemli olan tek şeyi ölmektir... ama nerede, ne zaman ve nasıl olursa olsun, bu önemlidir. Maelor'u kaybetmek Kan ve Peynir dizisinin sonunu zayıflattı ama aynı zamanda bize tüm dehşeti ve kahramanlığıyla Bitterbridge sahnesine mal oldu; Helaena'nın intiharının motivasyonunu zayıflattı... ve bu da binlerce insanı sokaklara ve ara sokaklara döktüğü, "öldürülen" kraliçeleri için adalet çığlıkları attığı (bir sahneydi). Sanırım bunların hiçbiri önemli değil... ama hepsi bir amaca hizmet ediyor, hepsi hikaye çizgilerini birbirine bağlamaya yardımcı oluyor, böylece bir şey diğerini mantıklı ve ikna edici bir şekilde takip ediyor.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu kelebekleri öldürdükten sonra taraftarlara ne sunacağız? Hiçbir fikrim yok. Aegon'un ikinci oğlu konusunda geri adım attıklarını bana ilk söylediğinde Ryan'la bu konuyu hiç tartıştığımızı hatırlamıyorum. Maelor'un kendisi çok önemli değil... ama onu kaybetmemiz Bitterbridge'i, Helaena'nın intiharını ve isyanları da kaybetmemiz anlamına geliyorsa, bu önemli bir kayıp.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ve eğer Ejderhanın Evi 3. ve 4. sezonlar için düşünülen bazı değişikliklerle devam ederse, daha büyük ve daha zehirli kelebekler gelecek...</span><br />
<br />
<br />
<br />
<a href="http://redirect.viglink.com/?key=71fe2139a887ad501313cd8cce3053c5&amp;subId=7226066&amp;u=https%3A//georgerrmartin.com/notablog/2024/09/04/beware-the-butterflies/%3Futm_source%3Ddlvr.it%26utm_medium%3Dtwitter" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">GRRM</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GRRM, geçen senelerde, katıldığı bir panelde, House Of The Dragon hakkında yapacağını söylediği yazı... daha sonradan sildiği ve sildiğine de pişman olduğu yazı.</span></span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Temmuz ayında, HotD 2. sezonun ilk iki bölümü olan “A Son for a Son” ve “Rhaenyra the Cruel” hakkındaki yorumumdan sonra size Blood and Cheese... ve Maelor the Missing... hakkında daha fazla düşünce sözü vermiştim.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bunlar müthiş bölümlerdi: iyi yazılmış, iyi yönetilmiş, güçlü oyunculuklar. Yeni sezonu başlatmak için harika bir yol. Hayranlar ve eleştirmenler de aynı fikirde görünüyordu. Bölümlerin önemli eleştiriler alan tek bir yönü vardı: Kan ve Peynir'in ele alınışı ve Prens Jaehaerys'in ölümü. İnternette gördüğüm yorumlara bakılırsa, görüşler ikiye bölünmüştü. FIRE &amp; BLOOD okuyucuları bu bölümün beklentilerinin altında, hayal kırıklığı yarattığını ve sulandırıldığını düşünüyorlar. Kitabı okumamış olan izleyicilerin böyle bir sorunu yoktu. Birçoğu bu sahneyi gerçek bir cesaret kırıcı, trajik, dehşet verici, kabus gibi buldu. Bazıları gözyaşlarına boğulduklarını belirttiler.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ben kendimi her iki tarafla da aynı fikirde buldum.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Benim kitabıma göre Aegon ve Helaena'nın iki değil üç çocuğu var. İkizler, Jaehaerys ve Jaehaera, altı yaşındalar. Maelor adında iki yaşında bir erkek kardeşleri var. Kan ve Peynir Helaena ve çocukların evine girdiğinde, ona borç tahsildarı olduklarını ve Prens Lucerys'in ölümünün intikamını almaya geldiklerini söylerler: oğula oğul. Ancak Helaena'nın iki oğlu olduğu için hangisinin öleceğini seçmesini isterler. Helaena direnir ve bunun yerine kendi hayatını teklif eder, ancak katiller bunun bir oğul olması gerektiğinde ısrar ederler. Birinin adını vermezse, üç çocuğu da öldüreceklerdir. Helaena ikizlerin hayatını kurtarmak için Maelor adını verir. Ancak Kan bunun yerine büyük oğlan Jaehaerys'i öldürür, Peynir ise küçük Maelor'a annesinin onun ölmesini istediğini söyler. (Çocuğun bunu anlayacak yaşta olup olmadığı kesin değildir).</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Dizide böyle olmuyor. EJDERHANIN EVİ'nde Maelor yok, sadece ikizler var (her ikisi de altı yaşından küçük görünüyor, ama çocukların yaşlarından emin değilim, bu yüzden kaç yaşında olmaları gerektiğinden emin olamıyorum). Kan ikizleri birbirinden ayıramıyor gibi görünüyor, bu yüzden Helaena'dan hangisinin erkek olduğunu ortaya çıkarması isteniyor (Bir de pijamalarının altına şöyle bir bakınca, annesini dahil etmeden, bunun ortaya çıkacağını düşünürdünüz.). Helaena çocukları kurtarmak için kendi hayatını vermek yerine onlara bir kolye teklif eder. Kan ve Peynir için cazip değildir. Kan, Prens Jaehaerys'in kafasını keser. Bunu görmekten kurtuluruz; bir ses efekti yeterlidir. (Kitapta kafasını bir kılıçla koparıyor).</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kanlı ve vahşi bir sahne olduğuna şüphe yok. Nasıl olmasın? Masum bir çocuk annesinin gözleri önünde katlediliyor.<br />
</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ben hala kitaptaki sahnenin daha güçlü olduğuna inanıyorum. Okuyucuların buna hakkı var. İki katil de kitapta daha acımasız. Dizide katilleri canlandıran oyuncuların mükemmel olduğunu düşündüm... ama karakterler ATEŞ VE KAN'da daha acımasız, daha sert ve daha korkutucu. Dizide, Kan altın bir pelerin. Kitapta ise bir kadını öldüresiye dövdüğü için görevinden alınmış eski bir altın pelerinli. Kitaptaki Blood, bir kadına oğullarından hangisinin öleceğine karar verdirmenin eğlenceli olduğunu düşünebilecek türden bir adam, özellikle de kurtarmaya çalıştığı çocuğu öldürerek ahlaksız zalimliği ikiye katladıklarında. Kitap Peyniri de daha kötü; bir köpeği tekmelemiyor, doğru ama bir köpeği yok ve Maelor'a annesinin onun kellesini istediğini söyleyen de o. Ayrıca Helaena'nın kitapta oğlunu kurtarmak için kendi hayatını teklif ederek daha fazla cesaret, daha fazla güç gösterdiğini öne sürebilirim. Bir mücevher parçası sunmak aynı şey değil.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Gördüğüm kadarıyla “Sophie'nin Seçimi” sekansın en güçlü, en karanlık, en içgüdüsel kısmıydı. Bunu kaybetmekten nefret ettim. İnternetteki yorumlara bakılırsa, hayranların çoğu da aynı fikirde görünüyordu.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ryan Condal bana yıllar önce (2022'de olabilir) ne yapmak istediğini ilk söylediğinde, tüm bu nedenlerden dolayı buna karşı çıktım. Ancak tartışmam uzun sürmedi ya da çok hararetli olmadı. Değişikliğin diziyi zayıflattığını hissettim ama sadece biraz. Ryan'ın da bunun için pratik nedenleri var gibi görünüyordu; başka bir çocuğa, özellikle de iki yaşında bir bebeğe rol vermekle uğraşmak istemediler. O kadar küçük çocuklar kaçınılmaz olarak prodüksiyonu yavaşlatacak ve bütçe sorunları ortaya çıkacaktı. Bütçe zaten EJDERHA EVİ'nde bir sorundu, elimizden geldiğince tasarruf etmek mantıklıydı. Dahası, Ryan bana Prens Maelor'u kaybetmeyeceğimizi, sadece erteleyeceğimizi söyledi. Kraliçe Helaena, muhtemelen ikinci sezonun sonlarında çocuk sahibi olduktan sonra, onu üçüncü sezonda doğurabilirdi. Bu bana mantıklı geldi, bu yüzden itirazlarımı geri çektim ve değişikliği kabul ettim.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bölümü ve genel olarak Blood and Cheese sekansını hala seviyorum. "Helaena's Choice" ritmini kaybetmek sahneyi zayıflattı, ancak büyük ölçüde değil. Sadece kitap okuyucuları bunun yokluğunu fark ederdi; FIRE &amp; BLOOD'ı hiç okumamış olan izleyiciler bile sahneleri yürek parçalayıcı bulurdu. Sonuçta Maelor sahnede aslında hiçbir şey YAPMAMIŞTI. Nasıl yapabilirdi ki? Sadece iki yaşındaydı.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ancak genç prensin kaldırılmasının başka bir yönü daha var.<br />
</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Spoiler'lardan nefret edenleriniz BURADA OKUMAYI BIRAKSIN. En azından aranızdaki okuyucular için spoiler'lar gelecek. FIRE &amp; BLOOD'u hiç okumadıysanız, belki de önemli değildir çünkü burada "spoiler" vereceğim tek şey kitapta olup dizide ASLA olmayabilecek şeyler. Maelor'un kendisiyle başlayarak...</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Maelor'u kaldırma kararının ilk alındığı zaman arasında büyük bir değişiklik yapıldı. Prensin doğumu artık sadece 3. sezona ertelenmeyecekti, hiçbir zaman doğmayacaktı. Aegon ve Helaena'nın küçük oğlu asla ortaya çıkmayacaktı.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Çoğunuz Kelebek Etkisi'ni biliyorsunuzdur sanırım.<br />
