<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Yedi Krallık Türkiye Forumları - A Knight Of The Seven Kingdoms]]></title>
		<link>https://sevenkingdoms.tr/</link>
		<description><![CDATA[Yedi Krallık Türkiye Forumları - https://sevenkingdoms.tr]]></description>
		<pubDate>Sat, 09 May 2026 18:57:04 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[AKOTSK o kadar da iyi bir dizi değil]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=107</link>
			<pubDate>Sat, 11 Apr 2026 09:18:01 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=56">Taha231</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=107</guid>
			<description><![CDATA[Dizi ilk çıktığı haftalarda bayağı bir övülüyordu bence bunun en büyük sebebi HOTD çöpünden sonra millete şifa gibi gelmesiydi.<br />
<br />
Lakin ben AKOTSK'un iyi bir dizi olduğunu düşünmüyorum en fazla çerezlik olarak derecelendiririm. Dizide malesef ciddi sorunlar var.<br />
<br />
İlk Sorun "Yeminlerini hatırlayan şövalye." sahnesinin eklenmemesidir. Bu sahne gerçekten önemliydi eserin ruhunu yansıtıyordu.<br />
<br />
İkinci Sorun Maekarın mühür yüzüğünü duncana vermemesiydi bu senaryo için ciddi bir çatlak oluşturuyor zira duncan bu yüzüğü sıksık kullanacak.<br />
<br />
Üçüncü sorun dövüşün sadece Duncan/Aerion ile sınırlı kalmasıydı. Baelor/Maekar ve Lyonel/Kingsguard dövüşlerini izleseydik bu muazam olurdu zira Duncan ve Aeriom acemi gençler lakin bu adamlar uzman dövüscüler.<br />
<br />
Birkaç küçük mesele daha var mesala kişisel armalar dizide yoktu vs. (Yapımcı bu konuda hicbir sey bilmedigini daha sonra itiraf etti.) Bu arada biraz konu dışı çıkmam geremirse şunu söyleyeyim: Türkçe altyazı gerçektem.vassattı. Hbo max'ın türkce altyazilari çok vassat ve kesinlikle tek kuruş vermeye değmez.<br />
<br />
İyi bir dizi olduğunu düşünüyorum yine de çok daha iyi bir dizi olabilirdi. Yukarda gösterilen hatalarin ana sebebi bütce yetersizligi degil genel olarak yapimcinin hataları. Umarim bir gün loreyi hatim etmiş bir adamın çektiği dizileri izleriz zira HBO yapimcilarinin çoğu böyle değil.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Dizi ilk çıktığı haftalarda bayağı bir övülüyordu bence bunun en büyük sebebi HOTD çöpünden sonra millete şifa gibi gelmesiydi.<br />
<br />
Lakin ben AKOTSK'un iyi bir dizi olduğunu düşünmüyorum en fazla çerezlik olarak derecelendiririm. Dizide malesef ciddi sorunlar var.<br />
<br />
İlk Sorun "Yeminlerini hatırlayan şövalye." sahnesinin eklenmemesidir. Bu sahne gerçekten önemliydi eserin ruhunu yansıtıyordu.<br />
<br />
İkinci Sorun Maekarın mühür yüzüğünü duncana vermemesiydi bu senaryo için ciddi bir çatlak oluşturuyor zira duncan bu yüzüğü sıksık kullanacak.<br />
<br />
Üçüncü sorun dövüşün sadece Duncan/Aerion ile sınırlı kalmasıydı. Baelor/Maekar ve Lyonel/Kingsguard dövüşlerini izleseydik bu muazam olurdu zira Duncan ve Aeriom acemi gençler lakin bu adamlar uzman dövüscüler.<br />
<br />
Birkaç küçük mesele daha var mesala kişisel armalar dizide yoktu vs. (Yapımcı bu konuda hicbir sey bilmedigini daha sonra itiraf etti.) Bu arada biraz konu dışı çıkmam geremirse şunu söyleyeyim: Türkçe altyazı gerçektem.vassattı. Hbo max'ın türkce altyazilari çok vassat ve kesinlikle tek kuruş vermeye değmez.<br />
<br />
İyi bir dizi olduğunu düşünüyorum yine de çok daha iyi bir dizi olabilirdi. Yukarda gösterilen hatalarin ana sebebi bütce yetersizligi degil genel olarak yapimcinin hataları. Umarim bir gün loreyi hatim etmiş bir adamın çektiği dizileri izleriz zira HBO yapimcilarinin çoğu böyle değil.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ira Parker İle Collider Söyleşisi]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=30</link>
			<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 18:31:21 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=2">The Wolf Pack</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=30</guid>
			<description><![CDATA[<div align="center"><img src="https://static0.colliderimages.com/wordpress/wp-content/uploads/2026/01/peter-claffey-dexter-sol-ansell-a-knight-of-the-seven-kingdoms.jpg?q=70&amp;fit=crop&amp;w=1232&amp;h=693&amp;dpr=1" loading="lazy"  alt="[Resim: peter-claffey-dexter-sol-ansell-a-knight...=693&amp;dpr=1]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
</div>
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite><div align="center">“<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">‘A Knight of the Seven Kingdoms’ dizisinin showrunner’ı, 2. sezon çekimleri sırasında George R.R. Martin’in ‘yalnızca faydasını gördüklerini’ söylüyor.</span>”</div></blockquote>
<br />
<br />
Collider yakın zamanda Parker’la final bölümünde yaşananlar üzerine bire bir sohbet etme fırsatı yakaladı ve artık dizinin adını “A Knight of the Nine Kingdoms” olarak değiştirmek gerekeceği fikriyle dalga geçti yani hayır başlık gerçekten değişmiyor ayrıca Dunk ile Sweetfoot’un yeniden buluşmasını ve Dunk ile Egg yollarına giderken Ser Arlan’ın uzaklara at sürdüğü o son planın nasıl ortaya çıktığını ve Dunk’ın gerçekten şövalye ilan edilip edilmediğini ve Dunk ile Rafe arasındaki dinamiğin kitaptakinden nasıl farklılaştığını ve Brienne of Tarth’a yapılan selamı ve Egg’in Dunk’a yeniden katılabilmek için yine yalan söylediğinin ortaya çıkışını konuştular. Parker ayrıca 2. sezon prodüksiyonunda ne kadar ilerlediklerini ve 1. sezondan bazı oyuncuların Dunk ve Egg’in dünyasında yeniden görünüp görünmeyeceğini ve 3. sezonun ötesine devam etme ihtimalini ve yapılması gerekebilecek olası değişikliklerle nasıl baş ettiklerini anlattı.<br />
<hr class="mycode_hr" />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Collider:</span> Bu evrendeki diğer dizilerden bu kadar farklı hissettiren bir yapım görmek eğlenceli ve yine de bu dünyaya aitmiş gibi duruyor.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">IRA PARKER:</span> Hâlâ bu dünyaya aitmiş gibi görünmesine sevindim. Bizi en çok geren şey buydu. Oyuncularımızdan birinin menajeri neredeyse onun projede yer almasına izin vermiyordu çünkü “Verdikleri parayla bunu nasıl düzgün göstereceğinizi bilmiyoruz” dedi. Sonunda o sözlerini geri aldılar. Ortaya çıkan şeyin bu olmasına sevindim.<br />
<br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Hayır Dizi “A Knight of the Nine Kingdoms” Olarak Yeniden Adlandırılmayacak</span><br />
<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>“Westeros’ta biraz eğleniyoruz.”</blockquote>
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peki artık dizinin adını “A Knight of the Nine Kingdoms” yapmanız mı gerekiyor yoksa finalin sonunda çıkan o başlık kartıyla sadece eğleniyor muydunuz?</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER:</span> Sanırım olan buydu. Kendimizi fazla ciddiye almamaya çalışıyoruz. Uygun olduğunda ciddiyiz ama Westeros’ta biraz eğleniyoruz.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Son birkaç bölümdeki daha ağır şeylerden sonra yeniden o küçük mizah dokunuşunu görmek güzeldi.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER:</span> Aralarında geçen o son küçük konuşmanın damak tadını biraz temizlemesi önemliydi. İkisinin de hayatında ikisinin arasında o kadar çok şey yaşandı ki izleyiciye şunu söylememiz gerekiyordu: “Merak etmeyin bundan sonra da bu ilişkiyi altüst etmeden önce hepimizin tanıyıp sevdiği Dunk ve Egg yine orada olacak.”<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dunk’ı Sweetfoot adlı atla yeniden buluşturmak için zaman ayırmanıza da ayrıca tebrik etmek istiyorum. Bunu yapmak zorunda değildiniz. O anı koymanız neden önemliydi?</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER:</span> Daha en başlarda hepimiz şunu hissettik: Bize de dâhil olmak üzere birçok insan sadece Dunk’ın o atla yeniden buluşup buluşmayacağını umursayacak. Turnuvayı kazanırsa tamam. Yedilinin Yargısı harika elbette yaşamasını istiyoruz. Ama at meselesi izlemek için acı bir tohumdu. Dunk’ın hayvanlarıyla çok güçlü bir bağı var o yüzden bunu en azından ele almak yerinde olur dedik. Üstelik bir elma çiftliğine gidiyor. Daha iyi ne olabilir? Resmen at cenneti gibi.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ser Arlan’ı Sweetfoot’un üstünde görüp Dunk ve Egg’den başka bir yöne doğru uzaklaşmasını izlemek bana çok güzel geldi. Çok uzakta ama sanki Dunk’ın başını çevirip ona baktığını gördüm. Öyle mi oldu? O an beklediğinizden daha duygusal mıydı çünkü beni çok duygulandırdı.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER:</span> Buna sevindim. Bu dizide yazdığım en son şey oydu. Aslında ilk senaryoda yoktu ve her şeyi bir araya getirip kurgularken finalimiz tam oturmamış gibiydi. Tam olarak ne zaman ya da nasıl çıktı hatırlamıyorum. Yeniden çekimler için geri dönme şansımız olduğunda çok şanslıydık. Hızlıca gidip onu aldık ve aldığımıza çok sevindim. Birincisi Dunk bakıyor. Orada küçük bir şey var. Kusursuz çünkü senin tepkin tam olarak benim istediğim şey. Bakıyor mu bakmıyor mu... Bu bilerek mi yapıldı yapılmadı mı... Ser Arlan’ı kendi yoluna gönderiyoruz. Ser Arlan öldükten sonra bile Dunk’ın yanında kalarak işini yaptı ve şimdi Dunk kendi akıl hocası olma yolculuğuna çıkıyor.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bunu doğrulayıp netleştirdiğiniz için teşekkür ederim.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER:</span> Kartal gibi bir gözün var. Bunu yakalamana sevindim.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu sezon Peter Claffey ile Dexter Sol Ansell’in birlikte çalışmasını izlemekten çok keyif aldım. Çok farklılar ama birlikte çok iyi işliyorlar. Eğlenceli bir “tuhaf ikili” ya da “kanka komedisi” gibiler. Onları birlikte izlerken sizi en çok ne şaşırttı? Birbirleriyle tutup tutmayacaklarını birlikte görünceye kadar bilemeyeceğiniz bir durum var ya size “oh be” dedirten bir an oldu mu?</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER:</span> Seçmelerde fiziksel olarak birbirleriyle çok iyi bir ilişki kurdular. Bunu nasıl ölçersin ki? Hep taşıdıkları bir doğal aşinalık vardı. İkisi de kamera dışında da bir bağ kurmak için ekstra çaba gösterdi ve bunun ekranda daha rahatlık ve daha fazla kimya olarak yansımasını umdu. İşe yaradı. Kamera dışında bu iki adam ekranda oldukları ikiliyle bire bir aynı. Birbirlerine takılıyorlar ama kardeşçe. Dizideki gibi mentorluk ilişkisinin alttan üste doğru işlediğini sanmıyorum. Gerçek hayatta daha klasik. Yine de epey bir alışveriş var. Bunu seviyorum. İkisi de çok hoş insanlar. George [R.R. Martin] ne yaptığını biliyor. Onun kurduğu bu tuhaf ikili eşleşmeleri başka hiçbir şeye benzemiyor. Peter ve Dex’in onları hayata geçirmesinden çok memnunuz ama bunun büyük kısmı kaynak materyalden geliyor.<br />
