<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Yedi Krallık Türkiye Forumları - Ateş ve Kan]]></title>
		<link>https://sevenkingdoms.tr/</link>
		<description><![CDATA[Yedi Krallık Türkiye Forumları - https://sevenkingdoms.tr]]></description>
		<pubDate>Sat, 09 May 2026 19:29:08 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[II. Daeron Döneminde Targaryen Soy Ağacı]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=79</link>
			<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 12:00:25 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=2">The Wolf Pack</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=79</guid>
			<description><![CDATA[<div align="center"><img src="https://imgur.com/hXJUh7c.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: hXJUh7c.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div>
<hr class="mycode_hr" />
<br />
Bu görseli @<a id="mention_54" href="member.php?action=profile&amp;uid=54" class="mentionme_mention" title="macallahberkay's profile">macallahberkay</a> hazırlamıştır. Ashford Turnuvasında aile soyu bu şekildedir. <br />
<br />
Kral Jae ve I. Viserys dönemi ile kıyaslandığında üyelerde azalma var gerçekten ama ikinci yıkım - bence- Ashford Turnuvasından bir sene sonra Diyarı vuran salgın sonrası aldılar; Baelor'un soyu tükendi, akabinde Daeron ve Aerion bir zaman sonra öldü. Rhaegal zaten deli. Aerys'in çocukları yoktu. Aerion'un Maegor isminde bir oğlu vardı lakin akıbeti bilinmiyor. Keza Daeron'un tek çocuğu Vaella'nın da akıbeti bilinmiyor ama kızlar pek kaile alınmadığı için kayda değer bir etkileri olmadı ve Aemon zaten çocuk yapmadı. Kabul edelim ki yine de 5. Aegon döneminde de öyle çok az aile üyesi var diyemem. Son kırılma Summerhall ile oldu.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"><img src="https://imgur.com/hXJUh7c.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: hXJUh7c.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div>
<hr class="mycode_hr" />
<br />
Bu görseli @<a id="mention_54" href="member.php?action=profile&amp;uid=54" class="mentionme_mention" title="macallahberkay's profile">macallahberkay</a> hazırlamıştır. Ashford Turnuvasında aile soyu bu şekildedir. <br />
<br />
Kral Jae ve I. Viserys dönemi ile kıyaslandığında üyelerde azalma var gerçekten ama ikinci yıkım - bence- Ashford Turnuvasından bir sene sonra Diyarı vuran salgın sonrası aldılar; Baelor'un soyu tükendi, akabinde Daeron ve Aerion bir zaman sonra öldü. Rhaegal zaten deli. Aerys'in çocukları yoktu. Aerion'un Maegor isminde bir oğlu vardı lakin akıbeti bilinmiyor. Keza Daeron'un tek çocuğu Vaella'nın da akıbeti bilinmiyor ama kızlar pek kaile alınmadığı için kayda değer bir etkileri olmadı ve Aemon zaten çocuk yapmadı. Kabul edelim ki yine de 5. Aegon döneminde de öyle çok az aile üyesi var diyemem. Son kırılma Summerhall ile oldu.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Targaryen Hanesinin Geleceğini Değiştiren Olay "Baelor'un Ölümü"]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=74</link>
			<pubDate>Sat, 28 Mar 2026 20:45:16 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=2">The Wolf Pack</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=74</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Şimdi koşun gelin. Analiz kasacağım genel olarak Targaryenların düşüşünün Baelor'un ölümüne bağlayarak.<br />
Şimdi GRRM'in hane renklerine sahip olmayan hiçbir aile üyesinin, hane başına kalıcı olarak geçirmesine izin vermediğini biliyoruz. Bu en başta Targaryenlar için geçerli, Baelor'un ölümü de bu sebepleydi.</span></span><br />
<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><a href="https://x.com/i/communities/1990101676892557811/hashtag/SPOILER" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">#SPOILER</a> içeriyor kitaplarla ilgili 7 Krallık Şövalyesinin... ona göre...</span></span></blockquote>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
Şimdi bu olaydan bir sene sonra salgın gelip, Daeron ve erkek kardeşi Makerys'i de öldürecek. Haliyle "koyu renkli Targ" devri tamamen son bulacak bu dönemde.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
Baelor'un ölümünü düşünürken fark ettim ki bilhassa Kral Jae ile başlayan şu <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"biz üstünüz, biz farklıyız, bu sebeple sizin kurallar bize işlemez,"</span> meselesi aslında bu haneyi, 7K halkının ve hanelerinin tamamen bu aileyi içselleştirmesinin önünde engel oldu. Buna bir de farklı renklerdeki görünüşleri de eklenince, diğerlerinden farklı olduğunu dillendirmeseler bile gösteriyorlardı. Karşı taraf bunu hep hatırladı.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
Fakat Baelor ve çocukları, tahta geçebilseydi, Targaryen Hanesi bundan sonra platin saçlı üyelerle değil de diğer haneler gibi koyu saçlı, sıradan görünüşlü üyeler tarafından yönetilecekti ve bu da bana kalırsa hanenin, önümüzdeki 90 sene içerisinde krallık tarafından içselleştirilmesinde ciddi olumlu bir fayda sağlardı çünkü artık "biz farklıyız, üstünüz," diyen bir görünüşleri yok. Ejderha olmadığı için bunu artık söze de yansıtamıyorlar. Dahası hem kendileri koyu renkli hem de ejderhaları olmadığı için kendilerini diğer hanelerden izole etme sebepleri de ortadan kalkınca, diğer hanelerle evlenme konusunda çok daha istekli olabilirler ve daha yoğun bir evlilik akti gerçekleşebilirdi. Şu saçma sapık gelenekleri bile sona erer, İnancın içten içe sürdürdüğü tepkisi de biterdi zira artık "diğer haneler gibi" olmuşlardır. Kabullenmesi daha kolaydır.<br />