</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Evet, birkaç yıl önce bu isimde bir film vardı. Kaos teorisinde de tanıdık bir kavramdır. Ancak çoğu bilimkurgu hayranı bu fikirle ilk olarak Ray Bradbury'nin klasik zaman yolculuğu hikayesi "A Sound of Thunder"da tanışmıştı. Hikayede, günümüzden gelen bir zaman yolcusu panikler ve bir T-Rex avlarken bir kelebeği ezer. Kendi zamanına döndüğünde, dünyanın büyük ve korkutucu şekillerde değiştiğini keşfeder. Ölü bir kelebek tarihi yeniden yazmıştır. Ders, değişimin değişimi doğurduğudur ve bir zaman çizelgesinde veya bir hikayede yapılan küçük ve önemsiz görünen değişiklikler bile, takip eden her şey üzerinde derin bir etkiye sahip olabilir.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Maelor, FIRE &amp; BLOOD'da iki yaşında bir yürümeye başlayan çocuktur, ancak bizim kelebeğimiz gibi, hikaye üzerinde boyutuna kıyasla orantısız bir etkiye sahiptir. Okuyucular arasında Rhaenyra ve siyahlarının King’s Landing’i ele geçirmek üzere olduğu ortaya çıktığında, Kraliçe Alicent’in Helaena’nın kalan çocuklarının güvenliği konusunda endişelendiğini ve onları şehirden kaçırarak kurtarmak için adımlar attığını hatırlayan bilir. Görev, Kral Muhafızları’ndan iki şövalyeye verilir. Ser Willis Fell, Prenses Jaehaera’yı Storm’s End’deki Baratheon’lara teslim etmesi için emredilirken, Maelor, King’s Landing’e giden Hightower ordusunun korumasına Mander’den geçirilmek üzere Ser Rickard Thorne’a teslim edilir.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Willis Fell, Jaehaera’yı Storm’s End’deki Baratheon’lara güvenli bir şekilde teslim eder, ancak Ser Rickard daha az başarılı olur. O ve Maelor, Bitterbridge’e kadar giderler ve burada Hogs Head adlı bir tavernada bir Kral Muhafızı olduğu ifşa olur Keşfedildikten sonra, Ser Rickard genç sorumluluğunu korumak ve onu güvenliğe getirmek için cesurca savaşır, ancak bazı tatar yayları onu yere sermeden önce köprüyü bile geçemez, Prens Maelor kollarından koparılır... ve sonra, ne yazık ki çocuk (Rhaenyra'nın onu yakalayıp geri getirmesi için teklif ettiği büyük ödül için kavga eden kalabalık tarafından) parçalanır.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bunlardan herhangi biri dizide görünecek mi? Belki... ama nasıl olacağını göremiyorum. Kelebekler buna engel oluyor gibi görünüyor. Belki de Ser Rickard'ın vesayeti Maelor yerine Jaehaera olabilir, ancak Jaehaera öldürülemez, Aegon'un bir sonraki varisi olarak oynayacağı büyük bir rol var. Belki Maelor'u iki yaşında bir çocuk yerine yeni doğmuş bir çocuk yapabilir, ancak bu zaten biraz karışık olan zaman çizelgesini altüst eder. Ryan'ın ne planladığına dair hiçbir fikrim yok - eğer gerçekten bir şey planladıysa - ama Maelor'un 2. bölümdeki yokluğu göz önüne alındığında, devam etmenin en basit yolu onu tamamen çıkarmak, Alicent'in çocukları güvenliğe göndermeye çalıştığı kısmı çıkarmak, Rickard Thorne'u çıkarmak veya Willis Fell ile birlikte göndermek olurdu, böylece Jaehaera'nın iki koruması olurdu.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bildiğim kadarıyla, Ryan'ın burada yaptığı şey bu gibi görünüyor. Evet, en basit olanı ve bütçeler ve çekim programları açısından mantıklı olabilir. Ancak daha basit olanı daha iyi değildir. Bitterbridge sahnesinde gerilim, merak, aksiyon, kan dökülmesi, biraz kahramanlık ve çokça trajedi vardır. Rickard Thorne en iyi ihtimalle üçüncül bir karakterdir, çoğu izleyici (okuyucuların aksine) onu hiç tanımadıkları için gittiğini asla bilmeyecek... ancak ona kısa bir kahramanlık anı, siyah ya da yeşil olmalarına bakılmaksızın Kral Muhafızlarının cesaret ve sadakatinin bir tadını vermeyi tercih ettim.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ancak kelebekler henüz bizimle işlerini bitirmedi. Kitapta, Prens Maelor'un ölümü ve korkunç şekilde ölümü haberi (s. 505) Kızıl Kale'ye ulaştığında, Kraliçe Helaena'yı intihara sürükleyen şeyin bu olduğu ortaya çıkıyor. Maelor'a bakmaya bile dayanamıyordu, "Sophie'nin Seçimi" sahnesinde onu ölmesi için seçtiğini biliyordu... ve şimdi o gerçekten öldü, sözleri gerçek olmuştu. Keder ve suçluluk duygusu onun için dayanılmazdı.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ryan'ın 3. sezon taslağında Helaena hala kendini öldürüyordu... belirli bir sebep olmaksızın. Kırılgan genç kraliçeyi alt edecek taze bir korku, tetikleyici bir olay yoktu.<br />
</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ve son kelebek kısa bir süre sonra onu takip eder.<br />
</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Tatlı ve nazik bir ruha sahip olan Kraliçe Helaena, King's Landing'in küçük halkı tarafından çok sevilir. Rhaenyra ise sevilmezdi, bu yüzden Helaena'nın kendini öldürmediği, bunun yerine Rhaenyra'nın emriyle öldürüldüğü söylentileri ortaya çıktığında, halk onlara hemen inandı. "O gece King's Landing kanlı bir isyanla ayağa kalktı," diye yazmıştım FIRE &amp; BLOOD'un 506. sayfasında. Rhaenyra'nın şehir üzerindeki hakimiyetinin sonunun başlangıcıdır ve en sonunda Dragonpit'in Baskınına ve Rhaenyra'yı şehirden kaçmaya ve Dragonstone'a dönmeye iten Shepherd'ın çetesinin yükselişine yol açar... ve ölümüne.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Maelor tek başına pek bir şey ifade etmez. Küçük bir çocuktur, tek bir diyalog cümlesi bile söylemez, önemli olan tek şeyi ölmektir... ama nerede, ne zaman ve nasıl olursa olsun, bu önemlidir. Maelor'u kaybetmek Kan ve Peynir dizisinin sonunu zayıflattı ama aynı zamanda bize tüm dehşeti ve kahramanlığıyla Bitterbridge sahnesine mal oldu; Helaena'nın intiharının motivasyonunu zayıflattı... ve bu da binlerce insanı sokaklara ve ara sokaklara döktüğü, "öldürülen" kraliçeleri için adalet çığlıkları attığı (bir sahneydi). Sanırım bunların hiçbiri önemli değil... ama hepsi bir amaca hizmet ediyor, hepsi hikaye çizgilerini birbirine bağlamaya yardımcı oluyor, böylece bir şey diğerini mantıklı ve ikna edici bir şekilde takip ediyor.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu kelebekleri öldürdükten sonra taraftarlara ne sunacağız? Hiçbir fikrim yok. Aegon'un ikinci oğlu konusunda geri adım attıklarını bana ilk söylediğinde Ryan'la bu konuyu hiç tartıştığımızı hatırlamıyorum. Maelor'un kendisi çok önemli değil... ama onu kaybetmemiz Bitterbridge'i, Helaena'nın intiharını ve isyanları da kaybetmemiz anlamına geliyorsa, bu önemli bir kayıp.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ve eğer Ejderhanın Evi 3. ve 4. sezonlar için düşünülen bazı değişikliklerle devam ederse, daha büyük ve daha zehirli kelebekler gelecek...</span><br />
<br />
<br />
<br />
<a href="http://redirect.viglink.com/?key=71fe2139a887ad501313cd8cce3053c5&amp;subId=7226066&amp;u=https%3A//georgerrmartin.com/notablog/2024/09/04/beware-the-butterflies/%3Futm_source%3Ddlvr.it%26utm_medium%3Dtwitter" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">GRRM</span></a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[GRRM, Not A Blog "İşte Ejderhalar"]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=24</link>
			<pubDate>Sun, 22 Feb 2026 12:36:06 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=2">The Wolf Pack</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=24</guid>
			<description><![CDATA[<div align="center"><img src="https://media.gamestop.com/i/gamestop/20021808_ALT06/Game-of-Thrones-Rhaegal-Large-Dragon-Figurine?%24pdp%24?w=1256&amp;h=664&amp;fmt=auto" loading="lazy"  alt="[Resim: Game-of-Thrones-Rhaegal-Large-Dragon-Fig...4&amp;fmt=auto]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">HOUSE OF THE DRAGON'nun 2. sezonunun dördüncü bölümü olan "Kızıl Ejderha ve Altın "ı hepinizin izlediğine inanıyorum. Bir çoğunuz aksiyon istiyordu, biliyorum; bu bölüm, ejderhanın göklerde ejderhayla karşılaştığı Rook's Rest Savaşı ile bunu fazlasıyla sağladı.<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Daha önce buna eşdeğer bir ejderha savaşı oldu mu? Hatırladığım kadarıyla REIGN OF FIRE'da bir düzine ejderhanın gökyüzünde dolaştığı birkaç sahne vardı. Yani, tamam, belki o daha büyük bir sahneydi, ekranda daha fazla ejderha vardı... ama daha iyi bir savaş mıydı? Hiç sanmıyorum. Adamlarımız bunu kaleden dışarı attı. Bence bunu bir meydan okuma olarak kabul ettiler ve ejderhalar...</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ejderhalar elbette efsanevidir. Gerçek dünyada, okumaktan hoşlandıklarımızın aksine yaşadığımız dünyada... ejderhalar hiç var olmadı... yine de benzer yaratıklar dünyanın dört bir yanındaki efsanelerde bulunabilir. Bazıları bu hikayelerin tarlalarını süren çiftçilerin dinozor kemikleri bulmasından esinlenmiş olabileceğine inanıyor. Hikayelerin kaynağı ne olursa olsun, yüzyıllardır fantezinin büyük bir parçası olmuşlardır ve ben de kendimi bildim bileli onları severim.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Adımı bir ejderha avcısından alıyorum - elbette Aziz George - ve birkaç on yıl önce pek çok aziz atılmışken o hala bir aziz... Bu da sanırım ejderhaların papalık onayına sahip olduğu anlamına geliyor. Kendi ejderha hikayelerimi yazmaya A GAME OF THRONES'dan çok önce başladım. "Buz Ejderhası" ve "Haç ve Ejderha Yolu" en iyi iki kitabımdı.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Her kültürün kendine özgü bir ejderha versiyonu vardır; Çin ejderhaları kanatsızdır ve ateş püskürtmezler. İyi şans getirirler. Geleneksel batı ejderhaları çoğunlukla ateş ve ölüm getirir... ama modern fantezistler bununla da çok oynadılar. ERAGON ve EJDERHANI NASIL EĞİTİRSİN'in ejderhaları benimkilerden çok farklı. (Toothless bile sevimli).</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Tolkien'in ejderhaları her zaman kötüydü, Morgoth ve Sauron'un hizmetkârlarıydı. Onun orklarına ve trollerine benziyorlardı. JRRT dost canlısı ejderhalar yapmadı. Yine de ejderhaları zekiydi. Smaug konuşur. Ayrıca çok geleneksel bir ejderha özelliği olan devasa bir altın yığınına sahip... ve hazinesinin üzerinde aylarca, yıllarca uyuyor.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Peter Jackson'ın Smaug'undan önce, filmde görülen en iyi ejderha DRAGONSLAYER'daki Vermithrax Pejorative'di. İki bacaklı ve iki kanatlı, tehlikeli, ateş püskürten, uçan, konuşmayan, altın yağmalamayan bir ejderha. Tüm ejderha severler için bir ilham kaynağı.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ölçeğin diğer ucunda ise DRAGONHEART'taki ejderha (Sean Connery seslendiriyor) var. Şişman, dört ayaklı, konuşan, kahramanla arkadaş olan iyi biri. Çok daha aşağı bir filmde çok daha aşağı bir ejderha. Peh.