<br />
<br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">“A Knight of the Seven Kingdoms”ta Dunk Gerçekten Ser Arlan Tarafından Şövalye İlan Edildi mi?</span><br />
<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>“Bütün yolculuk gerçek bir şövalyeyi neyin oluşturduğuyla ilgili olacak.”</blockquote>
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Finaldeki flashback sahnesinde Dunk Ser Arlan tarafından şövalye ilan edilmediğini söylüyor. Bunu özellikle netleştirmek istemenizin nedeni neydi?</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER:</span> O sahneden bunu çıkarman benim için çok ilginç. O anda Dunk Ser Arlan tarafından hiç şövalye ilan edilmemişti. “Beni neden hiç şövalye yapmadın” diyor. Sonra Ser Arlan ölüyor ve biz bunun bittiğini sanıyoruz. Ama sonra geri geliyor ve bildiğimiz kadarıyla o sahnenin devamı “Oğlum git kılıcımı getir” ve sonra onu şövalye ilan ediyor. O sahneden tek bir yöne ya da diğer yöne kesin bir doğrulama çıkmıyor. Bay R.R. Martin’in istediği tam olarak buydu. Muğlak kalıyor ve insanlar kendileri karar verebiliyor. Bak Danny Webb resmen büyücü gibi. Ona bayılıyorum. Arlan’a dönüştü. Bu dünyada başka kimse olamazdı. Ölümüne kadar her şeyiyle nokta atışıydı. Bu yolculuğun tamamı gerçek bir şövalyeyi neyin oluşturduğuyla ilgili olacak. Sana unvanın verilip verilmediğiyle ilgili değil ya da unvanı aldıktan sonra bile onu hak etmek zorunda kalmanla ilgili. Hiç verilmemiş olsa bile hak edebilir misin?<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dunk gibi biri için bunun aynı zamanda çok büyük bir özgüven meselesi olduğunu hissediyorum çünkü unvan gerçekten onda olsa bile kendini buna layık görmüyor.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER:</span> Evet. Hangi insan kariyerinde ilerlese de hatta kariyerinde başarılı bir şekilde ilerlese de içten içe tam bir sahtekâr olduğunu ve aldığı en küçük övgü ya da başarı kırıntısını bile hak etmediğini hissetmiyor ki Dürüst olayım spoiler sayılır ama galiba insanlar ana diziden biliyor. O kariyerinde bugünkünden çok daha başarılı olduğunda ve Kral Muhafızları’nın Lord Komutanı gibi oldukça yüksek bir seviyeye geldiğinde bile böyle hissediyor. Yine de güvensiz hissediyor çünkü her işte hep yeni seviyeler var. Kimse seni hayatın boyunca aynı yerde bırakmıyor. İyi iş çıkarır çıkarmaz seni konfor alanının dışına iten bir şey istiyorlar. Böylece tüm kariyerin boyunca kaygılı kalabilir ve kendini değersiz hissedebilirsin.<br />
<br />
<br />
Yedilinin Yargısı’nda Maekar’ın Baelor’a saldırdığını gösteren bir versiyon hiç oldu mu? Yoksa bunu bölümün sonuna saklamak hep istediğiniz bir şey miydi?<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER:</span> Novellanın doğası gereği tamamen Dunk’ın bakış açısından anlatıldığını biliyorduk ve dizimiz de bunu çok yakından takip edecekti. Neredeyse dini bir bağlılıkla Dunk’ın bakış açısındayız ve sadece birkaç kez Egg için kırıyoruz ama başka kimse için değil. O Yedilinin Yargısı’nda odağı Dunk ile o anda dövüştüğü kişi arasında tutmak istedik. Bu dövüşün başka küçük parçalarını görmüyoruz demek değil ama onları Dunk’ın perspektifinden ve Dunk’ın hikâyesinden görüyoruz. Aerion yerdeyken ona çok hafif bir sesle “Teslim oluyorum bitti” dediğinde Dunk bittiğini biliyor ama insanlar hâlâ dövüşüyor. Hâlâ ölüme giden çatışmalar var ve Dunk “Bu bilgiyi iletmem gerek” diye düşünüyor.<br />
<br />
<br />
Savaş filmlerindeki gibi. Savaş bitmiştir ama şimdi daha da gerilirsin çünkü ya sevdiğin biri savaş bittikten sonra ölürse ve buna gerek yoksa Dunk o acımasız dövüşleri görüyor. Maekar’ın gürzünü çevirip Baelor’un hâlâ onunla dövüştüğünü görüyorsun. Fossoway’lerin kapışmasını görüyorsun ki en sevdiklerimden biridir ve Dunk “Bu adamı siktir olup en öne götürmem ve bunu hemen bitirmem gerek” diyor ve onu resmen sürükleyerek götürüyor. Yani ne olursa olsun bunu Dunk’ın bakış açısından gösterecektik. Sondaki an yine Dunk üzerinden gelmek zorundaydı. Belki de ilk kez istediği her şeyi almıştır. Sonunda bunu atlatmıştır ve belki artık Baelor’un adamı olacaktır. Ama George’un çoğu zaman yaptığı gibi işler tam da öyle olmak zorunda değildir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dunk’ın çocukluk arkadaşı Rafe’i bir kıza çevirmeye ve biraz romantik bir ilgi eklemeye neden karar verdiniz Bu ilişkinin bir tarafı size önemli mi geldi?</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER:</span> Rafe’in erkek olduğu yüzde yüz kesin mi?<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hayır kesin değildi.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER:</span> Dunk’ın hayatında her şeyden çok yetim olması ve ailesinin olmaması muhtemelen en ağır basan şey ve kararlarının çoğunu şekillendiriyor. Aile arayışı, bir anne arayışı ve seni kollayacak birini arayış. Hiç sahip olmadığı şey bu. Dışarıda yalnız bir çocuk olup daha iyisini yapmaya çalışmanın merkezinde bu var. Rafe bu boşluğu bazı yönlerden dolduruyor. Her yönden değil. Dunk şu şeyi yapıyor: Herkeste en iyiyi görmeye çalışıyor çünkü o aileyi gerçekten istiyor. Bu her zaman doğru olmasa bile. Rafe’in onu biraz kullandığına hâlâ tam ikna olmuş değilim çünkü Dunk iri ve güçlü ve çok da zeki görünmüyor. Rafe onu manipüle edebilir. Kötü biri değil. Sadece hayatta kalmak için bunu yapmak zorunda. Dunk çok saf ve içten. Duygularını en önde taşıyor. Bu da insana iyi şeyler olmasını umdurtuyor.<br />
Rafe Dunk’ın hayatında çok ilginç bir ilişki. Bir noktada tüm küçük arkadaşlarını da koyacaktık. Rafe olacak Ferret olacak Pudding olacak hepsi karışacaktı. Tabii bütçe zorunlulukları bunu yapabileceğimiz şeye indirgedi. İlk hâli Westeros’ta City of God gibiydi sonra biraz budandı. Sonuçta o arkadaşlıkların içinde en önemlisi Rafe’ti. O yaştaki bir çocuk “Seni seviyorum” dediğinde bu gerçekten ne demek Ne söylüyor Ben bunun romantik aşk olduğundan emin değilim. Yakın yaştalar ve birbirlerinden başka kimseleri yok o yüzden öyle hissettirebilir. Aşk nedir Güvende hissetmek, korunmak, rahatlamak, güvenebileceğin ve dayanabileceğin birinin olması. Rafe bunların birkaçını işaretleyebiliyor. Bir annenin de benzer şeyi yaptığını düşünüyorum. Senaryoda bir yerde Dunk’ın ona annesi gibi kız kardeşi gibi en iyi arkadaşı gibi karısı gibi yani hepsi bir aradaymış gibi baktığı yazıyordu sanırım. O ana çok fazla şeyi yüklüyor.<br />
<br />
<br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Dunk ile Brienne of Tarth Arasındaki O İnce Bağ Yeniden Çekimlerde Ortaya Çıkmış</span></span><br />
<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>“Tam isabet gibi geldi.”</blockquote>
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dunk ile Brienne of Tarth’ı bağlayan ince bir an da var ve buna bayıldım. Sadece bunu yapmanız değil aynı mekânda çekmiş olmanız da harika. Bu nasıl ortaya çıktı? En baştan koymak istediğiniz bir şey miydi yoksa sonradan mı akla geldi?</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER:</span> Sonradan geldi. Aslında yeniden çekimlerde çıktı. Başlarda çektiğimiz bir sahneydi ama bütçe yüzünden çıkmıştı. Sonra kurguda fazla budadığımızı anlayınca geri aldık. İlk yürüyüşlerin çekildiği o orijinal orijinal yeri arıyorduk ama o ağaçlar Belfast’ta bir tür simgeye dönmüştü ve turizm yüzünden biraz tahrip olmuştu. O yüzden ana dizi bile Brienne ve Pod yürüyüşü için 3. ya da 4. sezonda o asıl yeri kullanamamıştı. Çok benzeyen başka bir yere gitmek zorunda kalmışlardı. Biz de oraya gittik. Tam isabet gibi geldi. Oraya gidip bunu yapabileceğimizi öğrenince çok hoşuma gitti. Aradığımız hissiyat tam buydu. Ağaçların yolun üzerinde birbirine değiyormuş gibi durduğu o görüntüye bayılıyorum. Dunk ile onun büyük büyük büyük torunu her kimse aynı yolda yürürken bir şeyler çok özel hissettiriyor. 1. sezonun büyük kısmı bir sonraki kuşağa ne aktardığımızla ilgili. Baba oğula. Şövalye yamağa. Usta çırağa. O yüzden sezonun motifleri ve temalarıyla çok uyumluydu.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Egg’in yine biraz söz dinlemeyip Dunk’la yola çıkmaya kalktığını öğreniyoruz. Bu ileride Egg ve ailesi için işleri nasıl etkiler Dunk bu çocuğun kendisine yalan söylemesinden hiç bıkıp usanacak mı?