<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Yedi Krallık Türkiye Forumları - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>https://sevenkingdoms.tr/</link>
		<description><![CDATA[Yedi Krallık Türkiye Forumları - https://sevenkingdoms.tr]]></description>
		<pubDate>Thu, 14 May 2026 15:03:23 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Quaithe'nin Danerys'e Söylediği Sözler Kehanet DEĞİL!]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=150</link>
			<pubDate>Mon, 11 May 2026 11:34:49 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=2">The Wolf Pack</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=150</guid>
			<description><![CDATA[<div align="center"><span style="color: #ffffff;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: 'Proxima Nova Regular', 'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;" class="mycode_font"><img src="https://i.imgur.com/qu3a0KG.png" loading="lazy"  alt="[Resim: qu3a0KG.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></span></span></span></div>
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite><div align="left">“Kuzeye gitmek için güneye yolculuk etmelisiniz. Batıya varmak için doğuya gitmelisiniz. İlerleyebilmek için geriye dönmelisiniz. Işığa dokunmak için gölgelerden geçmelisiniz.”</div></blockquote>
<br />
<br />
<div align="left">Kehanetlerin kol gezdiği bir seride; gizemli birinden gelen her söz ve cümle birer "kehanet" gibi algılanma eğiliminde olunsa da öyle değil. </div>
<br />
<br />
<div align="left">Asshai'den gelen Quaithe, sanki bir kahin yahut Kırmızı Rahibeymiş gibi kehanet sözleri söylemez. Onun bilgisi cam mumlardan gelir. Dany'e bahsettiği bu cümleler de aslında onu kendi tarafına çekmek için söylediği sözlerden ibarettir.</div>
<br />
<br />
<div align="left">Bu bilmeceli sözlerin sonunda Dany, “gölgeler” dediğinde, Asshai’ye gelmesini istediğini anlıyor ve orada ne bulacağını sorduğunda “gerçekler” yanıtını veriyor. Yani aslında diğer herkes ondan bir şey isterken o bir şey istemiyor ve aksine “faydasına duracakmış havasında tavsiyeler veriyor.” </div>
<br />
<br />
<div align="left">Bu şekilde bir güven kazanma çabası içerisinde... “istemem yan cebime koy” dercesine bir şey istemediğini, ona yardım etmek istediğini davranışlarıyla anlatıyor. Elbette bence hiç de öyle değil.</div>
<br />
<br />
<div align="left">Peki bu yönlerden bahsederken; nerelere gitmesi gerektiğini söylüyor? Aslında bana göre hepsi aynı kapıya çıkıyor; farklı farklı bölgelerden bahsetmiyor; tüm yollar Romaya çıkar sözü gibi burada bahsettiğimiz bu yönler; güney, doğu, geriye dönmek ve gölgelerden geçmek... alayı Asshai’ye gel, demenin artistçe söylenme şekli. </div>
<br />
<br />
<div align="left">Asshai’nin haritadaki konumu düşünülürse; doğuda, güneyde, gölge topraklarda ve Dany’nin o sırada bulunduğu konumu düşünürsek “geldiği yere arkasına dönerek” ilerlemesi gereken bir yerde... Bu yüzden yok falanca yok şurası demenin manası yok. Asshai’ye davet bu... </div>
<br />
<br />
<div align="left">Peki gider mi? Muhtemelen hayır çünkü oradaki macerası fazla uzadı. Muhtemelen Martin'in kafasında ilk aşama böyle bir gidişat vardı lakin sonra vazgeçmek zorunda kaldı. Zaten Asshai'yi sadece flashbacklerde göreceğimizi söylemişti. </div>
<br />
<br />
O zaman bu sözler boşa mı çıkmış olacak kitaplarda? Bunlar kehanet vb bir şey olmadığı için bunda bir sakınca yok. Bunlar sadece büyürse diye ekilmiş tohumlar ama büyümedi... Elbet bu Martin, bu sözleri farklı şekillerde de kullanmaya karar verebilir lakin Asshai, Daenerys'in gideceği bir yer değil.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"><span style="color: #ffffff;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: 'Proxima Nova Regular', 'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif;" class="mycode_font"><img src="https://i.imgur.com/qu3a0KG.png" loading="lazy"  alt="[Resim: qu3a0KG.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></span></span></span></div>
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite><div align="left">“Kuzeye gitmek için güneye yolculuk etmelisiniz. Batıya varmak için doğuya gitmelisiniz. İlerleyebilmek için geriye dönmelisiniz. Işığa dokunmak için gölgelerden geçmelisiniz.”</div></blockquote>
<br />
<br />
<div align="left">Kehanetlerin kol gezdiği bir seride; gizemli birinden gelen her söz ve cümle birer "kehanet" gibi algılanma eğiliminde olunsa da öyle değil. </div>
<br />
<br />
<div align="left">Asshai'den gelen Quaithe, sanki bir kahin yahut Kırmızı Rahibeymiş gibi kehanet sözleri söylemez. Onun bilgisi cam mumlardan gelir. Dany'e bahsettiği bu cümleler de aslında onu kendi tarafına çekmek için söylediği sözlerden ibarettir.</div>
<br />
<br />
<div align="left">Bu bilmeceli sözlerin sonunda Dany, “gölgeler” dediğinde, Asshai’ye gelmesini istediğini anlıyor ve orada ne bulacağını sorduğunda “gerçekler” yanıtını veriyor. Yani aslında diğer herkes ondan bir şey isterken o bir şey istemiyor ve aksine “faydasına duracakmış havasında tavsiyeler veriyor.” </div>
<br />
<br />
<div align="left">Bu şekilde bir güven kazanma çabası içerisinde... “istemem yan cebime koy” dercesine bir şey istemediğini, ona yardım etmek istediğini davranışlarıyla anlatıyor. Elbette bence hiç de öyle değil.</div>
<br />
<br />
<div align="left">Peki bu yönlerden bahsederken; nerelere gitmesi gerektiğini söylüyor? Aslında bana göre hepsi aynı kapıya çıkıyor; farklı farklı bölgelerden bahsetmiyor; tüm yollar Romaya çıkar sözü gibi burada bahsettiğimiz bu yönler; güney, doğu, geriye dönmek ve gölgelerden geçmek... alayı Asshai’ye gel, demenin artistçe söylenme şekli. </div>
<br />
<br />
<div align="left">Asshai’nin haritadaki konumu düşünülürse; doğuda, güneyde, gölge topraklarda ve Dany’nin o sırada bulunduğu konumu düşünürsek “geldiği yere arkasına dönerek” ilerlemesi gereken bir yerde... Bu yüzden yok falanca yok şurası demenin manası yok. Asshai’ye davet bu... </div>
<br />
<br />
<div align="left">Peki gider mi? Muhtemelen hayır çünkü oradaki macerası fazla uzadı. Muhtemelen Martin'in kafasında ilk aşama böyle bir gidişat vardı lakin sonra vazgeçmek zorunda kaldı. Zaten Asshai'yi sadece flashbacklerde göreceğimizi söylemişti. </div>
<br />
<br />
O zaman bu sözler boşa mı çıkmış olacak kitaplarda? Bunlar kehanet vb bir şey olmadığı için bunda bir sakınca yok. Bunlar sadece büyürse diye ekilmiş tohumlar ama büyümedi... Elbet bu Martin, bu sözleri farklı şekillerde de kullanmaya karar verebilir lakin Asshai, Daenerys'in gideceği bir yer değil.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Anarşi Rüzgarları]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=149</link>
			<pubDate>Wed, 06 May 2026 22:55:31 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=115">Aenar Targaryen</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=149</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İngiltere'nin "The Anarchy" Dönemi ve Ejderhaların Dansı</span></span><br />
<br />
Herkese selamlar! House of the Dragon dizisi için heyecanımız bu kadar doruktayken, Ejderhaların Dansı’nı kendi dünyamızın gerçekliği üzerinden ele alıp yorumladığım bir yazı paylaşmak istedim. Eğer kitapları okumadıysanız ve olayları sadece diziden takip ediyorsanız bu yazıyı okumanızı tavsiye etmiyorum; çünkü bazı noktalar önemli spoiler içermektedir."<br />
<img src="https://imgur.com/KjQ8L8I.png" alt="Hisar" title="Hisar" class="smilie smilie_48" /> <img src="https://imgur.com/KjQ8L8I.png" alt="Hisar" title="Hisar" class="smilie smilie_48" /> <img src="https://imgur.com/KjQ8L8I.png" alt="Hisar" title="Hisar" class="smilie smilie_48" /> <br />
<br />
Ejderhaların Dansı<br />
<br />
Ejderha hanedanı, şüphesiz en parlak dönemini Kral I. Jaehaerys döneminde yaşamıştır. Hanedan üyeleri hiç bu kadar çoğalmamış; Valyria’yı yok eden Kıyamet’ten beri yeryüzünde hiç bu kadar çok ejderha kanat çırpmamıştı. Kral Viserys tahta geçtiğinde durum böyleydi; fakat her yükselişin bir düşüşü de olacaktı. Nitekim düşüşün tohumları Kral Viserys döneminde atılmış ve bu tohumlar ejderhaların kanıyla sulanmıştı.<br />
<br />
Viserys, ilk evliliğinden bir erkek çocuğu olmadığı için kızı Rhaenyra’yı varisi ilan etmiş ve lordlarından ona bağlılık yemini etmelerini istemişti. Diyardaki pek çok lord Rhaenyra’ya yemin etti. Ancak zaman geçti ve Kral Viserys’in ikinci eşinden erkek evlatları oldu. Bu durum, lordların zihninde soru işaretleri doğurdu; zira bağnaz Westeros lordları bir kadına değil, kralın oğluna diz çökmeyi yeğliyordu. Kral Viserys öldüğünde, en büyük oğlu Aegon, annesi ve dedesinin hamleleri ile tahta geçirildi. Rhaenyra ise bu sırada kocası Daemon ile Ejderha Kayası’ndaydı. Haberi aldığı an, savaşın fitili de ateşlenmiş oldu.<br />
<br />
<img src="https://imgur.com/KjQ8L8I.png" alt="Hisar" title="Hisar" class="smilie smilie_48" /> <img src="https://imgur.com/KjQ8L8I.png" alt="Hisar" title="Hisar" class="smilie smilie_48" /> <img src="https://imgur.com/KjQ8L8I.png" alt="Hisar" title="Hisar" class="smilie smilie_48" /> <br />
<br />
The Anarchy (1135–1154)<br />
<br />
İngiltere tarihinin en karanlık ve kaotik dönemlerinden biri olan "The Anarchy", aslında bir hanedanın kendi kendini tüketme hikayesidir. Bu dönem, merkezi otoritenin tamamen çöktüğü, yerel lordların kendi başlarına kaleler dikip halka kan kusturduğu bir fetret devridir.<br />
<br />
Süreci başlatan olay, İngiltere Kralı I. Henry’nin tek meşru erkek varisi olan William Adelin’in, Beyaz Gemi faciasında boğulmasıydı. Varisini kaybeden kral, kızı Matilda’yı varisi ilan etti. Fakat dönemin İngiltere’sinde bir kadının hükmetmesi kabul edilebilir bir durum değildi. Kral, tüm baronları toplayıp kızı Matilda adına yemin ettirdi; bu yemini edenlerin başında ise yeğeni Stephen of Blois geliyordu.<br />
<br />
I. Henry öldüğünde Matilda Normandiya’daydı. Stephen durumu fırsat bilip Londra’ya yürüdü; halkı ve kiliseyi yanına çekerek tahta çıktı. Stephen’ın en büyük kozu Kilise’ydi (kardeşi Henry of Blois bir piskopostu). Westeros’ta Alicent ve "Yeşiller" ekibinin, Yedi İnancı’nın sembollerini kullanarak halkın desteğini almaya çalışması gibi, her iki tarafta da meşruiyet "kutsal" bir zırha büründürülmek istendi.<br />
Dönemin baronları, "Bir kadına yemin ettik ama o dönem şartlar farklıydı" diyerek yeminlerini bozdular. Ayrıca Matilda’nın, İngilizlerin sevmediği bir Fransız hanedanı olan Anjou kontu (Geoffrey Plantagenet) ile evli olmasını bahane ettiler. Matilda’nın eşi Geoffrey’nin yabancı görülmesi ve sevilmemesi, Westeros’ta lordların Daemon Targaryen’e duyduğu nefret ve korkuyla büyük benzerlik taşır. Baronlar, "Eğer Matilda başa geçerse bizi aslında kocası yönetecek" korkusunu yaşadılar.<br />
<br />
Savaş ve Sonu<br />
1139’da Matilda İngiltere’ye ayak basınca savaş kızıştı. Tarihçiler bu dönemi "İsa ve azizleri uyurken" diye nitelendirmiştir. Bu süreçte, kraliyet izni olmadan adeta pıtrak gibi çoğalan "kaçak kaleler" dikildi ve her lord kendi toprağında bir kral gibi hükmetti.<br />
<br />
Lincoln Savaşı’nda Stephen esir düştü (Aegon’un savaşta yaralanıp saf dışı kalması gibi). Matilda kraliçe olmaya çok yaklaştı; fakat sert tavırları nedeniyle Londra halkı onu sevmedi ve şehirden kovdu. Matilda Oxford Kalesi'nde kuşatıldığında, kar fırtınasında kamufle olmak için beyaz kıyafetlerle donmuş nehri kullanarak kaçması, dönemin en epik hikayelerinden biridir.<br />
<br />
Savaş 15 yılı devirdiğinde İngiltere yorgun düşmüştü. Sonunda bir anlaşma yapıldı: Stephen ölene kadar kral kalacak, ancak o öldükten sonra taht Matilda’nın oğlu Henry Plantagenet’e (Henry II) geçecekti. Tıpkı Ejderhaların Dansı sonunda Rhaenyra’nın oğlu III. Aegon’un (Ejderfelaketi) tahta geçmesi gibi...<br />
<br />
<img src="https://imgur.com/KjQ8L8I.png" alt="Hisar" title="Hisar" class="smilie smilie_48" /> <img src="https://imgur.com/KjQ8L8I.png" alt="Hisar" title="Hisar" class="smilie smilie_48" /> <img src="https://imgur.com/KjQ8L8I.png" alt="Hisar" title="Hisar" class="smilie smilie_48" /> <br />
Ne Öğrendik?<br />
Gördüğünüz üzere, iki farklı evren fakat paralel olaylar... Meşruiyet, kılıçtan daha keskin bir silahtır. Eğer bir hükümdar veraset sistemini net bir şekilde oturtamazsa, en sadık görünen lordlar bile ilk fırsatta kaosu tercih eder. Çünkü kaos, yerel güç sahipleri için "vergisiz ve denetimsiz güç" demektir. O dönemdeki lordların birbirine güvenmemesi ve halkın bu siyasi satrançta sadece birer 'piyon' olması, bugün bile hâlâ birçok politik gelişmeye ilham vermeye devam ediyor. Görünen o ki; büyük baronların oynadığı oyunların cefasını her daim halk çekiyor...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">İngiltere'nin "The Anarchy" Dönemi ve Ejderhaların Dansı</span></span><br />
<br />
Herkese selamlar! House of the Dragon dizisi için heyecanımız bu kadar doruktayken, Ejderhaların Dansı’nı kendi dünyamızın gerçekliği üzerinden ele alıp yorumladığım bir yazı paylaşmak istedim. Eğer kitapları okumadıysanız ve olayları sadece diziden takip ediyorsanız bu yazıyı okumanızı tavsiye etmiyorum; çünkü bazı noktalar önemli spoiler içermektedir."<br />
<img src="https://imgur.com/KjQ8L8I.png" alt="Hisar" title="Hisar" class="smilie smilie_48" /> <img src="https://imgur.com/KjQ8L8I.png" alt="Hisar" title="Hisar" class="smilie smilie_48" /> <img src="https://imgur.com/KjQ8L8I.png" alt="Hisar" title="Hisar" class="smilie smilie_48" /> <br />
<br />
Ejderhaların Dansı<br />
<br />
Ejderha hanedanı, şüphesiz en parlak dönemini Kral I. Jaehaerys döneminde yaşamıştır. Hanedan üyeleri hiç bu kadar çoğalmamış; Valyria’yı yok eden Kıyamet’ten beri yeryüzünde hiç bu kadar çok ejderha kanat çırpmamıştı. Kral Viserys tahta geçtiğinde durum böyleydi; fakat her yükselişin bir düşüşü de olacaktı. Nitekim düşüşün tohumları Kral Viserys döneminde atılmış ve bu tohumlar ejderhaların kanıyla sulanmıştı.<br />
<br />
Viserys, ilk evliliğinden bir erkek çocuğu olmadığı için kızı Rhaenyra’yı varisi ilan etmiş ve lordlarından ona bağlılık yemini etmelerini istemişti. Diyardaki pek çok lord Rhaenyra’ya yemin etti. Ancak zaman geçti ve Kral Viserys’in ikinci eşinden erkek evlatları oldu. Bu durum, lordların zihninde soru işaretleri doğurdu; zira bağnaz Westeros lordları bir kadına değil, kralın oğluna diz çökmeyi yeğliyordu. Kral Viserys öldüğünde, en büyük oğlu Aegon, annesi ve dedesinin hamleleri ile tahta geçirildi. Rhaenyra ise bu sırada kocası Daemon ile Ejderha Kayası’ndaydı. Haberi aldığı an, savaşın fitili de ateşlenmiş oldu.<br />
<br />
<img src="https://imgur.com/KjQ8L8I.png" alt="Hisar" title="Hisar" class="smilie smilie_48" /> <img src="https://imgur.com/KjQ8L8I.png" alt="Hisar" title="Hisar" class="smilie smilie_48" /> <img src="https://imgur.com/KjQ8L8I.png" alt="Hisar" title="Hisar" class="smilie smilie_48" /> <br />
<br />
The Anarchy (1135–1154)<br />
<br />
İngiltere tarihinin en karanlık ve kaotik dönemlerinden biri olan "The Anarchy", aslında bir hanedanın kendi kendini tüketme hikayesidir. Bu dönem, merkezi otoritenin tamamen çöktüğü, yerel lordların kendi başlarına kaleler dikip halka kan kusturduğu bir fetret devridir.<br />
<br />
Süreci başlatan olay, İngiltere Kralı I. Henry’nin tek meşru erkek varisi olan William Adelin’in, Beyaz Gemi faciasında boğulmasıydı. Varisini kaybeden kral, kızı Matilda’yı varisi ilan etti. Fakat dönemin İngiltere’sinde bir kadının hükmetmesi kabul edilebilir bir durum değildi. Kral, tüm baronları toplayıp kızı Matilda adına yemin ettirdi; bu yemini edenlerin başında ise yeğeni Stephen of Blois geliyordu.<br />
<br />
I. Henry öldüğünde Matilda Normandiya’daydı. Stephen durumu fırsat bilip Londra’ya yürüdü; halkı ve kiliseyi yanına çekerek tahta çıktı. Stephen’ın en büyük kozu Kilise’ydi (kardeşi Henry of Blois bir piskopostu). Westeros’ta Alicent ve "Yeşiller" ekibinin, Yedi İnancı’nın sembollerini kullanarak halkın desteğini almaya çalışması gibi, her iki tarafta da meşruiyet "kutsal" bir zırha büründürülmek istendi.<br />
Dönemin baronları, "Bir kadına yemin ettik ama o dönem şartlar farklıydı" diyerek yeminlerini bozdular. Ayrıca Matilda’nın, İngilizlerin sevmediği bir Fransız hanedanı olan Anjou kontu (Geoffrey Plantagenet) ile evli olmasını bahane ettiler. Matilda’nın eşi Geoffrey’nin yabancı görülmesi ve sevilmemesi, Westeros’ta lordların Daemon Targaryen’e duyduğu nefret ve korkuyla büyük benzerlik taşır. Baronlar, "Eğer Matilda başa geçerse bizi aslında kocası yönetecek" korkusunu yaşadılar.<br />
<br />
Savaş ve Sonu<br />
1139’da Matilda İngiltere’ye ayak basınca savaş kızıştı. Tarihçiler bu dönemi "İsa ve azizleri uyurken" diye nitelendirmiştir. Bu süreçte, kraliyet izni olmadan adeta pıtrak gibi çoğalan "kaçak kaleler" dikildi ve her lord kendi toprağında bir kral gibi hükmetti.<br />
<br />
Lincoln Savaşı’nda Stephen esir düştü (Aegon’un savaşta yaralanıp saf dışı kalması gibi). Matilda kraliçe olmaya çok yaklaştı; fakat sert tavırları nedeniyle Londra halkı onu sevmedi ve şehirden kovdu. Matilda Oxford Kalesi'nde kuşatıldığında, kar fırtınasında kamufle olmak için beyaz kıyafetlerle donmuş nehri kullanarak kaçması, dönemin en epik hikayelerinden biridir.<br />
<br />
Savaş 15 yılı devirdiğinde İngiltere yorgun düşmüştü. Sonunda bir anlaşma yapıldı: Stephen ölene kadar kral kalacak, ancak o öldükten sonra taht Matilda’nın oğlu Henry Plantagenet’e (Henry II) geçecekti. Tıpkı Ejderhaların Dansı sonunda Rhaenyra’nın oğlu III. Aegon’un (Ejderfelaketi) tahta geçmesi gibi...<br />
<br />
<img src="https://imgur.com/KjQ8L8I.png" alt="Hisar" title="Hisar" class="smilie smilie_48" /> <img src="https://imgur.com/KjQ8L8I.png" alt="Hisar" title="Hisar" class="smilie smilie_48" /> <img src="https://imgur.com/KjQ8L8I.png" alt="Hisar" title="Hisar" class="smilie smilie_48" /> <br />
Ne Öğrendik?<br />
Gördüğünüz üzere, iki farklı evren fakat paralel olaylar... Meşruiyet, kılıçtan daha keskin bir silahtır. Eğer bir hükümdar veraset sistemini net bir şekilde oturtamazsa, en sadık görünen lordlar bile ilk fırsatta kaosu tercih eder. Çünkü kaos, yerel güç sahipleri için "vergisiz ve denetimsiz güç" demektir. O dönemdeki lordların birbirine güvenmemesi ve halkın bu siyasi satrançta sadece birer 'piyon' olması, bugün bile hâlâ birçok politik gelişmeye ilham vermeye devam ediyor. Görünen o ki; büyük baronların oynadığı oyunların cefasını her daim halk çekiyor...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Büyük Değişim Başlıyor: Yeni Özellikler ve Yol Haritamız]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=148</link>
			<pubDate>Tue, 05 May 2026 09:43:28 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=1">Caspian</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=148</guid>
			<description><![CDATA[<div align="left">Değerli dostlar, selamlar.</div>
<br />
Kısa süre önce kapılarımızı açtığımızda forumumuzda bazı taşların yerine oturmadığının farkındaydık. Ancak buna rağmen her gün burayı ziyaret eden, içerik üreten ve bu evrene gönül vermiş dostları görmek bizler için en büyük motivasyon kaynağı oldu. Sizlerin bu tutkusu, eksikleri gidermek adına bizi daha da hızlandırdı. <br />
<br />
Şimdi, forumun çehresini değiştirecek ve deneyiminizi çok daha keyifli hale getirecek yeni özelliklerimizi sizlerle paylaşmak istiyorum:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">1. Nostaljik Ruh, Modern Konfor: Yeni Mobil Uyumlu Tema</span></span><br />
Mevcut tasarımımız nostaljik havasıyla çok sevildi fakat günümüzün en büyük gerekliliği olan mobil uyumluluk konusunda sınıfta kalıyordu. Kullanıcılarımızın %80'inin foruma mobilden eriştiğini biliyoruz. Bu yüzden, sevdiğiniz o klasik yapıyı ve renk paletini bozmadan, tamamen mobil uyumlu yeni bir tema hazırladık. Yapısal olarak her şey hazır, çok yakında yayına alıyoruz.<br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Not: Resimlere tıklayarak detaylı inceleyebilirsiniz.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Masaüstü Görünümü:</span><br />
<a href="https://i.hizliresim.com/5ykuw6a.png" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="https://i.hizliresim.com/5ykuw6a.png" loading="lazy"  width="500" height="300" alt="[Resim: 5ykuw6a.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></a><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mobil Görünümü:</span><br />
<a href="https://i.hizliresim.com/cg0y264.png" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="https://i.hizliresim.com/cg0y264.png" loading="lazy"  width="300" height="500" alt="[Resim: cg0y264.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></a><br />
<br />
Yeni temada tek odağımız "okunabilirlik" ve "içerik". Kullanırken aldığınız keyfin artacağına eminiz.<br />
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">2. İtibar Sistemi ve Etkileşimli Beğeniler</span></span><br />
Forumdaki etkileşimi ödüllendirecek kapsamlı bir sistem getiriyoruz. Mesajlara sadece "beğeni" atmakla kalmayacak; <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Bayıldım, Harikulade veya Beğenmedim</span> gibi tepkilerle duygularınızı ifade edebileceksiniz. Bu tepkiler doğrudan kullanıcının "İtibar Puanı"nı etkileyecek. Aylık olarak tutulacak sıralamada zirveye yerleşen üyelerimizi ise sürpriz ödüller bekliyor olacak.<br />
<br />
<a href="https://i.hizliresim.com/8y096cd.png" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="https://i.hizliresim.com/8y096cd.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 8y096cd.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></a><br />
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">3. Canlı Sohbet Alanı</span></span><br />
Mevcut sohbet sistemimiz işlevsel olsa da görsel olarak biraz daha "oturaklı" bir yapıya ihtiyacı vardı. Arayüzü daha modern bir hale getirerek, gün boyu keyifle vakit geçirebileceğiniz, görseli kuvvetli bir "geyik ortamı" hazırlıyoruz.<br />
<br />
<a href="https://i.hizliresim.com/k5bwa4u.png" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="https://i.hizliresim.com/k5bwa4u.png" loading="lazy"  alt="[Resim: k5bwa4u.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></a><br />
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">4. Devasa Türkçe Külliyat ve Akıllı Arama</span></span><br />
En büyük gurur kaynağımız bu olacak. Menüde yer alan "Kitap İçerik Arama" modülünü tamamen Türkçe kaynaklarla güncelliyoruz. Değerli dostlarımızın büyük emeklerle çevirdiği tüm kaynakları tek bir havuzda topladık. Aradığınız bir karakteri, olayı veya kaleyi saniyeler içinde, pürüzsüz bir Türkçe ile bulabileceksiniz.<br />
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">5. Sosyal Profil Sayfaları</span></span><br />
Profil sayfalarımızı "hantal" yapısından kurtarıp gerçek bir sosyal kimlik alanına dönüştürüyoruz. Artık profiliniz, forumdaki duruşunuzu ve kişiliğinizi yansıtan çok daha dinamik ve kullanıcı odaklı bir yer olacak.<br />
<br />