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #c3ffff;" class="mycode_color">BUZ</span> VE <span style="color: #ff4136;" class="mycode_color">ATEŞİN </span><span style="color: #2ecc40;" class="mycode_color">ŞARKISI'nda</span>, epik fantezinin mucizesini en iyi tarihi kurguların sertliğiyle harmanlamak için yola çıktım. Benim dünyamda sihir var, evet... ama çoğu fantezide olduğundan çok daha az. (Tolkien'in Orta Dünya'sında da büyü nispeten azdı ve ben de ustadan ilham aldım). Westeros'un gerçek hissettirmesini, hobbitleri ve sihirli yüzükleriyle JRRT'nin yaptığı kadar Haçlı Seferleri'ni, Yüz Yıl Savaşları'nı ve Gül Savaşları'nı çağrıştırmasını istedim.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ejderhalarım olacaktı, evet... kısmen sevgili dostum, kendi çapında muhteşem bir fantezist ve bilim kurgu yazarı olan ve şimdi ne yazık ki özlediğim merhum Phyllis Eisenstein sayesinde... ama ejderhalarımın böyle bir yaratığın olabileceği kadar gerçek ve inandırıcı olmasını istedim. Ejderhalarımı büyük bir özenle tasarladım. Uçuyorlar ve ateş püskürtüyorlar, evet, bu özellikler bana çok gerekli göründü. İki bacakları (dört değil, asla dört değil) ve iki kanatları var.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">BÜYÜK kanatlar. Pek çok fantezi ejderhasının böyle bir yaratığı asla yerden kaldıramayacak minicik kanatları vardır ve sadece iki bacak; kanatlar ön ayaklardır. Dört bacaklı ejderhalar sadece hanedanlık armalarında vardır. Dünya üzerinde yaşamış hiçbir hayvanın altı uzvu yoktur. Kuşların iki bacağı ve iki kanadı vardır, yarasalar da aynı şekilde, pteranodonlar ve diğer uçan dinozorlar vb.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bir ejderhanın kaç bacağının olması gerektiği konusundaki kafa karışıklığının kökleri Ortaçağ hanedanlık armalarına dayanmaktadır. Başlangıçta her iki versiyon da kalkanlarda ve sancaklarda görülebiliyordu, ancak yüzyıllar geçtikçe, hanedanlık armaları daha standart hale geldikçe, müjdeciler dört bacaklı yaratıkları ejderha ve iki bacaklı akrabalarını wyvern olarak adlandırmaya başladılar. Elbette hiç kimse bir ejderha ya da wyvern görmemişti; her iki yaratık da efsane dışında gerçekte yoktu, bu yüzden bu ayrımın belli bir keyfi niteliği vardı... ve ortaçağ müjdecileri, gerçek dünya hayvanları için bile zoolojiyi kavramalarıyla tam olarak ünlü değillerdi. Denizatının neye benzediğini düşündüklerine bir bakın.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ancak Westeros dünyasında ejderhalar var (Sothoryos'ta wyvernler de), bu yüzden benim müjdecilerimin böyle bir mazereti yoktu. Dolayısıyla, benim kitaplarımda Targaryen armasının olması gerektiği gibi iki ayağı vardır. Herhangi bir Westeroslu, gerçeğine bakıp uzuvlarını görebilecekken neden bir ejderhaya dört bacak taksın ki? Benim wyvern'lerimin de iki bacağı var; dünyamdaki ejderhalardan temel olarak boyutları, renkleri ve ateş soluyamamaları bakımından farklılar. <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">(Targaryen mührü uygun sayıda bacağa (iki) sahip olsa da anatomik olarak tam olarak doğru olmadığı vurgulanmalıdır. Kanatlar gövdeye kıyasla çok küçüktür ve elbette hiçbir ejderhanın üç başı yoktur. Bu kısım tamamen semboliktir, Fatih Aegon ve iki kız kardeşini yansıtmak içindir).</span><br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">FWIW, diziler bunu yarı yarıya doğru yaptı (ikisi de). GAME OF THRONES bize ilk dört sezon ve beşinci sezonun büyük bölümünde doğru iki bacaklı işaretleri verdi, ancak Dany'nin filosu göründüğünde, tüm yelkenler dört bacaklı ejderhaları gösterdi. Sanırım biri dikkatsiz davranmış ya da birisi hanedanlık armaları üzerine bir kitap açtı ve her şeyi berbat edecek kadarını okudu. Biraz bilgi tehlikeli bir şeydir. Birkaç yıl sonra, HOUSE OF THE DRAGON hanedanlık armalarının GAME OF THRONES ile uyumlu olması gerektiğine karar verdi... ama iyi olan yerine kötü olanı seçtiler. Duyduğunuz o ses benim "hayır, hayır, hayır" diye bağırışımdı. O lanet olası ekstra bacaklar, şiddetli itirazlarıma rağmen kitaplarımın kapaklarına bile girdi.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Valyria ejderhaları... Smaug, Toothless ve Vermithrax gibilerinden başka yönlerden de farklıdır.<br />
</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Benim ejderhalarım konuşmaz. <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Nispeten zekidirler ama yine de hayvandırlar.</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">İnsanlarla bağ kurarlar... bazı insanlarla... ve bunun neden ve nasıl olduğu ve nasıl ortaya çıktığı, sonunda KIŞ RÜZGÂRLARI ve BİR BAHAR RÜYASI'nda ve biraz da KAN VE ATEŞ'te daha ayrıntılı olarak açıklanacaktır.</span> <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">(Septon Barth bunların çoğunu doğru bilmiştir)</span>. Kurtlar, ayılar ve aslanlar gibi ejderhalar da eğitilebilir ama asla tamamen evcilleştirilemezler. Her zaman tehlikeli olacaklardır. <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Bazıları diğerlerinden daha vahşi ve huysuzdur.</span> Onlar <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">bireydir</span>, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kişilikleri</span> vardır... <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">ve paylaştıkları bağ sayesinde genellikle binicilerinin kişiliklerini yansıtırlar.</span> Altın ya da mücevherleri zerre kadar umursamazlar, bir kaplanın umursayacağından daha fazla değil. Belki binicileri parlak şeylere takıntılı değilse, o zaman bile...</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ejderhaların yiyeceğe ihtiyacı vardır. Suya da ihtiyaçları vardır ama solungaçları yoktur. Bazıları Smaug'un, Bilbo ve cüceler onu uyandırmadan önce Yalnız Dağlar'ın altında altmış yıl boyunca uyuduğunu söyler. Valyria'da doğan ejderhalar bunu yapamaz. Onlar ateşten yaratılmışlardır ve ateşin oksijene ihtiyacı vardır. Bir ejderha bir balık yakalamak için okyanusa dalabilirdi belki ama hemen yukarı uçarlardı. Suyun altında çok uzun süre kalırlarsa, diğer kara hayvanları gibi boğulurlar.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ejderhalarım yırtıcıdır, etlerinin pişmesini isteyen etoburlardır. Kendi avlarını avlayabilirler ve avlarlar da ama aynı zamanda bölgecidirler. İnleri vardır. Gökyüzünün yaratıkları olarak dağ tepelerini ve en çok da volkanik dağları severler. Bunlar ateşin yaratıklarıdır ve diğer fantezistlerin hayvanlarını barındırdığı soğuk ve nemli mağaralar benim için uygun değildir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ejderhakayası'nın ahırları, Valryian Freehold'un kule tepeleri ve Kralın Şehri'nin Ejderha Çukuru gibi insan yapımı konutlar kabul edilebilir - ve genellikle onlara yiyecek getiren adamlarla birlikte gelirler. Eğer bunlar yoksa, genç ejderhalar kendi inlerini bulurlar... ve onları şiddetle savunurlar.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Ejderhalarım gökyüzünün yaratıklarıdır. Uçarlar, dağları ve ovaları aşabilirler, yüzlerce mil yol kat edebilirler... ama binicileri onları oraya götürmedikçe bunu yapmazlar. Göçebe değillerdir. </span>Valyria'nın en parlak döneminde, aralarında yüzlerce ejderha bulunan kırk ejderha binici ailesi vardı... ama (Targaryen'lerimiz dışında) hepsi Freehold ve Uzun Yaz Toprakları'na yakın kaldı. Zaman zaman bir ejderha binicisi Volantis'i veya başka bir Valyria kolonisini ziyaret edebilir hatta birkaç yıllığına oraya yerleşebilirdi ama asla kalıcı olarak değil. Bunu bir düşünün. Eğer ejderhalar göçebe olsalardı, Essos'un yarısını istila ederlerdi ve Kıyamet sadece birkaçını öldürürdü. Benzer şekilde, Westeros ejderhaları da Ejderhakayası'ndan çok nadiren uzaklaşırlar. Aksi takdirde, üç yüz yıl sonra diyarın her yerinde ejderhalarımız olurdu ve her soylu evde birkaç tane olurdu. Ateş ve Kan'da bahsedilen üç vahşi ejderhanın Ejderhakayası'nda inleri vardır. Diğerleri Kralın Şehri'ndeki Ejderha Çukuru'nda ya da Ejderkayası'nın altındaki derin mağaralarda bulunabilir. Luke, Arrax'ı Fırtına'nın Sonu'na ve Jace'i Kışyarı'na uçuruyor, evet, ancak ejderhalar <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">çok özel koşullar dışında</span> oraya kendi başlarına uçmazlardı. Ejderhaları nehir topraklarında, Menzil'de ya da Vadi'de avlanırken, kuzey topraklarında ya da Dorne dağlarında dolaşırken bulamazsınız.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Fantezinin ayakları yere basmalıdır. Bu sadece istediğiniz her şeyi yapma lisansı değildir. Smaug ve Toothless ejderha olabilir ama asla karıştırılmamalıdırlar. Resmi bilgiyi görmezden gelirseniz, yarattığınız dünya kağıt mendil gibi dağılır.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><a href="http://redirect.viglink.com/?key=71fe2139a887ad501313cd8cce3053c5&amp;subId=7226066&amp;u=https%3A//georgerrmartin.com/notablog/2024/07/11/here-there-be-dragons-2/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">KAYNAK</a></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"><img src="https://media.gamestop.com/i/gamestop/20021808_ALT06/Game-of-Thrones-Rhaegal-Large-Dragon-Figurine?%24pdp%24?w=1256&amp;h=664&amp;fmt=auto" loading="lazy"  alt="[Resim: Game-of-Thrones-Rhaegal-Large-Dragon-Fig...4&amp;fmt=auto]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div>