</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER:</span> 2. sezon için büyük küçük bir sürü farklı versiyon denedik. Hatta nereye varacağımız henüz kesinleşmedi bile. Bu konu yeniden gündeme gelecek. Başta sadece ufak bir şaka olması amaçlanmıştı ama sonra insanlar bana “Hayır bu dev bir cliffhanger. Bunu ele almak zorundasın” demeye başladı. Ben de “Tamam evet sanırım” dedim. 2. sezonda anlattığımız ana hikâyeden dikkat çalmasını istemiyorum. Tek hedef bu. Alternatif bir zaman çizgisi yaratmak istemiyoruz. Kitapta bana daha serbest bir alan gibi gelmişti çünkü Maekar’ın açıkça “Tamam oğlum sana yamaklık yapabilir” dediği hiçbir yerde net biçimde çizilmiyor. Konuşuyorlar, Dunk iyi bir şey söylüyor, sonra Maekar çekip gidiyor ve birkaç an sonra Egg çıkıp geliyor. Belki Egg çalıların arasında saklanıyordu. Belki babasını oraya kadar takip etti, babası kaleye dönüp “Hadi siktir olup gidelim” diyecekti ve Egg “Hey Ser benim gelmeme izin var” dedi. Orada küçük bir boşluk vardı. Yeterince muğlaktı ve yazılmış bir şeyle çelişiyoruz gibi hissetmedik. Bunun sonrasındaki etkiler çelişki yaratabilir o yüzden çok dikkatli olmaya çalışıyoruz.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu sezonda gördüğümüz Targaryenlerden kaç tanesi ikinci sezonda da yer alacak? Ve genel olarak oyuncu kadrosunun ne kadarını tekrar göreceğiz?</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER</span>: Her kitap yepyeni bir karakter kadrosuna sahip. George'un daha sonraki kısa romanlar için bir planı var; bazı karakterler geri dönecek. Nasıl gideceğini göreceğiz. Eğer olursa, oldukça hafif olacak. Belki de hiç olmayacak. Keşfediyoruz. Eğer doğru gelirse, eğlenceli olursa, Yeminli Kılıç'la yapmaya çalıştığımız her şeyden bir şey eksiltmeden ona bir şeyler katarsa , o zaman olabilir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. sezonla ilgili işler nasıl gidiyor? Sürecin neresindesiniz?<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER</span>: Çekimlerin epey derinlerindeyiz. Bazı sahnelerin kurguda birleştiğini görmeye başladık. Ben hâlâ biraz yazıyorum ve burada burada ufak ayarlar yapıyorum. Ama her şey çok iyi gidiyor. Bu sezonun kadrosunu çok seviyorum. Bence çok havalı şeyler yapıyoruz ve 1. sezonda yaptıklarımızdan çok farklı şeyler. Göreceğiz. Dışarı çıkmadan bilemiyorsun.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. sezonun da altı bölüm olacağını söylemiştiniz. Her biri 40 dakika ya da daha kısa olan altı bölümle hikâye anlatmak zor mu geldi yoksa bölümlere çok hikâye sığdırabildiğiniz için iyi bir ölçü mü oldu?</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER</span>: Bu süre içinde bir drama bölümü anlatmak zor. Riskleri kurmak, tam bir hikâye anlatmak, kapatmak. Yine de şunu söyleyeyim: Tek bakış açılı bir dizi olduğumuz için şanslıyız. Her bölümde birden çok hikâye hattını yönetmek zorunda değiliz. Bu miktar bizim için kusursuz gibi. Hiç “zorluyoruz” ya da “zaman dolduruyoruz” gibi hissettirmedi. Sadece eğleniyorduk. Günün sonunda aslında birçok şeyi kestik çünkü çalışmıyordu ya da gerekmiyordu ya da ritmi yavaşlatıyordu. HBO’nun bölüm teslimi konusunda bize bu kadar geniş bir alan tanımasına minnettarım. Gerçek şu: Bir bölüm bir saat gelseydi ve tam bir bomba olsaydı o hâliyle çıkardı. Ama 35 ile 40 dakika arası bizim için tatlı nokta gibi duruyor.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Üç sezonun ötesine geçme planınız var mı George R.R. Martin’le bunu konuştunuz mu? Hâlâ yazıyor ve her şey bitmiş değil. Kaynak materyal bitince dizinin önüne geçme gibi bir “Game of Thrones problemi” yaşar mısınız diye endişeleniyor musunuz?</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER</span>: George’la bu konuda kesinlikle çok konuştum ve bana 10 ila 12 tane daha bunlardan, sayısını unuttum tekrar saymam lazım, hayatlarının sonuna kadar götürecek paragraflar ve özetler verdi. Bu çok heyecan verici. İçinde çok havalı şeyler var. Üstelik aslında olacak büyük anları zaten biliyoruz çünkü bu A Song of Ice and Fire’dan önce geçiyor. Büyük olayların kanona aykırı yapılması gibi bir tehlike yok. Dürüst olayım kaderlerini biliyoruz ya da George kaderlerini biliyor. Hayatları içinde gerçekleşen büyük olayları biliyoruz. Savaştıkları savaşları biliyoruz. Dünyalarına girip çıkan insanları biliyoruz. Evlilikleri, ölümleri. Yani çalışacak epey malzememiz var. Temelde bitmiş bir zaman çizelgemiz var. Ama göreceğiz. Bu ilk sezon nasıl kapanacak göreceğiz. İnsanlar ikinci sezonda da bizimle kalırsa oradan devam ederiz. Bu karakterleri yazmak çok eğlenceli.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İkinci kitabın materyalinde 2. sezona uyarlamak için şimdiden yapmak zorunda kaldığınız değişiklikler oldu mu? Bu değişiklikleri yapıp sonra mı George R.R. Martin’e gidiyorsunuz yoksa yazmadan önce mi ona sormanız gerekiyor? Bu süreç nasıl işliyor?</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER</span>: George’a senaryonun her taslağı gönderiliyor ve dizi için sadece faydalı oldu. Biz de zaten sadece bunu istiyoruz. Onun girdisini. Arada sırada küçük şeyler değişmek zorunda kalıyor ama hikâyeyi asla değiştirmiyoruz. Başlangıç başlangıçtır, orta ortadır, son sondur. Biz sadece dünyayı genişletiyoruz ve karakterleri dolduruyoruz ve bunu kusursuz hissettirecek şekilde yapmaya çalışıyoruz ve onun bunu novellalar yerine roman olarak yazsaydı yapacağı şeye benzer hissettirmeye çalışıyoruz. Bazen yanlış yapıyoruz ama çoğu zaman şu ana kadar iyi gidiyor. 2. sezon ortaya çıktığında göreceğiz. Bu dünyada yazmak bir keyif oldu. Eğlenceli sahneleri yazmak ve önüne konmuş sağlam bir hikâyeye sahip olmak ki işe yarıyor. Böyle büyük bir TV dizisi için bundan daha fazlasını ne isteyebilirsin İnsanların sevdiği bir hikâye. Birçok insana ulaşabilecek oldukça klasik bir anlatı. Biz sadece biraz farklı bir tat, biraz farklı bir ton ve Westeros’un biraz farklı bir yüzünü verebiliyoruz. İnsanlar bu yolculukta bizi takip etmeye devam edecek mi etmeyecek mi göreceğiz.<br />
<br />
[url=https://collider.com/a-knight-of-the-seven-kingdoms-finale-explained-showrunner-ira-parker-george-rr-martin-filming-season-2/][/url]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"><img src="https://static0.colliderimages.com/wordpress/wp-content/uploads/2026/01/peter-claffey-dexter-sol-ansell-a-knight-of-the-seven-kingdoms.jpg?q=70&amp;fit=crop&amp;w=1232&amp;h=693&amp;dpr=1" loading="lazy"  alt="[Resim: peter-claffey-dexter-sol-ansell-a-knight...=693&amp;dpr=1]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
</div>
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite><div align="center">“<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">‘A Knight of the Seven Kingdoms’ dizisinin showrunner’ı, 2. sezon çekimleri sırasında George R.R. Martin’in ‘yalnızca faydasını gördüklerini’ söylüyor.</span>”</div></blockquote>
<br />
<br />
Collider yakın zamanda Parker’la final bölümünde yaşananlar üzerine bire bir sohbet etme fırsatı yakaladı ve artık dizinin adını “A Knight of the Nine Kingdoms” olarak değiştirmek gerekeceği fikriyle dalga geçti yani hayır başlık gerçekten değişmiyor ayrıca Dunk ile Sweetfoot’un yeniden buluşmasını ve Dunk ile Egg yollarına giderken Ser Arlan’ın uzaklara at sürdüğü o son planın nasıl ortaya çıktığını ve Dunk’ın gerçekten şövalye ilan edilip edilmediğini ve Dunk ile Rafe arasındaki dinamiğin kitaptakinden nasıl farklılaştığını ve Brienne of Tarth’a yapılan selamı ve Egg’in Dunk’a yeniden katılabilmek için yine yalan söylediğinin ortaya çıkışını konuştular. Parker ayrıca 2. sezon prodüksiyonunda ne kadar ilerlediklerini ve 1. sezondan bazı oyuncuların Dunk ve Egg’in dünyasında yeniden görünüp görünmeyeceğini ve 3. sezonun ötesine devam etme ihtimalini ve yapılması gerekebilecek olası değişikliklerle nasıl baş ettiklerini anlattı.<br />
<hr class="mycode_hr" />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Collider:</span> Bu evrendeki diğer dizilerden bu kadar farklı hissettiren bir yapım görmek eğlenceli ve yine de bu dünyaya aitmiş gibi duruyor.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">IRA PARKER:</span> Hâlâ bu dünyaya aitmiş gibi görünmesine sevindim. Bizi en çok geren şey buydu. Oyuncularımızdan birinin menajeri neredeyse onun projede yer almasına izin vermiyordu çünkü “Verdikleri parayla bunu nasıl düzgün göstereceğinizi bilmiyoruz” dedi. Sonunda o sözlerini geri aldılar. Ortaya çıkan şeyin bu olmasına sevindim.<br />
<br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Hayır Dizi “A Knight of the Nine Kingdoms” Olarak Yeniden Adlandırılmayacak</span><br />
<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>“Westeros’ta biraz eğleniyoruz.”</blockquote>