</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Düşünün. Orys Baratheon da babası Targ olan bir piç ama 150-200 senede hane, Fırtına Topraklarında kendilerini kabul ettirebildiler ve dışlanmadılar (<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">hatta isyan bile planlandı onlarla</span>). Herkes de Orys nezdinde, Baratheonların Targ koluna bağlı bir aile olduğunu gayet iyi biliyordu.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
Tabii olay bu kadar basit ve dümdüz çözülemezdi ama bence Targaryen düşüşünün önüne geçmek için çok önemli bir mihenk taşı olurdu Baelor kolunun tahtta hüküm sürmesi.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Martin de zaten onun ölümünün gidişatı değiştiren küçük bir olay olduğunu itiraf etmişti. Siz ne düşünüyorsunuz?</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Şimdi koşun gelin. Analiz kasacağım genel olarak Targaryenların düşüşünün Baelor'un ölümüne bağlayarak.<br />
Şimdi GRRM'in hane renklerine sahip olmayan hiçbir aile üyesinin, hane başına kalıcı olarak geçirmesine izin vermediğini biliyoruz. Bu en başta Targaryenlar için geçerli, Baelor'un ölümü de bu sebepleydi.</span></span><br />
<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><a href="https://x.com/i/communities/1990101676892557811/hashtag/SPOILER" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">#SPOILER</a> içeriyor kitaplarla ilgili 7 Krallık Şövalyesinin... ona göre...</span></span></blockquote>
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
Şimdi bu olaydan bir sene sonra salgın gelip, Daeron ve erkek kardeşi Makerys'i de öldürecek. Haliyle "koyu renkli Targ" devri tamamen son bulacak bu dönemde.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
Baelor'un ölümünü düşünürken fark ettim ki bilhassa Kral Jae ile başlayan şu <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"biz üstünüz, biz farklıyız, bu sebeple sizin kurallar bize işlemez,"</span> meselesi aslında bu haneyi, 7K halkının ve hanelerinin tamamen bu aileyi içselleştirmesinin önünde engel oldu. Buna bir de farklı renklerdeki görünüşleri de eklenince, diğerlerinden farklı olduğunu dillendirmeseler bile gösteriyorlardı. Karşı taraf bunu hep hatırladı.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
Fakat Baelor ve çocukları, tahta geçebilseydi, Targaryen Hanesi bundan sonra platin saçlı üyelerle değil de diğer haneler gibi koyu saçlı, sıradan görünüşlü üyeler tarafından yönetilecekti ve bu da bana kalırsa hanenin, önümüzdeki 90 sene içerisinde krallık tarafından içselleştirilmesinde ciddi olumlu bir fayda sağlardı çünkü artık "biz farklıyız, üstünüz," diyen bir görünüşleri yok. Ejderha olmadığı için bunu artık söze de yansıtamıyorlar. Dahası hem kendileri koyu renkli hem de ejderhaları olmadığı için kendilerini diğer hanelerden izole etme sebepleri de ortadan kalkınca, diğer hanelerle evlenme konusunda çok daha istekli olabilirler ve daha yoğun bir evlilik akti gerçekleşebilirdi. Şu saçma sapık gelenekleri bile sona erer, İnancın içten içe sürdürdüğü tepkisi de biterdi zira artık "diğer haneler gibi" olmuşlardır. Kabullenmesi daha kolaydır.<br />
</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Düşünün. Orys Baratheon da babası Targ olan bir piç ama 150-200 senede hane, Fırtına Topraklarında kendilerini kabul ettirebildiler ve dışlanmadılar (<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">hatta isyan bile planlandı onlarla</span>). Herkes de Orys nezdinde, Baratheonların Targ koluna bağlı bir aile olduğunu gayet iyi biliyordu.</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font"><br />
Tabii olay bu kadar basit ve dümdüz çözülemezdi ama bence Targaryen düşüşünün önüne geçmek için çok önemli bir mihenk taşı olurdu Baelor kolunun tahtta hüküm sürmesi.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Comic Sans MS;" class="mycode_font">Martin de zaten onun ölümünün gidişatı değiştiren küçük bir olay olduğunu itiraf etmişti. Siz ne düşünüyorsunuz?</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ejderhaların dansını gerçekten kim kazandı?]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=70</link>
			<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 18:52:01 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=56">Taha231</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=70</guid>
			<description><![CDATA[Not: HOTD'nin sonuyla ilgili sert spoiler içerir... Sanırım? Yada içermez, bilmiyorum. Dizinin kitaptan oldukça farkli bir yol izledigi bariz dürüst olmak gerekirse finalde Daemonun tahta oturduğunu görsem şaşırmazdım. Her neyse bu yazı kitapla ilgili spoiler içerir.<br />
<br />
Ejderhaların dansının sonunda Yeşiller soyundan gelenler yok oldu ve taht Rhaenyran'ın torunlarına geçti.<br />
<br />
Savaş sonunda "Kadınlar Demir tahta oturamaz." şeklindeki Yeşilci misyonu doğrulanmış ve kadınların yönetimi bir daha asla söz konusu olmamıştır. Zafer kazanan siyah lordlar (Bunların çoğu Riverland lordlarıdır.) bu zaferden hiçbir kazanç elde edememiş, hatta yakılıp yağmalanmış topraklarla baş başa kalmışlardır; oysa yeşil lordlar, konsey aracılığıyla, ülkeyi uzun süre ve ezici bir üstünlükle yönetmişlerdir. Velaryonlar servetlerinin ve siyasi etkilerinin büyük çoğunluğunu kaybederken, Hightowerler hiçbir kalıcı zarara maruz kalmamıştır. Westerosun en büyük hanelerinden biri olarak yaşamaya devam etmişlerdir.<br />
<br />
Rhaenyra, kendi soyundan gelenler tarafından hiçbir zaman kraliçe olarak kabul edilmedi sadece prenses olarak yazıldı, zaten kitapta sürekli prenses olarak hitap edilir. 2. Aegon ise tarihte meşru kral olarak yazılmıştır.<br />
<br />
Özetle, Siyahların soyu monarşiye dönüşürken, Yeşillerin ideolojisi statüko haline geldi. Siyahlarla ittifak kuran soylular savaşı kazandı ancak ağır kayıplar verdi. Yeşiller ise yenilgilerine rağmen toprakları yağmalanmadı veya haklarından hiçbirini kaybetmedi; savaştan asker kayiplari dışında yara almadan çıktılar.<br />
<br />