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">HOUSE OF THE DRAGON'nun 2. sezonunun dördüncü bölümü olan "Kızıl Ejderha ve Altın "ı hepinizin izlediğine inanıyorum. Bir çoğunuz aksiyon istiyordu, biliyorum; bu bölüm, ejderhanın göklerde ejderhayla karşılaştığı Rook's Rest Savaşı ile bunu fazlasıyla sağladı.<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Daha önce buna eşdeğer bir ejderha savaşı oldu mu? Hatırladığım kadarıyla REIGN OF FIRE'da bir düzine ejderhanın gökyüzünde dolaştığı birkaç sahne vardı. Yani, tamam, belki o daha büyük bir sahneydi, ekranda daha fazla ejderha vardı... ama daha iyi bir savaş mıydı? Hiç sanmıyorum. Adamlarımız bunu kaleden dışarı attı. Bence bunu bir meydan okuma olarak kabul ettiler ve ejderhalar...</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ejderhalar elbette efsanevidir. Gerçek dünyada, okumaktan hoşlandıklarımızın aksine yaşadığımız dünyada... ejderhalar hiç var olmadı... yine de benzer yaratıklar dünyanın dört bir yanındaki efsanelerde bulunabilir. Bazıları bu hikayelerin tarlalarını süren çiftçilerin dinozor kemikleri bulmasından esinlenmiş olabileceğine inanıyor. Hikayelerin kaynağı ne olursa olsun, yüzyıllardır fantezinin büyük bir parçası olmuşlardır ve ben de kendimi bildim bileli onları severim.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Adımı bir ejderha avcısından alıyorum - elbette Aziz George - ve birkaç on yıl önce pek çok aziz atılmışken o hala bir aziz... Bu da sanırım ejderhaların papalık onayına sahip olduğu anlamına geliyor. Kendi ejderha hikayelerimi yazmaya A GAME OF THRONES'dan çok önce başladım. "Buz Ejderhası" ve "Haç ve Ejderha Yolu" en iyi iki kitabımdı.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Her kültürün kendine özgü bir ejderha versiyonu vardır; Çin ejderhaları kanatsızdır ve ateş püskürtmezler. İyi şans getirirler. Geleneksel batı ejderhaları çoğunlukla ateş ve ölüm getirir... ama modern fantezistler bununla da çok oynadılar. ERAGON ve EJDERHANI NASIL EĞİTİRSİN'in ejderhaları benimkilerden çok farklı. (Toothless bile sevimli).</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Tolkien'in ejderhaları her zaman kötüydü, Morgoth ve Sauron'un hizmetkârlarıydı. Onun orklarına ve trollerine benziyorlardı. JRRT dost canlısı ejderhalar yapmadı. Yine de ejderhaları zekiydi. Smaug konuşur. Ayrıca çok geleneksel bir ejderha özelliği olan devasa bir altın yığınına sahip... ve hazinesinin üzerinde aylarca, yıllarca uyuyor.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Peter Jackson'ın Smaug'undan önce, filmde görülen en iyi ejderha DRAGONSLAYER'daki Vermithrax Pejorative'di. İki bacaklı ve iki kanatlı, tehlikeli, ateş püskürten, uçan, konuşmayan, altın yağmalamayan bir ejderha. Tüm ejderha severler için bir ilham kaynağı.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ölçeğin diğer ucunda ise DRAGONHEART'taki ejderha (Sean Connery seslendiriyor) var. Şişman, dört ayaklı, konuşan, kahramanla arkadaş olan iyi biri. Çok daha aşağı bir filmde çok daha aşağı bir ejderha. Peh.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #c3ffff;" class="mycode_color">BUZ</span> VE <span style="color: #ff4136;" class="mycode_color">ATEŞİN </span><span style="color: #2ecc40;" class="mycode_color">ŞARKISI'nda</span>, epik fantezinin mucizesini en iyi tarihi kurguların sertliğiyle harmanlamak için yola çıktım. Benim dünyamda sihir var, evet... ama çoğu fantezide olduğundan çok daha az. (Tolkien'in Orta Dünya'sında da büyü nispeten azdı ve ben de ustadan ilham aldım). Westeros'un gerçek hissettirmesini, hobbitleri ve sihirli yüzükleriyle JRRT'nin yaptığı kadar Haçlı Seferleri'ni, Yüz Yıl Savaşları'nı ve Gül Savaşları'nı çağrıştırmasını istedim.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ejderhalarım olacaktı, evet... kısmen sevgili dostum, kendi çapında muhteşem bir fantezist ve bilim kurgu yazarı olan ve şimdi ne yazık ki özlediğim merhum Phyllis Eisenstein sayesinde... ama ejderhalarımın böyle bir yaratığın olabileceği kadar gerçek ve inandırıcı olmasını istedim. Ejderhalarımı büyük bir özenle tasarladım. Uçuyorlar ve ateş püskürtüyorlar, evet, bu özellikler bana çok gerekli göründü. İki bacakları (dört değil, asla dört değil) ve iki kanatları var.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">BÜYÜK kanatlar. Pek çok fantezi ejderhasının böyle bir yaratığı asla yerden kaldıramayacak minicik kanatları vardır ve sadece iki bacak; kanatlar ön ayaklardır. Dört bacaklı ejderhalar sadece hanedanlık armalarında vardır. Dünya üzerinde yaşamış hiçbir hayvanın altı uzvu yoktur. Kuşların iki bacağı ve iki kanadı vardır, yarasalar da aynı şekilde, pteranodonlar ve diğer uçan dinozorlar vb.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bir ejderhanın kaç bacağının olması gerektiği konusundaki kafa karışıklığının kökleri Ortaçağ hanedanlık armalarına dayanmaktadır. Başlangıçta her iki versiyon da kalkanlarda ve sancaklarda görülebiliyordu, ancak yüzyıllar geçtikçe, hanedanlık armaları daha standart hale geldikçe, müjdeciler dört bacaklı yaratıkları ejderha ve iki bacaklı akrabalarını wyvern olarak adlandırmaya başladılar. Elbette hiç kimse bir ejderha ya da wyvern görmemişti; her iki yaratık da efsane dışında gerçekte yoktu, bu yüzden bu ayrımın belli bir keyfi niteliği vardı... ve ortaçağ müjdecileri, gerçek dünya hayvanları için bile zoolojiyi kavramalarıyla tam olarak ünlü değillerdi. Denizatının neye benzediğini düşündüklerine bir bakın.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ancak Westeros dünyasında ejderhalar var (Sothoryos'ta wyvernler de), bu yüzden benim müjdecilerimin böyle bir mazereti yoktu. Dolayısıyla, benim kitaplarımda Targaryen armasının olması gerektiği gibi iki ayağı vardır. Herhangi bir Westeroslu, gerçeğine bakıp uzuvlarını görebilecekken neden bir ejderhaya dört bacak taksın ki? Benim wyvern'lerimin de iki bacağı var; dünyamdaki ejderhalardan temel olarak boyutları, renkleri ve ateş soluyamamaları bakımından farklılar. <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">(Targaryen mührü uygun sayıda bacağa (iki) sahip olsa da anatomik olarak tam olarak doğru olmadığı vurgulanmalıdır. Kanatlar gövdeye kıyasla çok küçüktür ve elbette hiçbir ejderhanın üç başı yoktur. Bu kısım tamamen semboliktir, Fatih Aegon ve iki kız kardeşini yansıtmak içindir).</span><br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">FWIW, diziler bunu yarı yarıya doğru yaptı (ikisi de). GAME OF THRONES bize ilk dört sezon ve beşinci sezonun büyük bölümünde doğru iki bacaklı işaretleri verdi, ancak Dany'nin filosu göründüğünde, tüm yelkenler dört bacaklı ejderhaları gösterdi. Sanırım biri dikkatsiz davranmış ya da birisi hanedanlık armaları üzerine bir kitap açtı ve her şeyi berbat edecek kadarını okudu. Biraz bilgi tehlikeli bir şeydir. Birkaç yıl sonra, HOUSE OF THE DRAGON hanedanlık armalarının GAME OF THRONES ile uyumlu olması gerektiğine karar verdi... ama iyi olan yerine kötü olanı seçtiler. Duyduğunuz o ses benim "hayır, hayır, hayır" diye bağırışımdı. O lanet olası ekstra bacaklar, şiddetli itirazlarıma rağmen kitaplarımın kapaklarına bile girdi.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Valyria ejderhaları... Smaug, Toothless ve Vermithrax gibilerinden başka yönlerden de farklıdır.<br />
</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Benim ejderhalarım konuşmaz. <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Nispeten zekidirler ama yine de hayvandırlar.</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">İnsanlarla bağ kurarlar... bazı insanlarla... ve bunun neden ve nasıl olduğu ve nasıl ortaya çıktığı, sonunda KIŞ RÜZGÂRLARI ve BİR BAHAR RÜYASI'nda ve biraz da KAN VE ATEŞ'te daha ayrıntılı olarak açıklanacaktır.</span> <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">(Septon Barth bunların çoğunu doğru bilmiştir)</span>. Kurtlar, ayılar ve aslanlar gibi ejderhalar da eğitilebilir ama asla tamamen evcilleştirilemezler. Her zaman tehlikeli olacaklardır. <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Bazıları diğerlerinden daha vahşi ve huysuzdur.</span> Onlar <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">bireydir</span>, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">kişilikleri</span> vardır... <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">ve paylaştıkları bağ sayesinde genellikle binicilerinin kişiliklerini yansıtırlar.</span> Altın ya da mücevherleri zerre kadar umursamazlar, bir kaplanın umursayacağından daha fazla değil. Belki binicileri parlak şeylere takıntılı değilse, o zaman bile...</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ejderhaların yiyeceğe ihtiyacı vardır. Suya da ihtiyaçları vardır ama solungaçları yoktur. Bazıları Smaug'un, Bilbo ve cüceler onu uyandırmadan önce Yalnız Dağlar'ın altında altmış yıl boyunca uyuduğunu söyler. Valyria'da doğan ejderhalar bunu yapamaz. Onlar ateşten yaratılmışlardır ve ateşin oksijene ihtiyacı vardır. Bir ejderha bir balık yakalamak için okyanusa dalabilirdi belki ama hemen yukarı uçarlardı. Suyun altında çok uzun süre kalırlarsa, diğer kara hayvanları gibi boğulurlar.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ejderhalarım yırtıcıdır, etlerinin pişmesini isteyen etoburlardır. Kendi avlarını avlayabilirler ve avlarlar da ama aynı zamanda bölgecidirler. İnleri vardır. Gökyüzünün yaratıkları olarak dağ tepelerini ve en çok da volkanik dağları severler. Bunlar ateşin yaratıklarıdır ve diğer fantezistlerin hayvanlarını barındırdığı soğuk ve nemli mağaralar benim için uygun değildir.