<a href="https://i.hizliresim.com/odxtur0.png" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="https://i.hizliresim.com/odxtur0.png" loading="lazy"  alt="[Resim: odxtur0.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></a><br />
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">6. Haneler ve Kurumlar: Safını Seç!</span></span><br />
Westeros ve Essos'un kaderi sizin elinizde! Artık sevdiğiniz bir haneye veya kuruma dahil olabileceksiniz. Kazandığınız her itibar puanı, bağlı olduğunuz hanenin değerini de yükseltecek. Her 3 ayda bir yapılacak büyük sayımda, en başarılı hanelere özel hediyeler ve rütbeler dağıtılacak.<br />
<br />
<a href="https://i.hizliresim.com/s170xv7.png" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="https://i.hizliresim.com/s170xv7.png" loading="lazy"  alt="[Resim: s170xv7.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></a><br />
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Ufak bir not: Görseller şu an için teknik uyarlama aşamasındadır; ranklar, ikonlar ve emojiler yeni sisteme eksiksiz aktarılacaktır.</span><br />
<br />
Abonelikleriniz, bildirimleriniz ve favori konularınız gibi mevcut tüm özellikler korunacaktır. Bu yolculukta bizimle olduğunuz için teşekkürler. Hem nostaljik hem de modern bir forum deneyimine çok az kaldı!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="left">Değerli dostlar, selamlar.</div>
<br />
Kısa süre önce kapılarımızı açtığımızda forumumuzda bazı taşların yerine oturmadığının farkındaydık. Ancak buna rağmen her gün burayı ziyaret eden, içerik üreten ve bu evrene gönül vermiş dostları görmek bizler için en büyük motivasyon kaynağı oldu. Sizlerin bu tutkusu, eksikleri gidermek adına bizi daha da hızlandırdı. <br />
<br />
Şimdi, forumun çehresini değiştirecek ve deneyiminizi çok daha keyifli hale getirecek yeni özelliklerimizi sizlerle paylaşmak istiyorum:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">1. Nostaljik Ruh, Modern Konfor: Yeni Mobil Uyumlu Tema</span></span><br />
Mevcut tasarımımız nostaljik havasıyla çok sevildi fakat günümüzün en büyük gerekliliği olan mobil uyumluluk konusunda sınıfta kalıyordu. Kullanıcılarımızın %80'inin foruma mobilden eriştiğini biliyoruz. Bu yüzden, sevdiğiniz o klasik yapıyı ve renk paletini bozmadan, tamamen mobil uyumlu yeni bir tema hazırladık. Yapısal olarak her şey hazır, çok yakında yayına alıyoruz.<br />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Not: Resimlere tıklayarak detaylı inceleyebilirsiniz.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Masaüstü Görünümü:</span><br />
<a href="https://i.hizliresim.com/5ykuw6a.png" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="https://i.hizliresim.com/5ykuw6a.png" loading="lazy"  width="500" height="300" alt="[Resim: 5ykuw6a.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></a><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mobil Görünümü:</span><br />
<a href="https://i.hizliresim.com/cg0y264.png" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="https://i.hizliresim.com/cg0y264.png" loading="lazy"  width="300" height="500" alt="[Resim: cg0y264.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></a><br />
<br />
Yeni temada tek odağımız "okunabilirlik" ve "içerik". Kullanırken aldığınız keyfin artacağına eminiz.<br />
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">2. İtibar Sistemi ve Etkileşimli Beğeniler</span></span><br />
Forumdaki etkileşimi ödüllendirecek kapsamlı bir sistem getiriyoruz. Mesajlara sadece "beğeni" atmakla kalmayacak; <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Bayıldım, Harikulade veya Beğenmedim</span> gibi tepkilerle duygularınızı ifade edebileceksiniz. Bu tepkiler doğrudan kullanıcının "İtibar Puanı"nı etkileyecek. Aylık olarak tutulacak sıralamada zirveye yerleşen üyelerimizi ise sürpriz ödüller bekliyor olacak.<br />
<br />
<a href="https://i.hizliresim.com/8y096cd.png" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="https://i.hizliresim.com/8y096cd.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 8y096cd.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></a><br />
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">3. Canlı Sohbet Alanı</span></span><br />
Mevcut sohbet sistemimiz işlevsel olsa da görsel olarak biraz daha "oturaklı" bir yapıya ihtiyacı vardı. Arayüzü daha modern bir hale getirerek, gün boyu keyifle vakit geçirebileceğiniz, görseli kuvvetli bir "geyik ortamı" hazırlıyoruz.<br />
<br />
<a href="https://i.hizliresim.com/k5bwa4u.png" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="https://i.hizliresim.com/k5bwa4u.png" loading="lazy"  alt="[Resim: k5bwa4u.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></a><br />
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">4. Devasa Türkçe Külliyat ve Akıllı Arama</span></span><br />
En büyük gurur kaynağımız bu olacak. Menüde yer alan "Kitap İçerik Arama" modülünü tamamen Türkçe kaynaklarla güncelliyoruz. Değerli dostlarımızın büyük emeklerle çevirdiği tüm kaynakları tek bir havuzda topladık. Aradığınız bir karakteri, olayı veya kaleyi saniyeler içinde, pürüzsüz bir Türkçe ile bulabileceksiniz.<br />
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">5. Sosyal Profil Sayfaları</span></span><br />
Profil sayfalarımızı "hantal" yapısından kurtarıp gerçek bir sosyal kimlik alanına dönüştürüyoruz. Artık profiliniz, forumdaki duruşunuzu ve kişiliğinizi yansıtan çok daha dinamik ve kullanıcı odaklı bir yer olacak.<br />
<br />
<a href="https://i.hizliresim.com/odxtur0.png" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="https://i.hizliresim.com/odxtur0.png" loading="lazy"  alt="[Resim: odxtur0.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></a><br />
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">6. Haneler ve Kurumlar: Safını Seç!</span></span><br />
Westeros ve Essos'un kaderi sizin elinizde! Artık sevdiğiniz bir haneye veya kuruma dahil olabileceksiniz. Kazandığınız her itibar puanı, bağlı olduğunuz hanenin değerini de yükseltecek. Her 3 ayda bir yapılacak büyük sayımda, en başarılı hanelere özel hediyeler ve rütbeler dağıtılacak.<br />
<br />
<a href="https://i.hizliresim.com/s170xv7.png" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="https://i.hizliresim.com/s170xv7.png" loading="lazy"  alt="[Resim: s170xv7.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></a><br />
<br />
<hr class="mycode_hr" />
<br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Ufak bir not: Görseller şu an için teknik uyarlama aşamasındadır; ranklar, ikonlar ve emojiler yeni sisteme eksiksiz aktarılacaktır.</span><br />
<br />
Abonelikleriniz, bildirimleriniz ve favori konularınız gibi mevcut tüm özellikler korunacaktır. Bu yolculukta bizimle olduğunuz için teşekkürler. Hem nostaljik hem de modern bir forum deneyimine çok az kaldı!]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Robb Stannisi destekleseydi ne olurdu?]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=146</link>
			<pubDate>Thu, 30 Apr 2026 09:42:46 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=56">Taha231</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=146</guid>
			<description><![CDATA[Bu sorunun cevabı Robb'un desteği ne zaman açıkladığına bağlı olarak değişiyor.<br />
<br />
- BOWW öncesi (Fısıldayan Orman Savaşı): Hikayenin bu kısmı fazlasıyla What if bir senaryo oluşturuyor zira stannis emrinde 20bin kişilik bir kuzey ordusu varken storm ends'e gidip risk almaz büyük ihtimal Moat Cailine gider ve direk ordunun başına geçer. Bu durun gerçekleşirse Robb'un otoritesi fazlasiyla sarsılır zira kuzey lordları 16 yaşındaki bir çocuğu dinlemek yerine westerosun tarihinin en iyi askeri generallerinden birinin etrafında toplanmaya daha meyilli olacak. Sonuçta BOWW daha yaşanmadığı için Robb bir komutan olarak kendini ispatlayamadı Stannise karşı bir otorite koyabilmesi pek mümkün değil.<br />
<br />
Fazlasıyla What İf bir senaryo dememin sebebi şudur: Stannis Freylerle köprü için pazarlık yapmazdı demir yumrukla emir verirdi freylerin bu yumruğa verecegi tepki biraz belirsiz korkup kapiyi açabilirler yada lannister tarafina geçebilirler köprü açılsa bile BOWW orjinaldaki gibi gerçekleşmeyebilir Stannis büyük ihtimalle robb'dan duyduğu planı (Bu planı duymak isterse) mükemelleştirecektir Roose Bolton'un birliklerini boşa harcamak yerine köprüden geçirip harrenhala gönderir böyle bir hamle Tywini inanılmaz zor bir duruma sokar bu arada Stannisin Storm ends'e gitmemesi Renly'nin hala yaşadığı anlamına geliyor.<br />
<br />
- BOWW sonrası: Savaştan sonra robbun kendini kral ilan etmedigi bu senaryoda stannise sadakat mektubu gönderir Stannis hali hazirda Stormland ordusunun başındadır çok büyük ihtimalle Robb'a söyle bir mektup gönderecek "Ben kings landinge saldiracagim siz lannisterlerin beni arkadan vurmadiğina emin olun." Robb bu mektubu alinca westerlanda kurdugu tuzaktan vazgeçecek ve ordusunu Tywin'in harrenhaldan çıkamaması için konuşlandıracak. Lannislterler KL'yi kaybederse saaşı kaybetmek onlar için sadece an meselesi olur diger olasılık tyrellerin büyük risk alarak lannister tarafina geçmesi Stannisi KL den püskürtmesi yinede Stannis canon senaryodan daha az kayıp verecek büyük ihtimal geri çekilir riverlandda ordunun başına geçer 20k kuzeyli 20k nehirli 10k de stannis desek orduda en az 50-60K asker olacak karşı tarafta tyrell-lannister ittifaki 100-120k asker olacak burada senaryo çok fazla what if oluyor zira robb ve stannis müthiş askeri yetenekler ancak kuzey işgal altında starklar güneyde fazla kalamaz diger faktör tyrell sancaktarları cok sadik degiller ve stannis yanlisi olan florentlerin reachda çok fazla bağlantısı var misal lord hightowerin karısı bir florent, randyl tarly nin karisi bir florent vs yani stannis reach lord paramounth makamini satılığa çıkarırsa reach içinde çatirdama olmasi çok mümkün.<br />
<br />
3- Blackwater den sonra: Bu noktadan itibaren savaşın sonucunun değişmesi pek mümkün degil bununla birlikte robb'un tacini birakip stannis tarafina geçmesi red weddingi engeller zira melissandre olayı rüyasında görmüştü bunu kendi povunda söylüyor. Hain frey ve Boltonlar halledildikten sonra stannis riverlandda ordunun başinda kalmak isteyebilir yada "diyari korumak benim görevim" diyerek sur savaşina katilir savaş biraz daha farklı şekilde gerçekleşir. Burada Canon'un az derece sapması söz konusu ancak lannisterler hala galip durumda.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bu sorunun cevabı Robb'un desteği ne zaman açıkladığına bağlı olarak değişiyor.<br />
<br />
- BOWW öncesi (Fısıldayan Orman Savaşı): Hikayenin bu kısmı fazlasıyla What if bir senaryo oluşturuyor zira stannis emrinde 20bin kişilik bir kuzey ordusu varken storm ends'e gidip risk almaz büyük ihtimal Moat Cailine gider ve direk ordunun başına geçer. Bu durun gerçekleşirse Robb'un otoritesi fazlasiyla sarsılır zira kuzey lordları 16 yaşındaki bir çocuğu dinlemek yerine westerosun tarihinin en iyi askeri generallerinden birinin etrafında toplanmaya daha meyilli olacak. Sonuçta BOWW daha yaşanmadığı için Robb bir komutan olarak kendini ispatlayamadı Stannise karşı bir otorite koyabilmesi pek mümkün değil.<br />
<br />
Fazlasıyla What İf bir senaryo dememin sebebi şudur: Stannis Freylerle köprü için pazarlık yapmazdı demir yumrukla emir verirdi freylerin bu yumruğa verecegi tepki biraz belirsiz korkup kapiyi açabilirler yada lannister tarafina geçebilirler köprü açılsa bile BOWW orjinaldaki gibi gerçekleşmeyebilir Stannis büyük ihtimalle robb'dan duyduğu planı (Bu planı duymak isterse) mükemelleştirecektir Roose Bolton'un birliklerini boşa harcamak yerine köprüden geçirip harrenhala gönderir böyle bir hamle Tywini inanılmaz zor bir duruma sokar bu arada Stannisin Storm ends'e gitmemesi Renly'nin hala yaşadığı anlamına geliyor.<br />
<br />
- BOWW sonrası: Savaştan sonra robbun kendini kral ilan etmedigi bu senaryoda stannise sadakat mektubu gönderir Stannis hali hazirda Stormland ordusunun başındadır çok büyük ihtimalle Robb'a söyle bir mektup gönderecek "Ben kings landinge saldiracagim siz lannisterlerin beni arkadan vurmadiğina emin olun." Robb bu mektubu alinca westerlanda kurdugu tuzaktan vazgeçecek ve ordusunu Tywin'in harrenhaldan çıkamaması için konuşlandıracak. Lannislterler KL'yi kaybederse saaşı kaybetmek onlar için sadece an meselesi olur diger olasılık tyrellerin büyük risk alarak lannister tarafina geçmesi Stannisi KL den püskürtmesi yinede Stannis canon senaryodan daha az kayıp verecek büyük ihtimal geri çekilir riverlandda ordunun başına geçer 20k kuzeyli 20k nehirli 10k de stannis desek orduda en az 50-60K asker olacak karşı tarafta tyrell-lannister ittifaki 100-120k asker olacak burada senaryo çok fazla what if oluyor zira robb ve stannis müthiş askeri yetenekler ancak kuzey işgal altında starklar güneyde fazla kalamaz diger faktör tyrell sancaktarları cok sadik degiller ve stannis yanlisi olan florentlerin reachda çok fazla bağlantısı var misal lord hightowerin karısı bir florent, randyl tarly nin karisi bir florent vs yani stannis reach lord paramounth makamini satılığa çıkarırsa reach içinde çatirdama olmasi çok mümkün.<br />
<br />
3- Blackwater den sonra: Bu noktadan itibaren savaşın sonucunun değişmesi pek mümkün degil bununla birlikte robb'un tacini birakip stannis tarafina geçmesi red weddingi engeller zira melissandre olayı rüyasında görmüştü bunu kendi povunda söylüyor. Hain frey ve Boltonlar halledildikten sonra stannis riverlandda ordunun başinda kalmak isteyebilir yada "diyari korumak benim görevim" diyerek sur savaşina katilir savaş biraz daha farklı şekilde gerçekleşir. Burada Canon'un az derece sapması söz konusu ancak lannisterler hala galip durumda.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Lannister ve Gardener - Fetih ve İsyan | Bölüm 5]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=145</link>
			<pubDate>Mon, 27 Apr 2026 02:32:55 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=1">Caspian</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=145</guid>
			<description><![CDATA[Selamlar,<br />
Fetih ve İsyan: Yedi Krallığın Animasyonlu Tarihi serisinin 5. bölümüyle devam ediyoruz. Bu bölümde, Jaime Lannister anlatımıyla; Batı Toprakları’nın hükümdarı Lannister Hanesi ile Menzil’in güçlü Gardener Hanesi’nin kaderini belirleyen ve tarihe “Ateş Tarlası” olarak geçen büyük savaşa tanıklık ediyoruz. Jaime, atası Kral Loren Lannister ile Menzil Kralı Mern Gardener’ın, Aegon Targaryen ve onun ejderhaları karşısındaki son direnişini aktarıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Önceki Video:</span> <a href="https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=132&amp;pid=475" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Fırtına Kralları: Durrandon Hanesi - Fetih ve İsyan | Bölüm 4</a><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Genel Özet</span></span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çıkış Tarihi:</span> 12 Aralık 2017<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anlatıcı:</span> Jaime Lannister rolüyle Nikolaj Coster-Waldau<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yazar:</span> Dave Hill<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Hikayenin Özeti</span></span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Jaime Lannister:</span> Aegon artık Yedi Krallık’ın ikisini yönetiyordu, ancak geri kalanını parça parça ele geçirmesi artık mümkün değildi. Binlerce yıl sonra ilk kez krallar, kendi aralarındaki çekişmeleri bir kenara bırakarak ortak bir düşmana karşı birleşti.<br />
<br />
Benim atam, Lannister Hanesi’nden Kral Loren, Yedi Krallık’ın en zengin ailesinin başındaydı. Loren, kuvvetlerini Menzil Kralı Gardener Hanesi’nden Kral Mern ile birleştirdiğinde, tarihin gördüğü en güçlü orduyu oluşturmuş oldular; sözde, bu ordu fetih heveslisi bir işgalciyi parçalayacak bir “demir yumruktu”.<br />
<br />
Ama demir bir yumruk savaşta bir adamın yüzünü paramparça edebilirken, kuş ya da vahşi hayvan avlamaya kalktığınızda sizi gülünç duruma düşürür. Ve Aegon’un sahip olduğu şey, ikisinin de birleşimi olan bir yaratıktı.<br />
<br />
Krallar daha önce hiç ejderha görmemişti, bırakın onunla savaşmayı. Binlerce yıl boyunca birbirleriyle savaşmışlardı ve zafer her zaman daha büyük orduya gitmişti.<br />
Elbette, Aegon’un ordusunun beş katı büyüklüğündeki bir kuvvet tek bir ejderhayla baş edebilirdi. Ama Aegon üç ejderhayla geldi.<br />
<br />
Yine de Lannisterlar ve Gardenerlar zafer umudunu koruyordu. Seçtikleri savaş alanı geniş, zemini sağlam ve gökyüzü açık bir ovaydı. Okçular ve süvariler için kusursuzdu.<br />
<br />
Ancak krallardan hiçbiri toprağın neden bu kadar sağlam olduğunu düşünmedi. İki haftadır yağmur yağmamıştı; bu da üzerindeki tüm buğday ve otların kupkuru olduğu anlamına geliyordu. Ejderhalar için mükemmel bir ortam.<br />
<br />
Başlangıçta krallar galip gelecek gibi görünüyordu. Savaş borusu çaldığında orduları Aegon’un kanatlarını sardı ve zırhlı şövalyelerden oluşan o “demir yumruk”, ejderhalar henüz savaşa giremeden onun merkezini yardı. Ancak sonra Aegon ve kız kardeşleri havalandı ve ejderhalarını askerlerin üzerine değil, etraflarındaki kuru tarlalara saldı.<br />
<br />
Demir yumruk çözüldü ve merhamet dilenen bir ele dönüştü. Aegon’un söz verdiği gibi, merhameti yoktu.<br />
<br />
Dört binden fazla adam alevlerde can verdi, bin kadarı ise onlardan kaçmayı başardı. On binlercesi ise tanınmayacak kadar yanmış ve yaralanmış bir halde, adeta birer canavara dönüşerek evlerine döndü.<br />
<br />
Gardener Hanesi ise bir daha asla geri dönmedi. Şarkıcıların “Ateş Tarlası” dediği bu savaş, Gardener soyunun sonunu getirdi ve onların yerine Tyrell Hanesi, Menzil’in lordları ve Güney’in muhafızları olarak yükseldi.<br />
<br />
Benim görkemli atama gelince; Kral Loren savaşın kaybedildiğini gördüğünde, alev ve duman duvarını yararak kaçtı. Ya da en azından bir gün sonra onurlu bir şekilde esir alınacağı yere kadar ulaştı; orada kılıcını Aegon’un önüne bıraktı ve diz çöktü.<br />
<br />
Aegon, sözünü tutarak onu bağışladı ve Lannister Hanesi’ni Casterly Kayası’nın lordları ve Batı’nın muhafızları olarak onayladı. Neden etmesindi ki? Bir Lannister her zaman borcunu öder ve artık biz hayatımızı tahta borçluyduk. Bu da en azından yüzyıllar sürecek bir bağlılığa değerdi. Hem ayrıca, Aegon’un kafalardan çok kılıç biriktirmeye karşı bir zaafı vardı.<br />
<br />
Loren’ın kılıcını da Ateş Tarlası’ndan toplanan diğerlerinin arasına ekledi ve adamlarına bunları Aegon Kalesi’ne geri göndermelerini emretti.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Sahne Arkası ve Derin Bilgiler</span></span></span></span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Savaşın Konumu:</span> “Ateş Tarlası” olarak bilinen bu büyük çarpışma, Menzil’in kuzey kesimlerinde, daha sonraları Goldroad’un inşa edileceği bölge civarında gerçekleşmiştir. Westeros genelinde farklı hedeflere yönelmiş olan Targaryen kuvvetleri, güney Nehir Toprakları’nda yer alan Stoney Sept’te yeniden birleşerek tek bir ordu haline gelmiş ve ardından güneye ilerlemiştir. Bu durum, savaşın konumunu kabaca batıda Lannisport ile doğuda King's Landing arasında, Westeros’un orta noktalarına yerleştirir.<br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kayıplar ve Dengesiz Güç Farkı: </span>Jaime Lannister’ın anlatımında verilen kayıp sayıları kısmen belirsiz olsa da, kaynak metne göre savaşta yaklaşık 4.000 asker ejderha ateşiyle yanarak ölmüş, 1.000 kadar asker ise Targaryen ordusunun kılıç ve mızraklarıyla hayatını kaybetmiştir. On binlerce asker ise ağır yanıklar nedeniyle savaşamayacak hale gelmiştir. Toplamda yaklaşık 55.000 kişilik Lannister–Gardener ordusu tamamen yok edilmese de, savaş son derece tek taraflı geçmiştir. Targaryen ordusunun kaybı 100 askerin bile altındadır.<br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Visenya Targaryen’in Yaralanması:</span> Savaş sırasında Visenya Targaryen omzundan bir okla yaralanmıştır. Ancak aldığı yara ölümcül olmamış ve daha sonra tamamen iyileşmiştir.<br />
</li>
</ul>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Türkçe Altyazılı Video</span></span></span></span><br />
<iframe width="560" height="315" src="//www.youtube-nocookie.com/embed/5tvyOoGswU4" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Selamlar,<br />
Fetih ve İsyan: Yedi Krallığın Animasyonlu Tarihi serisinin 5. bölümüyle devam ediyoruz. Bu bölümde, Jaime Lannister anlatımıyla; Batı Toprakları’nın hükümdarı Lannister Hanesi ile Menzil’in güçlü Gardener Hanesi’nin kaderini belirleyen ve tarihe “Ateş Tarlası” olarak geçen büyük savaşa tanıklık ediyoruz. Jaime, atası Kral Loren Lannister ile Menzil Kralı Mern Gardener’ın, Aegon Targaryen ve onun ejderhaları karşısındaki son direnişini aktarıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Önceki Video:</span> <a href="https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=132&amp;pid=475" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Fırtına Kralları: Durrandon Hanesi - Fetih ve İsyan | Bölüm 4</a><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Genel Özet</span></span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çıkış Tarihi:</span> 12 Aralık 2017<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anlatıcı:</span> Jaime Lannister rolüyle Nikolaj Coster-Waldau<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yazar:</span> Dave Hill<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Hikayenin Özeti</span></span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Jaime Lannister:</span> Aegon artık Yedi Krallık’ın ikisini yönetiyordu, ancak geri kalanını parça parça ele geçirmesi artık mümkün değildi. Binlerce yıl sonra ilk kez krallar, kendi aralarındaki çekişmeleri bir kenara bırakarak ortak bir düşmana karşı birleşti.<br />
<br />
Benim atam, Lannister Hanesi’nden Kral Loren, Yedi Krallık’ın en zengin ailesinin başındaydı. Loren, kuvvetlerini Menzil Kralı Gardener Hanesi’nden Kral Mern ile birleştirdiğinde, tarihin gördüğü en güçlü orduyu oluşturmuş oldular; sözde, bu ordu fetih heveslisi bir işgalciyi parçalayacak bir “demir yumruktu”.<br />
<br />
Ama demir bir yumruk savaşta bir adamın yüzünü paramparça edebilirken, kuş ya da vahşi hayvan avlamaya kalktığınızda sizi gülünç duruma düşürür. Ve Aegon’un sahip olduğu şey, ikisinin de birleşimi olan bir yaratıktı.<br />
<br />
Krallar daha önce hiç ejderha görmemişti, bırakın onunla savaşmayı. Binlerce yıl boyunca birbirleriyle savaşmışlardı ve zafer her zaman daha büyük orduya gitmişti.<br />
Elbette, Aegon’un ordusunun beş katı büyüklüğündeki bir kuvvet tek bir ejderhayla baş edebilirdi. Ama Aegon üç ejderhayla geldi.<br />
<br />
Yine de Lannisterlar ve Gardenerlar zafer umudunu koruyordu. Seçtikleri savaş alanı geniş, zemini sağlam ve gökyüzü açık bir ovaydı. Okçular ve süvariler için kusursuzdu.<br />
<br />