Tüm bu sonuçları göz önünde bulundurarak, Ejderhaların Dansı'nı hangi taraf kazandı?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Not: HOTD'nin sonuyla ilgili sert spoiler içerir... Sanırım? Yada içermez, bilmiyorum. Dizinin kitaptan oldukça farkli bir yol izledigi bariz dürüst olmak gerekirse finalde Daemonun tahta oturduğunu görsem şaşırmazdım. Her neyse bu yazı kitapla ilgili spoiler içerir.<br />
<br />
Ejderhaların dansının sonunda Yeşiller soyundan gelenler yok oldu ve taht Rhaenyran'ın torunlarına geçti.<br />
<br />
Savaş sonunda "Kadınlar Demir tahta oturamaz." şeklindeki Yeşilci misyonu doğrulanmış ve kadınların yönetimi bir daha asla söz konusu olmamıştır. Zafer kazanan siyah lordlar (Bunların çoğu Riverland lordlarıdır.) bu zaferden hiçbir kazanç elde edememiş, hatta yakılıp yağmalanmış topraklarla baş başa kalmışlardır; oysa yeşil lordlar, konsey aracılığıyla, ülkeyi uzun süre ve ezici bir üstünlükle yönetmişlerdir. Velaryonlar servetlerinin ve siyasi etkilerinin büyük çoğunluğunu kaybederken, Hightowerler hiçbir kalıcı zarara maruz kalmamıştır. Westerosun en büyük hanelerinden biri olarak yaşamaya devam etmişlerdir.<br />
<br />
Rhaenyra, kendi soyundan gelenler tarafından hiçbir zaman kraliçe olarak kabul edilmedi sadece prenses olarak yazıldı, zaten kitapta sürekli prenses olarak hitap edilir. 2. Aegon ise tarihte meşru kral olarak yazılmıştır.<br />
<br />
Özetle, Siyahların soyu monarşiye dönüşürken, Yeşillerin ideolojisi statüko haline geldi. Siyahlarla ittifak kuran soylular savaşı kazandı ancak ağır kayıplar verdi. Yeşiller ise yenilgilerine rağmen toprakları yağmalanmadı veya haklarından hiçbirini kaybetmedi; savaştan asker kayiplari dışında yara almadan çıktılar.<br />
<br />
Tüm bu sonuçları göz önünde bulundurarak, Ejderhaların Dansı'nı hangi taraf kazandı?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Blackfyre iddasının meşruiyeti:]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=56</link>
			<pubDate>Mon, 23 Mar 2026 18:26:12 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=56">Taha231</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=56</guid>
			<description><![CDATA[Not: Bu makeleyi ingilizce yazmıştım tekrar türkçe yazmaya üşendiğim için AI'ya çevirttim.<br />
<br />
O dönemin tarihini okurken bir şey fark ettim: kitapta açıkça söylenmese de, Daemon Blackfyre taht üzerindeki iddiasını ve meşruiyetini babasından değil, annesinden alıyor.<br />
<br />
Baelor the Blessed varissiz öldüğünde, Kral Aegon III’ün erkek soyu tükenmişti ve geriye yalnızca kızları kalmıştı. Bu noktada veraset konusunda belirsizlik ortaya çıktı. Her ne kadar Ejderhaların Dansı’ndan sonra erkeklerin önceliği kabul edilmiş olsa da, eğer kralın doğrudan soyu esas alınsaydı, en büyük kızın yeni varis olması gerekirdi. (Bazı lordların bu fikri savunduğu kitapta yazıyor.) Örneğin Lord Hoster Tully, daha küçük bir erkek kardeşi olmasına rağmen kızı Catelyn’i Riverrun’un yeni leydisi olarak yetiştiriyordu; çünkü veraset sıralamasında öndeydi ve Edmure doğana kadar varis olarak büyütüldü. Aynı mantığı izlersek, Kral Aegon III’ün en büyük kızı — aynı zamanda Daemon Blackfyre’ın annesi olan — Daena Targaryen’in kraliçe olması gerekirdi; çünkü doğrudan önceki kralın soyundan geliyordu. Ancak böyle olmadı. Aegon III’ün kardeşi Viserys taç giydi ve taht onun soyundan devam etti.<br />
<br />
Kral Aegon III’ün üç kızı vardı. En büyüğü hiç evlenmedi ve meşru çocuğu olmadı. Ortanca kız Rhaena, Yediler İnancı’na katılarak septa oldu. En küçük kız Elaena Targaryen ise üç kez evlendi ve aralarında gayrimeşru olanlar da dahil birçok çocuk doğurdu; fakat bu çocuklar Plumm veya Penrose gibi hanelere bağlı olduklarından, veraset açısından pek önemli sayılmazlardı.<br />
<br />
Daemon Blackfyre, Prenses Daena ile Kral Aegon IV’ün gayrimeşru oğluydu. Bir prens gibi yetiştirildi, ancak bu onun bir piç olduğu ve taht üzerinde hakkı bulunmadığı gerçeğini değiştirmiyordu — ta ki Kral Aegon IV ölmeden önce tüm çocuklarını meşrulaştırana kadar.<br />
<br />
Bu hareket Blackfyre davasına meşruiyet kazandırdı, ancak insanların yanlış anladığı nokta şu: Daemon Blackfyre’ın taht iddiası babasından gelmez. Meşrulaştırıldıktan sonra bile ağabeyi Daeron ondan büyüktü ve eğer baba soyu esas alınırsa, veraset sıralamasında Daeron daha üsttedir.<br />
<br />
Onun asıl meşruiyeti annesinden — daha doğrusu büyükbabasından — gelir; çünkü Daemon Blackfyre, Kral Aegon III’ün yaşayan en büyük erkek torunudur, oysa Kral Daeron II bu soydan gelmez.<br />
<br />
Daemon Blackfyre’ı zihnimde canlandırdığımda, onu Baelor Breakspear gibi biri olarak düşünüyorum; çünkü neredeyse her açıdan karizmanın zirvesi olarak tasvir edilir. Olağanüstü bir destek toplamıştır ve bunun bir sebebi olmalı. Eğer kötü bir insan olsaydı, Eustace Osgrey gibi onurlu şövalyeler meşruiyet iddiasına bakmaksızın onu desteklemezdi. Dönemin neredeyse tüm ünlü ve büyük şövalyeleri Daemon’u destekledi ve ölümünden sonra bile yıllarca onun soyundan gelenler için savaştılar. Onun yarattığı bu büyük sadakat, yalnızca meşruiyet iddiasıyla açıklanamaz.<br />
<br />
Bana kalırsa Daemon Blackfyre’ın en büyük talihsizliği, rakip olarak Daeron II gibi bilge ve iyi bir kralı seçmiş olmasıydı; eğer karşısında Aerys II gibi bir deli olsaydı, isyanı kesinlikle kazanırdı.<br />
<br />
Her neyse, sanırım biraz fazla uzattım. Okuduğunuz için teşekkür ederim.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Not: Bu makeleyi ingilizce yazmıştım tekrar türkçe yazmaya üşendiğim için AI'ya çevirttim.<br />
<br />
O dönemin tarihini okurken bir şey fark ettim: kitapta açıkça söylenmese de, Daemon Blackfyre taht üzerindeki iddiasını ve meşruiyetini babasından değil, annesinden alıyor.<br />
<br />