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ejderhakayası'nın ahırları, Valryian Freehold'un kule tepeleri ve Kralın Şehri'nin Ejderha Çukuru gibi insan yapımı konutlar kabul edilebilir - ve genellikle onlara yiyecek getiren adamlarla birlikte gelirler. Eğer bunlar yoksa, genç ejderhalar kendi inlerini bulurlar... ve onları şiddetle savunurlar.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Ejderhalarım gökyüzünün yaratıklarıdır. Uçarlar, dağları ve ovaları aşabilirler, yüzlerce mil yol kat edebilirler... ama binicileri onları oraya götürmedikçe bunu yapmazlar. Göçebe değillerdir. </span>Valyria'nın en parlak döneminde, aralarında yüzlerce ejderha bulunan kırk ejderha binici ailesi vardı... ama (Targaryen'lerimiz dışında) hepsi Freehold ve Uzun Yaz Toprakları'na yakın kaldı. Zaman zaman bir ejderha binicisi Volantis'i veya başka bir Valyria kolonisini ziyaret edebilir hatta birkaç yıllığına oraya yerleşebilirdi ama asla kalıcı olarak değil. Bunu bir düşünün. Eğer ejderhalar göçebe olsalardı, Essos'un yarısını istila ederlerdi ve Kıyamet sadece birkaçını öldürürdü. Benzer şekilde, Westeros ejderhaları da Ejderhakayası'ndan çok nadiren uzaklaşırlar. Aksi takdirde, üç yüz yıl sonra diyarın her yerinde ejderhalarımız olurdu ve her soylu evde birkaç tane olurdu. Ateş ve Kan'da bahsedilen üç vahşi ejderhanın Ejderhakayası'nda inleri vardır. Diğerleri Kralın Şehri'ndeki Ejderha Çukuru'nda ya da Ejderkayası'nın altındaki derin mağaralarda bulunabilir. Luke, Arrax'ı Fırtına'nın Sonu'na ve Jace'i Kışyarı'na uçuruyor, evet, ancak ejderhalar <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">çok özel koşullar dışında</span> oraya kendi başlarına uçmazlardı. Ejderhaları nehir topraklarında, Menzil'de ya da Vadi'de avlanırken, kuzey topraklarında ya da Dorne dağlarında dolaşırken bulamazsınız.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Fantezinin ayakları yere basmalıdır. Bu sadece istediğiniz her şeyi yapma lisansı değildir. Smaug ve Toothless ejderha olabilir ama asla karıştırılmamalıdırlar. Resmi bilgiyi görmezden gelirseniz, yarattığınız dünya kağıt mendil gibi dağılır.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><a href="http://redirect.viglink.com/?key=71fe2139a887ad501313cd8cce3053c5&amp;subId=7226066&amp;u=https%3A//georgerrmartin.com/notablog/2024/07/11/here-there-be-dragons-2/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">KAYNAK</a></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[GRRM'den Kitaplara Sadık Kalmayan Senaristlere Eleştiri]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=23</link>
			<pubDate>Sun, 22 Feb 2026 12:26:47 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=2">The Wolf Pack</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=23</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2024 yılındaki <a href="http://redirect.viglink.com/?key=71fe2139a887ad501313cd8cce3053c5&amp;subId=7226066&amp;u=https%3A//georgerrmartin.com/notablog/2024/05/24/the-adaptation-tango/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">blog yazısında</a> GRRM, senaristleri eleştiri yağmuruna tuttu:</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">"Birkaç yıl önce, Neil Gaiman ve ben New York'ta ikimiz de şehirdeyken ortak bir etkinlik düzenledik.<br />
Çok eğlenceliydi, Neil ile olan etkinlikler her zaman olduğu gibi. Komik hikayeler anlattık, kitaplar ve çizgi romanlar hakkında konuştuk, SANDMAN ve WILD CARDS'tan ve konserlerdeki günlerden bahsettik... ve bazı ciddi konulara da değindik.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
Mümkün olsa etkinliğin bir videosunu yüklemek isterdim ama böyle bir video olduğundan emin değilim. Biri bizi kaydettiyse bile, kaseti hiç görmedim. Ama oturumla ilgili en iyi haber <a href="http://redirect.viglink.com/?key=71fe2139a887ad501313cd8cce3053c5&amp;subId=7226066&amp;u=https%3A//variety.com/2022/tv/news/george-rr-martin-neil-gaiman-hate-hollywood-changing-source-material-1235416651/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">VARIETY'den </a>geldi.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
Bunların hepsi 2022'de oldu ama o zamandan bu yana çok az şey değişti. Aksine, işler daha da kötüye gitti. Nereye baksanız, harika hikayeleri alıp “kendilerine mal etmeye” hevesli daha fazla senarist ve yapımcı var. Kaynak materyalin Stan Lee, Charles Dickens, Ian Fleming, Roald Dahl, Ursula K. Le Guin, J.R.R. Tolkien, Mark Twain, Raymond Chandler, Jane Austen ya da herhangi biri tarafından yazılmış olmasının bir önemi yok gibi görünüyor. Ne kadar büyük bir yazar olursa olsun, kitap ne kadar harika olursa olsun, her zaman daha iyisini yapabileceğini düşünen, hikayeyi alıp “geliştirmeye” hevesli biri varmış gibi görünüyor. “Kitap kitaptır, film filmdir,” derler size, sanki çok derin bir şey söylüyorlarmış gibi. Sonra da hikayeyi kendilerine mal ederler.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
Ama asla daha iyisini yapmazlar. Binde dokuz yüz doksan dokuz kere daha kötü hale getirirler.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
Yine de arada bir, gerçekten iyi bir kitabın gerçekten iyi bir uyarlamasıyla karşılaşıyoruz ve bu gerçekleştiğinde alkışı hak ediyor..."</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2024 yılındaki <a href="http://redirect.viglink.com/?key=71fe2139a887ad501313cd8cce3053c5&amp;subId=7226066&amp;u=https%3A//georgerrmartin.com/notablog/2024/05/24/the-adaptation-tango/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">blog yazısında</a> GRRM, senaristleri eleştiri yağmuruna tuttu:</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">"Birkaç yıl önce, Neil Gaiman ve ben New York'ta ikimiz de şehirdeyken ortak bir etkinlik düzenledik.<br />
Çok eğlenceliydi, Neil ile olan etkinlikler her zaman olduğu gibi. Komik hikayeler anlattık, kitaplar ve çizgi romanlar hakkında konuştuk, SANDMAN ve WILD CARDS'tan ve konserlerdeki günlerden bahsettik... ve bazı ciddi konulara da değindik.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
Mümkün olsa etkinliğin bir videosunu yüklemek isterdim ama böyle bir video olduğundan emin değilim. Biri bizi kaydettiyse bile, kaseti hiç görmedim. Ama oturumla ilgili en iyi haber <a href="http://redirect.viglink.com/?key=71fe2139a887ad501313cd8cce3053c5&amp;subId=7226066&amp;u=https%3A//variety.com/2022/tv/news/george-rr-martin-neil-gaiman-hate-hollywood-changing-source-material-1235416651/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">VARIETY'den </a>geldi.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
Bunların hepsi 2022'de oldu ama o zamandan bu yana çok az şey değişti. Aksine, işler daha da kötüye gitti. Nereye baksanız, harika hikayeleri alıp “kendilerine mal etmeye” hevesli daha fazla senarist ve yapımcı var. Kaynak materyalin Stan Lee, Charles Dickens, Ian Fleming, Roald Dahl, Ursula K. Le Guin, J.R.R. Tolkien, Mark Twain, Raymond Chandler, Jane Austen ya da herhangi biri tarafından yazılmış olmasının bir önemi yok gibi görünüyor. Ne kadar büyük bir yazar olursa olsun, kitap ne kadar harika olursa olsun, her zaman daha iyisini yapabileceğini düşünen, hikayeyi alıp “geliştirmeye” hevesli biri varmış gibi görünüyor. “Kitap kitaptır, film filmdir,” derler size, sanki çok derin bir şey söylüyorlarmış gibi. Sonra da hikayeyi kendilerine mal ederler.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
Ama asla daha iyisini yapmazlar. Binde dokuz yüz doksan dokuz kere daha kötü hale getirirler.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
Yine de arada bir, gerçekten iyi bir kitabın gerçekten iyi bir uyarlamasıyla karşılaşıyoruz ve bu gerçekleştiğinde alkışı hak ediyor..."</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[GRRM, Not A Blog "Kış Bahçesi"]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=22</link>
			<pubDate>Sun, 22 Feb 2026 12:24:00 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=2">The Wolf Pack</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=22</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">GRRM'in yıllar önce bloğuna kitap sonuyla ilgili yayımladığı <a href="http://redirect.viglink.com/?key=71fe2139a887ad501313cd8cce3053c5&amp;subId=7226066&amp;u=https%3A//georgerrmartin.com/notablog/2022/07/08/a-winter-garden/%3Futm_source%3Ddlvr.it%26utm_medium%3Dtwitter" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">yazı</a>. Çevirisi aşağıda.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">_________________________</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yıllar boyunca takip edebileceğimden çok daha fazla röportaj yaptım. Kaçınılmaz olarak, birçoğu aynı konulara değiniyor. Bana en çok sorulan şeylerden biri de yazma sürecim. Bu röportajlardan herhangi birini gördüyseniz, muhtemelen iki tür yazardan, mimarlardan ve bahçıvanlardan bahsettiğimi duymuşsunuzdur. Aynı konuşmayı defalarca yaptım. İşte en kapsamlı açıklamalardan biri:</span><br />
<br />
<div align="center"><iframe width="560" height="315" src="//www.youtube-nocookie.com/embed/qkCDevjQISw" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe><br />
</div>
