SSM’de bir okur Melisandre ve Mirri Maz Duur’un kötülüğü hakkında sorunca Martin çok net bir şey söylüyor:
Bu Melisandre için bence çok kritik çünkü onu sadece “kötü cadı” diye okumak zayıf kalır. Melisandre kendini dünyanın son savaşında doğru tarafta sanıyor. İnsanları yakıyor çünkü bunun insanlığı kurtaracağını düşünüyor. Yanlış görüyor, yanlış yorumluyor ama yalan söylediğini sanmıyor.
Bu da ateş wight teorisiyle ilginç şekilde birleşiyor çünkü eğer Melisandre ölümden dönmüş biriyse, Beric gibi o da bir göreve sabitlenmiş olabilir.
Beric her dönüşte kendinden bir şey kaybediyor ve sonunda neredeyse sadece “adalet” fikri kalıyor. Stoneheart’ta ise sadece "intikam" kalıyor. Bu ikisi için de bu adalet ve intikam, onların geri dönüş çapasıydı... bu sebeple ne olursa olsun bu fikre sabitlenerek hareket ediyorlar. Bir nevi ellerinde değil aslında.
Melisandre’de ne kalmış olabilir?
Amaç.
Azor Ahai’yi bulmak. Karanlığı yenmek. Şafak’ı getirmek. Kendini buna öyle bağlamış ki yemek, uyku, kişisel hayat, geçmiş hatta kendi eski adı bile silinmiş. Melony gitmiş. Geriye Melisandre kalmış.
Bu yüzden Melisandre’nin en trajik tarafı şu olabilir: Kadın doğru tarafta insanlık için savaştığına inanıyor ama bunu yaparken yanlış yorumlanan kehanetler, aşırıya kaçan kurban ritüelleri ve belki de en başından beri yanlış yerde durmak gibi bir durumu olabilir.
Alıntı:"Mirri kendini kahraman görüyordu, Melisandre de büyük ihtimalle öyle hissediyor; gerçekte ne olduklarını belirlemek okuyucuya kalmış, bunu kolaylaştırmak istemiyorum."
Bu Melisandre için bence çok kritik çünkü onu sadece “kötü cadı” diye okumak zayıf kalır. Melisandre kendini dünyanın son savaşında doğru tarafta sanıyor. İnsanları yakıyor çünkü bunun insanlığı kurtaracağını düşünüyor. Yanlış görüyor, yanlış yorumluyor ama yalan söylediğini sanmıyor.
Bu da ateş wight teorisiyle ilginç şekilde birleşiyor çünkü eğer Melisandre ölümden dönmüş biriyse, Beric gibi o da bir göreve sabitlenmiş olabilir.
Beric her dönüşte kendinden bir şey kaybediyor ve sonunda neredeyse sadece “adalet” fikri kalıyor. Stoneheart’ta ise sadece "intikam" kalıyor. Bu ikisi için de bu adalet ve intikam, onların geri dönüş çapasıydı... bu sebeple ne olursa olsun bu fikre sabitlenerek hareket ediyorlar. Bir nevi ellerinde değil aslında.
Melisandre’de ne kalmış olabilir?
Amaç.
Azor Ahai’yi bulmak. Karanlığı yenmek. Şafak’ı getirmek. Kendini buna öyle bağlamış ki yemek, uyku, kişisel hayat, geçmiş hatta kendi eski adı bile silinmiş. Melony gitmiş. Geriye Melisandre kalmış.
Bu yüzden Melisandre’nin en trajik tarafı şu olabilir: Kadın doğru tarafta insanlık için savaştığına inanıyor ama bunu yaparken yanlış yorumlanan kehanetler, aşırıya kaçan kurban ritüelleri ve belki de en başından beri yanlış yerde durmak gibi bir durumu olabilir.
![[Resim: bna71Du.png]](https://imgur.com/bna71Du.png)
"When the snows fall and the white winds blow, the lone wolf dies, but the pack survives."

