Anarşi Rüzgarları

House of The Dragon | Ejderhaların Dansı dizisinin tartışma alanı
Aenar Targaryen 3 Yorum 101 Okunma 5/5 - 1 oy
Konuyu Oyla:
#1
Ejderha 
İngiltere'nin "The Anarchy" Dönemi ve Ejderhaların Dansı

Herkese selamlar! House of the Dragon dizisi için heyecanımız bu kadar doruktayken, Ejderhaların Dansı’nı kendi dünyamızın gerçekliği üzerinden ele alıp yorumladığım bir yazı paylaşmak istedim. Eğer kitapları okumadıysanız ve olayları sadece diziden takip ediyorsanız bu yazıyı okumanızı tavsiye etmiyorum; çünkü bazı noktalar önemli spoiler içermektedir."
Hisar Hisar Hisar

Ejderhaların Dansı

Ejderha hanedanı, şüphesiz en parlak dönemini Kral I. Jaehaerys döneminde yaşamıştır. Hanedan üyeleri hiç bu kadar çoğalmamış; Valyria’yı yok eden Kıyamet’ten beri yeryüzünde hiç bu kadar çok ejderha kanat çırpmamıştı. Kral Viserys tahta geçtiğinde durum böyleydi; fakat her yükselişin bir düşüşü de olacaktı. Nitekim düşüşün tohumları Kral Viserys döneminde atılmış ve bu tohumlar ejderhaların kanıyla sulanmıştı.

Viserys, ilk evliliğinden bir erkek çocuğu olmadığı için kızı Rhaenyra’yı varisi ilan etmiş ve lordlarından ona bağlılık yemini etmelerini istemişti. Diyardaki pek çok lord Rhaenyra’ya yemin etti. Ancak zaman geçti ve Kral Viserys’in ikinci eşinden erkek evlatları oldu. Bu durum, lordların zihninde soru işaretleri doğurdu; zira bağnaz Westeros lordları bir kadına değil, kralın oğluna diz çökmeyi yeğliyordu. Kral Viserys öldüğünde, en büyük oğlu Aegon, annesi ve dedesinin hamleleri ile tahta geçirildi. Rhaenyra ise bu sırada kocası Daemon ile Ejderha Kayası’ndaydı. Haberi aldığı an, savaşın fitili de ateşlenmiş oldu.

Hisar Hisar Hisar

The Anarchy (1135–1154)

İngiltere tarihinin en karanlık ve kaotik dönemlerinden biri olan "The Anarchy", aslında bir hanedanın kendi kendini tüketme hikayesidir. Bu dönem, merkezi otoritenin tamamen çöktüğü, yerel lordların kendi başlarına kaleler dikip halka kan kusturduğu bir fetret devridir.

Süreci başlatan olay, İngiltere Kralı I. Henry’nin tek meşru erkek varisi olan William Adelin’in, Beyaz Gemi faciasında boğulmasıydı. Varisini kaybeden kral, kızı Matilda’yı varisi ilan etti. Fakat dönemin İngiltere’sinde bir kadının hükmetmesi kabul edilebilir bir durum değildi. Kral, tüm baronları toplayıp kızı Matilda adına yemin ettirdi; bu yemini edenlerin başında ise yeğeni Stephen of Blois geliyordu.

I. Henry öldüğünde Matilda Normandiya’daydı. Stephen durumu fırsat bilip Londra’ya yürüdü; halkı ve kiliseyi yanına çekerek tahta çıktı. Stephen’ın en büyük kozu Kilise’ydi (kardeşi Henry of Blois bir piskopostu). Westeros’ta Alicent ve "Yeşiller" ekibinin, Yedi İnancı’nın sembollerini kullanarak halkın desteğini almaya çalışması gibi, her iki tarafta da meşruiyet "kutsal" bir zırha büründürülmek istendi.
Dönemin baronları, "Bir kadına yemin ettik ama o dönem şartlar farklıydı" diyerek yeminlerini bozdular. Ayrıca Matilda’nın, İngilizlerin sevmediği bir Fransız hanedanı olan Anjou kontu (Geoffrey Plantagenet) ile evli olmasını bahane ettiler. Matilda’nın eşi Geoffrey’nin yabancı görülmesi ve sevilmemesi, Westeros’ta lordların Daemon Targaryen’e duyduğu nefret ve korkuyla büyük benzerlik taşır. Baronlar, "Eğer Matilda başa geçerse bizi aslında kocası yönetecek" korkusunu yaşadılar.