<div align="left"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Özellikle HBO'daki GAME OF Thrones'un bitiminden bu yana çokça aldığım bir diğer soru da A SONG OF ICE &amp; FIRE'ın aynı şekilde bitip bitmeyeceği. Bir mimar buna kısa, özlü, basit bir cevap verebilir ama ben daha çok bir bahçıvanım. Hikayelerim onları yazarken büyüyor, gelişiyor ve değişiyor. Genelde nereye gittiğimi bilirim, elbette… nihai varış noktaları, büyük set parçaları, onlar yıllardır… BUZ ve ATEŞİN ŞARKISINDA, onlarca yıldır kafamdı. Yine de ayrıntılarda bir sürü şeytan var ve bazen kelimeler döküldükçe ayaklarımın altındaki zemin değişiyor.</span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">(Bir başka soru, hayranlar ve röportajcılar , “Fikirlerinizi nereden alıyorsunuz?” Diye çok soruyorlar. Dürüst olmak gerekirse, bilmek isterdim. Aynı soruyla karşılaşıldığında, Harlan Ellison, “Schenectady” derdi. Freud bilinçli ve bilinçaltı zihinlerden, id, ego, süperegodan bahsetmişti. Daha yakın zamanlarda, biri analitik ve rasyonel, diğeri yaratıcı ve yaratıcı olan sağ beyin ve sol beyin hakkında bir şeyler duyuyoruz. cevap Schenectady değil, ama bunun dışında… kahretsin, bilmiyorum. Evet, bahçemdeki bir şeyin tohumunu bildiğim bazı durumlar var. Sur, 1981'de Hadrian Duvarı'na yaptığım ziyaretten doğdu. Güllerin Savaşları, GAME OF Thrones'un çoğuna ilham verdi. Kızıl Düğün, İskoç tarihinin Glencoe Katliamı ve Kara Akşam Yemeği'nin bir karışımıydı, on biri geçti. Fakat bunun gibi her örnek için, benim için yüz tane var. “Bilmiyorum, bir gün az önce bana geldi. Orada değildi ve sonra oldu." Bu bir ilham perisinin işiyse, düşünmeye devam etsin).</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Impact;" class="mycode_font">Bu da beni KIŞ RÜZGÂRLARI'na getiriyor.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Çoğunuz WINDS hakkında detaylı güncellemeler yapmaktan hoşlanmadığımı biliyorsunuz. Üzerinde çalışıyorum, üzerinde çalışıyorum, üzerinde çalışmaya devam edeceğim. (Evet, başka şeyler üzerinde de çalışıyorum).</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Okuyucularımı, görmedikleri dönüşlerle şaşırtmaktan başka bir şey sevmiyorum ve çok fazla ayrıntıya girersem o anları kaybetme riskiyle karşı karşıyayım. Spoiler, biliyorsun. Geçen hafta yaptığım gibi bir Tyrion bölümü üzerinde çalıştığımı söylemek bile Tyrion'ın ölmediği gerçeğini ele veriyor. Örnek bölümleri eksi olarak okumak ya da yıllarca yaptığım gibi onları çevrimiçi olarak yayınlamak daha da fazlasını veriyor. Aslında bunu yapmaktan oldukça keyif aldım, WINDS'in ilk birkaç yüz sayfasını ya da o civarları okuduğumu ve/veya yayınladığımı fark ettiğim gün gelinceye kadar. Okumaya devam etseydim, kitabın yarısı şimdiye kadar çıkmış olabilirdi.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu yüzden size kitapla ilgili her türlü ayrıntılı raporu vermeyeceğim ama…</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bunu söyleyeceğim.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kış bahçemde işteyim. İşler büyüyor… ve değişiyor, tıpkı biz bahçıvanlarda olduğu gibi. İşler tersine döner, işler değişir, yeni fikirler gelir (teşekkür ederim, ilham perisi), eski fikirlerin işe yaramaz olduğu ortaya çıkar, yazarım, yeniden yazarım, yeniden yapılandırırım, her şeyi parçalara ayırır ve yeniden yazarım, hiçbir yere götürmeyen kapılardan geçerim ve kapılar harikalar üzerinde açılır.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kulağa çılgınca geliyor, biliyorum ama ben böyle yazıyorum. Her zaman böyle olmuştur. Hep olacak. İyi veya kötü.</span><br />
<br />
<span style="color: #ff4136;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ancak son zamanlarda giderek daha fazla fark ettiğim şey, bahçecilik beni televizyon dizilerinden gittikçe uzaklaştırıyor. Evet, GAME OF Thrones HBO'da gördüğünüz bazı şeyleri THE WINDS OF WINTER'da da göreceksiniz (belki aynı şekilde olmasa da)… <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ama geri kalanın çoğu oldukça farklı olacak.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ve gerçekten, düşündüğünüzde, bu kaçınılmazdı. Romanlar diziden çok daha büyük ve çok daha karmaşıktır. HBO'da olan bazı şeyler kitaplarda olmayacak ve tam tersi. Kitaplarda dizide hiç görmediğim bakış açısı karakterlerim var: Victarion Greyjoy, Arianne Martell, Areo Hotah, Jon Connington, Aeron Damphair. Hepsinin bölümleri olacak ve yaptıkları ve söyledikleri her şey hikayeyi ve dizideki ana karakterleri etkileyecek. Bakış açıları değil ama yine de hikayede yer alan olay örgüsü için önemli olan ikincil karakterlere sahibim: Lady Stoneheart, Young Griff, Tattered Prince, Penny, Brown Ben Plumm, the Shavepate, Mage Marwyn, Darkstar, Jeyne Westerling . Dizide gördüğünüz bazı karakterler romanlardaki versiyonlardan oldukça farklı. Yarra Greyjoy, Asha Greyjoy değil ve HBO'nun Euron Greyjoy'u benimkinden çok, çok, çok farklı. Quaithe'nin hala oynayacak bir rolü var. Rickon Stark da öyle ve zavallı Jeyne Poole. Ve… Neyse, liste uzun. (Ve tüm bunlar, WINDS'in neden bu kadar uzun sürdüğünün bir parçası. Bu zor, çocuklar).</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Oh, ayrıca yeni karakterler de olacak. Yeni bakış açısı yok, size söz veriyorum, ancak tüm bu yolculuklar, savaşlar ve gelecek entrikalarla, büyük oyuncularımız kaçınılmaz olarak uzak ve yakın ülkelerde yeni insanlarla karşılaşacaklar.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Söyleyebileceğim tek şey, genel olarak spoiler vermeyecek kadar: GAME OF Thrones'un sonuna kadar hayatta kalan karakterlerin hepsi BUZ ve ATEŞİN ŞARKISI sonuna kadar hayatta kalamayacak ve GAME OF Thrones'ta ölen karakterlerin hepsi BUZ ve ATEŞİN ŞARKISINDA ölmeyecek. (Bazıları elbette öyle olacak. Elbette. Belki çoğu. Ama kesinlikle hepsi değil) ((Tabii ki, gelecek hafta yine fikrimi değiştirebilirim, bir sonraki yazacağım bölümle. Bu bahçıvanlık)).</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ve son? Ben oraya gelene kadar beklemeniz gerekecek. Bazı şeyler aynı olacak. Bir çoğu olmayacak.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hiç şüphe yok ki bitirdiğimde, hikayenin hangi versiyonunun daha iyi olduğu konusunda büyük bir tartışma olacak. Bazı insanlar kitabımı beğenecek, diğerleri televizyon şovunu tercih edecek ve sorun değil, paranı ödüyorsun ve seçimini yapıyorsun. (Korkarım ki hayranların bir kısmı WINDS'in bu kadar uzun sürdüğü için çok sinirlendiler ve kitaptan okumadan nefret etmeye hazırlar. Yapabileceğim en iyi kitabı yazacağım ve çıktığında çoğu hayranın onu temiz eller ve açık fikirlilikle okuyacağını umuyorum).</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Şu anda size söyleyebileceğim tek şey bu. Bahçeye geri dönmem gerek. Tyrion beni bekliyor.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin bize oldukça bol şey verdi ve en önemlisi GoT ile ASOIAF'ın (bazı şeyler hariç) farklı olacağını Martin onaylamış oldu. Dahası dizide sonuna kadar hayatta kalan karakterlerin bazısının öleceğini; ölenlerin bazısının hayatta kalacağını da resmi olarak öğrendik. Evet, bu kısım bile bizi bir süre oyalar. </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Siz ne düşünüyorsunuz?</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">GRRM'in yıllar önce bloğuna kitap sonuyla ilgili yayımladığı <a href="http://redirect.viglink.com/?key=71fe2139a887ad501313cd8cce3053c5&amp;subId=7226066&amp;u=https%3A//georgerrmartin.com/notablog/2022/07/08/a-winter-garden/%3Futm_source%3Ddlvr.it%26utm_medium%3Dtwitter" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">yazı</a>. Çevirisi aşağıda.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">_________________________</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yıllar boyunca takip edebileceğimden çok daha fazla röportaj yaptım. Kaçınılmaz olarak, birçoğu aynı konulara değiniyor. Bana en çok sorulan şeylerden biri de yazma sürecim. Bu röportajlardan herhangi birini gördüyseniz, muhtemelen iki tür yazardan, mimarlardan ve bahçıvanlardan bahsettiğimi duymuşsunuzdur. Aynı konuşmayı defalarca yaptım. İşte en kapsamlı açıklamalardan biri:</span><br />
<br />
<div align="center"><iframe width="560" height="315" src="//www.youtube-nocookie.com/embed/qkCDevjQISw" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe><br />
</div>