Baelor the Blessed varissiz öldüğünde, Kral Aegon III’ün erkek soyu tükenmişti ve geriye yalnızca kızları kalmıştı. Bu noktada veraset konusunda belirsizlik ortaya çıktı. Her ne kadar Ejderhaların Dansı’ndan sonra erkeklerin önceliği kabul edilmiş olsa da, eğer kralın doğrudan soyu esas alınsaydı, en büyük kızın yeni varis olması gerekirdi. (Bazı lordların bu fikri savunduğu kitapta yazıyor.) Örneğin Lord Hoster Tully, daha küçük bir erkek kardeşi olmasına rağmen kızı Catelyn’i Riverrun’un yeni leydisi olarak yetiştiriyordu; çünkü veraset sıralamasında öndeydi ve Edmure doğana kadar varis olarak büyütüldü. Aynı mantığı izlersek, Kral Aegon III’ün en büyük kızı — aynı zamanda Daemon Blackfyre’ın annesi olan — Daena Targaryen’in kraliçe olması gerekirdi; çünkü doğrudan önceki kralın soyundan geliyordu. Ancak böyle olmadı. Aegon III’ün kardeşi Viserys taç giydi ve taht onun soyundan devam etti.<br />
<br />
Kral Aegon III’ün üç kızı vardı. En büyüğü hiç evlenmedi ve meşru çocuğu olmadı. Ortanca kız Rhaena, Yediler İnancı’na katılarak septa oldu. En küçük kız Elaena Targaryen ise üç kez evlendi ve aralarında gayrimeşru olanlar da dahil birçok çocuk doğurdu; fakat bu çocuklar Plumm veya Penrose gibi hanelere bağlı olduklarından, veraset açısından pek önemli sayılmazlardı.<br />
<br />
Daemon Blackfyre, Prenses Daena ile Kral Aegon IV’ün gayrimeşru oğluydu. Bir prens gibi yetiştirildi, ancak bu onun bir piç olduğu ve taht üzerinde hakkı bulunmadığı gerçeğini değiştirmiyordu — ta ki Kral Aegon IV ölmeden önce tüm çocuklarını meşrulaştırana kadar.<br />
<br />
Bu hareket Blackfyre davasına meşruiyet kazandırdı, ancak insanların yanlış anladığı nokta şu: Daemon Blackfyre’ın taht iddiası babasından gelmez. Meşrulaştırıldıktan sonra bile ağabeyi Daeron ondan büyüktü ve eğer baba soyu esas alınırsa, veraset sıralamasında Daeron daha üsttedir.<br />
<br />
Onun asıl meşruiyeti annesinden — daha doğrusu büyükbabasından — gelir; çünkü Daemon Blackfyre, Kral Aegon III’ün yaşayan en büyük erkek torunudur, oysa Kral Daeron II bu soydan gelmez.<br />
<br />
Daemon Blackfyre’ı zihnimde canlandırdığımda, onu Baelor Breakspear gibi biri olarak düşünüyorum; çünkü neredeyse her açıdan karizmanın zirvesi olarak tasvir edilir. Olağanüstü bir destek toplamıştır ve bunun bir sebebi olmalı. Eğer kötü bir insan olsaydı, Eustace Osgrey gibi onurlu şövalyeler meşruiyet iddiasına bakmaksızın onu desteklemezdi. Dönemin neredeyse tüm ünlü ve büyük şövalyeleri Daemon’u destekledi ve ölümünden sonra bile yıllarca onun soyundan gelenler için savaştılar. Onun yarattığı bu büyük sadakat, yalnızca meşruiyet iddiasıyla açıklanamaz.<br />
<br />
Bana kalırsa Daemon Blackfyre’ın en büyük talihsizliği, rakip olarak Daeron II gibi bilge ve iyi bir kralı seçmiş olmasıydı; eğer karşısında Aerys II gibi bir deli olsaydı, isyanı kesinlikle kazanırdı.<br />
<br />
Her neyse, sanırım biraz fazla uzattım. Okuduğunuz için teşekkür ederim.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Blackfyre’lar isyanı kazanabilir miydi?]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=53</link>
			<pubDate>Mon, 23 Mar 2026 17:55:52 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=56">Taha231</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=53</guid>
			<description><![CDATA[Not: Bu makeleyi ingilizce yazmıştım tekrar türkçe yazmaya üşendiğim için AI'ya çevirttim.<br />
<br />
Sadece Birinci Blackfyre İsyanı için konuşacağım: Kesinlikle en azından bir ihtimal varmış gibi görünüyor. Quentyn Ball Westerlandı sert şekilde zorladı ve Aegor Riverlandı teslimiyetin eşiğine getirdi. Peake’ler gibi Blackfye taraftarları Reach’te sorun çıkarıyordu, ancak Tyrell’ler onlarla oldukça iyi başa çıkıyordu. Buradaki kilit nokta, Hightower’ların ve Baratheon’ların nispeten sessiz kalmış olması. Daemon Blackfyre’ın Hightower’lara Reach’in Lord Paramount’luğunu teklif etmiş olması oldukça muhtemel ve Baratheon’ların Dorne ile uzun bir savaş geçmişi var — Daeron II’nin Dorne’u kayırmasını hoş karşıladıklarını sanmıyorum. Ordusunu doğrudan Targaryen’lara gönderen tek büyük hane Arryn Hanesi’ydi. Martell’ler muhtemelen gecikmişti; Redgrass Field Muharebesi’nde yoktular.<br />
<br />
Redgrass Field Muharebesi büyük bir fark yarattı. Eğer Daemon orada kazansaydı, Baratheon’ları ve Hightower’ları kendi tarafına çekebilir, Lannister’ları ve Tully’leri teslim olmaya zorlayabilir ve eğer King’s Landing’i ele geçirseydi, savaşı kazanma ihtimali büyük oranda artardı. Buna rağmen Arryn, Tyrell ve Martell haneleri muhtemelen Targaryen’lara sadık kalırdı. Stark’ların Targaryen’ları gerçekten umursadığını sanmıyorum, ancak yeminlerini bozmak için bir sebepleri yoktu ve korkak olarak damgalanmak istemezlerdi. Bu yüzden gecikseler bile muhtemelen on ya da yirmi bin kişilik bir ordu gönderirlerdi. Savaşta yenilmeden Blackfyre’ların önünde diz çökmeyecekler ancak targaryenleri başta tutmak için özellikle ekstra bir efor sarfetmeleri beklenmiyor.<br />
<br />
Greyjoy’lar burada gerçek bir fark yaratabilirdi ve muhtemelen Blackfyre’ları desteklerlerdi, çünkü Westeros’un batı kıyılarının büyük bir kısmı Targaryen yanlısıydı ve şüphesiz orayı yağmalamak isterlerdi.<br />
<br />
Aklıma gelen ihtimaller bunlar. Şimdi düşününce, muhtemelen Beş Kralın Savaşı’ndan çok daha kanlı olurdu — ve dürüst olmak gerekirse, bunu okumak isterdim.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Not: Bu makeleyi ingilizce yazmıştım tekrar türkçe yazmaya üşendiğim için AI'ya çevirttim.<br />
<br />