Savaş ve Sonu
1139’da Matilda İngiltere’ye ayak basınca savaş kızıştı. Tarihçiler bu dönemi "İsa ve azizleri uyurken" diye nitelendirmiştir. Bu süreçte, kraliyet izni olmadan adeta pıtrak gibi çoğalan "kaçak kaleler" dikildi ve her lord kendi toprağında bir kral gibi hükmetti.

Lincoln Savaşı’nda Stephen esir düştü (Aegon’un savaşta yaralanıp saf dışı kalması gibi). Matilda kraliçe olmaya çok yaklaştı; fakat sert tavırları nedeniyle Londra halkı onu sevmedi ve şehirden kovdu. Matilda Oxford Kalesi'nde kuşatıldığında, kar fırtınasında kamufle olmak için beyaz kıyafetlerle donmuş nehri kullanarak kaçması, dönemin en epik hikayelerinden biridir.

Savaş 15 yılı devirdiğinde İngiltere yorgun düşmüştü. Sonunda bir anlaşma yapıldı: Stephen ölene kadar kral kalacak, ancak o öldükten sonra taht Matilda’nın oğlu Henry Plantagenet’e (Henry II) geçecekti. Tıpkı Ejderhaların Dansı sonunda Rhaenyra’nın oğlu III. Aegon’un (Ejderfelaketi) tahta geçmesi gibi...

Hisar Hisar Hisar
Ne Öğrendik?
Gördüğünüz üzere, iki farklı evren fakat paralel olaylar... Meşruiyet, kılıçtan daha keskin bir silahtır. Eğer bir hükümdar veraset sistemini net bir şekilde oturtamazsa, en sadık görünen lordlar bile ilk fırsatta kaosu tercih eder. Çünkü kaos, yerel güç sahipleri için "vergisiz ve denetimsiz güç" demektir. O dönemdeki lordların birbirine güvenmemesi ve halkın bu siyasi satrançta sadece birer 'piyon' olması, bugün bile hâlâ birçok politik gelişmeye ilham vermeye devam ediyor. Görünen o ki; büyük baronların oynadığı oyunların cefasını her daim halk çekiyor...
Targaryen
Fire and Blood
  Cevapla
#2
Martin tarih öğretmeni olmalıymış Büyük Kahkaha Adam mevzuyu olduğu gibi almış içine ejderha koymuş sadece hahaha
Never forget what you are, for surely the world will not.
  Cevapla
#3
(Dün, 02:02 PM) Caspian yazdı: Martin tarih öğretmeni olmalıymış Büyük Kahkaha Adam mevzuyu olduğu gibi almış içine ejderha koymuş sadece hahaha


Alıntı:"Çok fazla tarih okurum ve içinden iyi şeyler çıkarırım, ama aynı zamanda
karıştırıp harmanlamayı da severim. Yani, bazı yazarların yaptığı gibi birebir
aktarmalar yapmam; bu yüzden “Westeros’taki X gerçekteki Y’ye eşittir”
diyemezsiniz. Daha çok “Westeros’taki X, gerçekteki Y ve Z’ye eşittir, ama
içine Q, L ve A’dan da ufak parçalar katılmıştır” diyebilirsiniz."

Martin'in kendisi böyle olduğunu söylüyor hocam  Dil Çıkarma Yersen...
Targaryen
Fire and Blood
  Cevapla
#4
Anarşi dönemini okuduğumda ben de "oha aynısı" demiştim. Büyük Kahkaha
[Resim: bna71Du.png]

"When the snows fall and the white winds blow, the lone wolf dies, but the pack survives."
  Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: Aenar Targaryen, 2 Ziyaretçi