![[Resim: gaONHhb.png]](https://i.imgur.com/gaONHhb.png)

Birini, tam şeffaf olmadan, onun duygu, algı, suçluluk, korku, umut ya da sembol okumasını kullanarak belli bir sonuca yöneltmektir.
Bu tanıma bakarak Jon Snow'un manipülasyon örneklerine bakalım.
1- AGoT "Ulukurtları Almaya İkna Etme"
Jon, AGoT Bran I’de Ned’i kurt yavrularını almaya iterken açıkça bir çerçeve kuruyor ve duygu-simge-hane şerefi üstünden yönlendirme yaparak yavruları alması için maniple ediyor:
Alıntı:'Lord Stark,' dedi Jon. Babasına böyle resmi hitap etmesi garipti. Bran umutsuzca Jon'a bakıyordu. 'Beş yavru var. Üç erkek, iki dişi,' dedi Jon babasına.
'Ne demek istiyorsun?' diye sordu lord.'Sizin de beş meşru evladınız var. Üç oğul, iki kız. Ulu kurt Stark Hanedanı'nın arması. Bu yavrular sizin çocuklarınız tarafından sahiplenilmek için doğmuş.'Bran babasının yüz ifadesinin değiştiğini gördü. Kafiledeki adamlar bakışıyordu. Bran yedi yaşında olmasına rağmen ağabeyi Jon'un ne yaptığını anlamıştı. Yavruların sayısı lordun çocuklarına denkti çünkü Jon kendisini hesaba katmamıştı. Kızları ve hatta bebek Rickon'u saymıştı ama kuzeyde gayrimeşru doğan şanssız çocuklara verilen 'Kar' soyadını taşıyan kendisini toplamın dışında tutmuştu.Babaları da Jon'un ne yaptığının farkındaydı. 'Kendin için bir yavru istemez misin Jon?' dedi yumuşacık bir sesle.'Bu ulu kurt Stark Hanedanı'nın sancağını onurlandırıyor,' dedi Jon. 'Ben bir Stark değilim baba.' Lord babaları düşünceli fakat takdir dolu bir ifadeyle baktı Jon'a...
2) AGoT " Sam’i zorbalardan korumak için korku siyaseti kurması"
Sam, Sur'a ilk geldiğinde onu zorbalayan Alliser Throne'dan korumak adına kendi gibi diğer acemileri hizaya sokmak için maniple kullanır:
Alıntı:'Beni dinleyin,' dedi Jon ve işlerin nasıl olacağını sakince anlattı. Pyp, tam da Jon'un umduğu gibi destek verdi ama Halder karşı çıktı ki bu oldukça şaşırtıcıydı. Grenn önce kararsızdı ama Jon onu hizaya getirecek doğru kelimeleri biliyordu. Birer birer bütün çocukları sıraya dizdi. Kimini ikna etti, kimini tatlı tatlı kandırdı, kimini utandırdı ve hak eden bazılarını da tehdit etti. Sonunda hepsiyle anlaştı... Rast hariç.
'Siz kızlar canınız nasıl istiyorsa öyle yapın ama Thorne beni Bayan Domuzcuk'un üstüne salarsa, kendime kalın bir dilim domuz jambonu keserim,' dedi ve kahkahalar atarak salondan ayrıldı.
O gece, bütün kale uykudayken üç kişi Rast'ın hücresini ziyaret etti. Grenn çocuğun kollarını tutarken bacaklarının üstüne oturdu. Hayalet göğsüne atladı ve kırmızı gözleri alev gibi yanarken çocuğun boğazını hafifçe kanatacak kadar ısırdı. 'Nerede uyuduğunu biliyoruz, bunu sakın unutma,' dedi Jon fısıltıyla.
Ertesi sabah Jon, Rast'ı, Albett ve Kurbağa'ya tıraş olurken usturanın nasıl elinden kaydığını anlatırken duydu.
O günden sonra, ne Rast ne diğerleri Samwell Tarly'ye zarar verecek bir hareket yaptı. Sör Alliser Thorne onları çocuğun karşısına çıkardığında, Sam'in beceriksiz ve güçsüz ataklarına karşı tembel savunmalar yapmakla yetindiler.
Bu ilk kitapta aslında Jon'un "maniple türünü" anlatan güzel bir alıntı. İlk aşama tehdit içermeyen, istediği şeyi şeyin ne olduğunu anlatarak ikna eder (mantığın sesi diyelim buna) fakat işe yaramazsa karşısındakini duygusal olarak yönlendirir (utandırma vb) ve bu da işe yaramaz ise Rast örneğinde olduğu gibi "tehdit" ile korku devreye sokulur.
3) AGoT " Sam İçin Üstat Aemon'ı İkna Etme"Arkadaşlarını ikna etmesi yeterli olmayınca Jon, Sam'i alandan uzaklaştırıp Üstat Aemon'ın korumasına sokmaya karar verir lakin önce bunun için onu ikna etmesi gerekir. Bunun için "mantığın sesini" kullanarak üstadı yönlendirir. Konuşma çok uzun olduğu için kısa bir kısmını ekliyorum:
Alıntı:“Gece Nöbeti her türden insana ihtiyaç duyar.”