Ancak krallardan hiçbiri toprağın neden bu kadar sağlam olduğunu düşünmedi. İki haftadır yağmur yağmamıştı; bu da üzerindeki tüm buğday ve otların kupkuru olduğu anlamına geliyordu. Ejderhalar için mükemmel bir ortam.<br />
<br />
Başlangıçta krallar galip gelecek gibi görünüyordu. Savaş borusu çaldığında orduları Aegon’un kanatlarını sardı ve zırhlı şövalyelerden oluşan o “demir yumruk”, ejderhalar henüz savaşa giremeden onun merkezini yardı. Ancak sonra Aegon ve kız kardeşleri havalandı ve ejderhalarını askerlerin üzerine değil, etraflarındaki kuru tarlalara saldı.<br />
<br />
Demir yumruk çözüldü ve merhamet dilenen bir ele dönüştü. Aegon’un söz verdiği gibi, merhameti yoktu.<br />
<br />
Dört binden fazla adam alevlerde can verdi, bin kadarı ise onlardan kaçmayı başardı. On binlercesi ise tanınmayacak kadar yanmış ve yaralanmış bir halde, adeta birer canavara dönüşerek evlerine döndü.<br />
<br />
Gardener Hanesi ise bir daha asla geri dönmedi. Şarkıcıların “Ateş Tarlası” dediği bu savaş, Gardener soyunun sonunu getirdi ve onların yerine Tyrell Hanesi, Menzil’in lordları ve Güney’in muhafızları olarak yükseldi.<br />
<br />
Benim görkemli atama gelince; Kral Loren savaşın kaybedildiğini gördüğünde, alev ve duman duvarını yararak kaçtı. Ya da en azından bir gün sonra onurlu bir şekilde esir alınacağı yere kadar ulaştı; orada kılıcını Aegon’un önüne bıraktı ve diz çöktü.<br />
<br />
Aegon, sözünü tutarak onu bağışladı ve Lannister Hanesi’ni Casterly Kayası’nın lordları ve Batı’nın muhafızları olarak onayladı. Neden etmesindi ki? Bir Lannister her zaman borcunu öder ve artık biz hayatımızı tahta borçluyduk. Bu da en azından yüzyıllar sürecek bir bağlılığa değerdi. Hem ayrıca, Aegon’un kafalardan çok kılıç biriktirmeye karşı bir zaafı vardı.<br />
<br />
Loren’ın kılıcını da Ateş Tarlası’ndan toplanan diğerlerinin arasına ekledi ve adamlarına bunları Aegon Kalesi’ne geri göndermelerini emretti.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Sahne Arkası ve Derin Bilgiler</span></span></span></span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Savaşın Konumu:</span> “Ateş Tarlası” olarak bilinen bu büyük çarpışma, Menzil’in kuzey kesimlerinde, daha sonraları Goldroad’un inşa edileceği bölge civarında gerçekleşmiştir. Westeros genelinde farklı hedeflere yönelmiş olan Targaryen kuvvetleri, güney Nehir Toprakları’nda yer alan Stoney Sept’te yeniden birleşerek tek bir ordu haline gelmiş ve ardından güneye ilerlemiştir. Bu durum, savaşın konumunu kabaca batıda Lannisport ile doğuda King's Landing arasında, Westeros’un orta noktalarına yerleştirir.<br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kayıplar ve Dengesiz Güç Farkı: </span>Jaime Lannister’ın anlatımında verilen kayıp sayıları kısmen belirsiz olsa da, kaynak metne göre savaşta yaklaşık 4.000 asker ejderha ateşiyle yanarak ölmüş, 1.000 kadar asker ise Targaryen ordusunun kılıç ve mızraklarıyla hayatını kaybetmiştir. On binlerce asker ise ağır yanıklar nedeniyle savaşamayacak hale gelmiştir. Toplamda yaklaşık 55.000 kişilik Lannister–Gardener ordusu tamamen yok edilmese de, savaş son derece tek taraflı geçmiştir. Targaryen ordusunun kaybı 100 askerin bile altındadır.<br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Visenya Targaryen’in Yaralanması:</span> Savaş sırasında Visenya Targaryen omzundan bir okla yaralanmıştır. Ancak aldığı yara ölümcül olmamış ve daha sonra tamamen iyileşmiştir.<br />
</li>
</ul>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Türkçe Altyazılı Video</span></span></span></span><br />
<iframe width="560" height="315" src="//www.youtube-nocookie.com/embed/5tvyOoGswU4" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Jon Snow'un Manipülasyonları]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=140</link>
			<pubDate>Thu, 23 Apr 2026 08:35:45 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=2">The Wolf Pack</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=140</guid>
			<description><![CDATA[<div align="center"><img src="https://i.imgur.com/gaONHhb.png" loading="lazy"  alt="[Resim: gaONHhb.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div>
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Manipülasyon nedir? @<a id="mention_1" href="member.php?action=profile&amp;uid=1" class="mentionme_mention" title="Caspian's profile"><span style="color: #FFB300; text-shadow: 0px 0px 8px rgba(255, 179, 0, 0.5)"><strong>Caspian</strong></span></a> sana <img src="https://imgur.com/XjPNFQj.png" alt="Gülümse" title="Gülümse" class="smilie smilie_1" /></span><br />
 Birini, tam şeffaf olmadan, onun duygu, algı, suçluluk, korku, umut ya da sembol okumasını kullanarak belli bir sonuca yöneltmektir.<br />
  <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff4136;" class="mycode_color">Bu tanıma bakarak Jon Snow'un manipülasyon örneklerine bakalım.</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">1- AGoT "Ulukurtları Almaya İkna Etme"</span></span></span><br />
<br />
Jon, AGoT Bran I’de Ned’i kurt yavrularını almaya iterken açıkça bir çerçeve kuruyor ve duygu-simge-hane şerefi üstünden yönlendirme yaparak yavruları alması için maniple ediyor:<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>'Lord Stark,' dedi Jon. Babasına böyle resmi hitap etmesi garipti. Bran umutsuzca Jon'a bakıyordu. 'Beş yavru var. Üç erkek, iki dişi,' dedi Jon babasına.<br />
<br />
<div align="justify">'Ne demek istiyorsun?' diye sordu lord.</div>
<div align="justify">'Sizin de beş meşru evladınız var. Üç oğul, iki kız. Ulu kurt Stark Hanedanı'nın arması. Bu yavrular sizin çocuklarınız tarafından sahiplenilmek için doğmuş.'</div>
<div align="justify">Bran babasının yüz ifadesinin değiştiğini gördü. Kafiledeki adamlar bakışıyordu. Bran yedi yaşında olmasına rağmen ağabeyi Jon'un ne yaptığını anlamıştı. Yavruların sayısı lordun çocuklarına denkti çünkü Jon kendisini hesaba katmamıştı. Kızları ve hatta bebek Rickon'u saymıştı ama kuzeyde gayrimeşru doğan şanssız çocuklara verilen 'Kar' soyadını taşıyan kendisini toplamın dışında tutmuştu.</div>
<div align="justify">Babaları da Jon'un ne yaptığının farkındaydı. 'Kendin için bir yavru istemez misin Jon?' dedi yumuşacık bir sesle.</div>
<div align="justify">'Bu ulu kurt Stark Hanedanı'nın sancağını onurlandırıyor,' dedi Jon. 'Ben bir Stark değilim baba.' Lord babaları düşünceli fakat takdir dolu bir ifadeyle baktı Jon'a...</div></blockquote>
<div align="justify"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> 2) AGoT " Sam’i zorbalardan korumak için korku siyaseti kurması"</span></span></span></div>
<div align="justify">Sam, Sur'a ilk geldiğinde onu zorbalayan Alliser Throne'dan korumak adına kendi gibi diğer acemileri hizaya sokmak için maniple kullanır:</div>
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite><div align="justify">'Beni dinleyin,' dedi Jon ve işlerin nasıl olacağını sakince anlattı. Pyp, tam da Jon'un umduğu gibi destek verdi ama Halder karşı çıktı ki bu oldukça şaşırtıcıydı. Grenn önce kararsızdı ama Jon onu hizaya getirecek doğru kelimeleri biliyordu. Birer birer bütün çocukları sıraya dizdi. Kimini ikna etti, kimini tatlı tatlı kandırdı, kimini utandırdı ve hak eden bazılarını da tehdit etti. Sonunda hepsiyle anlaştı... Rast hariç.<br />
'Siz kızlar canınız nasıl istiyorsa öyle yapın ama Thorne beni Bayan Domuzcuk'un üstüne salarsa, kendime kalın bir dilim domuz jambonu keserim,' dedi ve kahkahalar atarak salondan ayrıldı.<br />
O gece, bütün kale uykudayken üç kişi Rast'ın hücresini ziyaret etti. Grenn çocuğun kollarını tutarken bacaklarının üstüne oturdu. Hayalet göğsüne atladı ve kırmızı gözleri alev gibi yanarken çocuğun boğazını hafifçe kanatacak kadar ısırdı. 'Nerede uyuduğunu biliyoruz, bunu sakın unutma,' dedi Jon fısıltıyla.<br />
Ertesi sabah Jon, Rast'ı, Albett ve Kurbağa'ya tıraş olurken usturanın nasıl elinden kaydığını anlatırken duydu.<br />
O günden sonra, ne Rast ne diğerleri Samwell Tarly'ye zarar verecek bir hareket yaptı. Sör Alliser Thorne onları çocuğun karşısına çıkardığında, Sam'in beceriksiz ve güçsüz ataklarına karşı tembel savunmalar yapmakla yetindiler. </div></blockquote>
<br />
Bu ilk kitapta aslında Jon'un "maniple türünü" anlatan güzel bir alıntı. İlk aşama tehdit içermeyen, istediği şeyi şeyin ne olduğunu anlatarak ikna eder (mantığın sesi diyelim buna) fakat işe yaramazsa karşısındakini duygusal olarak yönlendirir (utandırma vb) ve bu da işe yaramaz ise Rast örneğinde olduğu gibi "tehdit" ile korku devreye sokulur.<br />
<span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> 3) AGoT " Sam İçin Üstat Aemon'ı İkna Etme"</span></span></span>Arkadaşlarını ikna etmesi yeterli olmayınca Jon, Sam'i alandan uzaklaştırıp Üstat Aemon'ın korumasına sokmaya karar verir lakin önce bunun için onu ikna etmesi gerekir. Bunun için "mantığın sesini" kullanarak üstadı yönlendirir. Konuşma çok uzun olduğu için kısa bir kısmını ekliyorum:<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>“Gece Nöbeti her türden insana ihtiyaç duyar.”<br />
<br />
“Teneke döverek demir yapamazsınız…”</blockquote>
<br />
<span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3) ACoK " Qhorin planında sahte ihanet üretmesi"</span></span></span><br />
<br />
Bu, Jon’un ilk büyük stratejik aldatması. Dışarıdan bakınca Jon kardeşliğe ihanet ediyor görünür; gerçekte ise Qhorin’in istediği şeyi yapıyor.<br />
<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>“Bunu yaparsam seni öldürürüm.”<br />
<br />
“İyi görünmesini sağla.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(A Clash of Kings, Jon / Qhorin Halfhand hattı)</span></blockquote>
<br />
Burada Jon yalnızca düşmanı değil, okuyucunun gözünü de manipüle eder. Martin Jon’u ilk kez açık biçimde “rol yapan adam” seviyesine çıkarır.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4) ASoS  "Mance’i ikna etmek için yarı-doğru yarı yalan kurmacası"</span></span></span><br />
<br />
Jon, Mance karşısında düz yalan söylemez; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">yarı-doğruları</span> öfke, kırgınlık ve kimlik yarasıyla birleştirip inandırıcı bir firari kişilik örneği kurar.<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>"Piçi nereye oturttuklarını gördün mü?"</blockquote>
<br />
Bu çok Martinvari bir manipülasyon: çıplak yalandan değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">doğru duygunun yanlış bağlamda sunulmasından</span> doğuyor. Jon gerçekten dışlanmıştır, gerçekten öfkelidir ama bu gerçeği başka bir amaç için kullanır.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5) ASoS — Ygritte ve yabanıllar arasında “aidiyet” numarası oynaması</span></span></span><br />
<br />
Jon, sadece Mance’i değil, tüm yabanıl çevresini “ben artık sizin tarafınızdayım” duygusuna yatırmak zorunda kalır. Bu da sosyal manipülasyonun bir biçimi.<br />
Kılıçtan çok <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">rol devamlılığı</span> ile ayakta kalır: susacağı yeri, öfkeleneceği yeri, ne kadar itiraf edeceğini hesaplar.<br />
<br />
Bu yüzden 3. kitap Jon’u “dürüst çocuk”tan “gerektiğinde maske takan lider”e taşır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">6) ADWD " Gilly’ye yaptığı bebek baskısı: Jon’un en karanlık manipülasyonu"</span></span></span><br />
Bence Jon’un kitaplarda yaptığı en sert manipülasyon budur. Gilly’yi mantıkla değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">anne korkusu</span> ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ateş dehşeti</span> ile kırar. Bu sahnede ilk kitapta anlatılan üçlü maniple tekniğinin hepsini gösterir; önce mantığın sesini kullanır, sonra işe yaramayınca duygusallığı kullanır ama o da işe yaramayınca "Dalla'nın bebeğinin öldüğü gün seninki de ölecek, söz veriyorum," diyerek çok açık bir tehdit sallar.<br />
<br />
Bu sahne Jon’un “iyi amaç için zalimleşebilme” sınırını gösterir. Burada yaptığı şey ikna değil aslında, düpedüz <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">duygusal zorlamadır</span>. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">7) ADWD "Stannis'i Gilly'i Göndermeye İkna Etmesi"</span></span></span><br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>“Bunu sana kim söyledi?”<br />
<div align="justify">Söylenti Kara Kale’nin her tarafına yayılmıştı. “Bilmeniz gerekiyorsa, hikâyeyi Gilly'den duydum.”</div>
<div align="justify">“Gilly kim?”</div>
<div align="justify">“Sütanne,” dedi Leydi Melisandre. “Ona kale içinde dolaşma özgürlüğü verdiniz Majesteleri.”</div>
<div align="justify">“Etrafa hikâyeler yayması için değil. Onun göğüslerine ihtiyacımız var, diline değil. Ondan daha fazla süt ve daha az mesaj istiyorum.”</div>
“Kara Kale’nin faydasız ağızlara ihtiyacı yok,” diye onayladı Jon. “Gilly'i, Doğugözcüsü’nden ayrılacak bir sonraki gemiyle güneye gönderiyorum.”<br />
Melisandre boynundaki yakuta dokundu. “Gilly, kendi oğlunu emzirdiği gibi Dalla’nın oğlunu da emziriyor. Küçük prensimizi süt kardeşinden ayırmakla zalimlik ediyorsunuz lordum.” <br />
Şimdi dikkatli ol, dikkatli ol. “İki çocuğun paylaştığı tek şey anne sütü. Gilly'nin oğlu daha iri ve daha sıhhatli. Prensi tekmeliyor, çimdikliyor ve Gilly'nin memesinden itiyor. Onun babası Craster’dı, zalim ve aç gözlü bir adam. Kan çekiyor.”<br />
<div align="justify">Kralın kafası karışmıştı. “Sütannenin, Craster denen adamın kızı olduğunu sanıyordum.”</div>
<div align="justify">“Hem karısı hem kızı Majesteleri. Craster bütün kızlarıyla evlenirdi. Gilly'nin oğlu, ikisinin birleşmesinin meyvesi.”</div>
“Kızı kendi babası mı hamile bıraktı?” Stannis dehşete düşmüştü. “Öyleyse ondan kurtulmamız en iyisi. Burada böyle bir zelâlete izin vermem. Burası Kral Toprakları değil.”</blockquote>
<br />
Şimdi burada geçen konuşmada Jon'un Stannis'i gayet iyi gözlemleyip tanıdığını görebiliyorsunuz çünkü açıkçası onun bu tür zelil durumlar karşısındaki tavrını bildiği için öyle olmadığı halde Gilly'nin dilini tutmadığını ve aile geçmişini önüne seriyor. Stannis de hemen yeme geliyor ve hop, kızın gönderilmesini onaylıyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"><img src="https://i.imgur.com/gaONHhb.png" loading="lazy"  alt="[Resim: gaONHhb.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div>
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Manipülasyon nedir? @<a id="mention_1" href="member.php?action=profile&amp;uid=1" class="mentionme_mention" title="Caspian's profile"><span style="color: #FFB300; text-shadow: 0px 0px 8px rgba(255, 179, 0, 0.5)"><strong>Caspian</strong></span></a> sana <img src="https://imgur.com/XjPNFQj.png" alt="Gülümse" title="Gülümse" class="smilie smilie_1" /></span><br />
 Birini, tam şeffaf olmadan, onun duygu, algı, suçluluk, korku, umut ya da sembol okumasını kullanarak belli bir sonuca yöneltmektir.<br />
  <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff4136;" class="mycode_color">Bu tanıma bakarak Jon Snow'un manipülasyon örneklerine bakalım.</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">1- AGoT "Ulukurtları Almaya İkna Etme"</span></span></span><br />
<br />
Jon, AGoT Bran I’de Ned’i kurt yavrularını almaya iterken açıkça bir çerçeve kuruyor ve duygu-simge-hane şerefi üstünden yönlendirme yaparak yavruları alması için maniple ediyor:<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>'Lord Stark,' dedi Jon. Babasına böyle resmi hitap etmesi garipti. Bran umutsuzca Jon'a bakıyordu. 'Beş yavru var. Üç erkek, iki dişi,' dedi Jon babasına.<br />
<br />
<div align="justify">'Ne demek istiyorsun?' diye sordu lord.</div>
<div align="justify">'Sizin de beş meşru evladınız var. Üç oğul, iki kız. Ulu kurt Stark Hanedanı'nın arması. Bu yavrular sizin çocuklarınız tarafından sahiplenilmek için doğmuş.'</div>
<div align="justify">Bran babasının yüz ifadesinin değiştiğini gördü. Kafiledeki adamlar bakışıyordu. Bran yedi yaşında olmasına rağmen ağabeyi Jon'un ne yaptığını anlamıştı. Yavruların sayısı lordun çocuklarına denkti çünkü Jon kendisini hesaba katmamıştı. Kızları ve hatta bebek Rickon'u saymıştı ama kuzeyde gayrimeşru doğan şanssız çocuklara verilen 'Kar' soyadını taşıyan kendisini toplamın dışında tutmuştu.</div>
<div align="justify">Babaları da Jon'un ne yaptığının farkındaydı. 'Kendin için bir yavru istemez misin Jon?' dedi yumuşacık bir sesle.</div>
<div align="justify">'Bu ulu kurt Stark Hanedanı'nın sancağını onurlandırıyor,' dedi Jon. 'Ben bir Stark değilim baba.' Lord babaları düşünceli fakat takdir dolu bir ifadeyle baktı Jon'a...</div></blockquote>
<div align="justify"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> 2) AGoT " Sam’i zorbalardan korumak için korku siyaseti kurması"</span></span></span></div>
<div align="justify">Sam, Sur'a ilk geldiğinde onu zorbalayan Alliser Throne'dan korumak adına kendi gibi diğer acemileri hizaya sokmak için maniple kullanır:</div>
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite><div align="justify">'Beni dinleyin,' dedi Jon ve işlerin nasıl olacağını sakince anlattı. Pyp, tam da Jon'un umduğu gibi destek verdi ama Halder karşı çıktı ki bu oldukça şaşırtıcıydı. Grenn önce kararsızdı ama Jon onu hizaya getirecek doğru kelimeleri biliyordu. Birer birer bütün çocukları sıraya dizdi. Kimini ikna etti, kimini tatlı tatlı kandırdı, kimini utandırdı ve hak eden bazılarını da tehdit etti. Sonunda hepsiyle anlaştı... Rast hariç.<br />
'Siz kızlar canınız nasıl istiyorsa öyle yapın ama Thorne beni Bayan Domuzcuk'un üstüne salarsa, kendime kalın bir dilim domuz jambonu keserim,' dedi ve kahkahalar atarak salondan ayrıldı.<br />
O gece, bütün kale uykudayken üç kişi Rast'ın hücresini ziyaret etti. Grenn çocuğun kollarını tutarken bacaklarının üstüne oturdu. Hayalet göğsüne atladı ve kırmızı gözleri alev gibi yanarken çocuğun boğazını hafifçe kanatacak kadar ısırdı. 'Nerede uyuduğunu biliyoruz, bunu sakın unutma,' dedi Jon fısıltıyla.<br />
Ertesi sabah Jon, Rast'ı, Albett ve Kurbağa'ya tıraş olurken usturanın nasıl elinden kaydığını anlatırken duydu.<br />
O günden sonra, ne Rast ne diğerleri Samwell Tarly'ye zarar verecek bir hareket yaptı. Sör Alliser Thorne onları çocuğun karşısına çıkardığında, Sam'in beceriksiz ve güçsüz ataklarına karşı tembel savunmalar yapmakla yetindiler. </div></blockquote>
<br />
Bu ilk kitapta aslında Jon'un "maniple türünü" anlatan güzel bir alıntı. İlk aşama tehdit içermeyen, istediği şeyi şeyin ne olduğunu anlatarak ikna eder (mantığın sesi diyelim buna) fakat işe yaramazsa karşısındakini duygusal olarak yönlendirir (utandırma vb) ve bu da işe yaramaz ise Rast örneğinde olduğu gibi "tehdit" ile korku devreye sokulur.<br />
<span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> 3) AGoT " Sam İçin Üstat Aemon'ı İkna Etme"</span></span></span>Arkadaşlarını ikna etmesi yeterli olmayınca Jon, Sam'i alandan uzaklaştırıp Üstat Aemon'ın korumasına sokmaya karar verir lakin önce bunun için onu ikna etmesi gerekir. Bunun için "mantığın sesini" kullanarak üstadı yönlendirir. Konuşma çok uzun olduğu için kısa bir kısmını ekliyorum:<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>“Gece Nöbeti her türden insana ihtiyaç duyar.”<br />
<br />
“Teneke döverek demir yapamazsınız…”</blockquote>
<br />
<span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3) ACoK " Qhorin planında sahte ihanet üretmesi"</span></span></span><br />
<br />
Bu, Jon’un ilk büyük stratejik aldatması. Dışarıdan bakınca Jon kardeşliğe ihanet ediyor görünür; gerçekte ise Qhorin’in istediği şeyi yapıyor.<br />
<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>“Bunu yaparsam seni öldürürüm.”<br />
<br />
“İyi görünmesini sağla.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(A Clash of Kings, Jon / Qhorin Halfhand hattı)</span></blockquote>
<br />
Burada Jon yalnızca düşmanı değil, okuyucunun gözünü de manipüle eder. Martin Jon’u ilk kez açık biçimde “rol yapan adam” seviyesine çıkarır.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4) ASoS  "Mance’i ikna etmek için yarı-doğru yarı yalan kurmacası"</span></span></span><br />
<br />
Jon, Mance karşısında düz yalan söylemez; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">yarı-doğruları</span> öfke, kırgınlık ve kimlik yarasıyla birleştirip inandırıcı bir firari kişilik örneği kurar.<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>"Piçi nereye oturttuklarını gördün mü?"</blockquote>
<br />
Bu çok Martinvari bir manipülasyon: çıplak yalandan değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">doğru duygunun yanlış bağlamda sunulmasından</span> doğuyor. Jon gerçekten dışlanmıştır, gerçekten öfkelidir ama bu gerçeği başka bir amaç için kullanır.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5) ASoS — Ygritte ve yabanıllar arasında “aidiyet” numarası oynaması</span></span></span><br />
<br />
Jon, sadece Mance’i değil, tüm yabanıl çevresini “ben artık sizin tarafınızdayım” duygusuna yatırmak zorunda kalır. Bu da sosyal manipülasyonun bir biçimi.<br />
Kılıçtan çok <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">rol devamlılığı</span> ile ayakta kalır: susacağı yeri, öfkeleneceği yeri, ne kadar itiraf edeceğini hesaplar.<br />
<br />
Bu yüzden 3. kitap Jon’u “dürüst çocuk”tan “gerektiğinde maske takan lider”e taşır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">6) ADWD " Gilly’ye yaptığı bebek baskısı: Jon’un en karanlık manipülasyonu"</span></span></span><br />
Bence Jon’un kitaplarda yaptığı en sert manipülasyon budur. Gilly’yi mantıkla değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">anne korkusu</span> ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ateş dehşeti</span> ile kırar. Bu sahnede ilk kitapta anlatılan üçlü maniple tekniğinin hepsini gösterir; önce mantığın sesini kullanır, sonra işe yaramayınca duygusallığı kullanır ama o da işe yaramayınca "Dalla'nın bebeğinin öldüğü gün seninki de ölecek, söz veriyorum," diyerek çok açık bir tehdit sallar.<br />
<br />
Bu sahne Jon’un “iyi amaç için zalimleşebilme” sınırını gösterir. Burada yaptığı şey ikna değil aslında, düpedüz <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">duygusal zorlamadır</span>. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">7) ADWD "Stannis'i Gilly'i Göndermeye İkna Etmesi"</span></span></span><br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>“Bunu sana kim söyledi?”<br />
<div align="justify">Söylenti Kara Kale’nin her tarafına yayılmıştı. “Bilmeniz gerekiyorsa, hikâyeyi Gilly'den duydum.”</div>
<div align="justify">“Gilly kim?”</div>
<div align="justify">“Sütanne,” dedi Leydi Melisandre. “Ona kale içinde dolaşma özgürlüğü verdiniz Majesteleri.”</div>
<div align="justify">“Etrafa hikâyeler yayması için değil. Onun göğüslerine ihtiyacımız var, diline değil. Ondan daha fazla süt ve daha az mesaj istiyorum.”</div>
“Kara Kale’nin faydasız ağızlara ihtiyacı yok,” diye onayladı Jon. “Gilly'i, Doğugözcüsü’nden ayrılacak bir sonraki gemiyle güneye gönderiyorum.”<br />