<div align="left"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Özellikle HBO'daki GAME OF Thrones'un bitiminden bu yana çokça aldığım bir diğer soru da A SONG OF ICE &amp; FIRE'ın aynı şekilde bitip bitmeyeceği. Bir mimar buna kısa, özlü, basit bir cevap verebilir ama ben daha çok bir bahçıvanım. Hikayelerim onları yazarken büyüyor, gelişiyor ve değişiyor. Genelde nereye gittiğimi bilirim, elbette… nihai varış noktaları, büyük set parçaları, onlar yıllardır… BUZ ve ATEŞİN ŞARKISINDA, onlarca yıldır kafamdı. Yine de ayrıntılarda bir sürü şeytan var ve bazen kelimeler döküldükçe ayaklarımın altındaki zemin değişiyor.</span></div>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">(Bir başka soru, hayranlar ve röportajcılar , “Fikirlerinizi nereden alıyorsunuz?” Diye çok soruyorlar. Dürüst olmak gerekirse, bilmek isterdim. Aynı soruyla karşılaşıldığında, Harlan Ellison, “Schenectady” derdi. Freud bilinçli ve bilinçaltı zihinlerden, id, ego, süperegodan bahsetmişti. Daha yakın zamanlarda, biri analitik ve rasyonel, diğeri yaratıcı ve yaratıcı olan sağ beyin ve sol beyin hakkında bir şeyler duyuyoruz. cevap Schenectady değil, ama bunun dışında… kahretsin, bilmiyorum. Evet, bahçemdeki bir şeyin tohumunu bildiğim bazı durumlar var. Sur, 1981'de Hadrian Duvarı'na yaptığım ziyaretten doğdu. Güllerin Savaşları, GAME OF Thrones'un çoğuna ilham verdi. Kızıl Düğün, İskoç tarihinin Glencoe Katliamı ve Kara Akşam Yemeği'nin bir karışımıydı, on biri geçti. Fakat bunun gibi her örnek için, benim için yüz tane var. “Bilmiyorum, bir gün az önce bana geldi. Orada değildi ve sonra oldu." Bu bir ilham perisinin işiyse, düşünmeye devam etsin).</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Impact;" class="mycode_font">Bu da beni KIŞ RÜZGÂRLARI'na getiriyor.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Çoğunuz WINDS hakkında detaylı güncellemeler yapmaktan hoşlanmadığımı biliyorsunuz. Üzerinde çalışıyorum, üzerinde çalışıyorum, üzerinde çalışmaya devam edeceğim. (Evet, başka şeyler üzerinde de çalışıyorum).</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Okuyucularımı, görmedikleri dönüşlerle şaşırtmaktan başka bir şey sevmiyorum ve çok fazla ayrıntıya girersem o anları kaybetme riskiyle karşı karşıyayım. Spoiler, biliyorsun. Geçen hafta yaptığım gibi bir Tyrion bölümü üzerinde çalıştığımı söylemek bile Tyrion'ın ölmediği gerçeğini ele veriyor. Örnek bölümleri eksi olarak okumak ya da yıllarca yaptığım gibi onları çevrimiçi olarak yayınlamak daha da fazlasını veriyor. Aslında bunu yapmaktan oldukça keyif aldım, WINDS'in ilk birkaç yüz sayfasını ya da o civarları okuduğumu ve/veya yayınladığımı fark ettiğim gün gelinceye kadar. Okumaya devam etseydim, kitabın yarısı şimdiye kadar çıkmış olabilirdi.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu yüzden size kitapla ilgili her türlü ayrıntılı raporu vermeyeceğim ama…</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bunu söyleyeceğim.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kış bahçemde işteyim. İşler büyüyor… ve değişiyor, tıpkı biz bahçıvanlarda olduğu gibi. İşler tersine döner, işler değişir, yeni fikirler gelir (teşekkür ederim, ilham perisi), eski fikirlerin işe yaramaz olduğu ortaya çıkar, yazarım, yeniden yazarım, yeniden yapılandırırım, her şeyi parçalara ayırır ve yeniden yazarım, hiçbir yere götürmeyen kapılardan geçerim ve kapılar harikalar üzerinde açılır.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kulağa çılgınca geliyor, biliyorum ama ben böyle yazıyorum. Her zaman böyle olmuştur. Hep olacak. İyi veya kötü.</span><br />
<br />
<span style="color: #ff4136;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ancak son zamanlarda giderek daha fazla fark ettiğim şey, bahçecilik beni televizyon dizilerinden gittikçe uzaklaştırıyor. Evet, GAME OF Thrones HBO'da gördüğünüz bazı şeyleri THE WINDS OF WINTER'da da göreceksiniz (belki aynı şekilde olmasa da)… <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ama geri kalanın çoğu oldukça farklı olacak.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ve gerçekten, düşündüğünüzde, bu kaçınılmazdı. Romanlar diziden çok daha büyük ve çok daha karmaşıktır. HBO'da olan bazı şeyler kitaplarda olmayacak ve tam tersi. Kitaplarda dizide hiç görmediğim bakış açısı karakterlerim var: Victarion Greyjoy, Arianne Martell, Areo Hotah, Jon Connington, Aeron Damphair. Hepsinin bölümleri olacak ve yaptıkları ve söyledikleri her şey hikayeyi ve dizideki ana karakterleri etkileyecek. Bakış açıları değil ama yine de hikayede yer alan olay örgüsü için önemli olan ikincil karakterlere sahibim: Lady Stoneheart, Young Griff, Tattered Prince, Penny, Brown Ben Plumm, the Shavepate, Mage Marwyn, Darkstar, Jeyne Westerling . Dizide gördüğünüz bazı karakterler romanlardaki versiyonlardan oldukça farklı. Yarra Greyjoy, Asha Greyjoy değil ve HBO'nun Euron Greyjoy'u benimkinden çok, çok, çok farklı. Quaithe'nin hala oynayacak bir rolü var. Rickon Stark da öyle ve zavallı Jeyne Poole. Ve… Neyse, liste uzun. (Ve tüm bunlar, WINDS'in neden bu kadar uzun sürdüğünün bir parçası. Bu zor, çocuklar).</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Oh, ayrıca yeni karakterler de olacak. Yeni bakış açısı yok, size söz veriyorum, ancak tüm bu yolculuklar, savaşlar ve gelecek entrikalarla, büyük oyuncularımız kaçınılmaz olarak uzak ve yakın ülkelerde yeni insanlarla karşılaşacaklar.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Söyleyebileceğim tek şey, genel olarak spoiler vermeyecek kadar: GAME OF Thrones'un sonuna kadar hayatta kalan karakterlerin hepsi BUZ ve ATEŞİN ŞARKISI sonuna kadar hayatta kalamayacak ve GAME OF Thrones'ta ölen karakterlerin hepsi BUZ ve ATEŞİN ŞARKISINDA ölmeyecek. (Bazıları elbette öyle olacak. Elbette. Belki çoğu. Ama kesinlikle hepsi değil) ((Tabii ki, gelecek hafta yine fikrimi değiştirebilirim, bir sonraki yazacağım bölümle. Bu bahçıvanlık)).</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ve son? Ben oraya gelene kadar beklemeniz gerekecek. Bazı şeyler aynı olacak. Bir çoğu olmayacak.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hiç şüphe yok ki bitirdiğimde, hikayenin hangi versiyonunun daha iyi olduğu konusunda büyük bir tartışma olacak. Bazı insanlar kitabımı beğenecek, diğerleri televizyon şovunu tercih edecek ve sorun değil, paranı ödüyorsun ve seçimini yapıyorsun. (Korkarım ki hayranların bir kısmı WINDS'in bu kadar uzun sürdüğü için çok sinirlendiler ve kitaptan okumadan nefret etmeye hazırlar. Yapabileceğim en iyi kitabı yazacağım ve çıktığında çoğu hayranın onu temiz eller ve açık fikirlilikle okuyacağını umuyorum).</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Şu anda size söyleyebileceğim tek şey bu. Bahçeye geri dönmem gerek. Tyrion beni bekliyor.</span><br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Martin bize oldukça bol şey verdi ve en önemlisi GoT ile ASOIAF'ın (bazı şeyler hariç) farklı olacağını Martin onaylamış oldu. Dahası dizide sonuna kadar hayatta kalan karakterlerin bazısının öleceğini; ölenlerin bazısının hayatta kalacağını da resmi olarak öğrendik. Evet, bu kısım bile bizi bir süre oyalar. </span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Siz ne düşünüyorsunuz?</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[GRRM, Not A Blog "En Çok Beklenen"]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=21</link>
			<pubDate>Sun, 22 Feb 2026 12:12:47 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=2">The Wolf Pack</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=21</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">[Martin iki gün önce gündeliğinde bir güncelleme paylaştı. Görünüşe göre Ejderha Hanesi dizisinin ilk bölümünü kaba taslak izlemiş ve çok beğenmiş, bu da onu heyecanlandırmış görünüyor. Yazının tam çevirisini paylaşıyorum. ]<br />
</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yeni yıl neredeyse yaklaşıyor ve onunla birlikte ağ, kablo ve flamalar üzerinde her türlü yeni televizyon dizisi gelecek.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İtiraf etmeliyim ki, IMDB'ye göre en çok beklenen yeni şov… (davul sesi, lütfen)</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><a href="http://redirect.viglink.com/?key=71fe2139a887ad501313cd8cce3053c5&amp;subId=7226066&amp;u=https%3A//movieweb.com/house-of-the-dragon-imdb-most-anticipated-original-tv-series-2022/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">House of the Dragon!</a></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu da en üstte olmak için harika bir liste. Amazon'un yeni Tolkien serisi mi? Neil Gaiman'ın SANDMAN'i mi? Marvel dizileri mi? STAR WARS dizileri mi?</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İyi şirket.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">HOUSE OF THE DRAGON'u ben de oldukça hevesle bekliyorum, buna değer. Tamam, pek objektif değilim ve göreceğiniz şeylerin çoğunu biliyorum. (Ben, um, kitabı yazdım). Ayrıca… şimdi annemin sözü, kimseye söyleme…[tanıdık geldi, ya size? ehehe ] İlk bölümün kaba bir kısmını gördüm ve sevdim. Karanlık, güçlü, içgüdüsel… tam da epik fantezimi sevdiğim gibi.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ryan ve Miguel harika bir iş çıkardılar ve oyuncu kadrosu… tıpkı GAME OF THRONES'ta olduğu gibi, çoğu izleyici sadece birkaç oyuncunun adını duydu ama bence çoğuna aşık olacaksınız. (Yalnızca daha sonra kalbinin kırılması için… ama hayır, bu çok şey anlatır).</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bence Targaryenler çok emin ellerde.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Uzaklaşın. hayal kırıklığına uğrayacağınızı düşünmüyorum[inşallah ama GoT'un başına gelenlerden sonra emin olamıyoruz. O da harika başlamıştı ve nasıl bittiğini gördük.] </span><br />
<br />
<br />
<a href="http://redirect.viglink.com/?key=71fe2139a887ad501313cd8cce3053c5&amp;subId=7226066&amp;u=https%3A//georgerrmartin.com/notablog/2021/12/29/most-anticipated/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak</span></a><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">( Bu eski söyleşiyi özellikle ekledim yeni foruma çünkü arşivlik ve ibretlik... GRRM'in ilk sezon sonrası değişimini gördük.)</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">[Martin iki gün önce gündeliğinde bir güncelleme paylaştı. Görünüşe göre Ejderha Hanesi dizisinin ilk bölümünü kaba taslak izlemiş ve çok beğenmiş, bu da onu heyecanlandırmış görünüyor. Yazının tam çevirisini paylaşıyorum. ]<br />