Sadece Birinci Blackfyre İsyanı için konuşacağım: Kesinlikle en azından bir ihtimal varmış gibi görünüyor. Quentyn Ball Westerlandı sert şekilde zorladı ve Aegor Riverlandı teslimiyetin eşiğine getirdi. Peake’ler gibi Blackfye taraftarları Reach’te sorun çıkarıyordu, ancak Tyrell’ler onlarla oldukça iyi başa çıkıyordu. Buradaki kilit nokta, Hightower’ların ve Baratheon’ların nispeten sessiz kalmış olması. Daemon Blackfyre’ın Hightower’lara Reach’in Lord Paramount’luğunu teklif etmiş olması oldukça muhtemel ve Baratheon’ların Dorne ile uzun bir savaş geçmişi var — Daeron II’nin Dorne’u kayırmasını hoş karşıladıklarını sanmıyorum. Ordusunu doğrudan Targaryen’lara gönderen tek büyük hane Arryn Hanesi’ydi. Martell’ler muhtemelen gecikmişti; Redgrass Field Muharebesi’nde yoktular.<br />
<br />
Redgrass Field Muharebesi büyük bir fark yarattı. Eğer Daemon orada kazansaydı, Baratheon’ları ve Hightower’ları kendi tarafına çekebilir, Lannister’ları ve Tully’leri teslim olmaya zorlayabilir ve eğer King’s Landing’i ele geçirseydi, savaşı kazanma ihtimali büyük oranda artardı. Buna rağmen Arryn, Tyrell ve Martell haneleri muhtemelen Targaryen’lara sadık kalırdı. Stark’ların Targaryen’ları gerçekten umursadığını sanmıyorum, ancak yeminlerini bozmak için bir sebepleri yoktu ve korkak olarak damgalanmak istemezlerdi. Bu yüzden gecikseler bile muhtemelen on ya da yirmi bin kişilik bir ordu gönderirlerdi. Savaşta yenilmeden Blackfyre’ların önünde diz çökmeyecekler ancak targaryenleri başta tutmak için özellikle ekstra bir efor sarfetmeleri beklenmiyor.<br />
<br />
Greyjoy’lar burada gerçek bir fark yaratabilirdi ve muhtemelen Blackfyre’ları desteklerlerdi, çünkü Westeros’un batı kıyılarının büyük bir kısmı Targaryen yanlısıydı ve şüphesiz orayı yağmalamak isterlerdi.<br />
<br />
Aklıma gelen ihtimaller bunlar. Şimdi düşününce, muhtemelen Beş Kralın Savaşı’ndan çok daha kanlı olurdu — ve dürüst olmak gerekirse, bunu okumak isterdim.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Aegon'un oğlu Maegor ve Timur'un oğlu Miranşah]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=15</link>
			<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 18:57:04 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=2">The Wolf Pack</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=15</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Selam!<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Geçenlerde tarihi bir şahsiyet dikkatimi çekti. Martin'in bazı karakterleri (hepsi değil ama bazılarını) yaşamış insanlardan ilham aldığını biliyoruz ve Maegor'a biri ilham verdi mi bilmiyorum, belki bunu açıkladı ve ben kaçırdım ama Miranşah'ın karakterini okuduğumda, aklıma ilk gelen kişi Maegor oldu. Alıntıladığım bilgiyi Ozan Köklünar adlı bir Türk tarihçisinden aldım.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Liderliği, cesareti, zekası ve öngörüsü ile büyük bir imparatorluk kuran Timur'un saltanatı sırasında en seçkin oğlu Miranşah'tır. Liderliği, cesareti ve erdemli doğasıyla ön plana çıktı. Düşmanlarına karşı her zaman acımasızdı hatta Timurlular'ın güney bölgesinde yıllardır var olan Kert hanedanının tüm üyelerini katletmiş, babası nedenini sorunca "Sarhoştum, hepsini o zaman öldürdüm" dedi. Böylece onun pervasız doğasını daha net anlayabilirsiniz.<br />
Miranşah bir gün avlanırken attan düşerek yaralandı ve başına aldığı bu darbe hayatını değiştirdi . O zamana kadar her gün satranç oynayan Miranşah, o günden sonra her gün tavla oynamaya başladı. zalim oldu; görev adamı olmaktan çıkıp müziğe ve içkiye düşkün oldu. Bütün gününü kadınlarla, şairlerle, müzisyenlerle geçirip eğlendi. İspanya Büyükelçisi Clavijo, Timur'a giderken Miranşah'ın konuğu oldu ve onunla tanıştı. Miranşah o gün içerken Clavijo'ya "Ben dünyanın en güçlü insanının oğluyum. Bırak büyük şehirleri ateşe vereyim ki tarih beni unutmasın, insanlar beni hep hatırlasın!" dedi.<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ateş ve Kan kitabı ile Buz ve Ateşin Dünyası kitabını okuduğumuzda görüyoruz ki Maegor her zaman sert bir kişilik olmuştur, bu doğru ama Maegor'un kafasına vurulduğunda kişiliği daha da sertleşiyor ve zalim bir karaktere dönüşüyordu. İlk başta insanlar onun saltanatını desteklediler, ancak daha sonra ona karşı çıkmaya başladılar. Daha sonra öldürüldü (veya intihar etti).</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Miranşah da benzer bir kaza sonucu gaddarlaştı ve benzer davranışlar sergiledi ve görünüşe göre kişiliği bile 180 derece döndü. Ayrıca Maegor gibi birkaç isyanı da bastırdı. Büyük erkek kardeşti ama dengesiz davranışı nedeniyle babası Timur, oğlunun mirasını ondan alıp ölen oğlunun çocuğunu varis ilan etti, ancak onun yerine Miranşah'ın oğlu Halil, dedesinin ölümünden sonra bir şekilde tahta geçti. Miranşah bir savaşta öldürüldü.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Her ikisinin de babası bir krallık/devlet kurmuş ve tarihe büyük savaşçılar olarak geçmiştir.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Eski günlerde "bu insanlar deli" derdik. Modern çağda bu durumun nedenini elbette biliyoruz; Beynin prefrontal korteks bölgesi hasar gördüğünde, insanlarda bu travma sonrası kişilik değişikliğinin olduğu gözlemlenebilir. Muhtemelen ikisinde de sorun bu.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">DİPÇE: Maegor'da olduğu gibi, Timurlu hükümdarların soyu Miranşah'tan devam etmemiş, kardeşleri ve çocukları ile devam etmiştir. Pek bir şey değil ama ikisinin de isimleri M ile başlaması da dikkat çeken bir ayrıntı.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sizce GRRM, Miranşah'tan Maegor'a ilham almış olabilir mi diye merak ettim ama muhtemelen Timurlular tarihine vakıf olmadığı için bu çok mümkün görünmüyor. Yine de bu benzerliği görmek bence hoş bir ayrıntı oldu. Siz ne düşünüyorsunuz?</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Selam!<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Geçenlerde tarihi bir şahsiyet dikkatimi çekti. Martin'in bazı karakterleri (hepsi değil ama bazılarını) yaşamış insanlardan ilham aldığını biliyoruz ve Maegor'a biri ilham verdi mi bilmiyorum, belki bunu açıkladı ve ben kaçırdım ama Miranşah'ın karakterini okuduğumda, aklıma ilk gelen kişi Maegor oldu. Alıntıladığım bilgiyi Ozan Köklünar adlı bir Türk tarihçisinden aldım.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Liderliği, cesareti, zekası ve öngörüsü ile büyük bir imparatorluk kuran Timur'un saltanatı sırasında en seçkin oğlu Miranşah'tır. Liderliği, cesareti ve erdemli doğasıyla ön plana çıktı. Düşmanlarına karşı her zaman acımasızdı hatta Timurlular'ın güney bölgesinde yıllardır var olan Kert hanedanının tüm üyelerini katletmiş, babası nedenini sorunca "Sarhoştum, hepsini o zaman öldürdüm" dedi. Böylece onun pervasız doğasını daha net anlayabilirsiniz.<br />