Melisandre boynundaki yakuta dokundu. “Gilly, kendi oğlunu emzirdiği gibi Dalla’nın oğlunu da emziriyor. Küçük prensimizi süt kardeşinden ayırmakla zalimlik ediyorsunuz lordum.” <br />
Şimdi dikkatli ol, dikkatli ol. “İki çocuğun paylaştığı tek şey anne sütü. Gilly'nin oğlu daha iri ve daha sıhhatli. Prensi tekmeliyor, çimdikliyor ve Gilly'nin memesinden itiyor. Onun babası Craster’dı, zalim ve aç gözlü bir adam. Kan çekiyor.”<br />
<div align="justify">Kralın kafası karışmıştı. “Sütannenin, Craster denen adamın kızı olduğunu sanıyordum.”</div>
<div align="justify">“Hem karısı hem kızı Majesteleri. Craster bütün kızlarıyla evlenirdi. Gilly'nin oğlu, ikisinin birleşmesinin meyvesi.”</div>
“Kızı kendi babası mı hamile bıraktı?” Stannis dehşete düşmüştü. “Öyleyse ondan kurtulmamız en iyisi. Burada böyle bir zelâlete izin vermem. Burası Kral Toprakları değil.”</blockquote>
<br />
Şimdi burada geçen konuşmada Jon'un Stannis'i gayet iyi gözlemleyip tanıdığını görebiliyorsunuz çünkü açıkçası onun bu tür zelil durumlar karşısındaki tavrını bildiği için öyle olmadığı halde Gilly'nin dilini tutmadığını ve aile geçmişini önüne seriyor. Stannis de hemen yeme geliyor ve hop, kızın gönderilmesini onaylıyor.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Jorah Mormont'un Hikaye Sonu (ADoS)]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=136</link>
			<pubDate>Thu, 23 Apr 2026 06:51:28 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=2">The Wolf Pack</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=136</guid>
			<description><![CDATA[<div align="center"><img src="https://i.imgur.com/wu0I2Xs.png" loading="lazy"  alt="[Resim: wu0I2Xs.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div>
<a href="https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=134" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Brienne'den </a>sonra Jorah'ın <a href="https://x.com/i/communities/1990101676892557811/hashtag/ASOIAF" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">#ASOIAF</a> evrenindeki sonuna bir bakalım mı?<br />
<br />
Aslında babasının vasiyetinin bu konudaki etkisini tartışmak istiyorum. Burada iki kuramdan bahsedilecektir; Jorah sura gidecek ya da (bana göre) kitapların sonunda ölecek ama nasıl?<br />
<br />
Hadi başlayalım.<br />
<br />
Game Of Thrones'un Finalinden sonra David Hill, Jorah'ın asıl sonunu duyurdu.<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>"Uzun bir süre boyunca Sör Jorah'ın sonunda Sur'da olmasını istedik. Tünelden çıkan üç kişi Jon, Jorah ve Tormund olacaktı. Jorah'ı Sur'a götürmek ve [finaldeki olaylardan] hemen önce Dany'nin yanından ayrılmasını sağlamak için eğilmemiz gereken mantık miktarı... Bunu kaygısızca yapmanın bir yolu yoktu ve Jorah, sevdiği kadını korurken canını vermeye istekli olduğu asil ölümü elde etmeliydi."</blockquote>
<br />
GRRM'in yaverleri Elio ve Linda, Jorah'ın kitaplardaki sonunun aynı olacağı görüşündeydiler (sur olayı). Tabii ki  dizideki olası sonun Martin'in planı dahilinde olup olmadığını bilmiyoruz, görünüşe göre Martin; Jorah hakkında hiçbir şey söylemedi ancak senaristler kitaplara dayanarak böyle bir son tahmin etmiş veya kullanmak istemiş olabilirler çünkü hayranlar tarafından sevilen bir kuramıdır.<br />
  <br />
Sonuç olarak, Jorah'ın sonu surda mı yoksa  ölecek mi emin değiliz.<br />
<br />
Jorah ve Dany'yi ayrı yollara göndermek için dizide herhangi bir çatışma yaşanmadığından ve bunun altyapısı da hiçbir zaman kurulmadığından, istedikleri sur senaryosunu hayata geçirmenin bir yolunu bulamamaları doğaldır.<br />
<br />
Yani tema olarak Jorah'ın Dany'den ayrılığı muhtemelen Dany'nin yalnız kalması ve delirmesi için mihenk taşlarından biri olarak kullanılacaktı ama nasıl yapacaklarını bulamayınca onu öldürelim, bırakın Dany bunun acısını çeksin, dediler. <br />
  <br />
Jorah'ın kitapta bu amaçla kullanılacağından oldukça eminim, yani Dany'i yalnızlaştırmak ve delirmesine giden yolda kullanmak. Bunun için<a href="https://youtube.com/watch?v=Qys4wXZNWYs&amp;t=89s" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"> Jorah'ın İkinci İhaneti kuramımı i</a>zleyebilirsiniz.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Jorah'ın Sur Kuramı</span></span><br />
<br />
Yanılıyorsam düzeltin ama bu gerçekten baskın bir kuram. Jorah'ın Sur'a gidip hayatının geri kalanını orada geçireceği, hayranlar arasında yıllardır savunulur, değil mi? Bunu desteklemek için kullanılan argüman açıktır; Jeor'un Sam'e söylediği vasiyet.<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>"Onlara ne diyeceğim, lordum?" Sam kibarca sordu.<br />
<br />
"Her şeyi. Yumruk. Yabanıllar. Ejderhacamı. Bu. Hepsi." Nefesi şimdi çok sığdı, sesi bir fısıltıydı. "Oğluma söyle. Jorah. Söyle ona, siyahları giysin. Dileğim. Son arzum."<br />
<br />
"Dilek?" Kuzgun, boncuk gibi siyah gözleri parlayarak başını eğdi. "Mısır?" kuş sordu.<br />
<br />
Mormont zayıf bir sesle, "Mısır yok," dedi. "Jorah'a söyle. Onu bağışladım. Oğlum. Lütfen. Git."</blockquote>
<br />
Mantıksal olarak karakterlerin yapmak istedikleri ya da söyledikleri her şey seride gerçekleşmez, bu şekilde de bakabiliriz ama bana öyle gelmiyor, yani Jeor'un bu son sözleri serinin geleceğine etki edecek, son söz/vasiyet ciddi bir şeydir. Yani evet, Jorah'ın sonu Sur olabilir, Gece Nöbeti. Bu olasılığı asla tamamen dışlamam. Dany'ye ihanet ettikten sonra (evet, yapacağına inanıyorum), babasının vasiyetinin etkisiyle Sur'a gitmeyi seçebilir. Dizide- isteksizce - Jon bu yolu seçti.<br />
<br />
Elbette, Jorah'ın "ev" özlemi gibi şeyler kitaplarda ele alındığından, babasının vasiyeti Jorah'ın kalbini etkileyebilir.<br />
<br />
Lakin açıkçası hikayenin sonunda Sur diye bir şey olacağını düşünmüyorum. Dizide bir şekilde ölü bir ejderha ile duvarda bir delik açmışlar, sıcak ateş püskürtmüşler(!) ama kitapta bu engel büyük ihtimalle kış borusu ile aşılacaktır ve böyle bir durumda bence Sur'un ayakta kalacağı düşünülemez bile. <br />
<br />
Serinin sonunda Ötekiler ölürse, Gece Nöbetinin varoluş amacı çoktan kaybolmuştur ve Yabanıllar diyara çoktan katılmıştır. Ötekiler tamamen yok edilecek mi? Bundan şüpheliyim, o zaman Nöbet sur olmadan hayatta kalır mı? Mümkün ama savaş bir barış anlaşması şeklinde bitmezse, 5.000 yıl önce olanlar tekrarlanır ve sadece geçici olarak tehdit ortadan kalkar. Peki, o halde başa döndük, bu durumda ne anladım?<br />
  <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Mevsimlerin düzelmesi için buz ve ateş arasındaki savaşa tamamen son vermeliyiz.</span></span><br />
<br />
Bu nedenle hikayenin sonunda, Ötekilerin artık bir tehdit olmadığı ve Sur ile Nöbet'e ihtiyacımız olmadığı bir senaryo varsayımıyla devam etmenin sağlıklı olduğunu düşünüyorum.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e86e04;" class="mycode_color">Peki Jorah'ın Benim İçin Olası Sonu Nedir?</span></span><br />
Birkaç yıl önce Jorah'ın Dany'ye 2. ihaneti hakkında kuram üretmiştim. Buraya göre; Jorah zamanla Dany'ye -kuramda bahsettiğim sebeplerden dolayı- ihanet edecek. Bunun genel nedeni, Dany'nin karanlık yolu seçmesi ve muhtemelen Dany'nin kuzeye, Jorah'ın ailesini/evini tehdit eden karşı saldırısıdır (olası işaretler ve hikaye arka planı için lütfen videoyu izleyin).<br />
<br />
EV hala benim için Jorah'ın ana motivasyonlarından biri olarak görülüyor. Ancak hikaye arka planını eksik bıraktığımı fark ettim. Babasının vasiyeti muhtemelen düşündüğümden daha etkili olacak. Gerçekte, Jorah bir af için casusluk yaptı  ama eve döndüğünde ailesinin ve kuzeyin onu hoş karşılayacağına gerçekten inanıyor muydu? Hak edene kadar onu asla kabul etmeyecekler.<br />
<br />
Genelde Sur kuramı için vasiyet kullanılsa da dediğim gibi Sur'un varlığını sürdüreceğini düşünmüyorum. Ancak, vasiyetin hikaye üzerinde bir etkisi olacağına inanıyorum ama nasıl? Çünkü vasiyette Jeor, oğlunun Nöbet'e katılmasını istedi.<br />
<br />
Aslında bence burada gözden kaçan kısım Jeor'un niyeti. Jorah, kaçak avcıları köle olarak satarak kuzeye ve ailesine büyük bir utanç getirdi. Westeros halkı namusa önem verir ve çok gururludur ama bence kuzeyliler bu konuda biraz daha fazla gururlular. Ölen bir baba, doğal olarak oğluna olan sevgisini ve ailesinin üzerindeki utancı düşünecek ve son dileğinde olduğu gibi oğlunun bu utancı temizlemesini ister. Jeor için bunu yapmanın tek yolu "Nöbet'e katılmak". Zira o başka bir yol bilmiyor.<br />
Lakin tek yol bu değil. Jorah kuzeye ve hanesine ihanet etti; onları terk etti. Dany ile Westeros'a geldiğinde, ailesine karşı Dany'yi seçmeye devam edecek. Muhtemelen Mormont'lar buna çok kızacak.<br />
<br />
Fakat bir noktada, babasının vasiyetini öğrendikten sonra ve Dany'nin kötü dönüşümünün ve diğer şeylerin etkisi altında, ailesi ve dany arasında kalacak... bilirsiniz, Martin kalbin ikiye bölündüğü hikayeler yazmayı sever. Muhtemelen günün sonunda Jorah, babasının vasiyetini yerine getirerek ve kendi utancını gidermek için kuzeyin/hanesinin tarafını tutarak Dany'ye ve tabii ki Ötekiler'e karşı tavır almaya karar verecek. Jorah, halkı ve ailesi için (muhtemelen Ötekilere karşı) savaşırken ölecek.<br />
<br />
Hikâyede karakterlerin geçmiş günahlarından arınma yolunda bir olay örgüsünün var olduğunu biliyorsunuz. Jaime, Theon... Martin, karakterlerin geçmişte yaptıklarının sonuçlarıyla yüzleşmesini ve aynı duruma düşüp bedelini ödemesini istiyor. Jorah için de durum farklı değil. Son kitapta Jorah köleleştirilir, hayvan gibi damgalanır ve dövülür. Bir zamanlar köle satan bir adam için ironik bir kader. Bu sadece ilk aşamaydı, Westeros'a geldiğinde gerçek sınavıyla karşı karşıya kalacak.<br />
<br />
Umarım çok karışık yazmamışımdır. Okuduğunuz için teşekkürler.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"><img src="https://i.imgur.com/wu0I2Xs.png" loading="lazy"  alt="[Resim: wu0I2Xs.png]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div>
<a href="https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=134" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Brienne'den </a>sonra Jorah'ın <a href="https://x.com/i/communities/1990101676892557811/hashtag/ASOIAF" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">#ASOIAF</a> evrenindeki sonuna bir bakalım mı?<br />
<br />
Aslında babasının vasiyetinin bu konudaki etkisini tartışmak istiyorum. Burada iki kuramdan bahsedilecektir; Jorah sura gidecek ya da (bana göre) kitapların sonunda ölecek ama nasıl?<br />
<br />
Hadi başlayalım.<br />
<br />
Game Of Thrones'un Finalinden sonra David Hill, Jorah'ın asıl sonunu duyurdu.<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>"Uzun bir süre boyunca Sör Jorah'ın sonunda Sur'da olmasını istedik. Tünelden çıkan üç kişi Jon, Jorah ve Tormund olacaktı. Jorah'ı Sur'a götürmek ve [finaldeki olaylardan] hemen önce Dany'nin yanından ayrılmasını sağlamak için eğilmemiz gereken mantık miktarı... Bunu kaygısızca yapmanın bir yolu yoktu ve Jorah, sevdiği kadını korurken canını vermeye istekli olduğu asil ölümü elde etmeliydi."</blockquote>
<br />
GRRM'in yaverleri Elio ve Linda, Jorah'ın kitaplardaki sonunun aynı olacağı görüşündeydiler (sur olayı). Tabii ki  dizideki olası sonun Martin'in planı dahilinde olup olmadığını bilmiyoruz, görünüşe göre Martin; Jorah hakkında hiçbir şey söylemedi ancak senaristler kitaplara dayanarak böyle bir son tahmin etmiş veya kullanmak istemiş olabilirler çünkü hayranlar tarafından sevilen bir kuramıdır.<br />
  <br />
Sonuç olarak, Jorah'ın sonu surda mı yoksa  ölecek mi emin değiliz.<br />
<br />
Jorah ve Dany'yi ayrı yollara göndermek için dizide herhangi bir çatışma yaşanmadığından ve bunun altyapısı da hiçbir zaman kurulmadığından, istedikleri sur senaryosunu hayata geçirmenin bir yolunu bulamamaları doğaldır.<br />
<br />
Yani tema olarak Jorah'ın Dany'den ayrılığı muhtemelen Dany'nin yalnız kalması ve delirmesi için mihenk taşlarından biri olarak kullanılacaktı ama nasıl yapacaklarını bulamayınca onu öldürelim, bırakın Dany bunun acısını çeksin, dediler. <br />
  <br />
Jorah'ın kitapta bu amaçla kullanılacağından oldukça eminim, yani Dany'i yalnızlaştırmak ve delirmesine giden yolda kullanmak. Bunun için<a href="https://youtube.com/watch?v=Qys4wXZNWYs&amp;t=89s" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"> Jorah'ın İkinci İhaneti kuramımı i</a>zleyebilirsiniz.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Jorah'ın Sur Kuramı</span></span><br />
<br />
Yanılıyorsam düzeltin ama bu gerçekten baskın bir kuram. Jorah'ın Sur'a gidip hayatının geri kalanını orada geçireceği, hayranlar arasında yıllardır savunulur, değil mi? Bunu desteklemek için kullanılan argüman açıktır; Jeor'un Sam'e söylediği vasiyet.<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>"Onlara ne diyeceğim, lordum?" Sam kibarca sordu.<br />
<br />
"Her şeyi. Yumruk. Yabanıllar. Ejderhacamı. Bu. Hepsi." Nefesi şimdi çok sığdı, sesi bir fısıltıydı. "Oğluma söyle. Jorah. Söyle ona, siyahları giysin. Dileğim. Son arzum."<br />
<br />
"Dilek?" Kuzgun, boncuk gibi siyah gözleri parlayarak başını eğdi. "Mısır?" kuş sordu.<br />
<br />
Mormont zayıf bir sesle, "Mısır yok," dedi. "Jorah'a söyle. Onu bağışladım. Oğlum. Lütfen. Git."</blockquote>
<br />
Mantıksal olarak karakterlerin yapmak istedikleri ya da söyledikleri her şey seride gerçekleşmez, bu şekilde de bakabiliriz ama bana öyle gelmiyor, yani Jeor'un bu son sözleri serinin geleceğine etki edecek, son söz/vasiyet ciddi bir şeydir. Yani evet, Jorah'ın sonu Sur olabilir, Gece Nöbeti. Bu olasılığı asla tamamen dışlamam. Dany'ye ihanet ettikten sonra (evet, yapacağına inanıyorum), babasının vasiyetinin etkisiyle Sur'a gitmeyi seçebilir. Dizide- isteksizce - Jon bu yolu seçti.<br />
<br />
Elbette, Jorah'ın "ev" özlemi gibi şeyler kitaplarda ele alındığından, babasının vasiyeti Jorah'ın kalbini etkileyebilir.<br />
<br />
Lakin açıkçası hikayenin sonunda Sur diye bir şey olacağını düşünmüyorum. Dizide bir şekilde ölü bir ejderha ile duvarda bir delik açmışlar, sıcak ateş püskürtmüşler(!) ama kitapta bu engel büyük ihtimalle kış borusu ile aşılacaktır ve böyle bir durumda bence Sur'un ayakta kalacağı düşünülemez bile. <br />
<br />
Serinin sonunda Ötekiler ölürse, Gece Nöbetinin varoluş amacı çoktan kaybolmuştur ve Yabanıllar diyara çoktan katılmıştır. Ötekiler tamamen yok edilecek mi? Bundan şüpheliyim, o zaman Nöbet sur olmadan hayatta kalır mı? Mümkün ama savaş bir barış anlaşması şeklinde bitmezse, 5.000 yıl önce olanlar tekrarlanır ve sadece geçici olarak tehdit ortadan kalkar. Peki, o halde başa döndük, bu durumda ne anladım?<br />
  <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Mevsimlerin düzelmesi için buz ve ateş arasındaki savaşa tamamen son vermeliyiz.</span></span><br />
<br />
Bu nedenle hikayenin sonunda, Ötekilerin artık bir tehdit olmadığı ve Sur ile Nöbet'e ihtiyacımız olmadığı bir senaryo varsayımıyla devam etmenin sağlıklı olduğunu düşünüyorum.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e86e04;" class="mycode_color">Peki Jorah'ın Benim İçin Olası Sonu Nedir?</span></span><br />
Birkaç yıl önce Jorah'ın Dany'ye 2. ihaneti hakkında kuram üretmiştim. Buraya göre; Jorah zamanla Dany'ye -kuramda bahsettiğim sebeplerden dolayı- ihanet edecek. Bunun genel nedeni, Dany'nin karanlık yolu seçmesi ve muhtemelen Dany'nin kuzeye, Jorah'ın ailesini/evini tehdit eden karşı saldırısıdır (olası işaretler ve hikaye arka planı için lütfen videoyu izleyin).<br />
<br />
EV hala benim için Jorah'ın ana motivasyonlarından biri olarak görülüyor. Ancak hikaye arka planını eksik bıraktığımı fark ettim. Babasının vasiyeti muhtemelen düşündüğümden daha etkili olacak. Gerçekte, Jorah bir af için casusluk yaptı  ama eve döndüğünde ailesinin ve kuzeyin onu hoş karşılayacağına gerçekten inanıyor muydu? Hak edene kadar onu asla kabul etmeyecekler.<br />
<br />
Genelde Sur kuramı için vasiyet kullanılsa da dediğim gibi Sur'un varlığını sürdüreceğini düşünmüyorum. Ancak, vasiyetin hikaye üzerinde bir etkisi olacağına inanıyorum ama nasıl? Çünkü vasiyette Jeor, oğlunun Nöbet'e katılmasını istedi.<br />
<br />
Aslında bence burada gözden kaçan kısım Jeor'un niyeti. Jorah, kaçak avcıları köle olarak satarak kuzeye ve ailesine büyük bir utanç getirdi. Westeros halkı namusa önem verir ve çok gururludur ama bence kuzeyliler bu konuda biraz daha fazla gururlular. Ölen bir baba, doğal olarak oğluna olan sevgisini ve ailesinin üzerindeki utancı düşünecek ve son dileğinde olduğu gibi oğlunun bu utancı temizlemesini ister. Jeor için bunu yapmanın tek yolu "Nöbet'e katılmak". Zira o başka bir yol bilmiyor.<br />
Lakin tek yol bu değil. Jorah kuzeye ve hanesine ihanet etti; onları terk etti. Dany ile Westeros'a geldiğinde, ailesine karşı Dany'yi seçmeye devam edecek. Muhtemelen Mormont'lar buna çok kızacak.<br />
<br />
Fakat bir noktada, babasının vasiyetini öğrendikten sonra ve Dany'nin kötü dönüşümünün ve diğer şeylerin etkisi altında, ailesi ve dany arasında kalacak... bilirsiniz, Martin kalbin ikiye bölündüğü hikayeler yazmayı sever. Muhtemelen günün sonunda Jorah, babasının vasiyetini yerine getirerek ve kendi utancını gidermek için kuzeyin/hanesinin tarafını tutarak Dany'ye ve tabii ki Ötekiler'e karşı tavır almaya karar verecek. Jorah, halkı ve ailesi için (muhtemelen Ötekilere karşı) savaşırken ölecek.<br />
<br />
Hikâyede karakterlerin geçmiş günahlarından arınma yolunda bir olay örgüsünün var olduğunu biliyorsunuz. Jaime, Theon... Martin, karakterlerin geçmişte yaptıklarının sonuçlarıyla yüzleşmesini ve aynı duruma düşüp bedelini ödemesini istiyor. Jorah için de durum farklı değil. Son kitapta Jorah köleleştirilir, hayvan gibi damgalanır ve dövülür. Bir zamanlar köle satan bir adam için ironik bir kader. Bu sadece ilk aşamaydı, Westeros'a geldiğinde gerçek sınavıyla karşı karşıya kalacak.<br />
<br />
Umarım çok karışık yazmamışımdır. Okuduğunuz için teşekkürler.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Fütüristtik Game Of Thrones Dizisi?]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=135</link>
			<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 18:57:11 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=2">The Wolf Pack</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=135</guid>
			<description><![CDATA[<div align="center"><iframe width="560" height="315" src="//www.youtube-nocookie.com/embed/dC4gKnuQnyQ" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe><br />
</div>
<div align="left">Bir Youtube kanalı, AI kullanarak GoT'un fütüristtik bir zaman diliminde çekilmesi durumunda nasıl olacağını göstermiş ve açıkçası gerçekten beğendim, ilham verici geldi!<br />
<br />
Sizce bu seri, epik fantastik yerine bilimkurgu + fantastik karışımı olsaydı nasıl olurdu? Yahut sadece bilimkurgu? Aynı oranda beğenir miydik?</div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"><iframe width="560" height="315" src="//www.youtube-nocookie.com/embed/dC4gKnuQnyQ" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe><br />
</div>
<div align="left">Bir Youtube kanalı, AI kullanarak GoT'un fütüristtik bir zaman diliminde çekilmesi durumunda nasıl olacağını göstermiş ve açıkçası gerçekten beğendim, ilham verici geldi!<br />
<br />
Sizce bu seri, epik fantastik yerine bilimkurgu + fantastik karışımı olsaydı nasıl olurdu? Yahut sadece bilimkurgu? Aynı oranda beğenir miydik?</div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Brienne'nin Hikaye Sonu (ADoS)]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=134</link>
			<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:17:07 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=2">The Wolf Pack</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=134</guid>
			<description><![CDATA[<div align="center"><img src="https://pbs.twimg.com/media/HGNZlsfW8AATGjj?format=png&amp;name=900x900" loading="lazy"  alt="[Resim: HGNZlsfW8AATGjj?format=png&amp;name=900x900]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div>
<br />
Bugün Brienne’i konuşalım.<br />
<br />
Dizide Brienne şövalye ilan ediliyor ve Kraliyet Muhafızı olarak hikâyesi tamamlanıyor. Yanlış hatırlamıyorsam Elio ve Linda, Brienne’in aynı sona (kitaplarda) sahip olacağından şüphe ediyor, ancak şövalye ilan edilmesi temelde imkânsız değil çünkü kadınların şövalye olmasını yasaklayan bir kanun yok (gerçi gelenekler farklı). <br />
<br />
<br />
Kraliyet Muhafızı olması ise hâlâ düşündürücü, çünkü Westeros romantik bir yer değil ve insanların böyle bir değişimi bir anda kabul etmesi şüpheli görünüyor. <br />
<br />
<br />
Elbette Martin farklı düşünebilir ve belki de henüz karar vermemiştir ama kitaplarda aynı sonun olması imkânsız mı ya da mümkünse bu ihtimal çok mu uzak?<br />
<br />
<br />
Bence değil. Neden?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color">Paralellik</span></span><br />
Brienne'nin Uzun Dunk'ın torunu olduğunu bilmeyen kaldı mı?<br />
<br />
Benzer bir son, bu ikisi arasında paralellik yaratırdı. Belki D&amp;D böyle düşündü ve aynı paralelliği kurmak istedi. Büyükbaba ve torun olarak ikisi de oldukça uzun boylu. İkisi de şövalye olmak istese de hikâyelerine aslında şövalye olarak başlamadılar (Dunk şövalye olduğunu yalan söylüyordu).<br />
  <br />
Dunk, geleceğin kralı Prens Aegon “Egg”i eğitmekle görevlendirilir ve daha sonra onun Kraliyet Muhafızı olarak kralını korur. Büyük ihtimalle Dunk hayatının bir noktasında gerçekten şövalye ilan edilmiştir. Onun bu “pürüzü” KM olmadan önce düzeltmek isteyeceğini düşünüyorum çünkü bu konuda hassas ve onurlu biri; KM’yi kirletmek istemez.<br />
<br />
Martin’in paralel hikâyeler/karakterler yazmayı sevdiğini bildiğimize göre (özellikle kan bağı olanlar arasında daha anlamlı oluyor), Brienne de büyükbabasına benzer bir kadere sahip olabilir hatta bunun bir tür ön izlemesini bile okumuş olabiliriz.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Karakter tanıtımı bir foreshadowing olabilir.</span></span><br />
<br />
Brienne ile ilk kez Catelyn’in bakış açısından tanıştık. Onu ilk gördüğümüzde Renly için savaşan ve onun Gökkuşağı Muhafızları’na katılan biri olarak okuduk. Onlara Gökkuşağı Şövalyeleri de deniyordu ama bizim “hanım kızımız” aslında şövalye değildi; üstelik bu topluluk Kral Muhafızları’na denk olacak şekilde kurulmuştu.<br />
Yani Brienne, resmi olmayan bir yapı olmasına rağmen, taht iddiacısı bir kralın (Renly’nin) muhafızlarına katıldı ve şövalye olmadan bile kısa süreliğine kralını korudu.<br />
Elbette Renly’nin çevresindekiler bunu pek sevmedi ama sonuçta bunun için isyan da çıkarmadılar.<br />
<br />
Gördüğünüz gibi Brienne’i zaten gayriresmî bir şövalye ve muhafız olarak okuduk; onu ilk tanıdığımız hâli buydu. Loras da benzer şekilde önce Renly’nin KM’siydi, sonra gerçekten KM oldu.<br />
<br />