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peki artık dizinin adını “A Knight of the Nine Kingdoms” yapmanız mı gerekiyor yoksa finalin sonunda çıkan o başlık kartıyla sadece eğleniyor muydunuz?</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER:</span> Sanırım olan buydu. Kendimizi fazla ciddiye almamaya çalışıyoruz. Uygun olduğunda ciddiyiz ama Westeros’ta biraz eğleniyoruz.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Son birkaç bölümdeki daha ağır şeylerden sonra yeniden o küçük mizah dokunuşunu görmek güzeldi.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER:</span> Aralarında geçen o son küçük konuşmanın damak tadını biraz temizlemesi önemliydi. İkisinin de hayatında ikisinin arasında o kadar çok şey yaşandı ki izleyiciye şunu söylememiz gerekiyordu: “Merak etmeyin bundan sonra da bu ilişkiyi altüst etmeden önce hepimizin tanıyıp sevdiği Dunk ve Egg yine orada olacak.”<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dunk’ı Sweetfoot adlı atla yeniden buluşturmak için zaman ayırmanıza da ayrıca tebrik etmek istiyorum. Bunu yapmak zorunda değildiniz. O anı koymanız neden önemliydi?</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER:</span> Daha en başlarda hepimiz şunu hissettik: Bize de dâhil olmak üzere birçok insan sadece Dunk’ın o atla yeniden buluşup buluşmayacağını umursayacak. Turnuvayı kazanırsa tamam. Yedilinin Yargısı harika elbette yaşamasını istiyoruz. Ama at meselesi izlemek için acı bir tohumdu. Dunk’ın hayvanlarıyla çok güçlü bir bağı var o yüzden bunu en azından ele almak yerinde olur dedik. Üstelik bir elma çiftliğine gidiyor. Daha iyi ne olabilir? Resmen at cenneti gibi.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ser Arlan’ı Sweetfoot’un üstünde görüp Dunk ve Egg’den başka bir yöne doğru uzaklaşmasını izlemek bana çok güzel geldi. Çok uzakta ama sanki Dunk’ın başını çevirip ona baktığını gördüm. Öyle mi oldu? O an beklediğinizden daha duygusal mıydı çünkü beni çok duygulandırdı.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER:</span> Buna sevindim. Bu dizide yazdığım en son şey oydu. Aslında ilk senaryoda yoktu ve her şeyi bir araya getirip kurgularken finalimiz tam oturmamış gibiydi. Tam olarak ne zaman ya da nasıl çıktı hatırlamıyorum. Yeniden çekimler için geri dönme şansımız olduğunda çok şanslıydık. Hızlıca gidip onu aldık ve aldığımıza çok sevindim. Birincisi Dunk bakıyor. Orada küçük bir şey var. Kusursuz çünkü senin tepkin tam olarak benim istediğim şey. Bakıyor mu bakmıyor mu... Bu bilerek mi yapıldı yapılmadı mı... Ser Arlan’ı kendi yoluna gönderiyoruz. Ser Arlan öldükten sonra bile Dunk’ın yanında kalarak işini yaptı ve şimdi Dunk kendi akıl hocası olma yolculuğuna çıkıyor.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bunu doğrulayıp netleştirdiğiniz için teşekkür ederim.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER:</span> Kartal gibi bir gözün var. Bunu yakalamana sevindim.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu sezon Peter Claffey ile Dexter Sol Ansell’in birlikte çalışmasını izlemekten çok keyif aldım. Çok farklılar ama birlikte çok iyi işliyorlar. Eğlenceli bir “tuhaf ikili” ya da “kanka komedisi” gibiler. Onları birlikte izlerken sizi en çok ne şaşırttı? Birbirleriyle tutup tutmayacaklarını birlikte görünceye kadar bilemeyeceğiniz bir durum var ya size “oh be” dedirten bir an oldu mu?</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER:</span> Seçmelerde fiziksel olarak birbirleriyle çok iyi bir ilişki kurdular. Bunu nasıl ölçersin ki? Hep taşıdıkları bir doğal aşinalık vardı. İkisi de kamera dışında da bir bağ kurmak için ekstra çaba gösterdi ve bunun ekranda daha rahatlık ve daha fazla kimya olarak yansımasını umdu. İşe yaradı. Kamera dışında bu iki adam ekranda oldukları ikiliyle bire bir aynı. Birbirlerine takılıyorlar ama kardeşçe. Dizideki gibi mentorluk ilişkisinin alttan üste doğru işlediğini sanmıyorum. Gerçek hayatta daha klasik. Yine de epey bir alışveriş var. Bunu seviyorum. İkisi de çok hoş insanlar. George [R.R. Martin] ne yaptığını biliyor. Onun kurduğu bu tuhaf ikili eşleşmeleri başka hiçbir şeye benzemiyor. Peter ve Dex’in onları hayata geçirmesinden çok memnunuz ama bunun büyük kısmı kaynak materyalden geliyor.<br />
<br />
<br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">“A Knight of the Seven Kingdoms”ta Dunk Gerçekten Ser Arlan Tarafından Şövalye İlan Edildi mi?</span><br />
<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>“Bütün yolculuk gerçek bir şövalyeyi neyin oluşturduğuyla ilgili olacak.”</blockquote>
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Finaldeki flashback sahnesinde Dunk Ser Arlan tarafından şövalye ilan edilmediğini söylüyor. Bunu özellikle netleştirmek istemenizin nedeni neydi?</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER:</span> O sahneden bunu çıkarman benim için çok ilginç. O anda Dunk Ser Arlan tarafından hiç şövalye ilan edilmemişti. “Beni neden hiç şövalye yapmadın” diyor. Sonra Ser Arlan ölüyor ve biz bunun bittiğini sanıyoruz. Ama sonra geri geliyor ve bildiğimiz kadarıyla o sahnenin devamı “Oğlum git kılıcımı getir” ve sonra onu şövalye ilan ediyor. O sahneden tek bir yöne ya da diğer yöne kesin bir doğrulama çıkmıyor. Bay R.R. Martin’in istediği tam olarak buydu. Muğlak kalıyor ve insanlar kendileri karar verebiliyor. Bak Danny Webb resmen büyücü gibi. Ona bayılıyorum. Arlan’a dönüştü. Bu dünyada başka kimse olamazdı. Ölümüne kadar her şeyiyle nokta atışıydı. Bu yolculuğun tamamı gerçek bir şövalyeyi neyin oluşturduğuyla ilgili olacak. Sana unvanın verilip verilmediğiyle ilgili değil ya da unvanı aldıktan sonra bile onu hak etmek zorunda kalmanla ilgili. Hiç verilmemiş olsa bile hak edebilir misin?<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dunk gibi biri için bunun aynı zamanda çok büyük bir özgüven meselesi olduğunu hissediyorum çünkü unvan gerçekten onda olsa bile kendini buna layık görmüyor.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER:</span> Evet. Hangi insan kariyerinde ilerlese de hatta kariyerinde başarılı bir şekilde ilerlese de içten içe tam bir sahtekâr olduğunu ve aldığı en küçük övgü ya da başarı kırıntısını bile hak etmediğini hissetmiyor ki Dürüst olayım spoiler sayılır ama galiba insanlar ana diziden biliyor. O kariyerinde bugünkünden çok daha başarılı olduğunda ve Kral Muhafızları’nın Lord Komutanı gibi oldukça yüksek bir seviyeye geldiğinde bile böyle hissediyor. Yine de güvensiz hissediyor çünkü her işte hep yeni seviyeler var. Kimse seni hayatın boyunca aynı yerde bırakmıyor. İyi iş çıkarır çıkarmaz seni konfor alanının dışına iten bir şey istiyorlar. Böylece tüm kariyerin boyunca kaygılı kalabilir ve kendini değersiz hissedebilirsin.<br />
<br />
<br />
Yedilinin Yargısı’nda Maekar’ın Baelor’a saldırdığını gösteren bir versiyon hiç oldu mu? Yoksa bunu bölümün sonuna saklamak hep istediğiniz bir şey miydi?<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER:</span> Novellanın doğası gereği tamamen Dunk’ın bakış açısından anlatıldığını biliyorduk ve dizimiz de bunu çok yakından takip edecekti. Neredeyse dini bir bağlılıkla Dunk’ın bakış açısındayız ve sadece birkaç kez Egg için kırıyoruz ama başka kimse için değil. O Yedilinin Yargısı’nda odağı Dunk ile o anda dövüştüğü kişi arasında tutmak istedik. Bu dövüşün başka küçük parçalarını görmüyoruz demek değil ama onları Dunk’ın perspektifinden ve Dunk’ın hikâyesinden görüyoruz. Aerion yerdeyken ona çok hafif bir sesle “Teslim oluyorum bitti” dediğinde Dunk bittiğini biliyor ama insanlar hâlâ dövüşüyor. Hâlâ ölüme giden çatışmalar var ve Dunk “Bu bilgiyi iletmem gerek” diye düşünüyor.<br />
<br />
<br />
Savaş filmlerindeki gibi. Savaş bitmiştir ama şimdi daha da gerilirsin çünkü ya sevdiğin biri savaş bittikten sonra ölürse ve buna gerek yoksa Dunk o acımasız dövüşleri görüyor. Maekar’ın gürzünü çevirip Baelor’un hâlâ onunla dövüştüğünü görüyorsun. Fossoway’lerin kapışmasını görüyorsun ki en sevdiklerimden biridir ve Dunk “Bu adamı siktir olup en öne götürmem ve bunu hemen bitirmem gerek” diyor ve onu resmen sürükleyerek götürüyor. Yani ne olursa olsun bunu Dunk’ın bakış açısından gösterecektik. Sondaki an yine Dunk üzerinden gelmek zorundaydı. Belki de ilk kez istediği her şeyi almıştır. Sonunda bunu atlatmıştır ve belki artık Baelor’un adamı olacaktır. Ama George’un çoğu zaman yaptığı gibi işler tam da öyle olmak zorunda değildir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dunk’ın çocukluk arkadaşı Rafe’i bir kıza çevirmeye ve biraz romantik bir ilgi eklemeye neden karar verdiniz Bu ilişkinin bir tarafı size önemli mi geldi?</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER:</span> Rafe’in erkek olduğu yüzde yüz kesin mi?<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hayır kesin değildi.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER:</span> Dunk’ın hayatında her şeyden çok yetim olması ve ailesinin olmaması muhtemelen en ağır basan şey ve kararlarının çoğunu şekillendiriyor. Aile arayışı, bir anne arayışı ve seni kollayacak birini arayış. Hiç sahip olmadığı şey bu. Dışarıda yalnız bir çocuk olup daha iyisini yapmaya çalışmanın merkezinde bu var. Rafe bu boşluğu bazı yönlerden dolduruyor. Her yönden değil. Dunk şu şeyi yapıyor: Herkeste en iyiyi görmeye çalışıyor çünkü o aileyi gerçekten istiyor. Bu her zaman doğru olmasa bile. Rafe’in onu biraz kullandığına hâlâ tam ikna olmuş değilim çünkü Dunk iri ve güçlü ve çok da zeki görünmüyor. Rafe onu manipüle edebilir. Kötü biri değil. Sadece hayatta kalmak için bunu yapmak zorunda. Dunk çok saf ve içten. Duygularını en önde taşıyor. Bu da insana iyi şeyler olmasını umdurtuyor.<br />