Miranşah bir gün avlanırken attan düşerek yaralandı ve başına aldığı bu darbe hayatını değiştirdi . O zamana kadar her gün satranç oynayan Miranşah, o günden sonra her gün tavla oynamaya başladı. zalim oldu; görev adamı olmaktan çıkıp müziğe ve içkiye düşkün oldu. Bütün gününü kadınlarla, şairlerle, müzisyenlerle geçirip eğlendi. İspanya Büyükelçisi Clavijo, Timur'a giderken Miranşah'ın konuğu oldu ve onunla tanıştı. Miranşah o gün içerken Clavijo'ya "Ben dünyanın en güçlü insanının oğluyum. Bırak büyük şehirleri ateşe vereyim ki tarih beni unutmasın, insanlar beni hep hatırlasın!" dedi.<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ateş ve Kan kitabı ile Buz ve Ateşin Dünyası kitabını okuduğumuzda görüyoruz ki Maegor her zaman sert bir kişilik olmuştur, bu doğru ama Maegor'un kafasına vurulduğunda kişiliği daha da sertleşiyor ve zalim bir karaktere dönüşüyordu. İlk başta insanlar onun saltanatını desteklediler, ancak daha sonra ona karşı çıkmaya başladılar. Daha sonra öldürüldü (veya intihar etti).</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Miranşah da benzer bir kaza sonucu gaddarlaştı ve benzer davranışlar sergiledi ve görünüşe göre kişiliği bile 180 derece döndü. Ayrıca Maegor gibi birkaç isyanı da bastırdı. Büyük erkek kardeşti ama dengesiz davranışı nedeniyle babası Timur, oğlunun mirasını ondan alıp ölen oğlunun çocuğunu varis ilan etti, ancak onun yerine Miranşah'ın oğlu Halil, dedesinin ölümünden sonra bir şekilde tahta geçti. Miranşah bir savaşta öldürüldü.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Her ikisinin de babası bir krallık/devlet kurmuş ve tarihe büyük savaşçılar olarak geçmiştir.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Eski günlerde "bu insanlar deli" derdik. Modern çağda bu durumun nedenini elbette biliyoruz; Beynin prefrontal korteks bölgesi hasar gördüğünde, insanlarda bu travma sonrası kişilik değişikliğinin olduğu gözlemlenebilir. Muhtemelen ikisinde de sorun bu.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">DİPÇE: Maegor'da olduğu gibi, Timurlu hükümdarların soyu Miranşah'tan devam etmemiş, kardeşleri ve çocukları ile devam etmiştir. Pek bir şey değil ama ikisinin de isimleri M ile başlaması da dikkat çeken bir ayrıntı.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sizce GRRM, Miranşah'tan Maegor'a ilham almış olabilir mi diye merak ettim ama muhtemelen Timurlular tarihine vakıf olmadığı için bu çok mümkün görünmüyor. Yine de bu benzerliği görmek bence hoş bir ayrıntı oldu. Siz ne düşünüyorsunuz?</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Faili Meçhul İki Cinayet]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=14</link>
			<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 18:51:08 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=2">The Wolf Pack</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=14</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Selamlar,<br />
</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ateş Ve Kan kitabında Harwin ve babasının ölümüyle öne sürülen faillere bakalım ve bir sonuca ulaşalım. Elbette bunu araştırırken Laenor Velaryon'un ölümüne de kısa bir bakış atacağız.  Lakin önce bu noktaya nasıl gelindiğine bakacağız kitaplarda. Kitabı okumayan (ve diziyi izleyenler için) Spoiler da içerecek.🤪</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">KİTAPLARDA Harwin, en son prenses ile Ejderha Kayası’na gitmiş, burada da 3. çocukları doğmuştu. FS120. yıla girildiğinde Leydi Laena öldü ve o yıl erkek kardeşi Laenor da öldürüldü. Cenaze için geldiklerinde Aemond’un tek gözünü kaybettiği olay gerçekleşti ve anneler münakaşa etti.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu sürtüşmelerde Strong çocukları meselesi bir kere daha dillendirilince Kral Viserys öfkelendi ve bahsini açan herkesin cezalandırılacağını ilan etti ve kızına “kalenden çıkmayacaksın” emrini verdi ve karısı ile çocuklarını alıp başkente döndü.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Olayın hemen ardından Harwin, Harrenhall’a geri döndü, yerine ikiz kral muhafızlarından Sör Erryk geldi.Mantar’a göre bu olanlardan tek memnun kişi Daemon’dır ve sık sık Ejderha Kayası’nı ziyaret eder. Aynı yılda Harwin ve babası Lyonel Strong, kalelerine gitti ve öldüler.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Larys doğal olarak Harrenhall Lordu oldu ve bir süre sonra kralın konseyinde fısıltı başı olarak görev aldı. (Yani dizide olaylar, kitaplara göre gitseydi, Harwin’in en azından bir bölüm daha görünmesi gerekiyordu.)</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">ÖLÜMLERİNDEN KİM SORUMLU?<br />