Bu yüzden Brienne de hikâyenin sonunda Demir Taht’ın kralının/kraliçesinin koruyucusu olabilir. Westeros’ta buna açık fikirli karakterler var mı? Jon, Arya ve Dany bu konuda en açık fikirli üç ana karakter; Brienne’in cinsiyetine takılmazlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">NOT: </span></span>Elbette Arya’nın Demir Taht’a oturup Westeros’un kraliçesi olacağını söylemiyorum Ama Arya’nın Jon üzerindeki etkisini düşünürsek, Jon’un kararlarında büyük rol oynayabilecek güçlü bir karakter. Bu normal bir ilişkide bile geçerli; JonArya teorisi doğruysa etkisi daha da büyük olabilir Hatta Arya kendi “kraliçe muhafızlarını” bile kurmak isteyebilir.<br />
<br />
Jon aslında tek başına bile bu kuralı kırdı. Gece Nöbeti’ne sadece erkekler alınır ama artık tamamen kadınlardan oluşan bir kale var. Jon’un Yabanılları gayriresmî olarak Gece Nöbeti’ne kattığını ve bunun kadınları da içerdiğini biliyorsunuz.<br />
  <br />
Arya ve Jon kural yıkıcıdır. Dany ise zaten cinsiyet yüzünden kimseyi reddedecek biri değil, özellikle de Demir Taht’a oturmayı hedefleyen ikinci bir kadın aday olarak.<br />
<br />
Okuduğunuz için teşekkürler.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center"><img src="https://pbs.twimg.com/media/HGNZlsfW8AATGjj?format=png&amp;name=900x900" loading="lazy"  alt="[Resim: HGNZlsfW8AATGjj?format=png&amp;name=900x900]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div>
<br />
Bugün Brienne’i konuşalım.<br />
<br />
Dizide Brienne şövalye ilan ediliyor ve Kraliyet Muhafızı olarak hikâyesi tamamlanıyor. Yanlış hatırlamıyorsam Elio ve Linda, Brienne’in aynı sona (kitaplarda) sahip olacağından şüphe ediyor, ancak şövalye ilan edilmesi temelde imkânsız değil çünkü kadınların şövalye olmasını yasaklayan bir kanun yok (gerçi gelenekler farklı). <br />
<br />
<br />
Kraliyet Muhafızı olması ise hâlâ düşündürücü, çünkü Westeros romantik bir yer değil ve insanların böyle bir değişimi bir anda kabul etmesi şüpheli görünüyor. <br />
<br />
<br />
Elbette Martin farklı düşünebilir ve belki de henüz karar vermemiştir ama kitaplarda aynı sonun olması imkânsız mı ya da mümkünse bu ihtimal çok mu uzak?<br />
<br />
<br />
Bence değil. Neden?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color">Paralellik</span></span><br />
Brienne'nin Uzun Dunk'ın torunu olduğunu bilmeyen kaldı mı?<br />
<br />
Benzer bir son, bu ikisi arasında paralellik yaratırdı. Belki D&amp;D böyle düşündü ve aynı paralelliği kurmak istedi. Büyükbaba ve torun olarak ikisi de oldukça uzun boylu. İkisi de şövalye olmak istese de hikâyelerine aslında şövalye olarak başlamadılar (Dunk şövalye olduğunu yalan söylüyordu).<br />
  <br />
Dunk, geleceğin kralı Prens Aegon “Egg”i eğitmekle görevlendirilir ve daha sonra onun Kraliyet Muhafızı olarak kralını korur. Büyük ihtimalle Dunk hayatının bir noktasında gerçekten şövalye ilan edilmiştir. Onun bu “pürüzü” KM olmadan önce düzeltmek isteyeceğini düşünüyorum çünkü bu konuda hassas ve onurlu biri; KM’yi kirletmek istemez.<br />
<br />
Martin’in paralel hikâyeler/karakterler yazmayı sevdiğini bildiğimize göre (özellikle kan bağı olanlar arasında daha anlamlı oluyor), Brienne de büyükbabasına benzer bir kadere sahip olabilir hatta bunun bir tür ön izlemesini bile okumuş olabiliriz.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Karakter tanıtımı bir foreshadowing olabilir.</span></span><br />
<br />
Brienne ile ilk kez Catelyn’in bakış açısından tanıştık. Onu ilk gördüğümüzde Renly için savaşan ve onun Gökkuşağı Muhafızları’na katılan biri olarak okuduk. Onlara Gökkuşağı Şövalyeleri de deniyordu ama bizim “hanım kızımız” aslında şövalye değildi; üstelik bu topluluk Kral Muhafızları’na denk olacak şekilde kurulmuştu.<br />
Yani Brienne, resmi olmayan bir yapı olmasına rağmen, taht iddiacısı bir kralın (Renly’nin) muhafızlarına katıldı ve şövalye olmadan bile kısa süreliğine kralını korudu.<br />
Elbette Renly’nin çevresindekiler bunu pek sevmedi ama sonuçta bunun için isyan da çıkarmadılar.<br />
<br />
Gördüğünüz gibi Brienne’i zaten gayriresmî bir şövalye ve muhafız olarak okuduk; onu ilk tanıdığımız hâli buydu. Loras da benzer şekilde önce Renly’nin KM’siydi, sonra gerçekten KM oldu.<br />
<br />
Bu yüzden Brienne de hikâyenin sonunda Demir Taht’ın kralının/kraliçesinin koruyucusu olabilir. Westeros’ta buna açık fikirli karakterler var mı? Jon, Arya ve Dany bu konuda en açık fikirli üç ana karakter; Brienne’in cinsiyetine takılmazlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">NOT: </span></span>Elbette Arya’nın Demir Taht’a oturup Westeros’un kraliçesi olacağını söylemiyorum Ama Arya’nın Jon üzerindeki etkisini düşünürsek, Jon’un kararlarında büyük rol oynayabilecek güçlü bir karakter. Bu normal bir ilişkide bile geçerli; JonArya teorisi doğruysa etkisi daha da büyük olabilir Hatta Arya kendi “kraliçe muhafızlarını” bile kurmak isteyebilir.<br />
<br />
Jon aslında tek başına bile bu kuralı kırdı. Gece Nöbeti’ne sadece erkekler alınır ama artık tamamen kadınlardan oluşan bir kale var. Jon’un Yabanılları gayriresmî olarak Gece Nöbeti’ne kattığını ve bunun kadınları da içerdiğini biliyorsunuz.<br />
  <br />
Arya ve Jon kural yıkıcıdır. Dany ise zaten cinsiyet yüzünden kimseyi reddedecek biri değil, özellikle de Demir Taht’a oturmayı hedefleyen ikinci bir kadın aday olarak.<br />
<br />
Okuduğunuz için teşekkürler.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Buz Ejderhası Kitabı ve ASOIAF]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=133</link>
			<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:13:18 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=2">The Wolf Pack</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=133</guid>
			<description><![CDATA[Selamlar,<br />
<br />
<br />
Martin'in Buz Ejderhası ve Buz ve Ateşin Şarkısı evreniyle ciddi benzerlikler vardı. Ben de masalı okur okumaz bu benzerliklerin olduğu bir yazı hazırladım. <br />
<br />
<span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şimdi kitabı okumayan ama okuyacak olanlar için bundan sonrası oyun bozan bilgi içerir, demedi demeyin.<br />
</span></span></span><br />
<br />
Kitap yarım saatte bitecek kadar kısa bir masal ve GRRM her zamanki gibi güzel bir iş çıkarmış, adamın anlatım tarzını seviyorum. Sonda söyleyeceğim şeyi başta söyleyeyim ki kafa karışıklığı olmasın; kitap = asoiaf evreni diye, iddiada bulunmak güç. Lakin aksini iddia etmek de güç çünkü o kadar çok paralel nokta var ki! Zaten GRRM de buranın asoiaf evreni olmadığını söylemedi, politik bir cevapla bu kitabı yazdığında asoiaf’ı yazmadığını, ortada olmadığını söyledi; yani gayet bu hikayeyi (doğrudan ve her yönüyle olmasa bile) asoiaf’a uyarlamış olabilir. Şahsen ben böyle olduğunu düşünüyorum. Dediğim gibi siz de göreceksiniz. Zaten eski kitaplarındaki şeyleri asoiaf'ta kullandığı oluyor (örneğin, Bakkalon, başka kitaplarında da var).<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>“Soğuğu mu buz ejderhasının yoksa buz ejderhasını mı soğuğun getirdiğinden asla emin olamazdı.”</blockquote>
<br />
<br />
Bu kısmı okuduğum zaman aklıma hemen Ötekiler hakkında söylenen söz geldi. Onlar hakkında Sam da yaptığı araştırma sonucunda şu cümleyi kuruyordu.<br />
<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>“Ötekiler hava soğuduğunda geliyor, hikâyelerin çoğu bu hususta hemfikir. Ya da Ötekiler geldiğinde hava soğuyor.”</blockquote>
<br />
<br />
<br />
Gördüğünüz gibi birebir aktarma söz konusu; buz ejderhaları/Ötekiler ve soğuk hava teması aynen uygulanmış.<br />
<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>İhtiyar Laura’nın bile hatırladığı en kötü donda (kış döneminde) dünyaya gelmişti.</blockquote>
<br />
Bu ihtiyar, hiç kimse doğmadan önce bile yaşanmış olayları hatırlayan kişi olarak betimlenmiş ve aklıma ister istemez “yaşlı dadı” geldi.<br />
<br />
<br />
Adara, bizim başrol kızımız. Kış Çocuğu olarak tanımlanıyor; o zamanlarda çok kötü bir soğukta doğmuş ve hatta anne karnında iken soğuğun ona nüfus ettiği ve soğuğun annesini öldürdüğünü söylüyorlar. Doğduğu zaman teni soluk mavi ve buz gibiymiş ve sonrasında da bedeni hep soğuk; teni beyaz(ama saçlar sarı) ve gözleri mavidir. Saç rengi dışındaki her şeyi bir Öteki’yi anımsatıyor.<br />
<br />
<br />
Kızın bir ablası bir abisi var, ismi Arapça, İbranice ve Yunanca kökenli “bakire, güzel, soylu” demek. Kendisi karakter olarak da çok soğuk, ağlamayan, çok ender gülen ve babasının “sevgisiz” olarak tanımladığı bir kız(aslında sevgisiz değil ama duyguları donuk biri, pek göstermiyor.)<br />
<br />
<br />
Şimdi madde madde gideceğiz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İki Krallık, Savaş ve Ateş Ejderhaları</span></span><br />
<br />
Bu kısım çok kesin hatlarla çizilmese de kız ve ailesinin yaşadığı diyar bir krallık ve kral tarafından yönetiliyor ama kimdir, nedir bahsedilmiyor; ailesi Diyar’ın “kuzey” topraklarında yaşıyor ve kuzey ve batısındaki topraklara hükmeden başka bir krallık ile uzun zamandır savaş halindeler.<br />
<br />
<br />
En ilginç kısmı ise bu iki krallığın da ateş ejderhalarından oluşan bir birliğinin olması; kızın amcası bu ejderha binicilerinden biri. Karşı tarafın ejderhaları daha fazla ve görünüşe göre orduları çok acımasız ve gaddar. Binici olmak için özel bir şeye sahip olmaya gerek yok(Valyria kanı sahibi olmak gibi) ama terbiye etmek ve sürmek için kırbaç kullanıyorlar ki Dany da bir ara aynı şeyi Drogon için yapmıştı, terbiye etmek için kırbaç kullanmıştı.<br />
<br />
<br />
Ateş ejderhaları da soğuğa çok duyarlı, kış vakti bu topraklarda duramıyorlar ve Diyar’ın güneyine göçüyorlar. Bu durumda bu Diyar’ın güney kısmında kış çok hafif geçiyor ve kuzeyde çok ağır geçiyor fikrine kani oluyoruz.<br />
<br />
<br />
Karşı krallığın nedense Yi Ti olabileceği yahut onun konumunda olabileceğini düşündüm, bunun için bir kanıt destek yok, daha çok bir his aslında.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kış Kaleleri ve Buz Kertenkelesi</span></span><br />
<br />
Buz Kertenkelesi dedikleri bir şey var, öteki gibi bir kertenkele yani, buzdan yaratılmış. Narinler ve böyle sıcak karşısında eriyorlar; buz ejderhaları da aynı şekilde eriyor. Rengi mavi.<br />
<br />
<br />
Bizim kız her kış, kardan kale yapıyor; buz kaleye dönüşüyor (soğuk hava yüzünden) ve bu kertenkeleler burada yaşıyor. Diğer yandan Adara’nın yaşadığı kuzeyde, yaz-kış ve diğer bahar-sonbahar mevsimleri var, en asından sonbahar dışında tüm mevsimleri gördük, gayet düzenli bir şekilde ilerliyor. Yaz-bahar döneminde etraf gayet sıcak ve yeşillikler söz konusu.<br />
<br />
<br />
Dörtyoldaki Han diye tabir edilen isimsiz bir han var, asoiafta da böyle bir kesişme noktasında han vardı, hatırlarsınız.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Buz Ejderhaları ve Kış<br />
</span></span>Ateş ejderhaları çok fazla olmasına rağmen Buz Ejderhaları ender görülen canlılar olarak tanımlanıyor.<br />
<br />
<br />
Onların görünmesi “uzun ve amansız bir kışın habercisi” olarak biliniyor ve gerçekten her ejderha görüldüğünde o sene kış, çok ağır geçiyor. Adara’nın doğduğu gece de buz ejderhası görülmüştür ve çok ağır bir kış yaşanmıştır.<br />
<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>“Adara’nın doğduğu gece bir buz ejderhasının ay’a karşı uçarken görüldüğü söylenirdi, o günden beri de her kış yeniden görülmüş ve o kışlar gerçekten de çok zor geçmişti, her sene bahar daha da geç gelmişti.”</blockquote>
<br />
<br />
<br />
Buradan sonra mevsimlerde biraz dengesizlikler belirlemeye, kışlar daha hakim ama yazlar daha geç geldiğini okuyoruz. Buz Ejderhaları bu kitapta ateş ejderhalarının 1,5 katı büyüklüğünde, buzdan yapılma, soluğunun bile her şeyi donduran; kristal beyazından(neredeyse mavi renkte) ve üzeri kırağı ile kaplı bir canlı. Gözleri berrak, dingin ve donuk. Kanatları geniş, solgun ve yarı saydam bir mavi renkte. Sessiz olarak tanımlanıyor. Ve ateş ejderhalarının aksine “soğuk” püskürtüyorlar. Isıya, buz kertenkelelerinden daha duyarlılar ve Adara bir şekilde bunu biliyor ki buz ejderhası ile bir şekilde arasında bir bağ var kızın, bu yüzden bunları bildiğini, anladığını, hissettiğini ve ejderhanın ona geldiğini düşünüyorum.<br />
<br />
<br />
Yoksa buz ejderhaları terbiye edilemeyen, üzerine binilemeyen canlılar olarak tasvir ediliyor, bunu deneyenlerin alayı ölmüş yahut bir uzvunu soğuktan kaybetmiş. Çok soğuk oldukları için mantıken öyle üstüne oturmak, dokunmak falan pek akıllıca olmuyor; soğuk ısırığına yakalanıyorlar.<br />
<br />
<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>“Buz Ejderhası ölüm püskürtürdü dünyaya; ölüm, sükunet ve soğuk.” Fakat Adara korkmazdı bundan. En nihayetinde bir kış çocuğuydu ve buz ejderhası da onun sırrıydı.</blockquote>
<br />
<br />
<br />
Ay ve Ölüm’ün simgesel olarak birbirine bağlantılı olduğunu düşünüyorum, bildiğiniz üzere. Burada da Buz ejderhası + ay’a uçar ve + ölüm püskürtür; bu denklemi gayet dikkat çekici bağlantılar olarak gözler önüne sermiş gibi...<br />
<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>Buz ejderhası ile her yıl bir sene öncekinden çok daha uzağa çok daha sıklıkla uçtu; çiftliklerinin tepesindeki gökyüzünde çok daha sık görünür olmuştu. Her kış bir öncekinden daha uzun ve daha soğuk geçti. Buzlar her geçen sene daha geç eridi.</blockquote>
<br />
Sizi bilmem ama en baştaki maddeye cevap niteliği taşıyan bir şey olduğunu düşünüyorum. Buz Ejderhasının varlığı ve görünmesi kış/soğuğu ve etkisini de beraberinde getiren bir şey. Asoiaf’ta da “Kış Geliyor” sözünden anlamamız gereken şeyin “Ötekiler geliyor” demek ile aynı şey olduğu hemen hemen ortada, elbette ben başka bir manaya daha geldiğini düşünüyorum ama konumuz değil... Konuya dönersek sanırım kış etkisini yine Ötekiler yaratıyor hatta buz ejderhası varsa, asıl etki kaynağı onlar da olabilir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Buz Ejderhası ve Her Daim Kış Toprakları<br />
</span></span>Bu madde benim en ilgimi çeken maddelerden biri çünkü “Daimi Kış Toprakları” aynen, asoiaf’ta da mevcut; kuzeyde, Sur’un ötesinde hiç bitmeyen, sürekli kış olan bir alan var ve bu isimle anlıyor, kimse de oraya gitmiyor. Garip ki aynı bölge bu kitapta da var.<br />
<br />
<br />
Düşman askerleri kuzeyden gelince (3 tanesi) bizim kız korkuyor; yaz döneminde geliyorlar… Buz ejderha onu buluyor (çünkü bence kızın yardım istediğini hissediyor, o bağ yüzünden.) ve kız onu buraya götürmesini istiyor fakat sonra ailesinin yardıma ihtiyacı olduğunu duyunca geri dönüp, yardım etmesi için yalvarıyor ve ejderha da gidip o üçünü öldürüyor.<br />
<br />
<br />
Fakat bu sırada yaz olduğu ve ateş ejderhaları alev püskürttüğü için eriyip duruyor ve sonunda tamamen yok oluyor, yok olduğu eridiği yerde de suyu çok ama çok soğuk olan, dalgasız küçük bir su birikintisi oluştu. İster istemez aklımıza Kışyarı ve Kışyarı’nın Tanrı korusundaki bu gölet geliyor; siyah, soğuk ve dalgasız. Ayrıca kalenin isminin WINTER-FELL olması çok dikkate değer, yani KIŞ DÜŞTÜ. Gerçi başka bir mana olarak kış “çöktü” de gayet mümkün ama masal ile bağlantı kurmak isteyen için “düştü” manası uygun. null<br />
<br />
<br />
Adara, ejderhaya bir isim vermiyor ama ejderhanın kışı ve soğuğu getiren şey olduğu ve onun düşüşünden sonraki bölümün isminin ilkbahar olması, ister istemez dikkat çekiyor.<br />
<br />
<br />
Buz ejderhasının ölmeden önce attığı çığlığın tanımlanma şekli de benim ilgimi çekti.<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>Adara ilk kez buz ejderhasından bir ses duydu: Her daim kış topraklarında bomboş bekleyen beyaz kalenin kuleleri ve siperlerinde dolaşan kuzey rüzgarlarının çıkardığı sese benzeyen hüzün yüklü korkunç bir tiz çığlık.</blockquote>
<br />
<br />
Adara’nın yaptığı kış kaleleri de bu şekilde tanımlanıyordu aslında(nereden görmüş, bilmiş yahut bu topraklara dair ne konuşuluyor bu diyarda, bilgimiz yok.). Fakat dikkatimi çeken şey Bran’ın komada iken gördüğü rüyadaki bilgiler. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Bran’ın Koma Rüyası<br />
</span></span>Bran, komada iken kuzeyin çok ötesine, uzağına bakarak daimi kış topraklarına bakış atıyordu ve orada buzdan kuleler, kale vs. görüyordu.<br />
<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>Omzunda duran kargayla bakıştılar. Üç gözü vardı karganın ve üçüncü gözü korkunç bir şeyler biliyordu. Bran aşağı baktı. Artık aşağıda kardan, soğuktan, ölümden ve delici uçlarıyla ona sarılmayı bekleyen buz kulelerinden başka bir şey yoktu. Ucu sivri mızraklar gibi bekliyorlardı onu. Kulelerin tepesi binlerce rüyacının kemikleriyle doluydu. Bran çaresizdi, korkuyordu.</blockquote>
<br />
<br />
<br />
Daha sonra ise kız ve ailesi, güneye gidiyor 3 yıl orada(hep bir 3 takıntısı var Martin'in... dikkat edin) kaldıktan sonra tekrar kuzeye dönüyordu. Bu olay meydana gelene kadar soğuk, ağlamayan, gülmeyen; kısacası diğer çocuklar gibi olmayan “farklı” Adara, ejderhanın ölümü sonrası normal çocuklar gibi gülmeye, ağlamaya başlayan bir çocuğa dönüşüyor, dahası Kış onu tamamen terk etmiştir; artık elleri soğuk değil, sıcaktır.<br />
<br />
<br />
Haliyle burada bahsi geçen WINTER-FELL belki Adara’yı da işaret ediyor, olabilir mi? Martin’in bir şeylere birden fazla mana katmayı sevdiğini biliyoruz. Zira savaş başlamadan önce kız buraya gerçekten düşüyor ve dahası hem ejderhası hem de kızın içindeki kış ölüyor… Yani çek çekebildiğin yere, elbette Adara, Kışyarı, Stark bağlantısı mı var ki? diye sorabilirsiniz ama olabilir de en azından mekan ile bir bağ var gibi. Belki bu Adara, asoiaf’ta Gece’nin Kraliçesine evriliyordur sonradan? Zamanında bunu düşünmeyi sevmiştim ama elbette gerçekte öyle olduğunu düşünmüyorum.<br />
<br />
<br />
Sizi bilmem ama bu benzerliklerin hiçbirinin tesadüf olmadığı da aşikar.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Yazıyı kitabın bölüm isimleriyle ve yorumuyla kapatıyorum.</span></span></span><br />
<br />
1. Kış Çocuğu<br />
<br />
2. Kardaki Sırlar<br />
<br />
3. Artan Soğuk<br />
<br />
4. Kuzeydeki Ateşler<br />
<br />
5. Küller<br />
<br />
6. Ateşten Kaçış<br />
<br />
7. Soğuk Öfke<br />
<br />
8. İlkbahar<br />
<br />
<br />
Şimdi bölümlere bakarsak kış/soğuk burada “olumlu” ama ateş/sıcak burada “olumsuz” hava veriyor; ateş yok eden, kül eden bir kötü maddeye dönüşürken buz, tersine kurtaran ama aynı zamanda intikam alan bir maddeye dönüşüyor. Ben asoiaf’ta da karakterlerin ağırlıkta ateşi “kötü” deneyimlediğini ve ateşin sunulduğu gibi “kurtarıcı” taraf olmadığını düşünüyorum zaten. GRRM de buz’u “intikam” olarak tanımlıyor ve elbette “ölüm” de var işin içinde. Bu kitapta da “soğuk öfke “kısmı aslında bir intikam durumundan bahsediyor. Elbette bir de Üstat Aemon’un “Ateş tüketir ama buz, muhafaza eder” sözünü de unutmamak gerekir.<br />
<br />
Son bölüm ismi “ilkbahar” ise 7. kitabın ismi olan “Bir Bahar Rüyası” ismini anımsattı.<br />
<br />
<br />
Siz ne düşünüyorsunuz? Fikirlerinizi yorum olarak yazmayı unutmayın. Allah’a emanet olun. Bu yazıyı video olarak dinlemek <a href="https://youtu.be/M9SVAtR6WC4?si=5svXGZ9-9SsQA-b2" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">isterseniz</a>...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Selamlar,<br />
<br />
<br />
Martin'in Buz Ejderhası ve Buz ve Ateşin Şarkısı evreniyle ciddi benzerlikler vardı. Ben de masalı okur okumaz bu benzerliklerin olduğu bir yazı hazırladım. <br />
<br />
<span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şimdi kitabı okumayan ama okuyacak olanlar için bundan sonrası oyun bozan bilgi içerir, demedi demeyin.<br />
</span></span></span><br />
<br />
Kitap yarım saatte bitecek kadar kısa bir masal ve GRRM her zamanki gibi güzel bir iş çıkarmış, adamın anlatım tarzını seviyorum. Sonda söyleyeceğim şeyi başta söyleyeyim ki kafa karışıklığı olmasın; kitap = asoiaf evreni diye, iddiada bulunmak güç. Lakin aksini iddia etmek de güç çünkü o kadar çok paralel nokta var ki! Zaten GRRM de buranın asoiaf evreni olmadığını söylemedi, politik bir cevapla bu kitabı yazdığında asoiaf’ı yazmadığını, ortada olmadığını söyledi; yani gayet bu hikayeyi (doğrudan ve her yönüyle olmasa bile) asoiaf’a uyarlamış olabilir. Şahsen ben böyle olduğunu düşünüyorum. Dediğim gibi siz de göreceksiniz. Zaten eski kitaplarındaki şeyleri asoiaf'ta kullandığı oluyor (örneğin, Bakkalon, başka kitaplarında da var).<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>“Soğuğu mu buz ejderhasının yoksa buz ejderhasını mı soğuğun getirdiğinden asla emin olamazdı.”</blockquote>
<br />
<br />
Bu kısmı okuduğum zaman aklıma hemen Ötekiler hakkında söylenen söz geldi. Onlar hakkında Sam da yaptığı araştırma sonucunda şu cümleyi kuruyordu.<br />
<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>“Ötekiler hava soğuduğunda geliyor, hikâyelerin çoğu bu hususta hemfikir. Ya da Ötekiler geldiğinde hava soğuyor.”</blockquote>
<br />
<br />
<br />
Gördüğünüz gibi birebir aktarma söz konusu; buz ejderhaları/Ötekiler ve soğuk hava teması aynen uygulanmış.<br />
<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>İhtiyar Laura’nın bile hatırladığı en kötü donda (kış döneminde) dünyaya gelmişti.</blockquote>
<br />
Bu ihtiyar, hiç kimse doğmadan önce bile yaşanmış olayları hatırlayan kişi olarak betimlenmiş ve aklıma ister istemez “yaşlı dadı” geldi.<br />
<br />
<br />
Adara, bizim başrol kızımız. Kış Çocuğu olarak tanımlanıyor; o zamanlarda çok kötü bir soğukta doğmuş ve hatta anne karnında iken soğuğun ona nüfus ettiği ve soğuğun annesini öldürdüğünü söylüyorlar. Doğduğu zaman teni soluk mavi ve buz gibiymiş ve sonrasında da bedeni hep soğuk; teni beyaz(ama saçlar sarı) ve gözleri mavidir. Saç rengi dışındaki her şeyi bir Öteki’yi anımsatıyor.<br />
<br />
<br />
Kızın bir ablası bir abisi var, ismi Arapça, İbranice ve Yunanca kökenli “bakire, güzel, soylu” demek. Kendisi karakter olarak da çok soğuk, ağlamayan, çok ender gülen ve babasının “sevgisiz” olarak tanımladığı bir kız(aslında sevgisiz değil ama duyguları donuk biri, pek göstermiyor.)<br />
<br />
<br />
Şimdi madde madde gideceğiz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İki Krallık, Savaş ve Ateş Ejderhaları</span></span><br />
<br />
Bu kısım çok kesin hatlarla çizilmese de kız ve ailesinin yaşadığı diyar bir krallık ve kral tarafından yönetiliyor ama kimdir, nedir bahsedilmiyor; ailesi Diyar’ın “kuzey” topraklarında yaşıyor ve kuzey ve batısındaki topraklara hükmeden başka bir krallık ile uzun zamandır savaş halindeler.<br />
<br />
<br />
En ilginç kısmı ise bu iki krallığın da ateş ejderhalarından oluşan bir birliğinin olması; kızın amcası bu ejderha binicilerinden biri. Karşı tarafın ejderhaları daha fazla ve görünüşe göre orduları çok acımasız ve gaddar. Binici olmak için özel bir şeye sahip olmaya gerek yok(Valyria kanı sahibi olmak gibi) ama terbiye etmek ve sürmek için kırbaç kullanıyorlar ki Dany da bir ara aynı şeyi Drogon için yapmıştı, terbiye etmek için kırbaç kullanmıştı.<br />
<br />
<br />
Ateş ejderhaları da soğuğa çok duyarlı, kış vakti bu topraklarda duramıyorlar ve Diyar’ın güneyine göçüyorlar. Bu durumda bu Diyar’ın güney kısmında kış çok hafif geçiyor ve kuzeyde çok ağır geçiyor fikrine kani oluyoruz.<br />