“Teneke döverek demir yapamazsınız…”
3) ACoK " Qhorin planında sahte ihanet üretmesi"
Bu, Jon’un ilk büyük stratejik aldatması. Dışarıdan bakınca Jon kardeşliğe ihanet ediyor görünür; gerçekte ise Qhorin’in istediği şeyi yapıyor.
Alıntı:“Bunu yaparsam seni öldürürüm.”
“İyi görünmesini sağla.”
(A Clash of Kings, Jon / Qhorin Halfhand hattı)
Burada Jon yalnızca düşmanı değil, okuyucunun gözünü de manipüle eder. Martin Jon’u ilk kez açık biçimde “rol yapan adam” seviyesine çıkarır.
4) ASoS "Mance’i ikna etmek için yarı-doğru yarı yalan kurmacası"
Jon, Mance karşısında düz yalan söylemez; yarı-doğruları öfke, kırgınlık ve kimlik yarasıyla birleştirip inandırıcı bir firari kişilik örneği kurar.
Alıntı:"Piçi nereye oturttuklarını gördün mü?"
Bu çok Martinvari bir manipülasyon: çıplak yalandan değil, doğru duygunun yanlış bağlamda sunulmasından doğuyor. Jon gerçekten dışlanmıştır, gerçekten öfkelidir ama bu gerçeği başka bir amaç için kullanır.
5) ASoS — Ygritte ve yabanıllar arasında “aidiyet” numarası oynaması
Jon, sadece Mance’i değil, tüm yabanıl çevresini “ben artık sizin tarafınızdayım” duygusuna yatırmak zorunda kalır. Bu da sosyal manipülasyonun bir biçimi.
Kılıçtan çok rol devamlılığı ile ayakta kalır: susacağı yeri, öfkeleneceği yeri, ne kadar itiraf edeceğini hesaplar.
Bu yüzden 3. kitap Jon’u “dürüst çocuk”tan “gerektiğinde maske takan lider”e taşır.
6) ADWD " Gilly’ye yaptığı bebek baskısı: Jon’un en karanlık manipülasyonu"
Bence Jon’un kitaplarda yaptığı en sert manipülasyon budur. Gilly’yi mantıkla değil, anne korkusu ve ateş dehşeti ile kırar. Bu sahnede ilk kitapta anlatılan üçlü maniple tekniğinin hepsini gösterir; önce mantığın sesini kullanır, sonra işe yaramayınca duygusallığı kullanır ama o da işe yaramayınca "Dalla'nın bebeğinin öldüğü gün seninki de ölecek, söz veriyorum," diyerek çok açık bir tehdit sallar.
Bu sahne Jon’un “iyi amaç için zalimleşebilme” sınırını gösterir. Burada yaptığı şey ikna değil aslında, düpedüz duygusal zorlamadır.
7) ADWD "Stannis'i Gilly'i Göndermeye İkna Etmesi"
Alıntı:“Bunu sana kim söyledi?”
Söylenti Kara Kale’nin her tarafına yayılmıştı. “Bilmeniz gerekiyorsa, hikâyeyi Gilly'den duydum.”“Gilly kim?”“Sütanne,” dedi Leydi Melisandre. “Ona kale içinde dolaşma özgürlüğü verdiniz Majesteleri.”“Etrafa hikâyeler yayması için değil. Onun göğüslerine ihtiyacımız var, diline değil. Ondan daha fazla süt ve daha az mesaj istiyorum.”“Kara Kale’nin faydasız ağızlara ihtiyacı yok,” diye onayladı Jon. “Gilly'i, Doğugözcüsü’nden ayrılacak bir sonraki gemiyle güneye gönderiyorum.”
Melisandre boynundaki yakuta dokundu. “Gilly, kendi oğlunu emzirdiği gibi Dalla’nın oğlunu da emziriyor. Küçük prensimizi süt kardeşinden ayırmakla zalimlik ediyorsunuz lordum.”
Şimdi dikkatli ol, dikkatli ol. “İki çocuğun paylaştığı tek şey anne sütü. Gilly'nin oğlu daha iri ve daha sıhhatli. Prensi tekmeliyor, çimdikliyor ve Gilly'nin memesinden itiyor. Onun babası Craster’dı, zalim ve aç gözlü bir adam. Kan çekiyor.”
Kralın kafası karışmıştı. “Sütannenin, Craster denen adamın kızı olduğunu sanıyordum.”“Hem karısı hem kızı Majesteleri. Craster bütün kızlarıyla evlenirdi. Gilly'nin oğlu, ikisinin birleşmesinin meyvesi.”“Kızı kendi babası mı hamile bıraktı?” Stannis dehşete düşmüştü. “Öyleyse ondan kurtulmamız en iyisi. Burada böyle bir zelâlete izin vermem. Burası Kral Toprakları değil.”
Şimdi burada geçen konuşmada Jon'un Stannis'i gayet iyi gözlemleyip tanıdığını görebiliyorsunuz çünkü açıkçası onun bu tür zelil durumlar karşısındaki tavrını bildiği için öyle olmadığı halde Gilly'nin dilini tutmadığını ve aile geçmişini önüne seriyor. Stannis de hemen yeme geliyor ve hop, kızın gönderilmesini onaylıyor.
![[Resim: bna71Du.png]](https://imgur.com/bna71Du.png)
"When the snows fall and the white winds blow, the lone wolf dies, but the pack survives."




Teşekkür ederim bu detaylı yazı için.