Rafe Dunk’ın hayatında çok ilginç bir ilişki. Bir noktada tüm küçük arkadaşlarını da koyacaktık. Rafe olacak Ferret olacak Pudding olacak hepsi karışacaktı. Tabii bütçe zorunlulukları bunu yapabileceğimiz şeye indirgedi. İlk hâli Westeros’ta City of God gibiydi sonra biraz budandı. Sonuçta o arkadaşlıkların içinde en önemlisi Rafe’ti. O yaştaki bir çocuk “Seni seviyorum” dediğinde bu gerçekten ne demek Ne söylüyor Ben bunun romantik aşk olduğundan emin değilim. Yakın yaştalar ve birbirlerinden başka kimseleri yok o yüzden öyle hissettirebilir. Aşk nedir Güvende hissetmek, korunmak, rahatlamak, güvenebileceğin ve dayanabileceğin birinin olması. Rafe bunların birkaçını işaretleyebiliyor. Bir annenin de benzer şeyi yaptığını düşünüyorum. Senaryoda bir yerde Dunk’ın ona annesi gibi kız kardeşi gibi en iyi arkadaşı gibi karısı gibi yani hepsi bir aradaymış gibi baktığı yazıyordu sanırım. O ana çok fazla şeyi yüklüyor.<br />
<br />
<br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Dunk ile Brienne of Tarth Arasındaki O İnce Bağ Yeniden Çekimlerde Ortaya Çıkmış</span></span><br />
<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>“Tam isabet gibi geldi.”</blockquote>
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dunk ile Brienne of Tarth’ı bağlayan ince bir an da var ve buna bayıldım. Sadece bunu yapmanız değil aynı mekânda çekmiş olmanız da harika. Bu nasıl ortaya çıktı? En baştan koymak istediğiniz bir şey miydi yoksa sonradan mı akla geldi?</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER:</span> Sonradan geldi. Aslında yeniden çekimlerde çıktı. Başlarda çektiğimiz bir sahneydi ama bütçe yüzünden çıkmıştı. Sonra kurguda fazla budadığımızı anlayınca geri aldık. İlk yürüyüşlerin çekildiği o orijinal orijinal yeri arıyorduk ama o ağaçlar Belfast’ta bir tür simgeye dönmüştü ve turizm yüzünden biraz tahrip olmuştu. O yüzden ana dizi bile Brienne ve Pod yürüyüşü için 3. ya da 4. sezonda o asıl yeri kullanamamıştı. Çok benzeyen başka bir yere gitmek zorunda kalmışlardı. Biz de oraya gittik. Tam isabet gibi geldi. Oraya gidip bunu yapabileceğimizi öğrenince çok hoşuma gitti. Aradığımız hissiyat tam buydu. Ağaçların yolun üzerinde birbirine değiyormuş gibi durduğu o görüntüye bayılıyorum. Dunk ile onun büyük büyük büyük torunu her kimse aynı yolda yürürken bir şeyler çok özel hissettiriyor. 1. sezonun büyük kısmı bir sonraki kuşağa ne aktardığımızla ilgili. Baba oğula. Şövalye yamağa. Usta çırağa. O yüzden sezonun motifleri ve temalarıyla çok uyumluydu.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Egg’in yine biraz söz dinlemeyip Dunk’la yola çıkmaya kalktığını öğreniyoruz. Bu ileride Egg ve ailesi için işleri nasıl etkiler Dunk bu çocuğun kendisine yalan söylemesinden hiç bıkıp usanacak mı?</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER:</span> 2. sezon için büyük küçük bir sürü farklı versiyon denedik. Hatta nereye varacağımız henüz kesinleşmedi bile. Bu konu yeniden gündeme gelecek. Başta sadece ufak bir şaka olması amaçlanmıştı ama sonra insanlar bana “Hayır bu dev bir cliffhanger. Bunu ele almak zorundasın” demeye başladı. Ben de “Tamam evet sanırım” dedim. 2. sezonda anlattığımız ana hikâyeden dikkat çalmasını istemiyorum. Tek hedef bu. Alternatif bir zaman çizgisi yaratmak istemiyoruz. Kitapta bana daha serbest bir alan gibi gelmişti çünkü Maekar’ın açıkça “Tamam oğlum sana yamaklık yapabilir” dediği hiçbir yerde net biçimde çizilmiyor. Konuşuyorlar, Dunk iyi bir şey söylüyor, sonra Maekar çekip gidiyor ve birkaç an sonra Egg çıkıp geliyor. Belki Egg çalıların arasında saklanıyordu. Belki babasını oraya kadar takip etti, babası kaleye dönüp “Hadi siktir olup gidelim” diyecekti ve Egg “Hey Ser benim gelmeme izin var” dedi. Orada küçük bir boşluk vardı. Yeterince muğlaktı ve yazılmış bir şeyle çelişiyoruz gibi hissetmedik. Bunun sonrasındaki etkiler çelişki yaratabilir o yüzden çok dikkatli olmaya çalışıyoruz.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu sezonda gördüğümüz Targaryenlerden kaç tanesi ikinci sezonda da yer alacak? Ve genel olarak oyuncu kadrosunun ne kadarını tekrar göreceğiz?</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER</span>: Her kitap yepyeni bir karakter kadrosuna sahip. George'un daha sonraki kısa romanlar için bir planı var; bazı karakterler geri dönecek. Nasıl gideceğini göreceğiz. Eğer olursa, oldukça hafif olacak. Belki de hiç olmayacak. Keşfediyoruz. Eğer doğru gelirse, eğlenceli olursa, Yeminli Kılıç'la yapmaya çalıştığımız her şeyden bir şey eksiltmeden ona bir şeyler katarsa , o zaman olabilir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. sezonla ilgili işler nasıl gidiyor? Sürecin neresindesiniz?<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER</span>: Çekimlerin epey derinlerindeyiz. Bazı sahnelerin kurguda birleştiğini görmeye başladık. Ben hâlâ biraz yazıyorum ve burada burada ufak ayarlar yapıyorum. Ama her şey çok iyi gidiyor. Bu sezonun kadrosunu çok seviyorum. Bence çok havalı şeyler yapıyoruz ve 1. sezonda yaptıklarımızdan çok farklı şeyler. Göreceğiz. Dışarı çıkmadan bilemiyorsun.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. sezonun da altı bölüm olacağını söylemiştiniz. Her biri 40 dakika ya da daha kısa olan altı bölümle hikâye anlatmak zor mu geldi yoksa bölümlere çok hikâye sığdırabildiğiniz için iyi bir ölçü mü oldu?</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER</span>: Bu süre içinde bir drama bölümü anlatmak zor. Riskleri kurmak, tam bir hikâye anlatmak, kapatmak. Yine de şunu söyleyeyim: Tek bakış açılı bir dizi olduğumuz için şanslıyız. Her bölümde birden çok hikâye hattını yönetmek zorunda değiliz. Bu miktar bizim için kusursuz gibi. Hiç “zorluyoruz” ya da “zaman dolduruyoruz” gibi hissettirmedi. Sadece eğleniyorduk. Günün sonunda aslında birçok şeyi kestik çünkü çalışmıyordu ya da gerekmiyordu ya da ritmi yavaşlatıyordu. HBO’nun bölüm teslimi konusunda bize bu kadar geniş bir alan tanımasına minnettarım. Gerçek şu: Bir bölüm bir saat gelseydi ve tam bir bomba olsaydı o hâliyle çıkardı. Ama 35 ile 40 dakika arası bizim için tatlı nokta gibi duruyor.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Üç sezonun ötesine geçme planınız var mı George R.R. Martin’le bunu konuştunuz mu? Hâlâ yazıyor ve her şey bitmiş değil. Kaynak materyal bitince dizinin önüne geçme gibi bir “Game of Thrones problemi” yaşar mısınız diye endişeleniyor musunuz?</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER</span>: George’la bu konuda kesinlikle çok konuştum ve bana 10 ila 12 tane daha bunlardan, sayısını unuttum tekrar saymam lazım, hayatlarının sonuna kadar götürecek paragraflar ve özetler verdi. Bu çok heyecan verici. İçinde çok havalı şeyler var. Üstelik aslında olacak büyük anları zaten biliyoruz çünkü bu A Song of Ice and Fire’dan önce geçiyor. Büyük olayların kanona aykırı yapılması gibi bir tehlike yok. Dürüst olayım kaderlerini biliyoruz ya da George kaderlerini biliyor. Hayatları içinde gerçekleşen büyük olayları biliyoruz. Savaştıkları savaşları biliyoruz. Dünyalarına girip çıkan insanları biliyoruz. Evlilikleri, ölümleri. Yani çalışacak epey malzememiz var. Temelde bitmiş bir zaman çizelgemiz var. Ama göreceğiz. Bu ilk sezon nasıl kapanacak göreceğiz. İnsanlar ikinci sezonda da bizimle kalırsa oradan devam ederiz. Bu karakterleri yazmak çok eğlenceli.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İkinci kitabın materyalinde 2. sezona uyarlamak için şimdiden yapmak zorunda kaldığınız değişiklikler oldu mu? Bu değişiklikleri yapıp sonra mı George R.R. Martin’e gidiyorsunuz yoksa yazmadan önce mi ona sormanız gerekiyor? Bu süreç nasıl işliyor?</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">PARKER</span>: George’a senaryonun her taslağı gönderiliyor ve dizi için sadece faydalı oldu. Biz de zaten sadece bunu istiyoruz. Onun girdisini. Arada sırada küçük şeyler değişmek zorunda kalıyor ama hikâyeyi asla değiştirmiyoruz. Başlangıç başlangıçtır, orta ortadır, son sondur. Biz sadece dünyayı genişletiyoruz ve karakterleri dolduruyoruz ve bunu kusursuz hissettirecek şekilde yapmaya çalışıyoruz ve onun bunu novellalar yerine roman olarak yazsaydı yapacağı şeye benzer hissettirmeye çalışıyoruz. Bazen yanlış yapıyoruz ama çoğu zaman şu ana kadar iyi gidiyor. 2. sezon ortaya çıktığında göreceğiz. Bu dünyada yazmak bir keyif oldu. Eğlenceli sahneleri yazmak ve önüne konmuş sağlam bir hikâyeye sahip olmak ki işe yarıyor. Böyle büyük bir TV dizisi için bundan daha fazlasını ne isteyebilirsin İnsanların sevdiği bir hikâye. Birçok insana ulaşabilecek oldukça klasik bir anlatı. Biz sadece biraz farklı bir tat, biraz farklı bir ton ve Westeros’un biraz farklı bir yüzünü verebiliyoruz. İnsanlar bu yolculukta bizi takip etmeye devam edecek mi etmeyecek mi göreceğiz.<br />
<br />
[url=https://collider.com/a-knight-of-the-seven-kingdoms-finale-explained-showrunner-ira-parker-george-rr-martin-filming-season-2/][/url]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Lyonel Baratheon (Daniel Ings) Geri Dönecek!]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=29</link>
			<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 18:04:07 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=2">The Wolf Pack</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=29</guid>
			<description><![CDATA[<div align="center"><img src="https://static0.colliderimages.com/wordpress/wp-content/uploads/2026/02/akotsk-daniel-ings.jpg?q=70&amp;fit=crop&amp;w=1600&amp;h=900&amp;dpr=1" loading="lazy"  alt="[Resim: akotsk-daniel-ings.jpg?q=70&amp;fit=crop&amp;w=1600&amp;h=900&amp;dpr=1]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div>