</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yeni yıl neredeyse yaklaşıyor ve onunla birlikte ağ, kablo ve flamalar üzerinde her türlü yeni televizyon dizisi gelecek.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İtiraf etmeliyim ki, IMDB'ye göre en çok beklenen yeni şov… (davul sesi, lütfen)</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><a href="http://redirect.viglink.com/?key=71fe2139a887ad501313cd8cce3053c5&amp;subId=7226066&amp;u=https%3A//movieweb.com/house-of-the-dragon-imdb-most-anticipated-original-tv-series-2022/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">House of the Dragon!</a></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu da en üstte olmak için harika bir liste. Amazon'un yeni Tolkien serisi mi? Neil Gaiman'ın SANDMAN'i mi? Marvel dizileri mi? STAR WARS dizileri mi?</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İyi şirket.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">HOUSE OF THE DRAGON'u ben de oldukça hevesle bekliyorum, buna değer. Tamam, pek objektif değilim ve göreceğiniz şeylerin çoğunu biliyorum. (Ben, um, kitabı yazdım). Ayrıca… şimdi annemin sözü, kimseye söyleme…[tanıdık geldi, ya size? ehehe ] İlk bölümün kaba bir kısmını gördüm ve sevdim. Karanlık, güçlü, içgüdüsel… tam da epik fantezimi sevdiğim gibi.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ryan ve Miguel harika bir iş çıkardılar ve oyuncu kadrosu… tıpkı GAME OF THRONES'ta olduğu gibi, çoğu izleyici sadece birkaç oyuncunun adını duydu ama bence çoğuna aşık olacaksınız. (Yalnızca daha sonra kalbinin kırılması için… ama hayır, bu çok şey anlatır).</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bence Targaryenler çok emin ellerde.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Uzaklaşın. hayal kırıklığına uğrayacağınızı düşünmüyorum[inşallah ama GoT'un başına gelenlerden sonra emin olamıyoruz. O da harika başlamıştı ve nasıl bittiğini gördük.] </span><br />
<br />
<br />
<a href="http://redirect.viglink.com/?key=71fe2139a887ad501313cd8cce3053c5&amp;subId=7226066&amp;u=https%3A//georgerrmartin.com/notablog/2021/12/29/most-anticipated/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak</span></a><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">( Bu eski söyleşiyi özellikle ekledim yeni foruma çünkü arşivlik ve ibretlik... GRRM'in ilk sezon sonrası değişimini gördük.)</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[GRRM'in Menajerinden GoT ve ASOIAF İle İlgili Açıklamalar]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=20</link>
			<pubDate>Sun, 22 Feb 2026 12:07:03 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=2">The Wolf Pack</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=20</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #ffffff;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><a href="https://www.westeros.org/News/Entry/New_Book_Gives_Insights_on_HBOs_Game_of_Thrones?utm_source=dlvr.it&amp;utm_medium=twitter" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Geçen yıllarda yayımlanan yeni bir kitap</a>: James Andrew Miller'ın Tinderbox: HBO'nun Ruthless Pursuit of New Frontiers, geçmişten günümüze prestij televizyonunun hedefi olarak HBO'nun yükselişine bakan 1000 sayfalık devasa bir cilt. Tabii bu arada kitap Game of Thrones'a değinmeden edemiyor. Geçmiş röportajlarda ve kitaplarda (James Hibberd'in Fire Cannot Kill a Dragon'ı gibi) zaten ortaya çıkmış olan zemini kapsıyor olsa da birkaç yeni ayrıntı var… özellikle hayranların daha önce duymadığı bir ses, George RR Martin'in uzun süredir menajerliğini yapan Paul Haas , final sezonu ve GRRM'nin Buz ve Ateşin Şarkısı için yaptığı planlarla ilişkisi hakkında...</span></span><br />
<br />
<span style="color: #ffffff;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Haas'tan iki önemli alıntı:<br />
</span></span><br />
<br />
<span style="color: #ffffff;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>George, Dan ve Dave'i seviyor, ancak beşinci sezondan sonra gidecekleri yol hakkında endişelenmeye başladı çünkü George hikayenin nereye gittiğini biliyordu. "Şablonumu takip etmiyorsunuz" demeye başladı. İlk beş sezon George'un yol haritasına bağlı kaldı. Sonra George'un haritasından çıktılar.<br />
</span></span><br />
<span style="color: #ffffff;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">. . .</span></span><br />
<span style="color: #ffffff;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">George, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">hikayesinin sonunda tahtı kimin alacağını bana söylemedi; kimseye söylemeyecek.</span></span> Belki kitap yayıncısı ve kitap acentesinin bildiğine inanıyorum ama ben bilmiyorum ve ben 1992'den beri George'u temsil ediyorum.</span></span><br />
<span style="color: #ffffff;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu yüzden nereye gittiği hakkında hiçbir fikrim yok ama sonuç olarak kitabın sonu, diziden daha tatmin edici bir deneyim olacak.</blockquote>
</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ffffff;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Tinderbox, dizinin son iki sezonunda neler olup bittiğiyle ilgili bazı ayrıntıları doldurmanın yanı sıra, Game of Thrones'un ardıl gösterilerinin geliştirme süreci hakkında da bilgi veriyor. WarnerMedia'nın eski başkanı Robert Greenblatt, görünüşe göre yapımı 30 milyon dolardan fazlaya mal olan Jane Goldman'ın The Long Night ile ilgili prequel pilotunun fişini çekme sürecinin bir parçası olduğunu ve aynı zamanda House of the Dragon için pilot bölümünün atlanılmasını zorladığına ve tam sezon siparişi verdiğini anlattı.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #ffffff;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Benzer bir notta, George RR Martin, HBO'ya iki gösteri-Dunk &amp; Egg ve The Dance of the Dragons- sunduğunda, HBO'nun kesinlikle sevdikleriyle ilerleyeceğini düşündüğünü, sadece gecikmeli olarak, dış yazarların, onunla istişare etmek yerine kendi fikirlerine göre gösteriler sunduklarını keşfetti.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #ffffff;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><a href="https://www.westeros.org/News/Entry/New_Book_Gives_Insights_on_HBOs_Game_of_Thrones?utm_source=dlvr.it&amp;utm_medium=twitter" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Geçen yıllarda yayımlanan yeni bir kitap</a>: James Andrew Miller'ın Tinderbox: HBO'nun Ruthless Pursuit of New Frontiers, geçmişten günümüze prestij televizyonunun hedefi olarak HBO'nun yükselişine bakan 1000 sayfalık devasa bir cilt. Tabii bu arada kitap Game of Thrones'a değinmeden edemiyor. Geçmiş röportajlarda ve kitaplarda (James Hibberd'in Fire Cannot Kill a Dragon'ı gibi) zaten ortaya çıkmış olan zemini kapsıyor olsa da birkaç yeni ayrıntı var… özellikle hayranların daha önce duymadığı bir ses, George RR Martin'in uzun süredir menajerliğini yapan Paul Haas , final sezonu ve GRRM'nin Buz ve Ateşin Şarkısı için yaptığı planlarla ilişkisi hakkında...</span></span><br />
<br />
<span style="color: #ffffff;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Haas'tan iki önemli alıntı:<br />
</span></span><br />
<br />
<span style="color: #ffffff;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>George, Dan ve Dave'i seviyor, ancak beşinci sezondan sonra gidecekleri yol hakkında endişelenmeye başladı çünkü George hikayenin nereye gittiğini biliyordu. "Şablonumu takip etmiyorsunuz" demeye başladı. İlk beş sezon George'un yol haritasına bağlı kaldı. Sonra George'un haritasından çıktılar.<br />
</span></span><br />
<span style="color: #ffffff;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">. . .</span></span><br />
<span style="color: #ffffff;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">George, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">hikayesinin sonunda tahtı kimin alacağını bana söylemedi; kimseye söylemeyecek.</span></span> Belki kitap yayıncısı ve kitap acentesinin bildiğine inanıyorum ama ben bilmiyorum ve ben 1992'den beri George'u temsil ediyorum.</span></span><br />
<span style="color: #ffffff;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu yüzden nereye gittiği hakkında hiçbir fikrim yok ama sonuç olarak kitabın sonu, diziden daha tatmin edici bir deneyim olacak.</blockquote>
</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ffffff;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Tinderbox, dizinin son iki sezonunda neler olup bittiğiyle ilgili bazı ayrıntıları doldurmanın yanı sıra, Game of Thrones'un ardıl gösterilerinin geliştirme süreci hakkında da bilgi veriyor. WarnerMedia'nın eski başkanı Robert Greenblatt, görünüşe göre yapımı 30 milyon dolardan fazlaya mal olan Jane Goldman'ın The Long Night ile ilgili prequel pilotunun fişini çekme sürecinin bir parçası olduğunu ve aynı zamanda House of the Dragon için pilot bölümünün atlanılmasını zorladığına ve tam sezon siparişi verdiğini anlattı.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #ffffff;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Benzer bir notta, George RR Martin, HBO'ya iki gösteri-Dunk &amp; Egg ve The Dance of the Dragons- sunduğunda, HBO'nun kesinlikle sevdikleriyle ilerleyeceğini düşündüğünü, sadece gecikmeli olarak, dış yazarların, onunla istişare etmek yerine kendi fikirlerine göre gösteriler sunduklarını keşfetti.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>