<br />
<br />
Karşı krallığın nedense Yi Ti olabileceği yahut onun konumunda olabileceğini düşündüm, bunun için bir kanıt destek yok, daha çok bir his aslında.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kış Kaleleri ve Buz Kertenkelesi</span></span><br />
<br />
Buz Kertenkelesi dedikleri bir şey var, öteki gibi bir kertenkele yani, buzdan yaratılmış. Narinler ve böyle sıcak karşısında eriyorlar; buz ejderhaları da aynı şekilde eriyor. Rengi mavi.<br />
<br />
<br />
Bizim kız her kış, kardan kale yapıyor; buz kaleye dönüşüyor (soğuk hava yüzünden) ve bu kertenkeleler burada yaşıyor. Diğer yandan Adara’nın yaşadığı kuzeyde, yaz-kış ve diğer bahar-sonbahar mevsimleri var, en asından sonbahar dışında tüm mevsimleri gördük, gayet düzenli bir şekilde ilerliyor. Yaz-bahar döneminde etraf gayet sıcak ve yeşillikler söz konusu.<br />
<br />
<br />
Dörtyoldaki Han diye tabir edilen isimsiz bir han var, asoiafta da böyle bir kesişme noktasında han vardı, hatırlarsınız.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Buz Ejderhaları ve Kış<br />
</span></span>Ateş ejderhaları çok fazla olmasına rağmen Buz Ejderhaları ender görülen canlılar olarak tanımlanıyor.<br />
<br />
<br />
Onların görünmesi “uzun ve amansız bir kışın habercisi” olarak biliniyor ve gerçekten her ejderha görüldüğünde o sene kış, çok ağır geçiyor. Adara’nın doğduğu gece de buz ejderhası görülmüştür ve çok ağır bir kış yaşanmıştır.<br />
<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>“Adara’nın doğduğu gece bir buz ejderhasının ay’a karşı uçarken görüldüğü söylenirdi, o günden beri de her kış yeniden görülmüş ve o kışlar gerçekten de çok zor geçmişti, her sene bahar daha da geç gelmişti.”</blockquote>
<br />
<br />
<br />
Buradan sonra mevsimlerde biraz dengesizlikler belirlemeye, kışlar daha hakim ama yazlar daha geç geldiğini okuyoruz. Buz Ejderhaları bu kitapta ateş ejderhalarının 1,5 katı büyüklüğünde, buzdan yapılma, soluğunun bile her şeyi donduran; kristal beyazından(neredeyse mavi renkte) ve üzeri kırağı ile kaplı bir canlı. Gözleri berrak, dingin ve donuk. Kanatları geniş, solgun ve yarı saydam bir mavi renkte. Sessiz olarak tanımlanıyor. Ve ateş ejderhalarının aksine “soğuk” püskürtüyorlar. Isıya, buz kertenkelelerinden daha duyarlılar ve Adara bir şekilde bunu biliyor ki buz ejderhası ile bir şekilde arasında bir bağ var kızın, bu yüzden bunları bildiğini, anladığını, hissettiğini ve ejderhanın ona geldiğini düşünüyorum.<br />
<br />
<br />
Yoksa buz ejderhaları terbiye edilemeyen, üzerine binilemeyen canlılar olarak tasvir ediliyor, bunu deneyenlerin alayı ölmüş yahut bir uzvunu soğuktan kaybetmiş. Çok soğuk oldukları için mantıken öyle üstüne oturmak, dokunmak falan pek akıllıca olmuyor; soğuk ısırığına yakalanıyorlar.<br />
<br />
<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>“Buz Ejderhası ölüm püskürtürdü dünyaya; ölüm, sükunet ve soğuk.” Fakat Adara korkmazdı bundan. En nihayetinde bir kış çocuğuydu ve buz ejderhası da onun sırrıydı.</blockquote>
<br />
<br />
<br />
Ay ve Ölüm’ün simgesel olarak birbirine bağlantılı olduğunu düşünüyorum, bildiğiniz üzere. Burada da Buz ejderhası + ay’a uçar ve + ölüm püskürtür; bu denklemi gayet dikkat çekici bağlantılar olarak gözler önüne sermiş gibi...<br />
<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>Buz ejderhası ile her yıl bir sene öncekinden çok daha uzağa çok daha sıklıkla uçtu; çiftliklerinin tepesindeki gökyüzünde çok daha sık görünür olmuştu. Her kış bir öncekinden daha uzun ve daha soğuk geçti. Buzlar her geçen sene daha geç eridi.</blockquote>
<br />
Sizi bilmem ama en baştaki maddeye cevap niteliği taşıyan bir şey olduğunu düşünüyorum. Buz Ejderhasının varlığı ve görünmesi kış/soğuğu ve etkisini de beraberinde getiren bir şey. Asoiaf’ta da “Kış Geliyor” sözünden anlamamız gereken şeyin “Ötekiler geliyor” demek ile aynı şey olduğu hemen hemen ortada, elbette ben başka bir manaya daha geldiğini düşünüyorum ama konumuz değil... Konuya dönersek sanırım kış etkisini yine Ötekiler yaratıyor hatta buz ejderhası varsa, asıl etki kaynağı onlar da olabilir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Buz Ejderhası ve Her Daim Kış Toprakları<br />
</span></span>Bu madde benim en ilgimi çeken maddelerden biri çünkü “Daimi Kış Toprakları” aynen, asoiaf’ta da mevcut; kuzeyde, Sur’un ötesinde hiç bitmeyen, sürekli kış olan bir alan var ve bu isimle anlıyor, kimse de oraya gitmiyor. Garip ki aynı bölge bu kitapta da var.<br />
<br />
<br />
Düşman askerleri kuzeyden gelince (3 tanesi) bizim kız korkuyor; yaz döneminde geliyorlar… Buz ejderha onu buluyor (çünkü bence kızın yardım istediğini hissediyor, o bağ yüzünden.) ve kız onu buraya götürmesini istiyor fakat sonra ailesinin yardıma ihtiyacı olduğunu duyunca geri dönüp, yardım etmesi için yalvarıyor ve ejderha da gidip o üçünü öldürüyor.<br />
<br />
<br />
Fakat bu sırada yaz olduğu ve ateş ejderhaları alev püskürttüğü için eriyip duruyor ve sonunda tamamen yok oluyor, yok olduğu eridiği yerde de suyu çok ama çok soğuk olan, dalgasız küçük bir su birikintisi oluştu. İster istemez aklımıza Kışyarı ve Kışyarı’nın Tanrı korusundaki bu gölet geliyor; siyah, soğuk ve dalgasız. Ayrıca kalenin isminin WINTER-FELL olması çok dikkate değer, yani KIŞ DÜŞTÜ. Gerçi başka bir mana olarak kış “çöktü” de gayet mümkün ama masal ile bağlantı kurmak isteyen için “düştü” manası uygun. null<br />
<br />
<br />
Adara, ejderhaya bir isim vermiyor ama ejderhanın kışı ve soğuğu getiren şey olduğu ve onun düşüşünden sonraki bölümün isminin ilkbahar olması, ister istemez dikkat çekiyor.<br />
<br />
<br />
Buz ejderhasının ölmeden önce attığı çığlığın tanımlanma şekli de benim ilgimi çekti.<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>Adara ilk kez buz ejderhasından bir ses duydu: Her daim kış topraklarında bomboş bekleyen beyaz kalenin kuleleri ve siperlerinde dolaşan kuzey rüzgarlarının çıkardığı sese benzeyen hüzün yüklü korkunç bir tiz çığlık.</blockquote>
<br />
<br />
Adara’nın yaptığı kış kaleleri de bu şekilde tanımlanıyordu aslında(nereden görmüş, bilmiş yahut bu topraklara dair ne konuşuluyor bu diyarda, bilgimiz yok.). Fakat dikkatimi çeken şey Bran’ın komada iken gördüğü rüyadaki bilgiler. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Bran’ın Koma Rüyası<br />
</span></span>Bran, komada iken kuzeyin çok ötesine, uzağına bakarak daimi kış topraklarına bakış atıyordu ve orada buzdan kuleler, kale vs. görüyordu.<br />
<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>Omzunda duran kargayla bakıştılar. Üç gözü vardı karganın ve üçüncü gözü korkunç bir şeyler biliyordu. Bran aşağı baktı. Artık aşağıda kardan, soğuktan, ölümden ve delici uçlarıyla ona sarılmayı bekleyen buz kulelerinden başka bir şey yoktu. Ucu sivri mızraklar gibi bekliyorlardı onu. Kulelerin tepesi binlerce rüyacının kemikleriyle doluydu. Bran çaresizdi, korkuyordu.</blockquote>
<br />
<br />
<br />
Daha sonra ise kız ve ailesi, güneye gidiyor 3 yıl orada(hep bir 3 takıntısı var Martin'in... dikkat edin) kaldıktan sonra tekrar kuzeye dönüyordu. Bu olay meydana gelene kadar soğuk, ağlamayan, gülmeyen; kısacası diğer çocuklar gibi olmayan “farklı” Adara, ejderhanın ölümü sonrası normal çocuklar gibi gülmeye, ağlamaya başlayan bir çocuğa dönüşüyor, dahası Kış onu tamamen terk etmiştir; artık elleri soğuk değil, sıcaktır.<br />
<br />
<br />
Haliyle burada bahsi geçen WINTER-FELL belki Adara’yı da işaret ediyor, olabilir mi? Martin’in bir şeylere birden fazla mana katmayı sevdiğini biliyoruz. Zira savaş başlamadan önce kız buraya gerçekten düşüyor ve dahası hem ejderhası hem de kızın içindeki kış ölüyor… Yani çek çekebildiğin yere, elbette Adara, Kışyarı, Stark bağlantısı mı var ki? diye sorabilirsiniz ama olabilir de en azından mekan ile bir bağ var gibi. Belki bu Adara, asoiaf’ta Gece’nin Kraliçesine evriliyordur sonradan? Zamanında bunu düşünmeyi sevmiştim ama elbette gerçekte öyle olduğunu düşünmüyorum.<br />
<br />
<br />
Sizi bilmem ama bu benzerliklerin hiçbirinin tesadüf olmadığı da aşikar.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Yazıyı kitabın bölüm isimleriyle ve yorumuyla kapatıyorum.</span></span></span><br />
<br />
1. Kış Çocuğu<br />
<br />
2. Kardaki Sırlar<br />
<br />
3. Artan Soğuk<br />
<br />
4. Kuzeydeki Ateşler<br />
<br />
5. Küller<br />
<br />
6. Ateşten Kaçış<br />
<br />
7. Soğuk Öfke<br />
<br />
8. İlkbahar<br />
<br />
<br />
Şimdi bölümlere bakarsak kış/soğuk burada “olumlu” ama ateş/sıcak burada “olumsuz” hava veriyor; ateş yok eden, kül eden bir kötü maddeye dönüşürken buz, tersine kurtaran ama aynı zamanda intikam alan bir maddeye dönüşüyor. Ben asoiaf’ta da karakterlerin ağırlıkta ateşi “kötü” deneyimlediğini ve ateşin sunulduğu gibi “kurtarıcı” taraf olmadığını düşünüyorum zaten. GRRM de buz’u “intikam” olarak tanımlıyor ve elbette “ölüm” de var işin içinde. Bu kitapta da “soğuk öfke “kısmı aslında bir intikam durumundan bahsediyor. Elbette bir de Üstat Aemon’un “Ateş tüketir ama buz, muhafaza eder” sözünü de unutmamak gerekir.<br />
<br />
Son bölüm ismi “ilkbahar” ise 7. kitabın ismi olan “Bir Bahar Rüyası” ismini anımsattı.<br />
<br />
<br />
Siz ne düşünüyorsunuz? Fikirlerinizi yorum olarak yazmayı unutmayın. Allah’a emanet olun. Bu yazıyı video olarak dinlemek <a href="https://youtu.be/M9SVAtR6WC4?si=5svXGZ9-9SsQA-b2" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">isterseniz</a>...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Fırtına Kralları: Durrandon Hanesi - Fetih ve İsyan  | Bölüm 4]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=132</link>
			<pubDate>Tue, 21 Apr 2026 21:32:27 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=1">Caspian</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=132</guid>
			<description><![CDATA[Selamlar,<br />
Fetih ve İsyan: Yedi Krallığın Animasyonlu Tarihi serisinin 4. bölümüyle devam ediyoruz. Bu bölümde, krallığın en kurnaz isimlerinden biri olan Varys, bize Aegon’un en yakın müttefiki (ve söylentilere göre piç kardeşi) Orys Baratheon ile Fırtına Toprakları’nın son kralı Kibirli Argilac arasındaki destansı "Son Fırtına" savaşını anlatıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Önceki Video:</span> <a href="https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=130" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Hoare Hanedanı - Fetih ve İsyan | Bölüm 3</a><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Genel Özet</span></span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çıkış Tarihi:</span> 12 Aralık 2017<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anlatıcı:</span> Varys rolüyle Conleth Hill<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yazar:</span> Dave Hill<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Hikayenin Özeti</span></span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Varys:</span> Aegon, taç giyme töreninden sonra Harrenhal üzerine yürürken; Orys Baratheon kuvvetlerinin büyük bir kısmını ve Kraliçe Rhaenys ile ejderhasını yanına alarak güneye, istilanın asıl bahanesi olan Fırtına Toprakları Kralı Kibirli Argilac ile ilgilenmeye gitti.<br />
<br />
Argilac'ın tahtı, Harrenhal'dan sonra Westeros'un en zapt edilemez kalesi sayılan Fırtına Burnu'ndaydı. Argilac kibirli biri olabilir ama aptal ya da korkak değildi.<br />
<br />
Lordları ona kapıları kapatıp kuşatmanın bitmesini beklemesini tavsiye etti; ancak o, Harrenhal'da olanları duymuştu ve kendi kalesinin içinde pişen bir süt domuzu gibi ölmeyi reddetti. Zaferi de yenilgiyi de aynı şekilde, elinde kılıcıyla karşılayacaktı. Sancaktarlarını çağırdı ve Orys Baratheon ile açık alanda karşılaşmak üzere yola çıktı.<br />
<br />
Rhaenys'in ejderhası Meraxes sayesinde Orys; Argilac'ın geldiğini, kaç adamı olduğunu ve ne kadar hızlı ilerlediğini biliyordu. Bu yüzden Orys sadece yüksek mevziyi ele geçirdi ve Argilac'ı beklemek için tepelere mevzilendi.<br />
<br />
İki ordu birbirine yaklaşırken rüzgar onları karşılamak için yükseldi ve gökyüzünden yağmur boşaldı; savaşa adını verecek olan bir fırtına: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Son Fırtına.</span><br />
<br />
Kral Argilac’ın lordları ona havanın sakinleşmesini beklemesi için ısrar etti, ancak Fırtına Kralı yağmurun tepelerdeki Baratheon adamlarının yüzüne doğru estiğini gördü. Ayrıca Argilac, Baratheon ordusundan sayıca iki kat üstündü ve dört kat daha fazla şövalye ile ağır süvariye sahipti. Argilac saldırdı.<br />
<br />
Argilac şövalyelerini Baratheon hattına karşı üç kez yönetti, ancak tepeler dikti ve yağmur toprağı çamura çevirmişti. Savaş atları tökezleyip kaydı ve binekler yere yıkıldı.<br />
<br />
Savaş, Argilac mızraklı piyadelere tepeye çıkma emri verene kadar kaybedilmiş gibi görünüyordu. Yağmurdan gözleri kör olan Baratheonlar, onları çok geç olana kadar fark etmediler. Bir tepe düştü, sonra bir diğeri ve bir diğeri; ta ki Baratheon merkezinde sadece tek bir tepe kalana dek.<br />
<br />
Eğer Argilac orayı yarabilseydi, işgalci orduyu ikiye bölebilir ve her iki kanadı da kuşatabilirdi.<br />
<br />
Argilac ve adamları hücuma kalktı ve Baratheon hattı kırılarak Kraliçe Rhaenys ile Meraxes'i açığa çıkardı. Argilac'ın öncü birliği alevler içinde kaldı ve adamları paniğe kapıldı. Zafer hücumu kaosa dönüştü ve Argilac'ın kendisi atından atıldı. Ancak teslim olmadı.<br />
<br />
Orys Baratheon vardığında, yaşlı kralı yarım düzine adamı püskürtürken, bir o kadarını da ayaklarının dibinde ölü yatarken buldu. Orys, kral ile eşit şartlarda yüzleşmek için atından indi ve Argilac'a teslim olması için son bir şans sundu. Argilac ise bunun yerine ona küfretti.<br />
<br />
Etraflarında fırtına kudururken, kır saçlı eski savaşçı ile sakallı türedi; yaşamları ve krallık için dövüştüler. Sonunda Argilac dileğine kavuştu. Elinde kılıcıyla öldü.<br />
<br />
Argilac'ın ölüm haberi yayıldıkça, lordları ve şövalyeleri kılıçlarını bırakıp kaçtılar. Orys ve öncü birliği, Argilac'ın kalesini Aegon adına talep etmek için Fırtına Burnu'na sürdüler; ancak kapıların sürgülü, surların ise askerlerle dolu olduğunu gördüler. Argilac'ın kızı tacı devralmıştı ve yeni Fırtına Kraliçesi de en az babası kadar teslim olmaya meraklıydı (!).<br />
<br />
Orys'in burada sadece kemik, kan ve kül kazanacağını ilan etti. Ancak adamları ondan daha zayıf iradeliydi ve o gece Orys, Argilac'ın kızını kampına ağzı bağlanmış, zincirlenmiş ve çıplak bir halde getirilmiş olarak buldu.<br />
<br />
Argilac, kızının elini Orys'e vermeyi reddetmişti. Şimdi ise Orys, onun arzu ettiği her parçasına sahip olabilirdi.<br />
<br />
Ancak Orys kızın zincirlerini çözdü, pelerinini ona sardı ve ona bir kadeh şarap doldurdu. Son Fırtına'da babasının gösterdiği cesareti onurlandırmak adına Durrandon Hanesi'nin armasını, sancağını ve sözlerini alacağını söyledi. Ne tesadüftür ki, Orys'in zaten terk etmesi gereken kendine ait hiçbir şeyi yoktu.<br />
<br />
Taçlı geyik Baratheon Hanesi'nin mühürü oldu ve Fırtına Burnu onların merkezi haline geldi. Argilac'ın kızı, prenses yerine bir lady olarak da olsa evinde kalmaya devam etti.<br />
<br />
Fırtına Toprakları artık Aegon'undu ve Aegon haraç olarak Orys'in yendiği adamların kılıçlarını talep etti. Ne amaçla olduğunu Orys bilmiyordu.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Sahne Arkası ve Derin Bilgiler</span></span></span></span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Savaşın Konumu:</span> Tarihe "Son Fırtına" olarak geçen bu büyük çarpışma, Fırtına Burnu'nun hemen kuzeyinde yer alan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tunçkapı (Bronzegate)</span> kalesinin güneyindeki tepelik alanda gerçekleşmiştir.<br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Armadaki Taç Meselesi (Dizi Hatası):</span> Animasyonda da belirtildiği gibi, "Taçlı Geyik" aslında Durrandon Hanesi'nin orijinal armasıdır ve Orys Baratheon bunu hiçbir değişiklik yapmadan kendi hanesi için kopyalamıştır. <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Game of Thrones</span> dizisinin 1. sezonunda Bran Stark, Baratheonların geyiğe tacı ancak Robert kral olduktan sonra eklediğini söylemişti. Ancak bu bir senaryo hatasıdır; zira 1998'de çıkan <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Dunk &amp; Egg</span> hikayeleri, Baratheonların Robert'tan çok önce de armalarında taç kullandığını kesinleştirmişti. Animasyon serisi bu hatayı bir nevi düzeltmiş oluyor.<br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yağmurun Ejderhalara Etkisi:</span> Fırtınalı ve yoğun yağmurlu havada savaşmak, ejderhalara karşı çok küçük de olsa bir avantaj sağlar. Yağmur ejderhaların uçuş manevralarını zorlaştırsa da, bu onları etkisiz kılmaz. Yerdeyken bile pençeleri, dişleri ve en önemlisi ateşleriyle hala ölümcüldürler. Nitekim Meraxes fırtına nedeniyle yavaşlamış olsa da, savaşın sonucunu belirleyen ana unsur olmaya devam etmiştir.<br />
</li>
</ul>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Türkçe Altyazılı Video</span></span></span></span><br />
<iframe width="560" height="315" src="//www.youtube-nocookie.com/embed/-hvP2mGwmzI" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Selamlar,<br />
Fetih ve İsyan: Yedi Krallığın Animasyonlu Tarihi serisinin 4. bölümüyle devam ediyoruz. Bu bölümde, krallığın en kurnaz isimlerinden biri olan Varys, bize Aegon’un en yakın müttefiki (ve söylentilere göre piç kardeşi) Orys Baratheon ile Fırtına Toprakları’nın son kralı Kibirli Argilac arasındaki destansı "Son Fırtına" savaşını anlatıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Önceki Video:</span> <a href="https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=130" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Hoare Hanedanı - Fetih ve İsyan | Bölüm 3</a><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Genel Özet</span></span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çıkış Tarihi:</span> 12 Aralık 2017<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anlatıcı:</span> Varys rolüyle Conleth Hill<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yazar:</span> Dave Hill<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Hikayenin Özeti</span></span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Varys:</span> Aegon, taç giyme töreninden sonra Harrenhal üzerine yürürken; Orys Baratheon kuvvetlerinin büyük bir kısmını ve Kraliçe Rhaenys ile ejderhasını yanına alarak güneye, istilanın asıl bahanesi olan Fırtına Toprakları Kralı Kibirli Argilac ile ilgilenmeye gitti.<br />
<br />
Argilac'ın tahtı, Harrenhal'dan sonra Westeros'un en zapt edilemez kalesi sayılan Fırtına Burnu'ndaydı. Argilac kibirli biri olabilir ama aptal ya da korkak değildi.<br />
<br />
Lordları ona kapıları kapatıp kuşatmanın bitmesini beklemesini tavsiye etti; ancak o, Harrenhal'da olanları duymuştu ve kendi kalesinin içinde pişen bir süt domuzu gibi ölmeyi reddetti. Zaferi de yenilgiyi de aynı şekilde, elinde kılıcıyla karşılayacaktı. Sancaktarlarını çağırdı ve Orys Baratheon ile açık alanda karşılaşmak üzere yola çıktı.<br />
<br />
Rhaenys'in ejderhası Meraxes sayesinde Orys; Argilac'ın geldiğini, kaç adamı olduğunu ve ne kadar hızlı ilerlediğini biliyordu. Bu yüzden Orys sadece yüksek mevziyi ele geçirdi ve Argilac'ı beklemek için tepelere mevzilendi.<br />
<br />
İki ordu birbirine yaklaşırken rüzgar onları karşılamak için yükseldi ve gökyüzünden yağmur boşaldı; savaşa adını verecek olan bir fırtına: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Son Fırtına.</span><br />
<br />
Kral Argilac’ın lordları ona havanın sakinleşmesini beklemesi için ısrar etti, ancak Fırtına Kralı yağmurun tepelerdeki Baratheon adamlarının yüzüne doğru estiğini gördü. Ayrıca Argilac, Baratheon ordusundan sayıca iki kat üstündü ve dört kat daha fazla şövalye ile ağır süvariye sahipti. Argilac saldırdı.<br />
<br />
Argilac şövalyelerini Baratheon hattına karşı üç kez yönetti, ancak tepeler dikti ve yağmur toprağı çamura çevirmişti. Savaş atları tökezleyip kaydı ve binekler yere yıkıldı.<br />
<br />
Savaş, Argilac mızraklı piyadelere tepeye çıkma emri verene kadar kaybedilmiş gibi görünüyordu. Yağmurdan gözleri kör olan Baratheonlar, onları çok geç olana kadar fark etmediler. Bir tepe düştü, sonra bir diğeri ve bir diğeri; ta ki Baratheon merkezinde sadece tek bir tepe kalana dek.<br />
<br />
Eğer Argilac orayı yarabilseydi, işgalci orduyu ikiye bölebilir ve her iki kanadı da kuşatabilirdi.<br />
<br />
Argilac ve adamları hücuma kalktı ve Baratheon hattı kırılarak Kraliçe Rhaenys ile Meraxes'i açığa çıkardı. Argilac'ın öncü birliği alevler içinde kaldı ve adamları paniğe kapıldı. Zafer hücumu kaosa dönüştü ve Argilac'ın kendisi atından atıldı. Ancak teslim olmadı.<br />
<br />
Orys Baratheon vardığında, yaşlı kralı yarım düzine adamı püskürtürken, bir o kadarını da ayaklarının dibinde ölü yatarken buldu. Orys, kral ile eşit şartlarda yüzleşmek için atından indi ve Argilac'a teslim olması için son bir şans sundu. Argilac ise bunun yerine ona küfretti.<br />
<br />
Etraflarında fırtına kudururken, kır saçlı eski savaşçı ile sakallı türedi; yaşamları ve krallık için dövüştüler. Sonunda Argilac dileğine kavuştu. Elinde kılıcıyla öldü.<br />
<br />
Argilac'ın ölüm haberi yayıldıkça, lordları ve şövalyeleri kılıçlarını bırakıp kaçtılar. Orys ve öncü birliği, Argilac'ın kalesini Aegon adına talep etmek için Fırtına Burnu'na sürdüler; ancak kapıların sürgülü, surların ise askerlerle dolu olduğunu gördüler. Argilac'ın kızı tacı devralmıştı ve yeni Fırtına Kraliçesi de en az babası kadar teslim olmaya meraklıydı (!).<br />
<br />
Orys'in burada sadece kemik, kan ve kül kazanacağını ilan etti. Ancak adamları ondan daha zayıf iradeliydi ve o gece Orys, Argilac'ın kızını kampına ağzı bağlanmış, zincirlenmiş ve çıplak bir halde getirilmiş olarak buldu.<br />
<br />
Argilac, kızının elini Orys'e vermeyi reddetmişti. Şimdi ise Orys, onun arzu ettiği her parçasına sahip olabilirdi.<br />
<br />
Ancak Orys kızın zincirlerini çözdü, pelerinini ona sardı ve ona bir kadeh şarap doldurdu. Son Fırtına'da babasının gösterdiği cesareti onurlandırmak adına Durrandon Hanesi'nin armasını, sancağını ve sözlerini alacağını söyledi. Ne tesadüftür ki, Orys'in zaten terk etmesi gereken kendine ait hiçbir şeyi yoktu.<br />
<br />
Taçlı geyik Baratheon Hanesi'nin mühürü oldu ve Fırtına Burnu onların merkezi haline geldi. Argilac'ın kızı, prenses yerine bir lady olarak da olsa evinde kalmaya devam etti.<br />
<br />