<div align="left"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Game of Thrones</span> evrenindeki bu yeni yan dizideki rolü üzerine Daniel Ings’le konuştuk. Ings, Lyonel’in böbürlenen, gösterişli tavrını nasıl yakaladığını ve Lyonel Baratheon gibi “ağır top” bir karakteri canlandırmak için neler gerektiğini anlattı. Finaldeki Yedili Yargı Dövüşü’nden, Lyonel’in Targaryenlere yönelik bu derin nefretinin kaynağına kadar uzandı; ayrıca karakter hakkında hem dizi sorumlusu Ira Parker’la hem de yazar George R.R. Martin’le yaptığı konuşmaları paylaştı. Martin’in, Lyonel’in ileride geri dönme ihtimalini ima etmesi de (hikâyeyi bilenler için) umut verici bir işaret: Dizi üç sezonu aşarsa, Ings’i muhtemelen epey ileride yeniden görmemiz mümkün.<br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Daniel Ings, Lyonel Baratheon’un Tavrını Nasıl Yakaladı?</span></div>
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite><div align="left"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Evet, sanırım bende de kesinlikle böyle patavatsız, ortalığı inletip insanların üzerine yürüyen bir taraf var.”</span></div></blockquote>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">COLLIDER:</span> Karakteriniz Lyonel Baratheon birçok şey: Şarkı söylüyor, dans ediyor, dövüşüyor… her şey var. Çok gürültülü, çok iddialı, çok “büyük” bir karakter. Bu rol size kendiliğinden mi geldi, yoksa üstünde çalışmanız gereken bir şey miydi? Çünkü ilk tanıştığımız anda kişiliği resmen yüzümüze çarpıyor.</div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DANIEL INGS:</span> Sanırım bir kısmı kendiliğinden geldi, evet. Bende de kesinlikle böyle bombastik, göze sokulan bir taraf var. Oraya dokunmak benim için rahat; hatta bundan keyif alıyorum, özellikle de dans konusunda. Eskiden dans ederken çok çekinirdim. Sonra daha gençken, bir noktada bir karar verdim; sanki bir anahtar çevirmişim gibi, “Artık çekinmeyeceğim” dedim. Ben ve arkadaşlarım bir ara “ironik dans” yapardık; giriş kapım oydu. Özellikle <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Zoolander</span> çıktıktan sonra, bir yerlerde dans pistinin ortasında dans düelloları yapardık. Sonra bir noktada şunu fark ettim: “Aslında bunu illa ironik diye yapmak zorunda değilim; galiba ben gerçekten dans etmeyi seviyorum.”</div>
<div align="left">
Buna bayıldım.</div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">INGS:</span> Evet, tamam. Siktir et, anladın mı? Dans etmeyi seviyorum. Şarkı söyleyemiyorum maalesef. Berbat bir şarkıcıyım. Ama gitgide şuna daha az takılıyorum: İyi değilim diye neden umursayayım ki?</div>
<div align="left">
Adil olmak gerekirse, dizide şarkı söylediğiniz sahnede karakteriniz sarhoş, yani o an “mükemmel” şarkıcı olmasına gerek yok.</div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">INGS:</span> Aynen öyle. Zaten bence bu unsurların hepsi şuna çıkıyor: Bu adamın — bir bakıma — o şeyleri “yapabiliyor” olması gerekmiyor. Asıl mesele, kimsenin ne düşündüğünü umursamaması. Kritik nokta bu. Ve bu bayağı özgürleştirici bir şey. Bırakabilmek… İnsanların ne düşündüğünü zerre umursamayan birini oynamak, dikkati teknik olarak “iyi mi yaptım?”a değil, “eğlenceli mi?”ye kaydırıyor.</div>
<div align="left">
Bence bu enerji ekrana çok iyi geçmiş. Gerçekten “hiç umurumda değil” hâli var; herkes de onu seviyor.</div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">INGS:</span> (gülüyor)<br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Daniel Ings’ten Peter Claffey ve Dexter Sol Ansell’le Kamera Arkası Anısı</span></div>
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite><div align="left">“Herkes bu ufaklığı kollamak gerektiğinin farkındaydı; çünkü fiziksel olarak küçük, ama çoğumuzdan daha olgun.”</div></blockquote>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Game of Thrones dünyasına girince, zaten bir çocuğun neye maruz kalmasının uygun olduğuna dair çizgide yürüyorsunuz. Dexter’la (Sol Ansell) çekim yapmak ve onu genç bir oyuncu olarak çalışırken izlemek nasıldı?</span></div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">INGS:</span> İnanılmaz zeki, inanılmaz uyanık bir çocuk. Yaşının ne kadar küçük olduğunu unutmak çok kolay. Benden çok daha akıllı ve müthiş bir iş disiplinine sahip. Gayet rahat bir şekilde, “Kupayı yanlış elinde tutuyorsun. Az önce öbür elindeydi. Şu replikte değiştiriyorsun,” diyebiliyor. Yaşını unutmak gerçekten kolay. Çok eğlenceli ve kendine güvenen bir genç; aşırı etkileyici. Tıpkı karakteri gibi bizden daha zeki. O yüzden işimiz bir açıdan çok kolaydı. Üstelik bayağı tecrübeli — sanırım şimdi 11 yaşında — biz çektiğimizde dokuzdu. Hepimizin toplamından daha fazla iş yapmış.</div>
<div align="left">
İnsan ister istemez temkinli oluyor ama Dexter’la yaptığım şeylerin çoğu bayağı keyifliydi; mesela halat çekme sahnesi gibi. Bir ara kafasını vurdu; çünkü hepimiz kutlama yapıyorduk ve Peter onu havaya atıyordu. Bir gün kendini epey kötü yaralamıştı, sanırım kafasını Peter’ın omzuna çarptı. Ben olan bitenden habersizdim; koşarak geldim, ikisinin üstüne atlayacak gibi… Peter da, Allah var, “Hayır! Hayır! Hayır! Hayır!” diye beni durdurdu. Yani herkes bu ufaklığı korumak gerektiğini biliyordu; çünkü fiziksel olarak küçük, ama çoğumuzdan daha olgun.</div>
<div align="left">
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zırhla Aksiyon Sahneleri Çekmek Nasıldı?</span></div>
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite><div align="left">“…Baratheon çadırında gördüğünüz o enerji, sahada da aynen tekrar ediyor.”</div></blockquote>
<div align="left">
Bu karakteri oynamak ciddi fiziksel efor istiyor olmalı; bir de o zırh ve devasa taç… Aksiyon sahnelerine hazırlanmak nasıldı?</div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">INGS:</span> Aksiyon tarafında dublör ekibine hakkını teslim etmem lazım; işin büyük kısmını onlar yaptı. Büyük mızrak dövüşü sekansını ve Yedili Yargı Dövüşü’nü izleyince, karakterlerden beklenen şeyin ne kadar fiziksel olarak zorlayıcı olduğunu ve çekim tarzını görüyorsunuz. Ben o işlerin çoğunu yapmaya kalksam berbat olurdu. Zırhla epey at bindim; daha önce binicilik yapmıştım, yine de biraz antrenman yaptık. Biraz dövüş eğitimi de aldık; onu da daha önce az çok yapmıştım ama tazelemek her zaman eğlenceli.</div>
<div align="left">Benim odaklanmak istediğim şey akıcılıktı. Çünkü bu adam muhteşem bir savaşçı ama aynı zamanda arenada olmanın “performans” kısmından büyük keyif alan biri. Spor tarafına, oyun tarafına takıntılı. Dolayısıyla — tıpkı dans gibi — hazırlığın çoğu, dublör ekibiyle birlikte karakterin hareketlerinin akıcı ve gösterişli olmasına, Baratheon çadırındaki o coşkun enerjinin sahaya da taşınmasına dönüktü.</div>
<div align="left">
Dürüst olayım, zordu. En sonda taktığım miğfer var ya… inanılmaz ve bayıldım, ama çok ağır. Bir sürü sahnede, onun orada olmaktan nasıl deli gibi heyecan duyduğunu göstermek istedim; diğer herkes altına ediyorken o “Bu inanılmaz!” modunda. Bu onun “elli yıllık fırtınası” gibi; sonra miğferi takınca bir anda kudurmuş köpek moduna geçişini görmek… O miğfer yüzünden o kadar çok tekrar aldık ki… Takıyorum, çekim bitiyor; yedi kişi yan yana dizilmişiz ve o şey bir tarafa doğru sarkıp duruyor.</div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bunu bırakmalıymışlar. Komik olurdu bence.</span></div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">INGS:</span> Evet, adamın lakabı “Gülen Fırtına” (Laughing Storm); umursamıyor ki! Hazırlığın büyük kısmı buydu. Bir de açıkçası, fiziksel bir iş olacağını bildiğim için biraz ağırlık çalışmaya çalıştım…</div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir sahnede gömleksizsiniz. O da özgüven işine yaramış olabilir mi?</span></div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">INGS:</span> (gülüyor) S..tir et, evet. Yani çok “sporcu insanı” değilim ama kitaplarda onun fiziksel heybetine bayağı vurgu var: Dev gibi ve fiziksel olarak ürkütücü. Ama benim için — ve showrunner’ımız Ira [Parker] için — daha ilginç olan şey şu: Boyumu çok değiştiremeyiz. Ben yaklaşık 1.83–1.85’im. Beni 1.98’e çıkarmak için devasa platform ayakkabılar falan gerekir. Ama asıl önemli olan, senin az önce dediğin gibi, diğer her açıdan “büyüklük” hissi: Ses, öngörülemezlik, kaos ve getirdiği enerji. Aşırı kaslı olmak değil, o taşkın “büyük” hâl daha önemliydi.</div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">O miğferle başınızı çevirmek nasıl bir şeydi, hayal edemiyorum. Boynuzlarla etrafınızdaki birini devirmemek için bir güvenlik çemberi gerekiyordur.</span></div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">INGS:</span> Evet, bir de kalkanı ekliyorsun, mızrağı ekliyorsun… ciddi bir yarıçap oluşuyor.<br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Lyonel Baratheon’un Targaryen Karşıtlığı Nereden Geliyor?</span></div>