Görünürde bir kaza hatta Kara Harren’ın lanetinin sonucu gibi olsa da belli ki inanmayanlar da çok. Mantar, bunun sorumlusu Corlys, oğlunun boynuzlanmasına karşılık ceza kesti, diyor. Rahip Eustance bunun sorumlusu olarak Daemon’ı gösteriyor. Kaynağı belirsiz kişiler Larys diyor ve Üstat Mellos (dizide ölmüş görünüyor) ise Kral Viserys’in işi, diyor. Olur ya ileride oğulların piçliğini açık edilmesine sebep olabilir diye ortadan kaldırmak istemiş olabilirmiş. Eğer durum buysa Lyonel talihsiz bir kazaymış çünkü onun, oğluyla kaleye dönme kararı öngörülemezdi, deniyor kitapta. Yani baba Strong’un son anda oğluna katılma kararı aldığını görüyoruz.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Larys: Dizide kaynağı belirsiz kişinin iddiası olan Larys öne sürülmüş, gerekçe de "güç elde etmek" ve "Otto geri dönsün" diye. Elbette o dizi, biz kitaplara bakacağız.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Baba Strong’un son anda oğluna katılmaya karar vermesi, Larys’in hesap edebileceği bir şey değildi. Harrenhall’a gideceği bilinen tek kişi Harwin’in kendisiydi, baba sürpriz yumurta oldu. Ağabeyinin ölümü, Larys’in doğrudan varis yapardı, bu kesin ama neden bunca yıl bekledi?</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Neticede çok uzun zaman önce de bunu yapabilirdi, kazalar olur ve Harwin, savaşçı biri, savaşırken bile bu iş olabilirdi. Misal altın pelerinlilerden biriyken Bit Çukurundan birilerine para yedirirsen, durduk yere yanından geçerken üstüne atlayıp bıçaklayarak öldürebilirlerdi.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu işte birden fazla kişinin çıkarı olabilir gibi görünüyor ama çıkar kadar zamanlama da faili tespit etmekte önemli diye, düşünüyorum.<br />
</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Corlys: Deniz Yılanı olabilir mi? Sanmıyorum çünkü onun da bu kadar beklemesi anlamsız ve aslında biraz da iyilik yapmış sayılır çünkü oğlunun kusurunu kapatan bir hareketti bu ve hiç çocuk doğmasaydı, Laenor ve Velaryon için daha kötü olurdu ve evliliğin getirdiği faydadan da ileride yararlanamazlardı.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Viserys: Kral Viserys’in motivesi ve zamanlaması uygun olabilir çünkü işler iyice ayyuka çıkmaya başladığında sıkışmış hisseder ve bu işi emredebilir ama açıkçası Viserys’in böyle bir kişiliği olduğunu düşünmüyorum. Konuşursanız dilinizi kestiririm demenin ötesine gitmiyor, öldürmekle tehdit edebilirdi ama tersine sadece dilleri kestiriyor. Bunun örneğini kitaplarda gördük.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Benim adayım bellidir...</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Daemon: Zamanlama ve çıkar/sebep en çok buna uyuyor. 120. yılın ilk ölümü Laena Velaryon. Bundan sonra ise garip bir şekilde art arda ölümler gerçekleşiyor. Aynı yıl içinde hem Laenor öldürülüyor hem de Harwin, yanarak ölüyor(Lyonel her şekilde yanlış zamanda yanlış yerde olmanın sonucu ölüyor).</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Mantar’ın iddiasına göre kaleye hapsedildikten sonra Viserys’in haberi olmadan Daemon, Rhaenyra’yı ziyaret etmeye başlamış. Qarl, Laenor'u öldürüyor ama kimse onu bulamıyor, yardımsız kaçamaz(muhtemelen iddia edildiği gibi Daemon tarafından sonra öldürüldü). Qarl'ın kumar borcu vs. olduğu da söyleniyor, bu sebeple Daemon, borçları kapatma iddiasıyla onu kolayca kışkırtmış olabilir. Kitabı (sözüm ona) yazan üstat da bu durumun, Daemon iddiasını destekleyen bir şey olduğunu ifade eder.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Daemon, dizinin aksine Laena ölürken ve sonrasında bir süre Driftmark'ta yaşadı, rahatça ayarlayabilir Laenor'un ölümünü de. Ardından tak Harwin, aynı yıl içinde eve döndüğünde ölüveriyor yanarak. Bunlar hepsi birkaç ay içinde art arta oluyor.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu şekilde Daemon, Laenor’u öldürerek prensesi dul bırakıyor, Harwin’i öldürerek de ana rakibinden kurtuluyor. Daemon’ın ilk karısı ölür ölmez Laena ile evlenerek güç peşinde koştuğunu unutmayın. İkinci eşi de ölünce hemen evlenme derdine düştü.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaldı ki zaten en başından beri muhtemelen istediği evlilik de Rhaenyra ile olandı. Aynı yıl ikisi evleniyor ve sene bittiğinde Rhaenyra yeni bir doğum yapıyor. Sizce de üst üste gelince fail kabak gibi ortada değil mi?</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bir sene içinde üç ölüm ve hızlı bir evlilik ve daha sene bittiğinde ileride kral olacak Aegon doğdu bile. Bu üç ölümün hangi aylarda yaşandığını bilmiyoruz, sadece Laena’nın yılın ilk günlerinde öldüğünü biliyoruz; eğer ilk üç ay içinde olup bitmedi tüm ölümler ise prenses belli ki daha evlenmeden hamile kalmış. Acaba Harwin meselesinin Rhaenyra da biliyor muydu, merak etmedim değil. Eğer biliyordu ve o da plana dahil oldu ise 2. bir Cole vakası istememiş olabilir. Öyle ise kesinlikle nefretimi kazanır.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sizce?</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Selamlar,<br />
</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ateş Ve Kan kitabında Harwin ve babasının ölümüyle öne sürülen faillere bakalım ve bir sonuca ulaşalım. Elbette bunu araştırırken Laenor Velaryon'un ölümüne de kısa bir bakış atacağız.  Lakin önce bu noktaya nasıl gelindiğine bakacağız kitaplarda. Kitabı okumayan (ve diziyi izleyenler için) Spoiler da içerecek.🤪</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">KİTAPLARDA Harwin, en son prenses ile Ejderha Kayası’na gitmiş, burada da 3. çocukları doğmuştu. FS120. yıla girildiğinde Leydi Laena öldü ve o yıl erkek kardeşi Laenor da öldürüldü. Cenaze için geldiklerinde Aemond’un tek gözünü kaybettiği olay gerçekleşti ve anneler münakaşa etti.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu sürtüşmelerde Strong çocukları meselesi bir kere daha dillendirilince Kral Viserys öfkelendi ve bahsini açan herkesin cezalandırılacağını ilan etti ve kızına “kalenden çıkmayacaksın” emrini verdi ve karısı ile çocuklarını alıp başkente döndü.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Olayın hemen ardından Harwin, Harrenhall’a geri döndü, yerine ikiz kral muhafızlarından Sör Erryk geldi.Mantar’a göre bu olanlardan tek memnun kişi Daemon’dır ve sık sık Ejderha Kayası’nı ziyaret eder. Aynı yılda Harwin ve babası Lyonel Strong, kalelerine gitti ve öldüler.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Larys doğal olarak Harrenhall Lordu oldu ve bir süre sonra kralın konseyinde fısıltı başı olarak görev aldı. (Yani dizide olaylar, kitaplara göre gitseydi, Harwin’in en azından bir bölüm daha görünmesi gerekiyordu.)</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">ÖLÜMLERİNDEN KİM SORUMLU?<br />