Fırtına Toprakları artık Aegon'undu ve Aegon haraç olarak Orys'in yendiği adamların kılıçlarını talep etti. Ne amaçla olduğunu Orys bilmiyordu.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Sahne Arkası ve Derin Bilgiler</span></span></span></span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Savaşın Konumu:</span> Tarihe "Son Fırtına" olarak geçen bu büyük çarpışma, Fırtına Burnu'nun hemen kuzeyinde yer alan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tunçkapı (Bronzegate)</span> kalesinin güneyindeki tepelik alanda gerçekleşmiştir.<br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Armadaki Taç Meselesi (Dizi Hatası):</span> Animasyonda da belirtildiği gibi, "Taçlı Geyik" aslında Durrandon Hanesi'nin orijinal armasıdır ve Orys Baratheon bunu hiçbir değişiklik yapmadan kendi hanesi için kopyalamıştır. <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Game of Thrones</span> dizisinin 1. sezonunda Bran Stark, Baratheonların geyiğe tacı ancak Robert kral olduktan sonra eklediğini söylemişti. Ancak bu bir senaryo hatasıdır; zira 1998'de çıkan <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Dunk &amp; Egg</span> hikayeleri, Baratheonların Robert'tan çok önce de armalarında taç kullandığını kesinleştirmişti. Animasyon serisi bu hatayı bir nevi düzeltmiş oluyor.<br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yağmurun Ejderhalara Etkisi:</span> Fırtınalı ve yoğun yağmurlu havada savaşmak, ejderhalara karşı çok küçük de olsa bir avantaj sağlar. Yağmur ejderhaların uçuş manevralarını zorlaştırsa da, bu onları etkisiz kılmaz. Yerdeyken bile pençeleri, dişleri ve en önemlisi ateşleriyle hala ölümcüldürler. Nitekim Meraxes fırtına nedeniyle yavaşlamış olsa da, savaşın sonucunu belirleyen ana unsur olmaya devam etmiştir.<br />
</li>
</ul>
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Türkçe Altyazılı Video</span></span></span></span><br />
<iframe width="560" height="315" src="//www.youtube-nocookie.com/embed/-hvP2mGwmzI" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Minör Karakterler Serisi: Merret Frey'i]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=131</link>
			<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 12:11:23 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=9">Poyraz</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=131</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #ffffff;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: TwitterChirp, -apple-system, BlinkMacSystemFont, 'Segoe UI', Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Merret Frey, soylu bir ailede doğma şansı yakalasa da dokuzuncu oğul olarak, şansın içindeki şanssızlığı yaşayarak dünyaya gelir.<br />
Küçük yaşta annesi Amerei Crakehall’un ailesine yaver olarak gönderilerek bir fırsat daha elde eder. Yine şansına, Sumner Crakehall’un yaveri olarak Kral Ormanı Kardeşliği’ne karşı savaşma imkanı bulur. Ancak burada da şanssızlık peşini bırakmaz: İlk çatışmada esir düşer ve Beyaz Geyik Wenda tarafından kalçasına ömrü boyunca taşıyacağı bir geyik damgası vurulur. Bu damga, ileride karısının onu küçümseme sebeplerinden biri olacaktır. Sumner fidyesini ödeyip onu geri alır; Merret bir şans daha yakalar ama bu kez de bir çatışmada kafasına gürz darbesi alır. Bu darbe, hayatı boyunca sürecek şiddetli baş ağrılarına neden olur; en ufak darbede bile savaşamayacak hale gelir. Sumner Crakehall’un diğer yaveri Jaime Lannister ileride Kral Muhafızı olacak kadar büyük bir şövalye olurken, Merret ne dokuzuncu oğul olmanın dezavantajını aşabilir ne de şövalye olabilir.<br />
Buna rağmen ailesi onun için iyi bir evlilik ayarlar ve Merret, Mariya Darry ile evlenir. Darry Hanesi, Merret için büyük bir fırsattır; ancak isyan patlak verir ve Darry ailesi, Targaryenlara yakınlığı sebebiyle neredeyse her şeyini kaybeder. Merret bir kez daha şanssızlığını konuşturur.<br />
Evlat konusunda da yüzü gülmez. En büyük kızı Ami, üç seyisle birlikte olurken yakalanır ve vasıfsız bir şövalye olan Yediçaydan Tom’la evlenmek zorunda kalır (Sancaksız Kardeşlik’ten Yedilerin Tom’u ile kuzenlerdir). Kızı Walda, Roose Bolton’la evlenince Merret nihayet hak ettiği saygıyı göreceğini düşünür; ancak gerçek çok farklıdır. Walder Frey, Roose Bolton’a kız başına ağırlığınca gümüş sununca Roose, en çok parayı getiren “şişman Walda”yı seçer. Bu durum İkizler’de Merret’e saygınlık kazandırmaz; aksine Walder, “kız biraz daha zayıf olsaydı bu kadar kazıklanmazdık” diyerek onu azarlar.<br />
Walder yaşlanır, aile bağlarını güçlü tutan Stevron ölür ve varis Ryman olur. Merret, babasının ölümünden sonra hiçbir vasfı olmadığı için İkizler’den gönderileceğini bildiğinden, Ryman’ın gözünde değer kazanmak ister. Bu yüzden, Sancaksız Kardeşlik tarafından kaçırılan oğlu Petyr’ın fidyesini bizzat götürmeye karar verir. Amacı, Petyr’ı kurtarıp Ryman’ın gözüne girerek Walder sonrası İkizler’de kalabilmektir. Ancak yine şanssızlık peşini bırakmaz: Sancaksızlar, Kızıl Düğün’ün intikamı olarak Petyr’ı çoktan asmıştır. Merret’i de yargılamak isterler.<br />
Son bir umutla, Beric’in yargılama olmadan adam öldürmemesine güvenerek kendini savunmaya çalışır: “Kızıl Düğün’de bir etkimin olduğunu kanıtlayamazsınız” minvalinde konuşarak kurtulmayı dener. Fakat şanssızlık ve Merret eski dosttur, Sancaksızların başında artık Beric değil, Catelyn vardır…</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #ffffff;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: TwitterChirp, -apple-system, BlinkMacSystemFont, 'Segoe UI', Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">Merret Frey, soylu bir ailede doğma şansı yakalasa da dokuzuncu oğul olarak, şansın içindeki şanssızlığı yaşayarak dünyaya gelir.<br />
Küçük yaşta annesi Amerei Crakehall’un ailesine yaver olarak gönderilerek bir fırsat daha elde eder. Yine şansına, Sumner Crakehall’un yaveri olarak Kral Ormanı Kardeşliği’ne karşı savaşma imkanı bulur. Ancak burada da şanssızlık peşini bırakmaz: İlk çatışmada esir düşer ve Beyaz Geyik Wenda tarafından kalçasına ömrü boyunca taşıyacağı bir geyik damgası vurulur. Bu damga, ileride karısının onu küçümseme sebeplerinden biri olacaktır. Sumner fidyesini ödeyip onu geri alır; Merret bir şans daha yakalar ama bu kez de bir çatışmada kafasına gürz darbesi alır. Bu darbe, hayatı boyunca sürecek şiddetli baş ağrılarına neden olur; en ufak darbede bile savaşamayacak hale gelir. Sumner Crakehall’un diğer yaveri Jaime Lannister ileride Kral Muhafızı olacak kadar büyük bir şövalye olurken, Merret ne dokuzuncu oğul olmanın dezavantajını aşabilir ne de şövalye olabilir.<br />
Buna rağmen ailesi onun için iyi bir evlilik ayarlar ve Merret, Mariya Darry ile evlenir. Darry Hanesi, Merret için büyük bir fırsattır; ancak isyan patlak verir ve Darry ailesi, Targaryenlara yakınlığı sebebiyle neredeyse her şeyini kaybeder. Merret bir kez daha şanssızlığını konuşturur.<br />
Evlat konusunda da yüzü gülmez. En büyük kızı Ami, üç seyisle birlikte olurken yakalanır ve vasıfsız bir şövalye olan Yediçaydan Tom’la evlenmek zorunda kalır (Sancaksız Kardeşlik’ten Yedilerin Tom’u ile kuzenlerdir). Kızı Walda, Roose Bolton’la evlenince Merret nihayet hak ettiği saygıyı göreceğini düşünür; ancak gerçek çok farklıdır. Walder Frey, Roose Bolton’a kız başına ağırlığınca gümüş sununca Roose, en çok parayı getiren “şişman Walda”yı seçer. Bu durum İkizler’de Merret’e saygınlık kazandırmaz; aksine Walder, “kız biraz daha zayıf olsaydı bu kadar kazıklanmazdık” diyerek onu azarlar.<br />
Walder yaşlanır, aile bağlarını güçlü tutan Stevron ölür ve varis Ryman olur. Merret, babasının ölümünden sonra hiçbir vasfı olmadığı için İkizler’den gönderileceğini bildiğinden, Ryman’ın gözünde değer kazanmak ister. Bu yüzden, Sancaksız Kardeşlik tarafından kaçırılan oğlu Petyr’ın fidyesini bizzat götürmeye karar verir. Amacı, Petyr’ı kurtarıp Ryman’ın gözüne girerek Walder sonrası İkizler’de kalabilmektir. Ancak yine şanssızlık peşini bırakmaz: Sancaksızlar, Kızıl Düğün’ün intikamı olarak Petyr’ı çoktan asmıştır. Merret’i de yargılamak isterler.<br />
Son bir umutla, Beric’in yargılama olmadan adam öldürmemesine güvenerek kendini savunmaya çalışır: “Kızıl Düğün’de bir etkimin olduğunu kanıtlayamazsınız” minvalinde konuşarak kurtulmayı dener. Fakat şanssızlık ve Merret eski dosttur, Sancaksızların başında artık Beric değil, Catelyn vardır…</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hoare Hanedanı - Fetih ve İsyan | Bölüm 3]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=130</link>
			<pubDate>Sun, 19 Apr 2026 18:27:38 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=1">Caspian</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=130</guid>
			<description><![CDATA[Selamlar,<br />
Fetih ve İsyan: Yedi Krallığın Animasyonlu Tarihi isimli Game of Thrones animasyon serisinin 3. videosu ile beraberiz. Bu video'da Demir Adalardan Euron Greyjoy ve Viserys Targaryen, atalarının yeni inşa edilen Harrenhal'ın kapılarının önünde karşı karşıya gelmesinin hikayesini anlatıyor. Hikayenin orijinal ismi "Nehir Topraklarının Demir Adalı Kralları: Hoare Hanedanı" olasa da konu başlığına sığmadığı için kısalttım.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Önceki Video:</span> <a href="https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=121" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">İstila - Fetih ve İsyan | Bölüm 2</a><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Genel Özet</span></span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çıkış Tarihi:</span> 12 Aralık 2017<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anlatıcı:</span> Euron Greyjoy rolüyle Pilou Asbæk ve Viserys Targaryen rolüyle Harry Lloyd<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yazar:</span> Dave Hill<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Hikayenin Özeti</span></span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Euron Greyjoy:</span> Hoare Hanesi'nden Harren, Demir Adalar'dan Üç Dişli Mızrak'a kadar uzanan bir krallığın varisiydi. Pyke gibi boktan bir kaleden yönetilemeyecek kadar büyük bir krallık...<br />
<br />
Kırk yıl boyunca onun Demir doğumluları; kendisine layık bir yer inşa etmek için Nehir Toprakları'nı taş, kereste ve köle uğruna yağmaladılar. Efsaneye göre duvarcılar Harrenhal'ın son taşını, tam da Aegon'un Westeros'a ayak bastığı gün yerine koymuşlardı.<br />
<br />
Belki ilahi bir alametti, belki de o duvarcılar ejderhalar gelmeden siktir olup gitmek istemişlerdi. Tek gidenler onlar da değildi. Aegon yaklaştığında, Harren’ın nehir lordları Tully Hanesi önderliğinde isyan etti.<br />
<br />
Harren'ın bunu fark ettiğinden bile şüpheliyim.<br />
<br />
Harrenhal bir milyon kişilik bir orduyu püskürtebilirdi. Hiçbir merdiven surlarını aşamaz, hiçbir koçbaşı kapılarını kıramazdı. Kale, yaşlı bir bakirenin amı kadar sağlamdı. Harren kapılarını kapattı; oğulları ve Demir doğumlularıyla birlikte Aegon'un ordusunun çamura geri batıp gitmesini bekledi.<br />
<br />
Aegon o devasa kaleyi gördüğünde teslim olması için görüşme talep etti. Harren kabul etti. Valyria, dünyanın gördüğü en büyük imparatorluktu; Harren ise onun küllerinin üzerine işemek istiyordu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Viserys Targaryen (I. Aegon Targaryen olarak):</span> "Şimdi teslim olursan Demir Adalar Lordu olarak kalabilirsin. Şimdi teslim olursan oğulların senden sonra hükmetmek için yaşayabilirler. Duvarlarının dışındaki ordumu görüyorsun. Ejderhalarımı görüyorsun."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Euron Greyjoy (Harren Hoare olarak): </span>"Duvarlarımın dışında olanlar beni ilgilendirmez. Bu duvarlar güçlü ve kalındır."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Viserys Targaryen (I. Aegon Targaryen olarak): </span>"Ejderhalar uçar."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Euron Greyjoy (Harren Hoare olarak): </span>"Ama taş yanmaz."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Viserys Targaryen (I. Aegon Targaryen olarak): </span>"Güneş battığında, soyun tükenmiş olacak."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Euron Greyjoy: </span>Harren yere tükürdü ve kalesine döndü. İçeri girdiğinde Aegon’u ya da ejderhasını öldürebilen herkese toprak, zenginlik ve Tully’lerin kızlarını vaat etti. Güneş ufukta batarken, Harren'ın tüm adamları surlarda devriye geziyor, her rüzgar esintisinde kanat sesleri duyuyorlardı. Ancak ay doğdu ve battı, ortada hiçbir ejderha yoktu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Viserys Targaryen: </span>Demir doğumlular surları doldurmuşken, Aegon ejderhası Balerion'u gece gökyüzünde daha da yukarılara sürdü; öyle ki koca Harrenhal aşağıda bir karınca yuvası gibi kalmıştı. Sonra, korunan surların tam ortasına, kalenin kalbine doğru diklemesine daldılar.<br />
<br />
Harrenhal'ın beş kulesi Aegon'a bir elin parmakları gibi uzanıyordu. Balerion ağzını açtı ve tüm parmakları alevlere boğdu.<br />
<br />
Euron Greyjoy: Harren haklıydı. Taş yanmazdı ama insanlar yanardı; Demir doğumlu olsalar bile. Ejderha, atalarımı çığlık attıklarında hayatta kalanları boğan birer kül yığınına çevirdi. Harren'ın askerleri surlardan atlayıp öldüler. Duvarlara sığındılar ve öldüler. Avluda koştular ve öldüler.<br />
<br />
Harren ve oğulları kalenin içine sığındılar. Taş yanmadı ama Balerion onu ateşiyle dövdükçe taş akkor haline gelip parladı.<br />
<br />
Dünyanın en büyük kalesi, dünyanın en büyük fırınına dönüştü ve Hoare Hanesi'nin son üyelerini kendi içinde pişirdi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Viserys Targaryen:</span> Kale duvarlarının dışından bakıldığında, Harrenhal'ın kuleleri gecenin karanlığında kırmızı kırmızı parlıyor, beş dev mum gibi bükülüp eriyordu; sıvı taşlar balmumu gibi yanlarından aşağı süzülüyordu.<br />
<br />
Ertesi sabah Aegon yeni bir Nehir Toprakları kurdu. Asi Edmyn Tully'yi Üç Dişli Mızrak'ın Azam Lordu ilan etti ve diğer nehir lordlarının ona yeni bağlıları olarak biat etmelerini sağladı.<br />
<br />
Yüzyıllar boyunca Hoare Hanesi Nehir Toprakları'na dehşet saçmıştı. Tully Hanesi yönetiminde ise bölge sonunda huzur ve refaha kavuşacaktı. Kale, insanların içeri girmesine izin verecek kadar soğuduğunda, Aegon kendi yarattığı harabenin içine girdi.<br />
<br />
Kül olmuş bedenleri, kavrulmuş taşları ve eski düşmanlarının eğrilmiş, erimiş kılıçlarını gördü. Adamlarının şaşkın bakışları arasında, bu işe yaramaz kılıçların toplanıp Aegonfort'a gönderilmesini emretti.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Sahne Arkası ve Derin Bilgiler</span></span></span></span><br />
Hikaye için eklenmiş sahne arkası bilgiler mevcut değil. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Türkçe Altyazılı Video</span></span></span></span><br />
<iframe width="560" height="315" src="//www.youtube-nocookie.com/embed/PmrIjPEUM-w" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Selamlar,<br />
Fetih ve İsyan: Yedi Krallığın Animasyonlu Tarihi isimli Game of Thrones animasyon serisinin 3. videosu ile beraberiz. Bu video'da Demir Adalardan Euron Greyjoy ve Viserys Targaryen, atalarının yeni inşa edilen Harrenhal'ın kapılarının önünde karşı karşıya gelmesinin hikayesini anlatıyor. Hikayenin orijinal ismi "Nehir Topraklarının Demir Adalı Kralları: Hoare Hanedanı" olasa da konu başlığına sığmadığı için kısalttım.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Önceki Video:</span> <a href="https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=121" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">İstila - Fetih ve İsyan | Bölüm 2</a><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Genel Özet</span></span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çıkış Tarihi:</span> 12 Aralık 2017<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anlatıcı:</span> Euron Greyjoy rolüyle Pilou Asbæk ve Viserys Targaryen rolüyle Harry Lloyd<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yazar:</span> Dave Hill<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Hikayenin Özeti</span></span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Euron Greyjoy:</span> Hoare Hanesi'nden Harren, Demir Adalar'dan Üç Dişli Mızrak'a kadar uzanan bir krallığın varisiydi. Pyke gibi boktan bir kaleden yönetilemeyecek kadar büyük bir krallık...<br />
<br />
Kırk yıl boyunca onun Demir doğumluları; kendisine layık bir yer inşa etmek için Nehir Toprakları'nı taş, kereste ve köle uğruna yağmaladılar. Efsaneye göre duvarcılar Harrenhal'ın son taşını, tam da Aegon'un Westeros'a ayak bastığı gün yerine koymuşlardı.<br />
<br />
Belki ilahi bir alametti, belki de o duvarcılar ejderhalar gelmeden siktir olup gitmek istemişlerdi. Tek gidenler onlar da değildi. Aegon yaklaştığında, Harren’ın nehir lordları Tully Hanesi önderliğinde isyan etti.<br />
<br />
Harren'ın bunu fark ettiğinden bile şüpheliyim.<br />
<br />
Harrenhal bir milyon kişilik bir orduyu püskürtebilirdi. Hiçbir merdiven surlarını aşamaz, hiçbir koçbaşı kapılarını kıramazdı. Kale, yaşlı bir bakirenin amı kadar sağlamdı. Harren kapılarını kapattı; oğulları ve Demir doğumlularıyla birlikte Aegon'un ordusunun çamura geri batıp gitmesini bekledi.<br />
<br />
Aegon o devasa kaleyi gördüğünde teslim olması için görüşme talep etti. Harren kabul etti. Valyria, dünyanın gördüğü en büyük imparatorluktu; Harren ise onun küllerinin üzerine işemek istiyordu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Viserys Targaryen (I. Aegon Targaryen olarak):</span> "Şimdi teslim olursan Demir Adalar Lordu olarak kalabilirsin. Şimdi teslim olursan oğulların senden sonra hükmetmek için yaşayabilirler. Duvarlarının dışındaki ordumu görüyorsun. Ejderhalarımı görüyorsun."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Euron Greyjoy (Harren Hoare olarak): </span>"Duvarlarımın dışında olanlar beni ilgilendirmez. Bu duvarlar güçlü ve kalındır."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Viserys Targaryen (I. Aegon Targaryen olarak): </span>"Ejderhalar uçar."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Euron Greyjoy (Harren Hoare olarak): </span>"Ama taş yanmaz."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Viserys Targaryen (I. Aegon Targaryen olarak): </span>"Güneş battığında, soyun tükenmiş olacak."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Euron Greyjoy: </span>Harren yere tükürdü ve kalesine döndü. İçeri girdiğinde Aegon’u ya da ejderhasını öldürebilen herkese toprak, zenginlik ve Tully’lerin kızlarını vaat etti. Güneş ufukta batarken, Harren'ın tüm adamları surlarda devriye geziyor, her rüzgar esintisinde kanat sesleri duyuyorlardı. Ancak ay doğdu ve battı, ortada hiçbir ejderha yoktu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Viserys Targaryen: </span>Demir doğumlular surları doldurmuşken, Aegon ejderhası Balerion'u gece gökyüzünde daha da yukarılara sürdü; öyle ki koca Harrenhal aşağıda bir karınca yuvası gibi kalmıştı. Sonra, korunan surların tam ortasına, kalenin kalbine doğru diklemesine daldılar.<br />
<br />
Harrenhal'ın beş kulesi Aegon'a bir elin parmakları gibi uzanıyordu. Balerion ağzını açtı ve tüm parmakları alevlere boğdu.<br />
<br />
Euron Greyjoy: Harren haklıydı. Taş yanmazdı ama insanlar yanardı; Demir doğumlu olsalar bile. Ejderha, atalarımı çığlık attıklarında hayatta kalanları boğan birer kül yığınına çevirdi. Harren'ın askerleri surlardan atlayıp öldüler. Duvarlara sığındılar ve öldüler. Avluda koştular ve öldüler.<br />
<br />
Harren ve oğulları kalenin içine sığındılar. Taş yanmadı ama Balerion onu ateşiyle dövdükçe taş akkor haline gelip parladı.<br />
<br />
Dünyanın en büyük kalesi, dünyanın en büyük fırınına dönüştü ve Hoare Hanesi'nin son üyelerini kendi içinde pişirdi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Viserys Targaryen:</span> Kale duvarlarının dışından bakıldığında, Harrenhal'ın kuleleri gecenin karanlığında kırmızı kırmızı parlıyor, beş dev mum gibi bükülüp eriyordu; sıvı taşlar balmumu gibi yanlarından aşağı süzülüyordu.<br />
<br />
Ertesi sabah Aegon yeni bir Nehir Toprakları kurdu. Asi Edmyn Tully'yi Üç Dişli Mızrak'ın Azam Lordu ilan etti ve diğer nehir lordlarının ona yeni bağlıları olarak biat etmelerini sağladı.<br />
<br />
Yüzyıllar boyunca Hoare Hanesi Nehir Toprakları'na dehşet saçmıştı. Tully Hanesi yönetiminde ise bölge sonunda huzur ve refaha kavuşacaktı. Kale, insanların içeri girmesine izin verecek kadar soğuduğunda, Aegon kendi yarattığı harabenin içine girdi.<br />
<br />
Kül olmuş bedenleri, kavrulmuş taşları ve eski düşmanlarının eğrilmiş, erimiş kılıçlarını gördü. Adamlarının şaşkın bakışları arasında, bu işe yaramaz kılıçların toplanıp Aegonfort'a gönderilmesini emretti.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Sahne Arkası ve Derin Bilgiler</span></span></span></span><br />
Hikaye için eklenmiş sahne arkası bilgiler mevcut değil. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Türkçe Altyazılı Video</span></span></span></span><br />
<iframe width="560" height="315" src="//www.youtube-nocookie.com/embed/PmrIjPEUM-w" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Vhagar'ın Gıdısı]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=122</link>
			<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 20:39:02 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=1">Caspian</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=122</guid>
			<description><![CDATA[HOTD'yi ilk izlemeye başladığımda, dizide her halde sevdiğim tek detay Vhagar'ın gıdısı olmuştu. Yaratığın gıdısını o kadar güzel yapmışlardı ki aşırı hoşuma gitmişti.<br />
<br />
<img src="https://wikiofthrones.com/wp-content/uploads/2024/10/Vhagar-and-Laena.jpg" loading="lazy"  width="600" height="400" alt="[Resim: Vhagar-and-Laena.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<img src="https://miro.medium.com/v2/resize:fit:1400/1*w2JiimCfd5rQx7vzezpVyQ.jpeg" loading="lazy"  width="600" height="400" alt="[Resim: 1*w2JiimCfd5rQx7vzezpVyQ.jpeg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
Bildiğin dedeme benziyor <img src="https://imgur.com/KszTizw.png" alt="Büyük Kahkaha" title="Büyük Kahkaha" class="smilie smilie_4" /><br />
<br />
Bu da Ertaç Altınöz'ün yaptığı tasarım:<br />
<br />
<img src="https://cdna.artstation.com/p/assets/images/images/054/377/390/large/ertac-altinoz-vhagar.jpg?1664391775" loading="lazy"  width="600" height="400" alt="[Resim: ertac-altinoz-vhagar.jpg?1664391775]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaynak: </span><a href="https://ertacaltinoz.artstation.com/projects/4Xrl4q" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://ertacaltinoz.artstation.com/projects/4Xrl4q</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[HOTD'yi ilk izlemeye başladığımda, dizide her halde sevdiğim tek detay Vhagar'ın gıdısı olmuştu. Yaratığın gıdısını o kadar güzel yapmışlardı ki aşırı hoşuma gitmişti.<br />
<br />
<img src="https://wikiofthrones.com/wp-content/uploads/2024/10/Vhagar-and-Laena.jpg" loading="lazy"  width="600" height="400" alt="[Resim: Vhagar-and-Laena.jpg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<img src="https://miro.medium.com/v2/resize:fit:1400/1*w2JiimCfd5rQx7vzezpVyQ.jpeg" loading="lazy"  width="600" height="400" alt="[Resim: 1*w2JiimCfd5rQx7vzezpVyQ.jpeg]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