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite><div align="left">“Bu bir parti çocuğu ama her şeyi görüyor.”</div></blockquote>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yedili Yargı Dövüşü’nden bahsetmişken: Dunk, Lyonel’in yanına gidip onu tarafına çağırdığında Lyonel “Bu hayatta bir kez olur, tabii ki katılırım,” gibi bir şey söylüyor. İzlenim şu: Şan şeref için orada. Ama merak ediyorum, başka bir şey de var mı? Çünkü Dunk’la aralarında çok “imkânsız” bir arkadaşlık gelişiyor. Biraz sadakat var mı — “Yanındayım” gibi — yoksa daha çok “Buna kim hayır der?” mi?</span></div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">INGS:</span> Bence kesinlikle ikisi de var; ama ikinci kısmı birini içine alması için daha uzun zaman gerekir, değil mi? Bu genç gezgin şövalyesinden gerçekten etkileniyor; cesaretinden, onurundan, naifliğinden… Sonuçta şöyle söyleyeyim: Lyonel Baratheon için, diğer tarafta dövüşmeyi seçmek mümkün değil bence. Dunk’la tanışması, turnuvayı onun için yeniden açıyor. Bu işleri sürekli yapıyor; onun için eğlence, adeta Glastonbury gibi.</div>
<div align="left">
Ama sonra biri çıkıp ona bunun daha büyük bir şeyle ilgili olduğunu hatırlatıyor. Bir taşla iki kuş. Dolayısıyla “Yüz yıldır Yedili Yargı Dövüşü olmadı, kaçırmam, bu müthiş,” dediğinde bu doğru; ama aynı zamanda içerideki bağlamı saklamanın da pratik bir yolu: “Sen harikasın. Bu turnuvada olan en iyi şey sensin. Ve evet, yanında duracağım.” “Başına bela olacağını biliyordum,” dediğinde aslında “Eğlenceli olacağını biliyordum,” diyor.</div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Finalde Lyonel’in Targaryenlere karşı çok derin bir küçümseme duyduğunu görüyoruz. Bunu Ira’yla konuştunuz mu? Senaryoda bu hoşnutsuzluk, hatta nefretin nereden geldiğine dair bir şey var mıydı?</span></div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">INGS:</span> Güzel nokta. Çok detaylı konuşmadık. Replik hâlâ kaldı mı hatırlamıyorum ama bir yerde “İyi ejderha ölü ejderhadır,” gibi bir şey söylüyor. Lyonel’in soyuyla Targaryenler arasında karmaşık bir tarih var ama sanırım daha genel bir “düzen karşıtlığı” ve onlara duyulan öfke var: Çünkü iktidardalar, ama iktidarı tutuşları gevşiyor.<br />
Lyonel bir noktada “Savaş geliyor,” diyor; savaş daha sonra geliyor gerçi ama bence o, bu hanedanın düşüşe geçtiğini hissediyor. Ve böyle zamanlar şiddet ve kaos üretir. Can çekişen bir dinozorun son nefesi gibi. Bu konuda çok uzun uzun konuşmadık ama dediğin gibi Lyonel’in biraz daha derin bir anlayışını açığa çıkarıyor: Parti çocuğu, evet; ama her şeyi görüyor. Bir gözlemci. Bu insanların ne olduğunu görüyor; Targaryenlerdeki onur eksikliğini ve Dunk’taki belirgin onuru görüyor.<br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Daniel Ings, George R.R. Martin’in Lyonel’in Geleceğine Dair İmasını Anlatıyor</span></div>
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite><div align="left">“Biz Baratheonlar… isyankâr insanlarız, bilirsin.”</div></blockquote>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sezon 2’nin çekildiğini biliyorum. Siz de var mısınız, yoksa Lyonel’in hikâyesi şimdilik bitti mi?</span></div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">INGS:</span> Sezon 2 hakkında yorum yapamam, ama izleyicilerin Lyonel Baratheon’u yeniden görmesini gerçekten isterim. Bu adamı tekrar oynamayı isterim. İkinci kitapta da üçüncü kitapta da yok.</div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">O yüzden merak etmiştim.</span></div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">INGS:</span> İlki gibi, bu diziler George [R.R. Martin]’in yazdıklarına çok sadık olacak. Hatta bir gün sette George’la konuştum. Yanıma geldi ve [George R.R. Martin sesiyle] “Biliyor musun, karakterin ileride bir yerlerde geri dönüyor,” dedi. Ben de internetten Westeros tarihiyle ilgili biraz derin dalış yapmıştım; kitaplar henüz yazılmamış olsa bile yazılı olan bir sürü geçmiş bilgiyi bulabiliyorsun. Evet, ileride Lyonel, Dunk ve Egg’le ilgili anlatılacak ilginç bir hikâye var. Ama hikâye oraya yetişecek mi, o hikâye gerçekten ekrana taşınacak mı, bekleyip görmek lazım. Olursa acayip gaza gelirim.</div>
<div align="left"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sizi tekrar görmek harika olur; bahsettiği hikâyeyi ben de biliyorum.</span></div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">INGS:</span> Aa süper! Eğlenceli, değil mi?</div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kesinlikle. George’un dünyasını seviyorum; ekranda herhangi bir hâlini görmekten de hep mutluyum.</span></div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">INGS:</span> Aynen, ben de. Ve biz Baratheonlar… isyankâr insanlarız, bilirsin.</div>
<div align="left">Söyleşi kaynak: <a href="https://collider.com/knight-of-the-seven-kingdoms-daniel-ings-lyonel-baratheon-george-rr-martin/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://collider.com/knight-of-the-seven...rr-martin/</a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"><img src="https://static0.colliderimages.com/wordpress/wp-content/uploads/2026/02/akotsk-daniel-ings.jpg?q=70&amp;fit=crop&amp;w=1600&amp;h=900&amp;dpr=1" loading="lazy"  alt="[Resim: akotsk-daniel-ings.jpg?q=70&amp;fit=crop&amp;w=1600&amp;h=900&amp;dpr=1]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div>
<div align="left"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Game of Thrones</span> evrenindeki bu yeni yan dizideki rolü üzerine Daniel Ings’le konuştuk. Ings, Lyonel’in böbürlenen, gösterişli tavrını nasıl yakaladığını ve Lyonel Baratheon gibi “ağır top” bir karakteri canlandırmak için neler gerektiğini anlattı. Finaldeki Yedili Yargı Dövüşü’nden, Lyonel’in Targaryenlere yönelik bu derin nefretinin kaynağına kadar uzandı; ayrıca karakter hakkında hem dizi sorumlusu Ira Parker’la hem de yazar George R.R. Martin’le yaptığı konuşmaları paylaştı. Martin’in, Lyonel’in ileride geri dönme ihtimalini ima etmesi de (hikâyeyi bilenler için) umut verici bir işaret: Dizi üç sezonu aşarsa, Ings’i muhtemelen epey ileride yeniden görmemiz mümkün.<br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Daniel Ings, Lyonel Baratheon’un Tavrını Nasıl Yakaladı?</span></div>
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite><div align="left"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">“Evet, sanırım bende de kesinlikle böyle patavatsız, ortalığı inletip insanların üzerine yürüyen bir taraf var.”</span></div></blockquote>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">COLLIDER:</span> Karakteriniz Lyonel Baratheon birçok şey: Şarkı söylüyor, dans ediyor, dövüşüyor… her şey var. Çok gürültülü, çok iddialı, çok “büyük” bir karakter. Bu rol size kendiliğinden mi geldi, yoksa üstünde çalışmanız gereken bir şey miydi? Çünkü ilk tanıştığımız anda kişiliği resmen yüzümüze çarpıyor.</div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DANIEL INGS:</span> Sanırım bir kısmı kendiliğinden geldi, evet. Bende de kesinlikle böyle bombastik, göze sokulan bir taraf var. Oraya dokunmak benim için rahat; hatta bundan keyif alıyorum, özellikle de dans konusunda. Eskiden dans ederken çok çekinirdim. Sonra daha gençken, bir noktada bir karar verdim; sanki bir anahtar çevirmişim gibi, “Artık çekinmeyeceğim” dedim. Ben ve arkadaşlarım bir ara “ironik dans” yapardık; giriş kapım oydu. Özellikle <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Zoolander</span> çıktıktan sonra, bir yerlerde dans pistinin ortasında dans düelloları yapardık. Sonra bir noktada şunu fark ettim: “Aslında bunu illa ironik diye yapmak zorunda değilim; galiba ben gerçekten dans etmeyi seviyorum.”</div>
<div align="left">
Buna bayıldım.</div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">INGS:</span> Evet, tamam. Siktir et, anladın mı? Dans etmeyi seviyorum. Şarkı söyleyemiyorum maalesef. Berbat bir şarkıcıyım. Ama gitgide şuna daha az takılıyorum: İyi değilim diye neden umursayayım ki?</div>
<div align="left">
Adil olmak gerekirse, dizide şarkı söylediğiniz sahnede karakteriniz sarhoş, yani o an “mükemmel” şarkıcı olmasına gerek yok.</div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">INGS:</span> Aynen öyle. Zaten bence bu unsurların hepsi şuna çıkıyor: Bu adamın — bir bakıma — o şeyleri “yapabiliyor” olması gerekmiyor. Asıl mesele, kimsenin ne düşündüğünü umursamaması. Kritik nokta bu. Ve bu bayağı özgürleştirici bir şey. Bırakabilmek… İnsanların ne düşündüğünü zerre umursamayan birini oynamak, dikkati teknik olarak “iyi mi yaptım?”a değil, “eğlenceli mi?”ye kaydırıyor.</div>
<div align="left">
Bence bu enerji ekrana çok iyi geçmiş. Gerçekten “hiç umurumda değil” hâli var; herkes de onu seviyor.</div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">INGS:</span> (gülüyor)<br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Daniel Ings’ten Peter Claffey ve Dexter Sol Ansell’le Kamera Arkası Anısı</span></div>
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite><div align="left">“Herkes bu ufaklığı kollamak gerektiğinin farkındaydı; çünkü fiziksel olarak küçük, ama çoğumuzdan daha olgun.”</div></blockquote>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Game of Thrones dünyasına girince, zaten bir çocuğun neye maruz kalmasının uygun olduğuna dair çizgide yürüyorsunuz. Dexter’la (Sol Ansell) çekim yapmak ve onu genç bir oyuncu olarak çalışırken izlemek nasıldı?</span></div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">INGS:</span> İnanılmaz zeki, inanılmaz uyanık bir çocuk. Yaşının ne kadar küçük olduğunu unutmak çok kolay. Benden çok daha akıllı ve müthiş bir iş disiplinine sahip. Gayet rahat bir şekilde, “Kupayı yanlış elinde tutuyorsun. Az önce öbür elindeydi. Şu replikte değiştiriyorsun,” diyebiliyor. Yaşını unutmak gerçekten kolay. Çok eğlenceli ve kendine güvenen bir genç; aşırı etkileyici. Tıpkı karakteri gibi bizden daha zeki. O yüzden işimiz bir açıdan çok kolaydı. Üstelik bayağı tecrübeli — sanırım şimdi 11 yaşında — biz çektiğimizde dokuzdu. Hepimizin toplamından daha fazla iş yapmış.</div>