Görünürde bir kaza hatta Kara Harren’ın lanetinin sonucu gibi olsa da belli ki inanmayanlar da çok. Mantar, bunun sorumlusu Corlys, oğlunun boynuzlanmasına karşılık ceza kesti, diyor. Rahip Eustance bunun sorumlusu olarak Daemon’ı gösteriyor. Kaynağı belirsiz kişiler Larys diyor ve Üstat Mellos (dizide ölmüş görünüyor) ise Kral Viserys’in işi, diyor. Olur ya ileride oğulların piçliğini açık edilmesine sebep olabilir diye ortadan kaldırmak istemiş olabilirmiş. Eğer durum buysa Lyonel talihsiz bir kazaymış çünkü onun, oğluyla kaleye dönme kararı öngörülemezdi, deniyor kitapta. Yani baba Strong’un son anda oğluna katılma kararı aldığını görüyoruz.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Larys: Dizide kaynağı belirsiz kişinin iddiası olan Larys öne sürülmüş, gerekçe de "güç elde etmek" ve "Otto geri dönsün" diye. Elbette o dizi, biz kitaplara bakacağız.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Baba Strong’un son anda oğluna katılmaya karar vermesi, Larys’in hesap edebileceği bir şey değildi. Harrenhall’a gideceği bilinen tek kişi Harwin’in kendisiydi, baba sürpriz yumurta oldu. Ağabeyinin ölümü, Larys’in doğrudan varis yapardı, bu kesin ama neden bunca yıl bekledi?</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Neticede çok uzun zaman önce de bunu yapabilirdi, kazalar olur ve Harwin, savaşçı biri, savaşırken bile bu iş olabilirdi. Misal altın pelerinlilerden biriyken Bit Çukurundan birilerine para yedirirsen, durduk yere yanından geçerken üstüne atlayıp bıçaklayarak öldürebilirlerdi.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu işte birden fazla kişinin çıkarı olabilir gibi görünüyor ama çıkar kadar zamanlama da faili tespit etmekte önemli diye, düşünüyorum.<br />
</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Corlys: Deniz Yılanı olabilir mi? Sanmıyorum çünkü onun da bu kadar beklemesi anlamsız ve aslında biraz da iyilik yapmış sayılır çünkü oğlunun kusurunu kapatan bir hareketti bu ve hiç çocuk doğmasaydı, Laenor ve Velaryon için daha kötü olurdu ve evliliğin getirdiği faydadan da ileride yararlanamazlardı.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Viserys: Kral Viserys’in motivesi ve zamanlaması uygun olabilir çünkü işler iyice ayyuka çıkmaya başladığında sıkışmış hisseder ve bu işi emredebilir ama açıkçası Viserys’in böyle bir kişiliği olduğunu düşünmüyorum. Konuşursanız dilinizi kestiririm demenin ötesine gitmiyor, öldürmekle tehdit edebilirdi ama tersine sadece dilleri kestiriyor. Bunun örneğini kitaplarda gördük.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Benim adayım bellidir...</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Daemon: Zamanlama ve çıkar/sebep en çok buna uyuyor. 120. yılın ilk ölümü Laena Velaryon. Bundan sonra ise garip bir şekilde art arda ölümler gerçekleşiyor. Aynı yıl içinde hem Laenor öldürülüyor hem de Harwin, yanarak ölüyor(Lyonel her şekilde yanlış zamanda yanlış yerde olmanın sonucu ölüyor).</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Mantar’ın iddiasına göre kaleye hapsedildikten sonra Viserys’in haberi olmadan Daemon, Rhaenyra’yı ziyaret etmeye başlamış. Qarl, Laenor'u öldürüyor ama kimse onu bulamıyor, yardımsız kaçamaz(muhtemelen iddia edildiği gibi Daemon tarafından sonra öldürüldü). Qarl'ın kumar borcu vs. olduğu da söyleniyor, bu sebeple Daemon, borçları kapatma iddiasıyla onu kolayca kışkırtmış olabilir. Kitabı (sözüm ona) yazan üstat da bu durumun, Daemon iddiasını destekleyen bir şey olduğunu ifade eder.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Daemon, dizinin aksine Laena ölürken ve sonrasında bir süre Driftmark'ta yaşadı, rahatça ayarlayabilir Laenor'un ölümünü de. Ardından tak Harwin, aynı yıl içinde eve döndüğünde ölüveriyor yanarak. Bunlar hepsi birkaç ay içinde art arta oluyor.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu şekilde Daemon, Laenor’u öldürerek prensesi dul bırakıyor, Harwin’i öldürerek de ana rakibinden kurtuluyor. Daemon’ın ilk karısı ölür ölmez Laena ile evlenerek güç peşinde koştuğunu unutmayın. İkinci eşi de ölünce hemen evlenme derdine düştü.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaldı ki zaten en başından beri muhtemelen istediği evlilik de Rhaenyra ile olandı. Aynı yıl ikisi evleniyor ve sene bittiğinde Rhaenyra yeni bir doğum yapıyor. Sizce de üst üste gelince fail kabak gibi ortada değil mi?</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bir sene içinde üç ölüm ve hızlı bir evlilik ve daha sene bittiğinde ileride kral olacak Aegon doğdu bile. Bu üç ölümün hangi aylarda yaşandığını bilmiyoruz, sadece Laena’nın yılın ilk günlerinde öldüğünü biliyoruz; eğer ilk üç ay içinde olup bitmedi tüm ölümler ise prenses belli ki daha evlenmeden hamile kalmış. Acaba Harwin meselesinin Rhaenyra da biliyor muydu, merak etmedim değil. Eğer biliyordu ve o da plana dahil oldu ise 2. bir Cole vakası istememiş olabilir. Öyle ise kesinlikle nefretimi kazanır.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Sizce?</span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>