Bildiğin dedeme benziyor <img src="https://imgur.com/KszTizw.png" alt="Büyük Kahkaha" title="Büyük Kahkaha" class="smilie smilie_4" /><br />
<br />
Bu da Ertaç Altınöz'ün yaptığı tasarım:<br />
<br />
<img src="https://cdna.artstation.com/p/assets/images/images/054/377/390/large/ertac-altinoz-vhagar.jpg?1664391775" loading="lazy"  width="600" height="400" alt="[Resim: ertac-altinoz-vhagar.jpg?1664391775]" class="mycode_img" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaynak: </span><a href="https://ertacaltinoz.artstation.com/projects/4Xrl4q" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://ertacaltinoz.artstation.com/projects/4Xrl4q</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İstila - Fetih ve İsyan | Bölüm 2]]></title>
			<link>https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=121</link>
			<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 20:33:16 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://sevenkingdoms.tr/member.php?action=profile&uid=1">Caspian</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=121</guid>
			<description><![CDATA[Selamlar,<br />
Fetih ve İsyan: Yedi Krallığın Animasyonlu Tarihi isimli Game of Thrones animasyon serisinin 2. videosu ile beraberiz. Bu video'da Casus başı Varys, Aegon'un Yedi Krallığı fethetmeye nasıl başladığını açıklıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Önceki Video:</span> <a href="https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=109" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Valyria'nın Son Varisleri: Targaryen Hanesi - Fetih ve İsyan | Bölüm 1</a><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Genel Özet</span></span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çıkış Tarihi:</span> 12 Aralık 2017<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anlatıcı:</span> Varys rolüyle Conleth Hill<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yazar:</span> Dave Hill<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Hikayenin Özeti</span></span></span></span><br />
Durrandon Hanesi kendilerine "Fırtına Kralları" unvanını layık görse de, aslında hafif birer esintiden ibarettiler. Fırtına Toprakları'ndaki krallıkları, diğer hanelerin de katkısıyla son birkaç yüzyıldır çöküşe doğru sürükleniyordu. Bilhassa da, sadece Nehir Toprakları'nı yönetmek için fazla büyük ve masraflı bir merkez olan Harrenhal'daki devasa kalenin inşasını neredeyse bitirmek üzere olan Hoare Hanesi'nin baskısıyla...<br />
<br />
Kral Argilac, Demirdoğumluların yakında yönünü nereye çevireceğini biliyordu. Tacını korumak isteyen bir kralın, ateş püskürten canavarları olan bir adamdan sakınacağını düşünebilirsiniz; ancak Kral Argilac Durrandon'a boşuna "Kibirli" denmiyordu. Çöküşü durdurmaya kararlı bir şekilde, düşmanlarına karşı Aegon Targaryen'i ve ejderhalarını kendi safına çekmek için Ejderha Kayası'na bir elçi gönderdi.<br />
<br />
Karşılığında Argilac, sahip olmadığı toprakları ve Aegon'un ihtiyacı olmayan bir eşi teklif etti. Zira Aegon, Valyrialıların geleneklerine uyarak ablası Visenya ile evlenmişti. Ardından, Valyrialıların geleneklerinde olmamasına rağmen, küçük kız kardeşi Rhaenys'i de eş olarak almıştı. İki kız kardeş, iki eş. Belki de Ejderha Kayası'ndan ayrılmaya bu kadar hevesli olmasının sebebi buydu.<br />
<br />
Aegon, Argilac'a nezaketle karşılık verdi. Kendi elçisini göndererek, Prenses Durrandon'un elinin bunun yerine Aegon'un en yakın arkadaşı ve söylentilere göre üvey kardeşi olan Orys Baratheon'a verilmesini talep etti.<br />
<br />
Argilac buna bir kutu ve bir notla cevap verdi: <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"Piçinizin benden alabileceği tek eller bunlardır."</span> Kutunun içinde Aegon'un elçisinin (kesik) elleri vardı.<br />
<br />
Aegon böyle bir bahane için ne kadar zamandır bekliyordu acaba? Ordusu denize açılmaya hazırlanırken, Yedi Krallık'ın tüm büyük lordlarına kuzgunlar uçuruldu. Hepsi aynı mesajı taşıyordu: Bugünden itibaren, Westeros'ta tek bir kral olacaktı. Targaryen Hanesi'nden Aegon'a diz çökenler topraklarını ve unvanlarını koruyacaktı. Ona karşı silah kuşananlar ise alaşağı edilecek, boyun eğdirilecek ve yok edilecekti.<br />
<br />
Zavallı yaşlı Argilac. Kibirde bile Aegon'la boy ölçüşemezdi.<br />
<br />
Aegon, Karasu Nehri'nin ağzında karaya çıktı ve ne Harren'ın ne de Argilac'ın kendisinin kimin sorunu olduğuna karar verememesi için, bu iki krallık arasındaki tartışmalı topraklarda derme çatma bir Aegon Kalesi inşa etti.<br />
<br />
Yedi Krallık'ın geleneklerini benimseyen Aegon, siyah bir zemin üzerinde ateş püskürten üç başlı kırmızı bir ejderhanın yer aldığı kendi sancağını açtı. Visenya ona yakutlarla süslü Valyria çeliğinden bir taç takarken, Rhaenys onu Şafak Çağı'ndan bu yana kıtanın gördüğü ilk yüce kral olarak selamladı.<br />
<br />
Lordları ve toplanan yöre halkı ona tezahürat ederken, Aegon sadık dostlarını, "güçlü sağ elim" diye adlandırdığı Orys Baratheon'un önderliğindeki bir Küçük Konsey'e atadı. Bu unvan kalıcı oldu ve bir piç, ilk Kral Eli haline geldi.<br />
<br />
Ancak şimdilik, Aegon'un krallığı sadece kayalık bir ada ve bir avuç tarladan ibaretti. Diğer kralların büyük orduları, gemileri, kaleleri ve binlerce yıllık hükümdarlıkları vardı. Fakat Aegon'un ejderhaları vardı. Hanesinin sözleri olarak <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Ateş ve Kan</span> seçmişti. İşi bittiğinde nehirler, tarlalar ve gökyüzü kızıla boyanmış olacaktı.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Sahne Arkası ve Derin Bilgiler</span></span></span></span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li>Bölümde, Valyrialıların erkek ve kız kardeşleri ensest bir şekilde evlendirmelerinin geleneksel olduğu, ancak aynı anda birden fazla eşle evlenmelerinin nadir (yine de tamamen duyulmamış değil) olduğu belirtilmektedir. Visenya, I. Aegon'un ablası, Rhaenys ise küçük kız kardeşiydi: Aegon'un Visenya ile görev icabı, Rhaenys ile ise aşk evliliği yaptığına inanılır; zira Visenya ile olan ilişkisi her zaman biraz daha mesafeliydi. Westeros'taki Andalların veraset yasalarına göre, ilk doğan erkek çocuktan daha büyük olsalar bile kız çocukları veraset sırasında erkek çocukların arkasında kalır ki bu durum veraset çatışmalarının kaynağı olabilmektedir. Görünüşe göre Valyrialılar, ilk doğan kızı ilk doğan erkek kardeşle evlendirerek bu sorunun etrafından dolanma eğilimindeydiler; bu da Aegon'un Visenya ile neden "görev icabı" evlendiğini açıklamaktadır.<br />
</li>
<li>Üstat Yandel'in de işaret ettiği gibi, Duvar'ın güneyindeki tüm Westeros için kullanılan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Yedi Krallık"</span> adı her zaman biraz yanıltıcı olmuştur: Aegon işgal ettiğinde tesadüfen o an tam yedi krallık bulunmaktaydı. Önceki yüzyıllarda topraklar çok daha fazla parçaya bölünmüştü; özellikle Nehir Toprakları yüzyıllardır bağımsızlığını kazanamamış çekişmeli bir sınır bölgesiydi ve Dorne teknik olarak bir krallık değil, bir "prenslik"ti. Dahası Yandel, anakarada olmamasına rağmen Westeros'un bir parçası olarak kabul edilseler bile, Karasu Körfezi'ndeki adalarda (Ejderha Kayası gibi) bulunan küçük Targaryen mülklerini hiç kimsenin sekizinci bir "krallık" olarak saymadığını özellikle belirtmektedir.<br />
</li>
<li>Bu bölüm, Fırtına Krallarının topraklarının yavaş yavaş nasıl küçüldüğünü de kısaca açıklamaktadır. Brienne Tarth tarafından seslendirilen "Fırtına Toprakları" hakkındaki bir önceki <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Tarih ve İrfan (Histories &amp; Lore)</span> kısa videosu, kitaplardan bu konuya dair daha fazla detayı şöyle anlatmıştı: Durrandon Hanesi'nin Fırtına Kralları genişleyerek Nehir Toprakları'nı fethettiler ve üç yüzyıl boyunca ellerinde tutarak, Boğaz'ın güneyindeki Westeros'un neredeyse yarısını yöneten devasa bir krallık yarattılar. Ayrıca Menzil <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">(The Reach)</span> ve Dorne Hudutları <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">(Dornish Marches)</span> ile olan sınırları boyunca şerit halinde topraklar da fethettiler. Ne yazık ki bu fetihler onları gereğinden fazla genişletti ve artık sadece iki veya üçüyle değil, diğer tüm büyük krallıklarla düşmanca sınırları oluşmuştu (gerçek hayatta Orta Çağ'da şekilsiz Kutsal Roma İmparatorluğu'nun her yöne genişlemesi, devasa toprakları yönetmesi ancak sonunda kendi kapasitesini aşmasına biraz benzer bir durum). Bölgedeki Nehir lordları da onlardan nefret ediyor ve sürekli isyan ediyordu.<br />
</li>
<li>Zamanla Durrandonlar her yönden baskı altına girdiler, ta ki nihayetinde Argilac'ın büyükbabası döneminde Demirdoğumlular işgal edip Nehir Toprakları'nı onlardan alana kadar. Sonrasında, Argilac'ın babası zamanında Demirdoğumlular daha doğuya, Karasu nehrinin ağzına (daha sonra Taç Toprakları olacak bölgeye) kadar olan yerleri fethettiler. Argilac'ın kendisi güçlü bir hükümdardı ve en parlak döneminde daha fazla toprak kaybını savuşturmak için çok şey yaptı. Ancak Targaryen işgali sırasında (sadece bir kızı olan) oğulsuz yaşlı bir adamdı ve Demirdoğumluları sonsuza dek uzak tutamazdı. Aegon'a teklif ettiği "sahip olmadığı topraklar", Karasu'nun kuzeyinde (gelecekteki Taç Toprakları) bulunan ve Harren Hoare'un hala elinde tuttuğu topraklardı. Bu durum, Aegon'un oraları bizzat fethetmesi ve ardından Durrandonların uğraşmak zorunda kalmaması için Demirdoğumlularla savaşan bir tampon bölge olarak kalması gerektiği anlamına geliyordu.<br />
</li>
<li>Bölümün doğrudan açıkladığı gibi, Eski Valyria'nın ejderhalordu aileleri aslında hanedan armalarını Westeros'taki soylu hanelerin kullandığı şekilde kullanmıyorlardı: I. Aegon, Westeros'u işgal ettiğinde Targaryen Hanesi'nin resmi armasını bizzat kendisi tasarlamıştır: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">siyah zemin üzerine üç başlı kırmızı bir ejderha</span> (üç Targaryen kardeşine ve bindikleri ejderhalara atıfta bulunur). Bu, işgal başladığında Aegon'un tarafına geçen birçok yeni lordu yatıştıran ve onun Westeros kültürünü benimsediğini gösteren sembolik bir hareketti. Bu durum aynı zamanda, I. Aegon henüz icat etmediği için Ejderha Kayası'nı yöneten önceki Targaryen nesillerinin (Aenar Targaryen gibi) bu armayı hiçbir zaman kullanmadığı anlamına gelmektedir.<br />
</li>
<li>I. Aegon Targaryen ilk kraliyet Küçük Konseyi'ni kurmuş ve Orys Baratheon'u ilk Kral Eli olarak atamış olsa da, konseyin yapısı torunu Kral I. Jaehaerys Targaryen'in saltanatına kadar tamamen resmileşmemiştir. Yüce Üstat veya Muhbirbaşı gibi bazı makamlar I. Aegon'un ölümünden sonrasına kadar var olmamış olabilir ve I. Jaehaerys zamanına kadar kendi başına bağımsız, resmi bir "kurum" niteliği taşımamış olabilir.<br />
</li>
<li><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Tarih ve İrfan</span> videoları, ejderha <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vhagar</span>'ın rengi söz konusu olduğunda tahminde bulunmak zorunda kalmıştır. İlk romandan beri Balerion'un siyah olduğu belirtilirken, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Buz ve Ateşin Dünyası</span> kitabı Meraxes'in gümüş/beyaz olduğunu ortaya koymuştur. Vhagar, renginden hiç bahsedilmeyen en önde gelen ejderha olmaya devam etmektedir - ki bu durum birçok hayranı hayal kırıklığına uğratmaktadır. <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Buz ve Ateşin Dünyası</span>'nın ortak yazarları, bu sorunun kendilerine sıkça sorulduğunu belirtmişlerdir; ancak basit cevap şudur ki, George R.R. Martin'e defalarca sormalarına rağmen yazar, aradan geçen onca yıla rağmen henüz buna karar vermeye fırsat bulamadığını söylemiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Türkçe Altyazılı Video</span></span></span></span><br />
<iframe width="560" height="315" src="//www.youtube-nocookie.com/embed/QW3aeHe8v24" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe><br />
</li>
</ol>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Selamlar,<br />
Fetih ve İsyan: Yedi Krallığın Animasyonlu Tarihi isimli Game of Thrones animasyon serisinin 2. videosu ile beraberiz. Bu video'da Casus başı Varys, Aegon'un Yedi Krallığı fethetmeye nasıl başladığını açıklıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Önceki Video:</span> <a href="https://sevenkingdoms.tr/showthread.php?tid=109" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Valyria'nın Son Varisleri: Targaryen Hanesi - Fetih ve İsyan | Bölüm 1</a><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Genel Özet</span></span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çıkış Tarihi:</span> 12 Aralık 2017<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anlatıcı:</span> Varys rolüyle Conleth Hill<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yazar:</span> Dave Hill<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Hikayenin Özeti</span></span></span></span><br />
Durrandon Hanesi kendilerine "Fırtına Kralları" unvanını layık görse de, aslında hafif birer esintiden ibarettiler. Fırtına Toprakları'ndaki krallıkları, diğer hanelerin de katkısıyla son birkaç yüzyıldır çöküşe doğru sürükleniyordu. Bilhassa da, sadece Nehir Toprakları'nı yönetmek için fazla büyük ve masraflı bir merkez olan Harrenhal'daki devasa kalenin inşasını neredeyse bitirmek üzere olan Hoare Hanesi'nin baskısıyla...<br />
<br />
Kral Argilac, Demirdoğumluların yakında yönünü nereye çevireceğini biliyordu. Tacını korumak isteyen bir kralın, ateş püskürten canavarları olan bir adamdan sakınacağını düşünebilirsiniz; ancak Kral Argilac Durrandon'a boşuna "Kibirli" denmiyordu. Çöküşü durdurmaya kararlı bir şekilde, düşmanlarına karşı Aegon Targaryen'i ve ejderhalarını kendi safına çekmek için Ejderha Kayası'na bir elçi gönderdi.<br />
<br />
Karşılığında Argilac, sahip olmadığı toprakları ve Aegon'un ihtiyacı olmayan bir eşi teklif etti. Zira Aegon, Valyrialıların geleneklerine uyarak ablası Visenya ile evlenmişti. Ardından, Valyrialıların geleneklerinde olmamasına rağmen, küçük kız kardeşi Rhaenys'i de eş olarak almıştı. İki kız kardeş, iki eş. Belki de Ejderha Kayası'ndan ayrılmaya bu kadar hevesli olmasının sebebi buydu.<br />
<br />
Aegon, Argilac'a nezaketle karşılık verdi. Kendi elçisini göndererek, Prenses Durrandon'un elinin bunun yerine Aegon'un en yakın arkadaşı ve söylentilere göre üvey kardeşi olan Orys Baratheon'a verilmesini talep etti.<br />
<br />
Argilac buna bir kutu ve bir notla cevap verdi: <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">"Piçinizin benden alabileceği tek eller bunlardır."</span> Kutunun içinde Aegon'un elçisinin (kesik) elleri vardı.<br />
<br />
Aegon böyle bir bahane için ne kadar zamandır bekliyordu acaba? Ordusu denize açılmaya hazırlanırken, Yedi Krallık'ın tüm büyük lordlarına kuzgunlar uçuruldu. Hepsi aynı mesajı taşıyordu: Bugünden itibaren, Westeros'ta tek bir kral olacaktı. Targaryen Hanesi'nden Aegon'a diz çökenler topraklarını ve unvanlarını koruyacaktı. Ona karşı silah kuşananlar ise alaşağı edilecek, boyun eğdirilecek ve yok edilecekti.<br />
<br />
Zavallı yaşlı Argilac. Kibirde bile Aegon'la boy ölçüşemezdi.<br />
<br />
Aegon, Karasu Nehri'nin ağzında karaya çıktı ve ne Harren'ın ne de Argilac'ın kendisinin kimin sorunu olduğuna karar verememesi için, bu iki krallık arasındaki tartışmalı topraklarda derme çatma bir Aegon Kalesi inşa etti.<br />
<br />
Yedi Krallık'ın geleneklerini benimseyen Aegon, siyah bir zemin üzerinde ateş püskürten üç başlı kırmızı bir ejderhanın yer aldığı kendi sancağını açtı. Visenya ona yakutlarla süslü Valyria çeliğinden bir taç takarken, Rhaenys onu Şafak Çağı'ndan bu yana kıtanın gördüğü ilk yüce kral olarak selamladı.<br />
<br />
Lordları ve toplanan yöre halkı ona tezahürat ederken, Aegon sadık dostlarını, "güçlü sağ elim" diye adlandırdığı Orys Baratheon'un önderliğindeki bir Küçük Konsey'e atadı. Bu unvan kalıcı oldu ve bir piç, ilk Kral Eli haline geldi.<br />
<br />
Ancak şimdilik, Aegon'un krallığı sadece kayalık bir ada ve bir avuç tarladan ibaretti. Diğer kralların büyük orduları, gemileri, kaleleri ve binlerce yıllık hükümdarlıkları vardı. Fakat Aegon'un ejderhaları vardı. Hanesinin sözleri olarak <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Ateş ve Kan</span> seçmişti. İşi bittiğinde nehirler, tarlalar ve gökyüzü kızıla boyanmış olacaktı.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Sahne Arkası ve Derin Bilgiler</span></span></span></span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li>Bölümde, Valyrialıların erkek ve kız kardeşleri ensest bir şekilde evlendirmelerinin geleneksel olduğu, ancak aynı anda birden fazla eşle evlenmelerinin nadir (yine de tamamen duyulmamış değil) olduğu belirtilmektedir. Visenya, I. Aegon'un ablası, Rhaenys ise küçük kız kardeşiydi: Aegon'un Visenya ile görev icabı, Rhaenys ile ise aşk evliliği yaptığına inanılır; zira Visenya ile olan ilişkisi her zaman biraz daha mesafeliydi. Westeros'taki Andalların veraset yasalarına göre, ilk doğan erkek çocuktan daha büyük olsalar bile kız çocukları veraset sırasında erkek çocukların arkasında kalır ki bu durum veraset çatışmalarının kaynağı olabilmektedir. Görünüşe göre Valyrialılar, ilk doğan kızı ilk doğan erkek kardeşle evlendirerek bu sorunun etrafından dolanma eğilimindeydiler; bu da Aegon'un Visenya ile neden "görev icabı" evlendiğini açıklamaktadır.<br />
</li>
<li>Üstat Yandel'in de işaret ettiği gibi, Duvar'ın güneyindeki tüm Westeros için kullanılan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Yedi Krallık"</span> adı her zaman biraz yanıltıcı olmuştur: Aegon işgal ettiğinde tesadüfen o an tam yedi krallık bulunmaktaydı. Önceki yüzyıllarda topraklar çok daha fazla parçaya bölünmüştü; özellikle Nehir Toprakları yüzyıllardır bağımsızlığını kazanamamış çekişmeli bir sınır bölgesiydi ve Dorne teknik olarak bir krallık değil, bir "prenslik"ti. Dahası Yandel, anakarada olmamasına rağmen Westeros'un bir parçası olarak kabul edilseler bile, Karasu Körfezi'ndeki adalarda (Ejderha Kayası gibi) bulunan küçük Targaryen mülklerini hiç kimsenin sekizinci bir "krallık" olarak saymadığını özellikle belirtmektedir.<br />
</li>
<li>Bu bölüm, Fırtına Krallarının topraklarının yavaş yavaş nasıl küçüldüğünü de kısaca açıklamaktadır. Brienne Tarth tarafından seslendirilen "Fırtına Toprakları" hakkındaki bir önceki <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Tarih ve İrfan (Histories &amp; Lore)</span> kısa videosu, kitaplardan bu konuya dair daha fazla detayı şöyle anlatmıştı: Durrandon Hanesi'nin Fırtına Kralları genişleyerek Nehir Toprakları'nı fethettiler ve üç yüzyıl boyunca ellerinde tutarak, Boğaz'ın güneyindeki Westeros'un neredeyse yarısını yöneten devasa bir krallık yarattılar. Ayrıca Menzil <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">(The Reach)</span> ve Dorne Hudutları <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">(Dornish Marches)</span> ile olan sınırları boyunca şerit halinde topraklar da fethettiler. Ne yazık ki bu fetihler onları gereğinden fazla genişletti ve artık sadece iki veya üçüyle değil, diğer tüm büyük krallıklarla düşmanca sınırları oluşmuştu (gerçek hayatta Orta Çağ'da şekilsiz Kutsal Roma İmparatorluğu'nun her yöne genişlemesi, devasa toprakları yönetmesi ancak sonunda kendi kapasitesini aşmasına biraz benzer bir durum). Bölgedeki Nehir lordları da onlardan nefret ediyor ve sürekli isyan ediyordu.<br />
</li>
<li>Zamanla Durrandonlar her yönden baskı altına girdiler, ta ki nihayetinde Argilac'ın büyükbabası döneminde Demirdoğumlular işgal edip Nehir Toprakları'nı onlardan alana kadar. Sonrasında, Argilac'ın babası zamanında Demirdoğumlular daha doğuya, Karasu nehrinin ağzına (daha sonra Taç Toprakları olacak bölgeye) kadar olan yerleri fethettiler. Argilac'ın kendisi güçlü bir hükümdardı ve en parlak döneminde daha fazla toprak kaybını savuşturmak için çok şey yaptı. Ancak Targaryen işgali sırasında (sadece bir kızı olan) oğulsuz yaşlı bir adamdı ve Demirdoğumluları sonsuza dek uzak tutamazdı. Aegon'a teklif ettiği "sahip olmadığı topraklar", Karasu'nun kuzeyinde (gelecekteki Taç Toprakları) bulunan ve Harren Hoare'un hala elinde tuttuğu topraklardı. Bu durum, Aegon'un oraları bizzat fethetmesi ve ardından Durrandonların uğraşmak zorunda kalmaması için Demirdoğumlularla savaşan bir tampon bölge olarak kalması gerektiği anlamına geliyordu.<br />
</li>
<li>Bölümün doğrudan açıkladığı gibi, Eski Valyria'nın ejderhalordu aileleri aslında hanedan armalarını Westeros'taki soylu hanelerin kullandığı şekilde kullanmıyorlardı: I. Aegon, Westeros'u işgal ettiğinde Targaryen Hanesi'nin resmi armasını bizzat kendisi tasarlamıştır: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">siyah zemin üzerine üç başlı kırmızı bir ejderha</span> (üç Targaryen kardeşine ve bindikleri ejderhalara atıfta bulunur). Bu, işgal başladığında Aegon'un tarafına geçen birçok yeni lordu yatıştıran ve onun Westeros kültürünü benimsediğini gösteren sembolik bir hareketti. Bu durum aynı zamanda, I. Aegon henüz icat etmediği için Ejderha Kayası'nı yöneten önceki Targaryen nesillerinin (Aenar Targaryen gibi) bu armayı hiçbir zaman kullanmadığı anlamına gelmektedir.<br />
</li>
<li>I. Aegon Targaryen ilk kraliyet Küçük Konseyi'ni kurmuş ve Orys Baratheon'u ilk Kral Eli olarak atamış olsa da, konseyin yapısı torunu Kral I. Jaehaerys Targaryen'in saltanatına kadar tamamen resmileşmemiştir. Yüce Üstat veya Muhbirbaşı gibi bazı makamlar I. Aegon'un ölümünden sonrasına kadar var olmamış olabilir ve I. Jaehaerys zamanına kadar kendi başına bağımsız, resmi bir "kurum" niteliği taşımamış olabilir.<br />
</li>
<li><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Tarih ve İrfan</span> videoları, ejderha <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vhagar</span>'ın rengi söz konusu olduğunda tahminde bulunmak zorunda kalmıştır. İlk romandan beri Balerion'un siyah olduğu belirtilirken, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Buz ve Ateşin Dünyası</span> kitabı Meraxes'in gümüş/beyaz olduğunu ortaya koymuştur. Vhagar, renginden hiç bahsedilmeyen en önde gelen ejderha olmaya devam etmektedir - ki bu durum birçok hayranı hayal kırıklığına uğratmaktadır. <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Buz ve Ateşin Dünyası</span>'nın ortak yazarları, bu sorunun kendilerine sıkça sorulduğunu belirtmişlerdir; ancak basit cevap şudur ki, George R.R. Martin'e defalarca sormalarına rağmen yazar, aradan geçen onca yıla rağmen henüz buna karar vermeye fırsat bulamadığını söylemiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #c10300;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Courier New;" class="mycode_font">Türkçe Altyazılı Video</span></span></span></span><br />
<iframe width="560" height="315" src="//www.youtube-nocookie.com/embed/QW3aeHe8v24" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe><br />
</li>
</ol>
]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>