<div align="left">
İnsan ister istemez temkinli oluyor ama Dexter’la yaptığım şeylerin çoğu bayağı keyifliydi; mesela halat çekme sahnesi gibi. Bir ara kafasını vurdu; çünkü hepimiz kutlama yapıyorduk ve Peter onu havaya atıyordu. Bir gün kendini epey kötü yaralamıştı, sanırım kafasını Peter’ın omzuna çarptı. Ben olan bitenden habersizdim; koşarak geldim, ikisinin üstüne atlayacak gibi… Peter da, Allah var, “Hayır! Hayır! Hayır! Hayır!” diye beni durdurdu. Yani herkes bu ufaklığı korumak gerektiğini biliyordu; çünkü fiziksel olarak küçük, ama çoğumuzdan daha olgun.</div>
<div align="left">
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zırhla Aksiyon Sahneleri Çekmek Nasıldı?</span></div>
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite><div align="left">“…Baratheon çadırında gördüğünüz o enerji, sahada da aynen tekrar ediyor.”</div></blockquote>
<div align="left">
Bu karakteri oynamak ciddi fiziksel efor istiyor olmalı; bir de o zırh ve devasa taç… Aksiyon sahnelerine hazırlanmak nasıldı?</div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">INGS:</span> Aksiyon tarafında dublör ekibine hakkını teslim etmem lazım; işin büyük kısmını onlar yaptı. Büyük mızrak dövüşü sekansını ve Yedili Yargı Dövüşü’nü izleyince, karakterlerden beklenen şeyin ne kadar fiziksel olarak zorlayıcı olduğunu ve çekim tarzını görüyorsunuz. Ben o işlerin çoğunu yapmaya kalksam berbat olurdu. Zırhla epey at bindim; daha önce binicilik yapmıştım, yine de biraz antrenman yaptık. Biraz dövüş eğitimi de aldık; onu da daha önce az çok yapmıştım ama tazelemek her zaman eğlenceli.</div>
<div align="left">Benim odaklanmak istediğim şey akıcılıktı. Çünkü bu adam muhteşem bir savaşçı ama aynı zamanda arenada olmanın “performans” kısmından büyük keyif alan biri. Spor tarafına, oyun tarafına takıntılı. Dolayısıyla — tıpkı dans gibi — hazırlığın çoğu, dublör ekibiyle birlikte karakterin hareketlerinin akıcı ve gösterişli olmasına, Baratheon çadırındaki o coşkun enerjinin sahaya da taşınmasına dönüktü.</div>
<div align="left">
Dürüst olayım, zordu. En sonda taktığım miğfer var ya… inanılmaz ve bayıldım, ama çok ağır. Bir sürü sahnede, onun orada olmaktan nasıl deli gibi heyecan duyduğunu göstermek istedim; diğer herkes altına ediyorken o “Bu inanılmaz!” modunda. Bu onun “elli yıllık fırtınası” gibi; sonra miğferi takınca bir anda kudurmuş köpek moduna geçişini görmek… O miğfer yüzünden o kadar çok tekrar aldık ki… Takıyorum, çekim bitiyor; yedi kişi yan yana dizilmişiz ve o şey bir tarafa doğru sarkıp duruyor.</div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bunu bırakmalıymışlar. Komik olurdu bence.</span></div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">INGS:</span> Evet, adamın lakabı “Gülen Fırtına” (Laughing Storm); umursamıyor ki! Hazırlığın büyük kısmı buydu. Bir de açıkçası, fiziksel bir iş olacağını bildiğim için biraz ağırlık çalışmaya çalıştım…</div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir sahnede gömleksizsiniz. O da özgüven işine yaramış olabilir mi?</span></div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">INGS:</span> (gülüyor) S..tir et, evet. Yani çok “sporcu insanı” değilim ama kitaplarda onun fiziksel heybetine bayağı vurgu var: Dev gibi ve fiziksel olarak ürkütücü. Ama benim için — ve showrunner’ımız Ira [Parker] için — daha ilginç olan şey şu: Boyumu çok değiştiremeyiz. Ben yaklaşık 1.83–1.85’im. Beni 1.98’e çıkarmak için devasa platform ayakkabılar falan gerekir. Ama asıl önemli olan, senin az önce dediğin gibi, diğer her açıdan “büyüklük” hissi: Ses, öngörülemezlik, kaos ve getirdiği enerji. Aşırı kaslı olmak değil, o taşkın “büyük” hâl daha önemliydi.</div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">O miğferle başınızı çevirmek nasıl bir şeydi, hayal edemiyorum. Boynuzlarla etrafınızdaki birini devirmemek için bir güvenlik çemberi gerekiyordur.</span></div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">INGS:</span> Evet, bir de kalkanı ekliyorsun, mızrağı ekliyorsun… ciddi bir yarıçap oluşuyor.<br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Lyonel Baratheon’un Targaryen Karşıtlığı Nereden Geliyor?</span></div>
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite><div align="left">“Bu bir parti çocuğu ama her şeyi görüyor.”</div></blockquote>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yedili Yargı Dövüşü’nden bahsetmişken: Dunk, Lyonel’in yanına gidip onu tarafına çağırdığında Lyonel “Bu hayatta bir kez olur, tabii ki katılırım,” gibi bir şey söylüyor. İzlenim şu: Şan şeref için orada. Ama merak ediyorum, başka bir şey de var mı? Çünkü Dunk’la aralarında çok “imkânsız” bir arkadaşlık gelişiyor. Biraz sadakat var mı — “Yanındayım” gibi — yoksa daha çok “Buna kim hayır der?” mi?</span></div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">INGS:</span> Bence kesinlikle ikisi de var; ama ikinci kısmı birini içine alması için daha uzun zaman gerekir, değil mi? Bu genç gezgin şövalyesinden gerçekten etkileniyor; cesaretinden, onurundan, naifliğinden… Sonuçta şöyle söyleyeyim: Lyonel Baratheon için, diğer tarafta dövüşmeyi seçmek mümkün değil bence. Dunk’la tanışması, turnuvayı onun için yeniden açıyor. Bu işleri sürekli yapıyor; onun için eğlence, adeta Glastonbury gibi.</div>
<div align="left">
Ama sonra biri çıkıp ona bunun daha büyük bir şeyle ilgili olduğunu hatırlatıyor. Bir taşla iki kuş. Dolayısıyla “Yüz yıldır Yedili Yargı Dövüşü olmadı, kaçırmam, bu müthiş,” dediğinde bu doğru; ama aynı zamanda içerideki bağlamı saklamanın da pratik bir yolu: “Sen harikasın. Bu turnuvada olan en iyi şey sensin. Ve evet, yanında duracağım.” “Başına bela olacağını biliyordum,” dediğinde aslında “Eğlenceli olacağını biliyordum,” diyor.</div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Finalde Lyonel’in Targaryenlere karşı çok derin bir küçümseme duyduğunu görüyoruz. Bunu Ira’yla konuştunuz mu? Senaryoda bu hoşnutsuzluk, hatta nefretin nereden geldiğine dair bir şey var mıydı?</span></div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">INGS:</span> Güzel nokta. Çok detaylı konuşmadık. Replik hâlâ kaldı mı hatırlamıyorum ama bir yerde “İyi ejderha ölü ejderhadır,” gibi bir şey söylüyor. Lyonel’in soyuyla Targaryenler arasında karmaşık bir tarih var ama sanırım daha genel bir “düzen karşıtlığı” ve onlara duyulan öfke var: Çünkü iktidardalar, ama iktidarı tutuşları gevşiyor.<br />
Lyonel bir noktada “Savaş geliyor,” diyor; savaş daha sonra geliyor gerçi ama bence o, bu hanedanın düşüşe geçtiğini hissediyor. Ve böyle zamanlar şiddet ve kaos üretir. Can çekişen bir dinozorun son nefesi gibi. Bu konuda çok uzun uzun konuşmadık ama dediğin gibi Lyonel’in biraz daha derin bir anlayışını açığa çıkarıyor: Parti çocuğu, evet; ama her şeyi görüyor. Bir gözlemci. Bu insanların ne olduğunu görüyor; Targaryenlerdeki onur eksikliğini ve Dunk’taki belirgin onuru görüyor.<br />
<hr class="mycode_hr" />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Daniel Ings, George R.R. Martin’in Lyonel’in Geleceğine Dair İmasını Anlatıyor</span></div>
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite><div align="left">“Biz Baratheonlar… isyankâr insanlarız, bilirsin.”</div></blockquote>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sezon 2’nin çekildiğini biliyorum. Siz de var mısınız, yoksa Lyonel’in hikâyesi şimdilik bitti mi?</span></div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">INGS:</span> Sezon 2 hakkında yorum yapamam, ama izleyicilerin Lyonel Baratheon’u yeniden görmesini gerçekten isterim. Bu adamı tekrar oynamayı isterim. İkinci kitapta da üçüncü kitapta da yok.</div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">O yüzden merak etmiştim.</span></div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">INGS:</span> İlki gibi, bu diziler George [R.R. Martin]’in yazdıklarına çok sadık olacak. Hatta bir gün sette George’la konuştum. Yanıma geldi ve [George R.R. Martin sesiyle] “Biliyor musun, karakterin ileride bir yerlerde geri dönüyor,” dedi. Ben de internetten Westeros tarihiyle ilgili biraz derin dalış yapmıştım; kitaplar henüz yazılmamış olsa bile yazılı olan bir sürü geçmiş bilgiyi bulabiliyorsun. Evet, ileride Lyonel, Dunk ve Egg’le ilgili anlatılacak ilginç bir hikâye var. Ama hikâye oraya yetişecek mi, o hikâye gerçekten ekrana taşınacak mı, bekleyip görmek lazım. Olursa acayip gaza gelirim.</div>
<div align="left"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sizi tekrar görmek harika olur; bahsettiği hikâyeyi ben de biliyorum.</span></div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">INGS:</span> Aa süper! Eğlenceli, değil mi?</div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kesinlikle. George’un dünyasını seviyorum; ekranda herhangi bir hâlini görmekten de hep mutluyum.</span></div>
<div align="left">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">INGS:</span> Aynen, ben de. Ve biz Baratheonlar… isyankâr insanlarız, bilirsin.</div>
<div align="left">Söyleşi kaynak: <a href="https://collider.com/knight-of-the-seven-kingdoms-daniel-ings-lyonel-baratheon-george-rr-martin/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://collider.com/knight-of-the-seven...rr-martin/</a></div>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>